EVRİM TEORİSİ HALA İLKÖĞRETİM VE LİSE DERS KİTAPLARINDA BİR GERÇEKMİŞ GİBİ OKUTULMAYA DEVAM EDİYOR
Tüm iddialarının geçersizliği bilimsel olarak ispatlanmış olmasına rağmen evrim teorisi hala ilköğretim ve lise biyoloji ve fen teknik kitaplarında bir gerçekmiş gibi okutulmaya devam ediyor -1-
Dünya çapında tüm ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de okullarda mecburi olarak tek yanda Darwinizm eğitimi verilmekte. Örneğin 9. Sınıf biyoloji ders kitabının 90. Sayfasında hücre organizma ve metabolizma konusunda prokaryottan ökaryota ara başlığı altında tek hücreli sözde ilkel canlıların nasıl çok hücreli gelişmiş canlılara güya evrimleştiği anlatılmaktadır.
Oysa ders kitaplarında işlenen prokaryottan ökaryota yani tek hücreliden çok hücreliye geçiş iddiası tamamen yanlıştır. Evrim teorisi canlılığı ilkelden gelişmişe doğru bir sıralamaya yerleştirmek zorunda olduğu için prokaryotların yani çekirdeksiz tek hücrelilerin ilkel hücreler olduğunu ökaryotların yani çekirdekli çok hücrelilerin ise tek hücrelilerden evrimleşerek geliştikleri senaryosunu ortaya atmaktadır.
Darwinistler bu iddialarına dayanak olarak yaklaşık 3,5 milyar yıl önce yaşamış olan bakterilerin fosillerine delil getirmeye çalışırlar. Evrim teorisinin yanlış iddialarına göre tek hücreli canlılar bir anda tesadüfen ortaya çıkmış, yavaş yavaş çok hücrelilere dönüşmüştür. Çok hücreliler de zamanla sözlü evrimleşerek günümüzdeki son derece kompleks yapılara sahip kelebeklere, kuşlara, aslanlara, kartallara, balinalara, tavşanlara ve nihayet teknolojiler üreten, medeniyetler kuran, profesörler yetiştiren, uzaya çıkan, laboratuvarlarda kendi hücrelerini incelen insanlara dönüşmüşlerdir. Bu iddia tümüyle sahtedir.
Öncelikle prokaryot hücre ile ökaryot hücre arasında yapısal olarak çok büyük farklılıklar vardır. Bu farklılıklar karşılaştırıldığında prokaryot bir hücrenin evrimcilerin iddia ettiğinin aksine ökaryot bir hücreye dönüşmesinin imkansız olduğu anlaşılır.
1. Prokaryot hücrenin hücre duvarı polisakkarit ve proteinden oluşurken, ökaryot hücrenin hücre duvarı bunlardan tamamen farklı bir yapı olan selülozdan oluşur.
2. Prokaryot ve ökaryot hücredeki DNA'ların yapıları birbirlerinden farklıdır.
3. Ökaryot hücredeki DNA molekülü çekirdek adı verilen çift katlı bir zar içinde muhafaza edilirken, prokaryot hücredeki DNA molekülü hücre içerisinde serbest durmaktadır.
4. Prokaryot hücredeki DNA molekülü tek bir hücreye ait bilgi taşımaktayken, ökaryot hücredeki DNA molekülü organizmanın tümüne ait bilgileri taşır.
5. Prokaryot ile ökaryot hücre arasındaki mesajlı RNA'ların biyokimyasal yapıları birbirinden oldukça farklıdır.
6. Rastlantısal değişikliklere karşı koyan bu hassas yapı yanında prokaryot ve ökaryot hücreler arasında hiçbir ara form bulunmayışı da evrimcilerin iddiasını temelsiz kılmaktadır.
Ayrıca Darwinistler fotosentez yapan canlı hücrelerini ve çok hücreli canlıların gelişimini açıklayamadıklarından tesadüfen meydana geldiğini iddia ettikleri tek hücrelilerin bir başka hücre içine girerek yerleştiğini ve böylelikle kloroplast ve mitokondri gibi kompleks yapıları meydana getirdiğini iddia ederler. Öncelikle tesadüfen tek hücrelilerin oluştuğu iddiası büyük bir aldatmacadır. Tesadüfen hücreyi oluşturan proteinlerden tek bir tanesinin bile oluşamayacağı bugün kesin bilimsel delillerle ispat edilmiştir.
Eğer kloroplast ve mitokondri iddia edildiği gibi geçmişte bağımsız hücreler iken büyük bir hücre tarafından yutulmuş olsalardı bunun tek bir sonucu olurdu. O da bunların ana hücre tarafından sindirilmesi ve besin olarak kullanılmasıdır. Çünkü hücrenin içinde lizozom enzimleri bulunur ve lizozom enzimleri böyle bir durumda yuttuğu hücreyi hemen parçalayıp sindireceklerdi. Ayrıca hücreler ancak tüm organelleri ve partikülleri ile beraber var olduklarında hayatta kalabilmektedirler. Dolayısıyla sözde gelişmekte olan ökaryot hücrenin mitokondri oluşana kadar beklemesi gibi bir durum da söz konusu olamaz.
Mitokondrilerin içinde de DNA bulunur. Bu DNA varlığını sürdürmek için hücrenin ana DNA'sının sentezlediği proteinleri kullanmak zorundadır. Dolayısıyla mitokondri DNA'sı ana hücre olmadan tek başına bir işlev sahibi olamaz.
Tüm bu bulgular, evrimcilerin ilkel dedikleri prokaryot hücrenin gelişmiş bir ökaryot hücreye evrimleşemeyeceğini bilimsel olarak açıklar. Kaldı ki evrimcilerin ilkel olduğunu iddia ettikleri prokaryotların yani tek hücrelilerin ilkel olduğu iddiası da bir aldatmacadır.
Bir bakterinin 2000 civarında geni vardır. Her bir gen ise 1000 kadar harf yani şifre içerir. Bu da bakterinin DNA'sındaki bilginin en az 2 milyon harf uzunluğunda olması demektir. Bu hesaba göre tek bir bakterinin DNA'sının içerdiği bilgi her biri 100.000 kelimelik 20 romana denktir. İlk hücrenin ve dolayısıyla canlılığın nasıl oluştuğunu asla açıklayamayan evrimciler bu durumun evrim teorisinin en karanlık noktasını teşkil ettiğini itiraf ederler. Bu evrim teorisinin bilimsel olarak çöküşünün itirafıdır. Ünlü Rus evrimci biyolog Alexander Ivanovich Oparin, göz ardı edilemeyen bu gerçeği şöyle ifade eder: “Maalesef hücrenin meydana gelişi evrim teorisinin bütününü içine alan en karanlık noktayı teşkil etmektedir.”
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500