MISIR İÇİN ÇÖZÜM: TÜRK İSLAM BİRLİĞİ
Mısır'da darbeyle yönetime gelen askeri hükümet acımasızca halka ateş etti. Çocuklar, bebekler, yaşlılar, kadınlar… Yüzlerce insan şehit ediliyor. Helikopterlerden otomatik tüfeklerle insanların üzerine rastgele mermiler yağdırılıyor. Keskin nişancılar binaların tepelerinde gizlendikleri yerlerden halkı hedef alıyor. Çadırlardaki insanlar üzerlerine benzin dökülüp canlı canlı yakılıyor. Baltacılar adı verilen sokak çeteleri işledikleri suçlarda hiçbir sınır tanımıyor. Yaralıların tedavi edilmesi engelleniyor. Yaralılara yardım edenler dahi öldürülüyor.
İzlediğiniz görüntülerde, Mısır'da darbeci güvenlik güçlerinin yaralanan göstericiyi taşıyan bir kişiyi sniper ile vurarak şehit ettiği görülüyor. İşte o anlar kameraya böyle yansıdı.
Yaralanan insanlar yollar kapatıldığı için hastanelere ulaştırılamıyor. Tedavi göremedikleri için meydanlarda ölüme terk ediliyor. Yaralılara ulaşıp tedavi uygulayan doktorlarsa gözaltına alınıyor. Şehitlerin cansız bedenleri, ölü sayısının deşifre olmaması için ateşe veriliyor. İnsanlar caddelerde yatan cenazeler arasından kendi yakınlarını bulabilmek için sokak sokak dolaşıyor.
Mısır halkı tüm dünya kamuoyu önünde göz göre göre öldürülüyor.
Mısır'da görgü tanıkları anlatıyor:
Burası yere dizili duran hastalarla doluydu. Öyle bir durum vardı ki yere yayılan kanın miktarı nedeniyle paçalarımı yukarı sıyırdım.
Zırhlı araçlarını ve şoförlerini buraya getirmeye başladılar. İnsanları takip edip gerçek mermilerle vuruyorlardı. Bazıları buna benzer kovanlarla vurmuşlardı. Bir kısmı da mermilere hedef olmuşlardı.
Ordunun ve polisin gözyaşı atışı gaz sıktığını gördük. Kovanları ve gerçek mermileri vardı. Kardeşimle ben geri çekilirken bacağımdan vuruldum. 10 dakika sonra kardeşim göğsünden vuruldu ve öldü.
Katliamdan hemen sonra ordunun barışçıl göstericilere karşı tam bir katliam gerçekleştirdiğini söyledim. Onları soğuk kanlılıkla öldürdüler. 83 Kişi ölmüştü. Sağlık bakanlığının açıkladığı rakamlarsa böyle değildi. Gerçek sayıları açıklamamdan hemen sonra bakanlık, yalan söylediğimi duyuran bir bildiri yayınladı.
Bunun üzerine işten atıldı.
Yaşanan bu korkunç zulmün ve şahit olunan vahşet görüntülerinin ardından ise, katliamı gerçekleştiren darbeci güvenlik güçleri birbirlerini kutluyor.
İşte burası Mısır. Müslüman bir ülke. Mısır'da gerçekleşen darbenin ardından ordu ve polis timleri halkın güvenliğini sağlamak yerine tüm yıkıcı güçlerini silahsız masum halka çevirmiş durumda. Demokratik haklarının korunmasından başka bir talepleri olmayan Mısırlılar, kendi ülkelerinde dehşet verici bir zulümle karşı karşıyalar.
Ordu göreve geldiğinden bu yana üç büyük katliam yaptı. Öldürme, yaralama ve tutuklamalar her gün düzenli olarak devam ediyor. Mısır, dünya tarihinin gördüğü en kanlı ordu katliamına sahne oluyor. Şiddetin ve acımasızlığın dozu ise gün geçtikçe artıyor.
Ordunun başındaki Abdülfettah el-Sisi, gerilim stratejisinde sınır tanımıyor ve acımasız bir politikayla Mısır'ı giderek karanlığa sürüklüyor.
Peki, Mısır ordusu bu sınır tanımaz zalimliği kendi milletine nasıl yapabiliyor?
Mısır ordusunun uzun yıllardır materyalist zihniyete eğilim gösterdiği ve Darwinist eğitimi aldığı bilinmektedir. Dolayısıyla sosyal Darwinizm’e, yani güçlünün zayıfı ezerek ayakta kalacağına inanan ordu mensupları, şiddete dayalı bir yönetim anlayışını benimsemişlerdir. Bu nedenle ordu, masum, savunmasız insanları rahatlıkla öldürebilir. Hatta kitle katliamı gibi büyük bir suçu işlemekten kaçınmaz. Çünkü amaçları daima karşıt fikirdeki insanları elimine etmek ve böylece galip gelerek yönetimde üstünlüğü sağlayabilmektir.
