İstanbul Üniv. Edebiyat Fak. Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Casim Avcı
İstanbul Üniv. Edebiyat Fak. Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Casim Avcı
Doç. Dr. Casim Avcı: Kuran-ı Kerim Müslümanların kardeş olduğunu söylüyor. Aynı zamanda Allah'ın ipine sımsıkı sarılmamızı istiyor. Ancak görünen manzara hem Müslümanlar içerisinde hem de dünya çapında bakıldığı zaman Müslümanlar açısından iç açıcı değil. Bunun tek çözümü veya önemli çözümlerinden birisi her Müslüman'ın özellikle bu Ramazan ayını da değerlendirerek Kuran'a dönüş yapmasıdır. Kuran-ı Kerim'in özünde yüce yaratıcının bizden istediği gerçek kulluğa, gerçek Müslümanlığa ve gerçek Müslümanlığa şuur olarak bu şuura sahip olmak ve aynı zamanda Ramazan'ı bütün Müslümanların kardeşliği, hatta bütün insanlığın kardeşliği. Çünkü biliyorsunuz müminler iman bakımından kardeştir. İnsanlar da dünyadaki insanlar da yaratılış bakımından kardeştir. Bütün insanlar Âdem'dendir. Hazreti Peygamber (sav) Veda hutbesinde böyle buyuruyor. “Hepiniz Âdem'densiniz, Âdem de topraktandır.” Ve insanların, ırkların, renklerin birbirine üstünlüğünü değil, aslında takva üstünlüğünü İslamiyet getirmiştir. Ve şunu söylemek istiyorum; Hangi dine mensup olursa olsun, tabii ki dünyada Müslümanlar belirli oranda çok önemli bir sayıda bulunmaktadırlar ama biz Müslüman olmayanlara da birlikte aynı dünyada yaşıyoruz, aynı havayı soluyoruz. Müslümanların Müslüman olmayanlara karşı da tebliğ görevleri var ve aynı dünyada yaşayan insanlar olarak birbirimize karşı görevlerimiz var. Bu bakımdandır ki Müslüman'ın ufku sadece Müslümanlarla sınırlı değil, bütün insanlığı kuşatacak. Bütün insanlığın refahı, huzuru, mutluluğu ve birliği için mücadele edecek, gayretleri sarf edecek bir noktaya gelmeliyiz. Çünkü dünyanın neresinde olursa olsun dökülen bir gözyaşı Müslümanın kalbini incitir, Müslümanı yaralar. Bir kadının, bir çocuğun, bir yaşlının ister inansın ister inanmasın bir bomba altında herhangi bir şekilde bir zulüm altında inlemesi Müslümanın yüreğini yaralamalıdır. Kaldı ki Müslümanların kendi içerisindeki çatışmalardan dolayı, ayrışmalardan dolayı, sizin o işaret ettiğiniz tehlikeden dolayı Müslümanların birbiriyle kavga etmesi savaşması, mücadele etmesi İslam'a yakışmadığı gibi insanlığa da aslında yakışan bir durum değildir.
O halde bu Ramazan'a yaklaştığımız şu günlerde ben bütün insanlığa şu mesajı vermek istiyorum ki aslında Kuran'ın mesajı da budur; Müslümanlar birlik, beraberlik içerisinde olduğu gibi dünya da aslında insanlık huzur ve mutluluk içerisinde olmalıdır. Zulüm Müslüman'a da yapılsa zulümdür, Müslüman olmayana da yapılsa zulümdür ve Kuran-ı Kerim'de kesin olarak yasaklanmıştır. Kısaca bunları söyleyebilirim.
Bizim hem dini anlayışımız hem tarihi misyonumuz Türkiye olarak düşündüğümüzde bu bahsettiğiniz birlikteliğe, diğer dinlere, diğer kültürlere açık olma noktasında tarih boyunca çok güzel örnekler sergilemiştir. Yani hem teorik olarak Hz. Peygamber (sav) döneminden itibaren günümüze gelinceye kadar, hem teorik olarak Kuran-ı Kerim'de, Sünnet'te, diğer dini kitaplarda yazdığı şekliyle hem de pratik olarak Hazreti Peygamber (sav)'den günümüze kadar, işte Hazreti Peygamber (sav) dönemi, Haçlı dönemi, Emeviler, Abbasiler, Selçuklular, Osmanlılar dönemi günümüze gelinceye kadar Müslümanların gayrimüslimlerle birlikte yaşadığı ve bundan hak ve hukukunun tanzim edildiği, hem de bu hukuka diğer milletlerde, diğer devletlerde, diğer dönemlerde görünmediği kadar fazlasıyla riayet edildiği bir tecrübe birikimine sahibiz. Türkiye'nin de işaret ettiğiniz gibi, bugün hem Orta Doğu'da hem dünya çapında yükselen bir yıldız olarak dikkat çekmesi tabii bizi gururlandırıyor. Ancak bunun şüphesiz ki çok sağlam temellere dayalı olarak gelişmesi lazım. Siyasilerin, din adamlarının, okuryazar aydın kesimin ve bütün halk topluluklarının bu manada iyi niyetle birliktelik içerisinde olması lazım.
Bu, Birleşmiş Milletleri gibi, NATO gibi, İslam konferansı gibi genel anlamda ki teşkilatlarla olabilir. Ben teşkilat adından daha ziyade problemlerin çözümünden yanayım. Yani bu akan kan dursun, insanların ızdırapları dilsin ama bunu devletler yapar, kurumlar yapar, hepsine ihtiyaç var. Aynı zamanda birçok kurum, birçok faaliyetçiler bazen göstermelik kalabiliyor. Bunlara da artık bir son verilmesi lazım ve fiilen akan kanların durdurulması lazım. Akıtılan gözyaşlarının, annelerin, çocukların, insanların, babaların gözyaşlarının durdurulması lazım. Ben ivedilikle, öncelikle buna fiilen öncelik verilmesi gerektiği kanaatindeyim. Bu, kurumlar olabilir, dediğim gibi şahıslar olabilir. Hepimiz elimizden gelen gayreti göstermek durumundayız.
Sunucu: Allah inşaAllah Türkiye'nin liderliğinde İslam Birliği'ni en kısa en hayırlı süre içinde nasip etsin, inşaAllah.
Doç. Dr. Casim Avcı: Ben de bu temennimize katılıyorum. Teşekkür ediyorum. A9 Televizyonu'na tebrik ediyorum. Yayınlarında başarılar diliyorum. Hayırlı hizmetler diliyorum tabii ki. İyi günler.
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500
