Esam İstanbul Şb. Bşk. Ekrem Arıkan
ESAM İstanbul Şb. Bşk. Ekrem Arıkan
Ekrem Arıkan: Şu an 21.si icra edilen Müslüman Topluluklar Birliği kongresiyle ilişkili bir şekilde ifade etmek gerekirse, Erbakan Hocamızın biliyorsunuz en büyük gayesi İslam birliğini sağlamak idi. Bugün dünyada birleşmiş milletler var. Bütün dünyanın siyasi, iktisadi takımı yapısını bu birlikler yönlendiriyor. Erbakan Hocamızın gayesi neydi? Bu hak ve adalet merkezi yeni bir dünya inşa edilsin. Yalta tekrardan ikinci yaltayla hak ve adalet merkezi yeni bir şekilde bu anlaşmalar düzenlensin. Yeni bir dünya ortaya çıksın. Bunun için de İslam Birliği kurulsun. Müslüman ülkeler sömürülmesin. Dünyayı hak ve adalet tesis edilsin şeklinde bir gayesi vardı.
Bu toplantılar esasında düşündüğümüzde ne kadar büyük bir ufuk ile hareket edildiğini gösteriyor. Bu sene 21. Yapılıyor. Bu ne demek; Birleşmiş Milletlerin olması gerektiği şekilde hak ve adalet merkezli Müslüman ülkeler tarafından yerine olması gereken bir birlikteliğin ilk adımları 21 sene önce atılmış demek oluyor. Bu, Birleşmiş Milletlerin olması gereken şekli esasında. Hak ve adalet merkezde düşünen Müslümanların dünyada bu sömürü düzeni nasıl ortadan kaldırılır? Bütün dünyaya saadet dünyası, refah dünyası, adalet dünyası nasıl inşa edilir şeklinde göstermek için işçiler yapılıyor. Bunların bu toplantıların ilk olarak fikir babası ortaya çıkarılması tabi merhum Erbakan Hocamız tarafından gerçekleştiriliyor. Belki dediğim gibi birkaç cümleyle Erbakan Hocamızı anlatmak çok zor tabii ama bu toplantılar nezdinde ele aldığımızda işte bu ufuk Hocamız tarafından, merhum Hocamız tarafından ortaya konmuş ve 21.si yapılıyor.
Dün mesela ilk açılışında protokolde Başbakan yardımcısı bir bakan da geldi. Esasında bu birlikteliklerin ne kadar resmi olarak devlet nezdinde de kabul görmesi gerektiğini gösteriyor. Çünkü bugün bütün dünya tıkanmış durumda. Baktığımız zaman Balkanlarda, Kafkaslarda, Orta Doğu'da, Asya'da, Avrupa'da, kimi yerde ekonomik, kimi yerde siyasi farklı farklı krizler boy gösteriyor. Bu, iki kere iki dört ispatı gibi bir şey yani. Bugün dünyada demek ki hak ve adalet merkezde siyasi, iktisadi, sosyal bir nizam, düzen yok. Bunu kurabilecek, tesis edebilecek ancak İslam inancıdır. Bunu İşte bu topluluklarla görüşülecek, istişare edilecek, ortaya konacak ki fikirler olgunlaşsın artık yeni bir sisteme, yeni bir düzene dönüşsün. Bize bu ufku ortaya koyup da öğreten, gösteren bunu yol haritası olarak işaret eden merhum Erbakan Hocamız.
Yani Erbakan Hocamızdan bahsedin deyince ancak en güzel herhalde işte bu toplantılar ispatı olmuş oluyor. Bize ümmet olmayı, birlikte hareket etmeyi o gösterdi, o öğretti. Bize kendisinden sonra da bu iş böyle olur, böyle devam eder diye gösteren oldu. Allah kendisinden razı olsun, gani gani rahmet eylesin.
Sunucu: Merhum rahmetli Erbakan Hocamız hep söylerdi. Derdi ki: “‘Müminler ancak kardeştirler’ ayetinin hükmü gereği bizim kardeş olarak toplanıp Allah'ı anmamız ve birlik olmamız lazım” derdi. MaşaAllah onun vesilesiyle siz burada kanaat önderi olarak çok güzel ilişkilere imza atıyorsunuz maşaAllah. Allah razı olsun.
Ekrem Arıkan: Ben bu söylediğinizi şu şekilde teyit amaçlı söyleyeyim; Konferanslarında konuşmalarında her zaman söylediği bir hadis-i şerif vardı. “El küfrü milletin vahide, el İslamı ümmetin vahide” Arapça olarak. “Küfr tek millettir, İslam tek ümmettir.” İslam tek ümmettir ne demek? Ümmet demek; imamı olan millet demek. İmamı olan millet ne demek? İşte ümmet; yani organize teşkilatlı bir örgüt şeklinde, bir teşkilat şeklinde çalışan bir organizasyon demek. Şimdi orada bir grup, burada bir grup, başka yerde başka bir grup tek başına ferdi hareket ettiği zaman bu birlik tesis edilmiyor. Ümmet, bu hadis-i şerif, Hz. Peygamber (sav) buyruğu, “el-İslam'ı ümmetin vahideh” İslam, ben Müslümanım diyorsanız bir ümmetin parçasıymış gibi, bir vücudun kolu, ayağı, parmağı gibi bir parçasıymış gibi hareket etmek gerekiyor. Yani beyinden habersiz bir parmak, ben başka yere gideceğim, bir ayak ben başka yere gideceğim diyebilir mi? Bu olmaz. İşte bu birliktelikler, bu birliğin tesis edilmesi için, ümmet bilincinin oluşturulması çok önemli. Burada Mısır'dan, Cezayir'den, Fas'tan, Endonezya'dan, Malezya'dan, Tacikistan'dan, tabii ki İslam'da kavmiyet diye bir şey olamaz. Irk-kavim gözetmek için ‘elhamdülillah Müslümanım’ diyen İslam bilinciyle, ümmet şuuruyla buraya gelmiş olan bütün milletler kendi fikirlerini ortaya koyuyorlar. Kendi ülkeleriyle ilgili sorunları ortaya koyuyorlar. Bu istişareler gerçekleşmiş oluyor. Cenab-ı Hak hayırlara vesile eylesin diyelim.
