A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500
Altınçağ
1979 yılından itibaren son 35 yıl içinde birbiri ardınca gerçekleşen sayısız alamet Hz. Mehdi (as)’ın gelişini müjdeler. Bu alametlerden anlaşıldığı gibi Hz. Mehdi (as) bu yüzyılda görev başındadır. Peki Hz. Mehdi (as)’ın gelişinin dünyaya ve insanlığa etkileri ne olacaktır? Bu filmimizde bu önemli sorunun cevabını arayacağız.
Hz. Mehdi (as)’ın fikri mücadelesinin ve alenen zuhur etmesinin ardından dünya çapında yaşanacak gelişmeleri inceleyecek, altın çağ olarak adlandırılan bir dönemin özelliklerini ele alacağız.
Altın çağ Mehdi (as) vesilesiyle Kuran ahlakının tüm dünyaya egemen olacağı ve insanların gerçek bir imana kavuşacakları dönemdir. Bu iki gelişmenin çok önemli bazı maddi sonuçları vardır. Altın çağda emniyet, güven ve adalet tam olarak temin edilmiş olacaktır. İnsanlık ekonomik sıkıntıları geride bırakacak, ihtiyaç içinde olan kimse kalmayacak, isteyene istediğinden de fazlası verilecektir. O zamana kadar görülmemiş bir bolluk yaşanacak, mal sayılıp ölçülmeden her isteğine dağıtılacaktır. Bu durumu müjdeleyen hadislerden bazıları şöyledir:
“Benim ümmetim o devirde, Mehdi döneminde öyle bir refah bulacak ki o güne dek onun mislini kesinlikle bulmamıştır. Yer yemişini, gıda ürünlerini verecek ve insanlardan hiçbir şey saklamayacaktır. Mal da o gün çok birikmiş olacaktır.”
“İnsanlar bir ölçek buğday ektiklerinde karşılığında 700 ölçek bulacak. İnsan birkaç avuç tohum atacak, 700 avuç olarak hasat edecektir. Çok yağmur yağmasına rağmen bir damlası bile boşa gitmeyecek.”
Bu devrin dikkat çeken bir başka özelliği savaşların ve çatışmaların son bulmasıdır. Geçmişte düşman olan toplumlar arasında barış ve dostluk ortamı sağlanacaktır. Kavgaya, savaşa, silaha harcanan paranın tamamı insanlığın faydasına ve iyiliğine harcanacak, başta bilim ve teknoloji olmak üzere pek çok alanda önemli gelişmeler olacaktır. İnsanlar bu devirde teknolojinin bütün nimetlerinden alabildiğine faydalanacak, her türlü teknolojik gelişme insanların rahatı, konforu, neşesi ve huzuru için kullanılacaktır.
Tıpta, tarımda, iletişimde, sanayi teknolojisinde ve ulaşımda yeni buluşlar yapılacak, adeta çığır açılacaktır. Sanatta, müzikte, tiyatroda, sinemada ve resimde birbirinden güzel eserler ortaya çıkacak, Allah'a olan imanın ve inancın, insanlara kazandırdığı geniş ufuk ve derin düşünce tüm sanat dallarına öncülük edecektir.
Bir hadiste bildirildiği üzere insanlar zamanın nasıl geçtiğinin farkına varmayacaklardır. Bu güzelliklerden daha fazla yararlanmak için Allah'tan ömürlerinin uzatılmasını isteyeceklerdir. Şimdi bu güzel gelişmelerin nasıl gerçekleşeceğini birlikte görelim.
Darlık Yıllarının Bitmesi Ve Zenginliğin Artması
Altın çağdan önceki dönemin bir özelliği, insanların çoğunun büyük geçim sıkıntısı çekmesi, ekonomik zorluklar altında ezilmesidir. Bu dönemde fakirler daha da fakirleşmiş, zenginlerin büyük kısmı bencilliğe kapılmıştır. Ancak bu adaletsiz ve çarpık sistem altın çağ ile son bulacaktır.
