"Gelin birlik olalım 1" belgeselinden
Müslümanların Kitap Ehline Bakış Açısı
İslam ahlakı hem Museviliği hem de Hristiyanlığı Allah'ın vahiyle doğmuş ilahi dinler olarak kabul eder. Peygamberlerini kabul eder, kitaplarını tanır. Onları inkârcılarla, putperestlerle bir tutmaz. Aksine kitap ehli olarak tanımlayarak Müslümanların onların inançlarına saygı göstermesini sağlar. Bakara Suresi’nde bu konu şu şekilde bildirilmektedir:
Şeytandan Allah'a sığınırım:
“Elif, Lam, Mim. Bu kendisinde şüphe olmayan, muttakiler için yol gösterici olan bir kitaptır. Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler. Ve onlar sana indirilene, senden önce indirilenlere iman ederler ve ahirete de kesin bir bilgiyle inanırlar.” (Bakara Suresi, 1-4)
Bahsedilen bu kitaplar Kuran'da Hz. İbrahim (as)’ın sayfaları, Hz. Musa (as)’a indirilen Tevrat, Hz. Davud (as)’a indirilen Zebur ve Hz. İsa' (as)’a indirilen İncil olarak bildirilir. Ne var ki Kuran hariç diğer kitaplar zaman içerisinde tahrif edilmişlerdir. Dolayısıyla bazı bölümlerinde hak dinden uzak yorumlar ve açıklamalar yer alır. Bu bozulma ve tahrifatın neler olduğunu Kuran'a bakarak anlayabiliriz. Allah Kuran'da kitap ehlinden kimselerin ahlaki hatalarına da dikkat çeker. Ama bunlar elbette ki kitap ehlinin tümünün gaflet ve yanılgı içinde oldukları anlamına gelmez. Allah, Musevi ve Hristiyanlar arasında da kendisine samimiyetle bağlı olan kişilerin bulunduğunu çeşitli ayetlerde haber verir.
“Onların hepsi bir değildir. Kitap ehlinden bir topluluk vardır ki, gece vaktinde ayakta durup Allah'ın âyetlerini okuyarak secdeye kapanırlar. Bunlar Allah'a ve ahiret gününe iman eder, mağruf olanı emreder, münker olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar salih olanlardır. Onlar hayırdan ne yaparlarsa elbette ondan yoksun bırakılmazlar. Allah mutlakileri bilendir.” (Al-i İmran Suresi, 113-115)
Unutmamak gerekir ki her insanın kalbini Allah bilir. Dolayısıyla Müslümanın bakış açısı, kitap ehli arasında da samimi olarak iman eden pek çok insan olabileceği yönündedir. Bu bakış açısı korunduğunda, iman edenler arasında sevgi ve saygıya dayalı bağlar kurmak çok daha kolaylaşacaktır.