Sunucu: Allah razı olsun Hocam. Rahmetli Erbakan Hocamız diyordu ya hani, “imamı olan bir birlik.” Şimdi bir birlik olduğu zaman onun bir başı tabii ki olması gerekiyor. Baktığımız zaman ve burada gelen misafirlerimizin de çoğunun da söylediği “Türkiye bize liderlik etsin.” Niye? Çünkü güç olarak bizden daha fazla ileride teknik imkanlar olarak da. “Türkiye'nin önderliğinde bir birlik kurulsun ve birlikte hareket edelim” diyorlar konuştuğumuz insanlar ve gerçekten önümüzdeki göstergeler elimizdeki rakamlar da bunun bu şekilde Türkiye'nin önderliğinde kurulacak bir birliğin insanları çok ileriye götüreceğini, rahmetli Erbakan Hocamızın da D8'i kurarak bunun temelini attığını hatırlıyoruz, biliyoruz. Çok da güzel bir inşaAllah temel birlik olmuştu. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz Hocam?
Ekrem Arıkan: Şimdi Türkiye böyle bir birliğe önderlik, liderlik etmeye, şimdi kapitalist ülkelerin hani bir önderlik liderlik bir hevesi olur. Bizim böyle bir hevesten dolayı değil ama tarihi sorumluluk gereği bu şuurla hareket etmeye mecburiyetimiz var. Çünkü bu bir sorumluluk. Cenab-ı Hak size mesela bir meziyet bir yetenek bir kabiliyet vermiştir onu yapmazsanız hesabını sorar. Şimdi Türkiye Osmanlı'dan, Selçuklu'dan, bizim tarihimizden, ecdadımızdan aldığımız miras gereği bu sorumluluğun bilinciyle hareket etmek zorunda.
Şimdi bizim Kafkasya'dan, Balkanlardan, Araplardan bunların hepsi bizim Müslüman kardeşlerimiz. Bu kesinlikle bir üstünlük anlamında bir şey değil ama organize edip de onlarla birlikte hareket edebilme adına, bu sorumluluğu biz yaparız, biz yerine getiririz, biz ancak lider oluruz gibi bir gayemiz yok. Tarihi miras gereği bu toparlayıcılık ancak bu topraklar üzerinde gerçekleşiyor. Bu topluluğu da İstanbul'dan başka toplayabilen bir yer yok. İstanbul Erbakan Hocamız boşuna söylemezdi. “Ankara Türkiye'nin başkenti, İstanbul dünyanın başkenti.” Ayrıca İstanbul'da toplanıyor. Bu toplantılar da az önce bahsettiğimiz gibi, 21.si yapılıyor ve bu her yıl Fetih Şöleni ile birlikte düzenlenir, birleştirilir. Buraya gelen yurt dışından misafirlerimiz 29 Mayıs Fetih günü kutlamalarını, 26'sında Anadolu Gençlik Derneğimiz yapmıştı İnönü Stadyumunda çok böyle güzel, görkemli bir kutlama şöleni oldu tabii. Oraya da katıldılar. Fetih ne demek? Açmak demek, kapı açmak demek. Miftah, Arapça anahtar demektir mesela. Fetih demek, işgal demek değildir. Hak, hukuk, adalet ve refah getirmek üzere kapıyı açıp da zulüm düzenini adil bir düzene çevirmek demektir. Fetih şuurunu biz böyle anlıyoruz. Buraya gelenler de işte bu şuurla fetih günü kutlamalarıyla beraber bu birleştirilmiş toplantıları gerçekleştiriyorlar.
Nereden geldik buraya? İstanbul dedik, fetih dedik. İşte ancak İstanbul'da oluyor bu şuurla, bu ümmet bilinciyle birliktelikler, toplantılar. Başka yerlerde de olabilir, orada olursa buradan koşa koşa Müslümanlar da gider. Ama Türkiye'nin bu tarihi mirası gereği, sorumluluk bilinciyle hareket edip elinden geldiğince hayırda yarışma adına ön ayak olması gerekiyor.
Sunucu: A9'un 1. senesini doldurduk. Bununla ilgili siz bir söylemek ister miydiniz?
Ekrem Arıkan: Ben hayırlı olsun diyorum. Gerçekten çok başarılı buluyorum yayınlarınızı da. Çok önemli işler yapıyorsunuz. Gerçekten profesyonel çok etkin bir şekilde çalışıyorsunuz. Hayırlara vesile olsun diyorum. Tebrik ediyorum. Çok teşekkür ediyorum aynı zamanda.
Sunucu: Çok sağ olun Hocam.
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500