İnsanların imanı ve Allah'a olan yakınlığı Mehdi (as) vesilesiyle artacak, sosyal problemler ise Kuran ahlakı çerçevesinde tek tek çözüme kavuşacaktır. İhtiyaç içinde olana istediğinden kat kat fazlası verilecektir. Peygamber Efendimiz (sav)'in bildirdiği üzere altın çağda insanlar öyle büyük bir bolluk ve bereket içerisinde yaşayacaklardır ki sadaka verilecek insan dahi bulunmayacaktır.
“Öyle bir zaman gelecek ki o zamanda kişi ayırdığı altın sadakasıyla taraf taraf dolaşacak ama elinden sadakasını alacak hiçbir fakir kimse bulamayacak.”
“Muhakkak ki o zaman mal çoğalıp su gibi akacak da onu hiçbir kimse tenezzül edip kabul etmeyecektir.”
Teknolojide Büyük İlerlemeler Görülmesi
İçinde yaşadığımız 100 yıl, teknolojinin gelişimi açısından dünya tarihinde benzeri görülmemiş bir hıza sahne olmuştur. Bundan 50 yıl kadar önce ismi bile bilinmeyen pek çok teknolojik araç, şimdi hayatınızın vazgeçilmez parçası haline gelmiştir. Şu anki gelişmeler bize ileride yaşanacak olan ilerlemeler hakkında çok önemli ipuçları sunmaktadır.
Altın çağda insanların vaktini ve enerjisini alan her türlü iş, teknolojik buluşlarla halledilecek, böylece insanların daha keyifli, daha güzel, daha rahat yaşamaları mümkün olacaktır. Bu konuda hayret verici bilgilerden biri, günümüz teknolojisine dair pek çok gelişmeyi Peygamberimiz (sav)’in hadislerde haber vermiş olmasıdır. Akıllı telefonlar, avuç içi bilgisayarlar, uydu sistemleri, internet teknolojisi gibi bu yüzyıla ait çok sayıda teknolojinin 1400 yıl öncesinden bildirilmesi kuşkusuz mucizevi bir durumdur. Dünyanın dört bir yanındaki insanların saniyeler içinde birbirlerine ulaşabilmeleri, bilgilerini paylaşabilmeleri, konuşabilmeleri, tartışabilmeleri, kısacası her şekilde haberleşebilmeleri günümüz iletişim teknolojisinin sağladığı önemli imkanlardır. İşte bu imkanlara hadislerde açıkça işaret edilmiştir.
“İşler ehline yani Hz. Mehdi (as)’a emanet edildiğinde Yüce Allah onun için dünyanın en alçak bölümünü yükseltecek, en yüksek yerleri de alçaltacak. Öyle ki tüm dünyayı avucunun içini gördüğü gibi görecek. İçinizden hanginizin avucunun içinde bir saç teli olsa onu göremez. Hz. Mehdi (as) için kainat avucunun içi kadar açık olacak.”
Dikkat edilirse hadiste dünyayı avucunun içi gibi gören bir sistemden bahsedilmektedir. İşte bu günümüzde artık son derece yaygın olan avuç içi bilgisayarlar ve dünyanın dört bir yanını izleyip takip etmeye olanak sağlayan uydu iletişim sistemleri sayesinde son derece kolaydır. Bir diğer hadiste ise görüntülü telefon ve iletişim sistemleri şöyle haber verilmiştir.
İmam Sadık (as) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz ki, Kaim Hz. Mehdi (as) zamanında, bir mümin doğuda olsa, batıda olan kardeşi kendisini görür. Ha keza batıda olsa, doğuda olan kardeşi kendisini görür.”
Hadiste, doğuda veya batıda yani dünyanın iki ucunda olan insanların birbirlerini görmesi olarak haber verilen gelişme, iletişim ve haberleşme teknolojisindeki gelinen aşamayı ifade etmesi açısından dikkat çekicidir.
Hadislerde haber verilen ahir zaman teknolojilerinden biri de televizyon ve radyo sistemleridir.
İmam Bakır (as) şöyle buyurmuştur: “Kaimimiz Hz. Mehdi (as) kıyam edince, onlarla konuşmak istediğinde duyarlar ve kendi mekanında olduğu halde onu görürler.”
