Sayın Adnan Oktar’ın 6 Aralık 2017 tarihli A9 TV’deki canlı yayınından.
Evrimi neden ısrarla reddediyorsunuz?
İZLEYİCİ SORUSU: Devrimi niye ısrarla reddediyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Ah severim ben senin güzelliğini, canlığını, tatlılığını. Senin gibi dünyalar tatlısı güzel bir varlık, bana gelir de birisi tesadüfen oldu derse ben onu kabul etmem. Kaşlar güzel, burun güzel, dudaklar güzel, bak simetrik. Dişler çok düzgün, porselen gibi dişlerin. Bunların hiçbiri tesadüfen olmaz, saçlar öyle. Bak saçlarından bir tanesi tek telinde bile senin milyonlarca kopyan var. Tek bir saç telinde bak yere düşen bir saç telinde senin milyonlarca kopyan var. Aynısı tıpatıp kopyan. Bunun bilimsel açıklamasını istediğimizde Darwinist’lerden ne diyorlar? Biz bunu bilimsel olarak açıklayamayız. Peki, neyi açıklayabilirsiniz? Hiçbir şeyi açıklayamayız diyor. Ama evrim var diyor. Allah Allah. Şimdi, bilimsel bir tane delil. Mesela diyoruz ki proteinler tesadüfen meydana geldi diyorsunuz. Bu bilimsel bir açıklama diyor. Peki, tamam dinliyoruz. Tamam derken adamı dinleme anlamında dinliyoruz. Protein tesadüfen meydana geldiğini iddia ediyorsunuz. Hayır diyor, yanlış anlaşıldı diyor. Nedir? Betimlenmemiş tesadüfsel, tesadüflerin tesadüfler sonucu iz düşümü, onu kastediyoruz diyor. Ya ızgara mı pişiriyorsun Allah aşkına? Bırak şimdi. Daha da üstüne gidersen diyor ki, kardeşim diyor, tabii ki tesadüfen olması bilimsel olarak mümkün değil diyor. Mümkün değil. Niye diyoruz? Çünkü proteinin olması için başka bir proteinin ihtiyaç var diyor. Haa, iyi güzel. Peki, kim yarattı o zaman diyoruz? Biraz düşünebilir miyim diyor. Düşün, düşün, düşün, düşün, düşün. Kamerayı kapatsana diyor. Ya kardeşim, böbrek ızgara mı yapıyorsun, beyin ızgara mı yapıyorsun, ne yapıyorsun? Daha da daralırsa, uzaylılar yapmıştır diyor. Uzaylıları kim yarattı diyor. Orasını bilemem diyor. O kadar da ilmim yok diyor.
Kardeşim uzaylılar, hadi diyelim senin dediğin gibi, 10 paket protein tozu getirdiler, serptiler buraya. 10 trilyon sene beklesen, ne ondan insan çıkar, ne kuşlar, ne filler, ne domatesler, ne biberler, ne limon ağaçları, ne zeytin ağaçları, hiçbiri çıkmaz. Niye doğru söylemiyorsunuz? Atıyorsunuz demeyeyim, niye doğru söylemiyorsunuz?
Bir de bak diyorum ki ya bir tane ara fosil dediğiniz delillerden bir tanesini getirin, masaya koyun da demiyorum. Bak ondan vazgeçtim. Fotoğrafını yayınlayın fotoğraf. O kadar sıkıştırdım bunları Habertürk'te. Tamam dediler en son, dedim çizim olsa ona da razıyım dedim artık. Ona kadar geldi. Fotoğraf bulduk dediler, getirdik bir tane ara fosil fotoğrafı. Gösterdi, çekiyor. Ya dur bir beş dakika bir bakalım. Niye çekiyorsun? Şöyle yapıyor. Çocuk gibi ya, koskoca adam. Hani böyle boks maçlarında hanım kızlar oluyor, dans eden böyle, bu kadar acıklı halleri düşmenin alemi yok, belli ki oyun. Yani uzatmanın alemi yok. Delil, melil yok. Bak, 700 milyon yaratılışı ispat eden fosil var, 700 Milyon. Bak, tek bir tane. Bir, bir bak, sadece bir tane evrimin varlığını ispat eden fosil yok, bir tane.
O zamanlar Fransa'da falan daha da delirmişti bazı tipler. Bazılar çok heyecanlanmıştı. Buraya geldiler, dedim, seninle tartışacağız dediler, her yerden geldiler. Tamam dedim, bana yaratılışı ispat eden bir tane delil getirin, size tık 10 trilyon vereceğim dedim evrimi ispatlayan. Bir tane, tek bir tane delil getirin. Havalara bakıyorlar. Yok. Hiç tahmin etmiyorlar öyle bir şeyi. Demagojiye alışmışlar. İnsanların kafasını adeta büyülemişler. Bir tane ya bir tane delil ne olacak? Bir tane delil. Diyor ki binlerce delil var diyor. Allah Allah, ben binlerce istemiyorum. Mütevazı bir şey, tek bir tane. Ve bak tık para. Aslında tiko da ben onu kibarlaştırıyorum tıkk para diyorum. On trilyon vereceğim diyorum. Fotoğrafını da kabul ediyorum dedim. Yok. Darwinizm’in hiçbir delili yok.
Dolayısıyla biz bu konuya demir kazığı çaktık. İlimle, irfanla. Kanunla. Evet, evelallah yani bu konu bitti.
-300 Yıllık ateist kültürümüzü çökerttiniz diyorlar.
ADNAN OKTAR: Kardeşim Fransa'ya buradan söylemesi ayıp 5 tır kitap gitti 5 tır. 5 tır dolusu Yaratılış atlası. Bekliyoruz birinci gün. Dağıtıldı dediler. İyi hayırlı uğurlu olsun dediler. Ses yok. İkinci günde ses yok. Herkes teşekkür etmiş Fransa'dan. Ya demişler ne kadar iyi insansınız demişler yani evrimi anlatan kitaplar ne güzel hem de renkli içinde fotoğraflarda falan. Abov üçüncü gün yaktın beni diyen kendini yere atıyor. Hiç mi acımadın diyor. Ya bak diyor ki bu Fransız gazetelerdeki manşete bak, “Fransız tarihinin en büyük felaketi” diyor. Gelmiş geçmiş en büyük felaket diyor. Adama böyle açıklama yaparlar.