Ne var ki yaşanan acı olayların ardında yatan bir başka gerçekte göz ardı edilmemelidir. Mısır'daki bazı Müslümanlar İslam dinine sonradan eklenmiş bir takım bağnaz, kural ve uygulamaları sözde din adına benimsemiş durumdadırlar. Mısır toplumunun büyük bir bölümünün ise söz konusu bağnaz yapı doğrultusunda ortaya çıkan hayat şeklini istemediği açıkça görülmektedir.
Oysa Mısır Müslümanları Kuran'a uygun modern İslam anlayışını benimsemiş olsalar bundan her kesimin memnun olacağı açıktır. Sanatın, müziğin, bilimin ilerlemesine modern, bilgili, görgülü, kültürlü, temiz, ahlaklı, kaliteli, şuurlu nesillerin gelişmesine katkıda bulunacak politikaların izlenmesi ve bu politikaların kararlı bir biçimde uygulanması durumunda hiç kuşku yok Mısır toplumundaki kutuplaşmalar ortadan kalkacaktır. İslam dünyasında da Mısır'da da kurtuluş siyasetle değil, İttihad-ı İslam'la olur.
Müslüman dünyasında yaşanan acıların son bulması için, kurtuluşu ve kalıcı çözümü politik manevralarda ya da siyasetin inceliklerinde aramamak gerekir. Asıl kurtuluş yolunu Allah Kuran-ı Kerim'de Müslümanlara açıklamıştır; Birlik olmak.
Şeytandan Allah'a sığınırım: “Şüphesiz Allah, kendi yolunda sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak mücadele edenleri sever.” (Saff Suresi, 4)
Müslümanların bir araya gelmesi ve İslam Birliği’ni oluşturması farzdır. Müslümanlar birlik olmadıkları sürece dünyada yaşanan zulümler asla son bulmaz. Müslümanlar aralarındaki fikir ayrılıklarını bir kenara bırakmalı ve Allah'ın emri doğrultusunda derhal birlik olmalıdırlar. Allah Kuran'da, Müslümanların birlik olması gerektiğini, şeytandan Allah'a sığınırım:
“Ve haklarına tecavüz edildiği zaman, birlik olup karşı koyanlardır” (Şura/39) ayetiyle bildirmiştir. Elbette bu karşı koyma, fikirle, bilgiyle, irfanla, akılla, sevgiyle, güzel sözle ve ilimle olacaktır. Müslümanlar Kuran'a göre hareket ettikleri zaman tüm dünya Müslümanlarıyla kardeş olduklarını hatırlayacaklar, sevgiyle, neşeyle birbirlerini kucaklayacaklardır. Oluşturdukları birlikte de zıtlıklar ortadan kalkacak, herkesi kucaklayan, herkese sevgi duyan, herkese hizmet veren bir anlayış gelişecektir. Sadece sevgi ve kardeşlik esas alınacaktır.
Çünkü dinimiz bir sevgi dini, Müslüman sevgi insanıdır. İslam Birliği de bir sevgi birliğidir. Bir Müslüman herkesin menfaatini korumak, Müslüman olsun olmasın tüm insanların huzur ve güvenliğini sağlamakla mükelleftir. Sevgi temelli bir toplumda Hristiyanlar da, Museviler de hatta Ateistler de rahat yaşayacaklar, sevgi ve saygı göreceklerdir. Tüm insanların temenni ettiği toplum modeli işte budur.
Allah'ın “birlik olun” emrine uyulursa, Müslümanlar İslam topraklarının yeraltı zenginlikleri ve stratejik önemiyle birlikte 21. Yüzyılın en büyük medeniyetlerinden birini inşa edebilirler. İslam dünyası büyük, güçlü, istikrarlı, müreffeh bir medeniyet oluşturmak, dünyaya her alanda yön vermek ve ışık tutmak istiyorsa, bir an önce sevgiye dayalı bir birlik oluşturulmalıdır. Müslümanların oluşturacağı bu sevgi birliği, hiç şüphesiz dünyanın en gelişmiş silahlarından çok daha kuvvetli bir etki yaratacaktır.
İslam Birliği ile sadece Mısır'ın sorunları değil, tüm Müslüman ülkelerde yaşanan sorunlar barışçıl ve kalıcı bir biçimde çözülecektir. Bu Allah'ın vaadidir ve Allah vaadini kesin olarak gerçekleştirendir.
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500