İmam Sadık (as) şöyle buyurmuştur: “Onlar yeryüzünün doğu veya batısında, mihrap veya yataklarında olduğu halde İmam Hz. Mehdi (as)’ın sesini işitirler. Bu bir tek ses onların hepsinin kulağına gider ve hepsi ona doğru hareket ederler. Çok geçmeden göz açıp kapatıncaya kadar hepsi huzuruna varırlar.”
“İmam Hz. Mehdi (as) dünyanın doğu ve batısını manen fethedip İslam'ı, İslam ahlakını dünyanın dört bir yanına egemen kalacaktır. Allah Teala insanlara öyle bir güç verecek ki herkes olduğu yerde onun Hazreti Mehdi (as)’ın sözlerini duyacak ve İmam (as) İslam'a hayat verecektir.”
Görüldüğü gibi hadislerde haber verilen bilgiye göre insanlar evlerinde otururlarken Hz. Mehdi (as)’ı görebilmekte, onun konuşmalarını dinleyebilmektedirler. Hadislerde dikkat çeken bir diğer husus da bu esnada Hz. Mehdi (as)’ın da kendi mekanında olmasıdır. Bu açık olarak televizyon teknolojisinin tarifidir. İnsanların bundan 100 yıl önce hayal dahi edemeyeceği teknolojileri Peygamberimiz (sav)’in 1400 yıl öncesinden haber vermesi hiç şüphesiz büyük bir mucizedir. Üstelik Peygamberimiz (sav)’in Altın çağ ile ilgili haber verdiği bilgiler bunlarla da sınırlı değildir.
Ulaşımda Yaşanacak Gelişmeler
“Deccal önüne bulutu katan rüzgâr gibi hızlı gider.”
“Yeryüzünün ayaklarının altında koçun derisinin yünden dürüldüğü gibi dürüleceği...”
Hadislerde ulaşımdaki hıza dikkat çekilmekte, uçak, hızlı tren gibi modern ulaşım araçlarına işaret edilmektedir. Ulaşım teknolojisinde yaşanacak bu ilerlemeler, insanların rahatını, güvenliğini ve konforunu sağlayacak, zaman kaybını en aza indirecektir. Ses hızını aşan uçaklarda, süper trenlerde ve diğer çok gelişmiş ulaşım araçlarında insanların ihtiyaç duyabileceği her türlü konfor sağlanacak, çok uzak mesafelere ulaşım süresi çok kısalacaktır.
Ayrıca günümüzde yaşanan gelişmeler göstermektedir ki, ulaşımın büyük bir bölümü yer altından olacak, trafik sorunu ortadan kalkacak, yeryüzünde çok daha konforlu ve estetik bir ortam ulaşacaktır.
Genetik Teknolojide Yaşanacak Olan Gelişmeler
1953'te İngiliz araştırmacılar Watson ve Crick üzerinde çalıştıkları büyük buluşun önemini belki de tam olarak bilmiyorlardı. İki bilim insanı, canlıların genetik şifresi olarak kabul edilen DNA'nın yapısını çözerek Nobel ödülü aldılar. Onların keşifleriyle hızla gelişen genetik bilimi, ilerleyen yıllarda müthiş bir ivme kazandı. DNA kodları üzerinde yapılan çalışmalar birçok hastalığın genetik temelini ortaya çıkardı.
İnsan Genomu Projesi, 18'den fazla ülkenin ve binlerce bilim adamının katılımıyla DNA'nın şaşırtıcı sırlarını çözmeyi planladı. DNA şifrelerinin ayrıntılarıyla tespit edilip, elde edilen sonuçların tüm bilim adamlarının kullanımına açılmasıyla sağlık alanında çok yeni bir dönem başladı.
Böylece çok yakında kişiye özel ilaç yapımı mümkün olabilecek, her kişinin tüm genetik özelliklerinin bulunduğu bir bilgi bankası oluşturulacak, insanlar yüzlerce cilt dolduracak kadar çok bilgiyi genetik kartlarında saklayabilecek. Bu şekilde birbirlerinden küçük de olsa farklılıklar gösteren hastalıklar arasında ayırım yapılabilecek ve kişiye özel tedavi imkanları ortaya çıkacaktır. İnsanlar doktor ya da ilaç bulamadıkları için, geç veya yanlış tedavi yapıldığı için çaresizlik yaşanmayacak, her ihtiyacı olana o an yardım edilecektir.
