Hz. Hızır kıssasından alınacak dersler 1

35422

"Hz. Hızır halk arasında" belgeselinden


HZ. HIZIR KISSASINDAN ALINACAK DERSLER 1

 

İnsanın gün içinde başına pek çok olay gelir. Zorluklarla, sıkıntı verici durumlarla, neşe ve huzur veren olaylarla karşılaşır. Ancak insanların bir kısmı Allah'ın varlığını ve her olayın Allah katında bir kader üzere belirlendiğini düşünmedikleri için başlarına gelen olayları şans ya da tesadüf gibi gerçek dışı kavramlarla açıklamaya çalışırlar. Bu da olup bitenlere hayır gözüyle bakmalarını, yaşadıklarından hikmetli sonuçlar çıkarabilmelerini engeller. Bu nedenle de sürekli sıkıntıya, üzüntüye düşer, mutsuz olurlar. Bu, iman edenlerle iman etmeyen kişiler arasındaki çok büyük bir farktır. Çünkü iman edenler her olayın Allah'ın dilemesiyle ve çok büyük bir hayırla yaratıldığının bilincindedirler.

Unutmamak gerekir ki Allah sonsuz, insansa sınırlı bir akla sahiptir. İnsan ancak olayların görünen kısmıyla muhatap olabilmekte ve ancak kendi anlayışıyla bu olayları değerlendirebilmektedir. Bazı insanlar sınırlı bilgi ve anlayışıyla kimi zaman hayır ve güzellik olan bir olayı, olumsuz, kötü bir olayı ise olumlu ve hayırlı olarak nitelendirebilmektedirler. Bu durumda doğruları görebilmek için iman eden bir insanın yapması gereken şey, Allah'ın sonsuz akıl ve bilgisine teslim olarak her olaya hayır gözüyle bakmaktır. Çünkü olumsuz gibi görünen olaylar da iman eden bir insan için gerçekte hikmetler içeren bir derstir. Allah, Kuran ayetlerinde bu konuyu şöyle bildirmiştir:

“Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır. Ve olur ki sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz.” (Bakara Suresi, 216)

”Musa: ‘İnşaAllah beni sabreden biri olarak bulacaksın. Hiçbir işte sana karşı gelmeyeceğim’ dedi.” (Kehf Suresi, 69)

Ayette bildirildiği üzere Hz. Musa (as) Hz. Hızır (as)’ın söylediği sözler karşısında hemen Müslümanca bir tavır göstermekte ve “inşaAllah-eğer Allah dilerse” şeklinde cevap vermektedir. Bu söz, müminlerin Allah’a olan teslimiyetlerinin, kaderin her an işlediğinin, Allah dilemedikçe hiçbir şeye güç yetiremeyeceklerinin farkında olduklarının bir ifadesidir. Kehf Suresi’nin 23 ve 24. Ayetlerinde bildirildiği gibi “hiçbir şey için bunu yarın mutlaka yapacağım deme” ve Allah dilerse, inşaAllah demek Allah’ın bir emridir. Hz. Musa (as)’ın bu cevabıyla Allah, Müslümanların bir işe başlamadan, bir karar vermeden ertesi gün için bir plan yapmadan önce mutlaka “inşaAllah” demelerinin önemini bildirmektedir. Çünkü o insana işini gerçekleştirme gücünü ve becerisini veren de sonuçta başarıya ulaştıracak olan da yalnızca Allah’tır. Müslümanların bu çok önemli gerçeği bir an bile akıllarından çıkarmamayı, kainattaki her olayın her şeyden haberdar olan Allah’ın kontrolünde ve bilgisinde olduğunu unutmamaları gerekmektedir.

“Dedi ki, eğer bana uyuyacak olursan, hiçbir şey hakkında bana soru sorma. Ben sana öğütle anlatıp söz edinceye kadar.” Kehf Suresi, 70)

 Hazret-i Mûsâ Hazret-i Hızır (as) kıssası ile Peygamberlere ve elçilere uymanın önemi bir kez daha hatırlatılıyor. Bu tabiyet esnasında müminlerin titiz bir saygı göstermenin önemini öğrenmeleri gerekmektedir. Ayetlerde, elçilere itaatin önemi şu şekilde bildiriliyor:

“Kim Resûl'e itaat ederse, gerçekte Allah'a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse, biz seni onların üzerine koruyucu göndermedik.” (Nisa Suresi, 80)

“Allah'a ve elçisine itaat edin, ki merhamet olmasınız.” (Al-i İmran Suresi, 132)

Müminler elçiye itaat ederken aslında Rabbimize itaat ettiklerini bilmeli, elçilerin aldıkları her kararı, yaptıkları her işi hayır ve hikmet gözüyle değerlendirmeli ve onlara gönülden tabi olmalıdırlar.

Nitekim, Hz. Musa (as) ve Hz. Hızır (as) kıssasındaki ayetlerde de, tabi olunan kişinin gerekli gördüğü zaman yaptığı işlerin, aldığı karaların ve söylediği sözlerin hikmetini, öğütle açıklayacağı bildiriliyor.

Örneğin Kehf Suresi’ni bu ayetinde Hz. Hızır (as)’ın “ben sana öğütle anlatıp söz edinceye kadar” dediği belirtilerek, Hz. Musa (as)’a karşılaştığı olayların hikmetinin açıklanacağı bildirilmiştir.

“Böylece ikisi yola koyuldu. Nitekim bir gemiye binince, o bunu, gemiyi deliverdi. Musa dedi ki, içindekilerini batırmak için mi onu deldin? Ant olsun sen şaşırtıcı bir iş yaptın.” (Kehf Suresi, 71)

Kehf Suresi’nin bu ayetinden Hz. Musa (as)’ın, Hz. Hızır (as) ile olan yolculuğu sırasında yanına genç arkadaşını almadığı anlaşılıyor. Nu seçimin pek çok hikmeti olabilir. Ancak bunlardan biri, ikili eğitimin önemine işaret olabilir. En doğrusunu Allah bilir.

Gerçekten de ikili eğitim en iyi eğitim şekillerinden biridir. Kalabalık bir topluluk içindeyken insanların konsantrasyonlarının dağıldığı, dikkatlerini toplamakta zorlandıkları bilinen bir gerçektir. Üç kişi olduğunda dahi insanın dikkatinin dağıldığı, eğitimini aldığı konuya yoğunlaşmakta zorlandığı bilinmektedir. İşte bu nedenle Kuran’da teke tek eğitimin hikmetlerine işaret edilmektedir. Bu şekilde kişi çok daha kolay yoğunlaştırılmış olur, dikkatini verir ve eğitimi veren kişiyle doğrudan iletişim halinde olduğu için konuları çok daha hızlı kavrayabilir. Nitekim tüm dünyada geçerli olan özel ders alma sisteminin önemi de bu olumlu yönlerinden kaynaklanmaktadır.


 

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
mp3mp4