Ürünlerde Yaşanacak Olan Bolluk
“İnsanlar bir ölçek buğday ettiklerinde karşılığında 700 ölçek bulacak. İnsan birkaç avuç tohum atacak, 700 avuç hasat edecektir. Çok yağmur yağmasına rağmen bir damlası boşa gitmeyecek.”
Genetik bilimdeki gelişme, insan hayatından başka bir alanda da büyük yararlar sunmaktadır. Tarımda Bitkilerin DNA'larında hastalığa sebep olan bozuklukların iyileştirilmesi, bitkinin kalitesinin ve dayanıklılığının arttırılması yavaş yavaş mümkün olabilmektedir. Gen teknolojisi sayesinde soğuğa, sıcağa ve diğer dış etkenlere dayanıklı bitkilerin üretilmesi sağlanacaktır. Bu şekilde herhangi bir üründeki protein ya da vitamin oranlarının arttırılması, DNA parçaları aktarılarak sağlanabilecektir. Tohumlar üzerinde yapılan bu genetik çalışmalarla her türlü zararlı etki azaltılmaya çalışılmakta, önceden sadece belli mevsimlerde yetişen bitkilerin dört mevsimde de yetiştirilebilmesine çalışılmaktadır.
Bütün bu çalışmaların sonuçlanması tarım alanında çok büyük bir bolluğun ve bereketin habercisi olacaktır. İşte filmimizin başında bahsettiğiniz Mehdi (as) zamanında ürünlerde yaşanacak bolluk ve bereketin bilimsel yöntemlerinden biri budur. Altın çağın getireceği bolluk ve bereketin bir diğer temeli ise insanların çoğunun hiç tahmin etmedikleri bir yerde atılmaktadır. Bu durum Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde yüzyıllar öncesinden bildirilmiştir.
“O zaman ümmetim, iyisi kötüsü hepsi de mislini görmedikleri nimetlerle nimetlenir. Allah onlara bol yağmur gönderir. Arz nebattan bir şey saklamaz. Mal hakir olur.”
Çöllerin Yeşertilmesi
Dünyadaki kara parçalarının yaklaşık %43'ünü çöller oluşturur. Ahir zamanda yaşanacak önemli gelişmelerden biri bu verimsiz toprak parçalarının yüksek teknoloji sayesinde kullanıma açılması olacaktır. Günümüzde çok dar kapsamlı uygulamalarla ve yüksek maliyetlerle bu çorak dünyaya su taşınarak kısmen hayat verilmektedir. Eğer bu yüksek teknoloji tüm çöllere uygulanırsa kıtlığın eşiğinde olan pek çok ülke verimli ekim alanlarına kavuşacaktır. Peygamber Efendimiz (sav)’in bir hadisinde de aynı olaya işaret edilmektedir.
“Yeryüzü, bitkilerinden hiçbirini eksik bırakmayacak ve muhakkak onları kemaliyle bitirip ortaya çıkaracaktır. Hatta yaşayanlar, kendilerinde bulunan nimetleri görmeleri için ölülerin de hayatta olmalarını temenni edeceklerdir.”
Çöl bölgelerinde tarım yapılabilmesi için sulama probleminin çözülmesi ve toprağın ekim yapılabilir hale getirilmesi gerekir. Bu amaçla geliştirilen teknolojilerden biri bilgisayar kontrollü sulamadır. Bu teknolojiyle su akışı doğrudan bitkilerin kök bölgelerine tam gereken miktarda bırakılmakta, tek bir damla suyun bile israf edilmesi engellenmektedir. Sel ve deniz sularının arıtılarak kullanıma geçirilmesi de çöl tarımında çok önemli bir yer tutar. Bu şekilde çok geniş bir su kaynağı sağlanmış olacak ve ülke ekonomilerine çok büyük bir destek sağlanacaktır.
Çöllerin yeşertilip tarım alanına dönüştürülmesi süreci günümüzde en geniş şekilde İsrail'de uygulanmaktadır. Necef çölünün kumlarıyla çevrili İsrail'de yüksek teknoloji kullanılarak çöl alanları ekilip biçilmekte ve en üst düzeyde ürünler elde edilmektedir. Peygamberimiz (sav)’in “yer namına ne varsa hepsi ekilecek” şeklindeki hadisi de böylece gerçekleşmiş olacaktır.
Şehir Planlamasında Yaşanacak Olan Gelişmeler
Yıllar önce bilim kurgu filmlerinde izlenen ya da kimi çizgi romanlara konu olan pek çok teknolojik imkan, hayatı kolaylaştıran araç veya konfor sağlamaya yönelik gelişme hayatımıza girmeye başlamıştır. Bunlardan biri büyük kentlerin bilgisayarlarla idare edilmesidir. Bu şekilde her türlü altyapı sistemi, acil yardım çalışmaları, trafik ve şehir planlaması, güvenlik, sağlık hizmetleri çok hızlanacaktır.
Örneğin inşa edilen binalar, gelişmiş teknoloji sayesinde çok şiddetli afetlere dayanıklı hale getirilebilecektir. Günümüzde şehirler tek bir deprem ya da selle harap hale gelirken, altın çağda binaların inşasında hem kullanılan malzeme açısından hem de imar yönünden çok gelişmiş teknikler kullanılacak, şehir ve binaların altyapısı her türlü zor koşula dayanabilecek hale getirilecektir. Ülkemizde de kullanılan mobese kamera sistemleri de bu teknolojik gelişmeye iyi bir örnektir. Sokaklar, caddeler, şehirler binlerce kamera tarafından izlenmektedir. Bu kameraların çektikleri görüntüler ise emniyet birimlerinin yönetimindeki yüksek teknoloji ürünlü merkezlere aktarılmaktadır ve sokakların güven içerisinde teknolojinin nimetlerinden faydalanarak denetimi sağlanmaktadır. Bu şekilde insanların güvenliği, teknolojinin tüm imkanları kullanılarak düzgün bir şekilde sağlanmaktadır.
Altın Çağda Sanat
Altın çağda hayatın her anına hakim olan bolluk, zenginlik, güzellik ve ilerleme sanatı da yükseltecektir. Bu dönemde insanlar hep güzellikle karşılaşacak, yaşadıkları yerler, bahçeler, evler, iş yerleri, okullar, tiyatrolar, sinema salonları güzelleşecektir. Aynı şekilde resim ve müzik gibi sanat dallarında da geniş ufuklu ve estetik eserler meydana getirilecektir.
Altın çağın en önemli özelliği Kuran ahlakının eksiksiz olarak yaşandığı bir dönem olmasıdır. Bu sayede insanlar Allah'ın Kuran'da inanan kullarına müjdelediği güzellikleri yaşayabileceklerdir. Allah bir ayetinde iman eden müminleri dünyada güzel bir hayatta yaşatacağını şöyle bildirmektedir:
Şeytandan Allah'a sığınırız: “Sizin yanınızda olan tükenir. Allah'ın katında olan ise kalıcıdır. Sabredenlerin karşılığını yaptıklarının en güzeliyle biz muhakkak vereceğiz. Erkek olsun kadın olsun, bir mümin olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz.” (Nahl Suresi, 96-97)
Kuran'da Allah'ın emirlerine uygun olarak yaşanan ortamların barış yurduna dönüşeceğine de dikkat çekilmiştir. Ve bu ahlaktaki insanların hem dünyada daha fazla güzellikle karşılaşacağı hem de ahirette sonsuz bir cennet hayatıyla ödüllendirilecekleri müjdelenmiştir.
“Allah barış yurduna çağırır ve kimi dilerse dosdoğru yola yöneltip iletir. Güzellik yapanlara daha güzeli ve fazlası vardır. Onların yüzlerini ne bir karartı sarar ne bir zillet. İşte onlar cennetin halkıdırlar. Orada süresiz kalacaklardır.” (Yunus Suresi, 25-26)
Hz. İsa (As)’In Yeryüzüne Tekrar Gelişi
Resûlullah (sav) buyurdu ki: ''Hayatım elinde olan Allah'a yemin ederim ki, Meryem oğlu İsa (as)’ın adil bir hakim olarak sizin içinize inmesi muhakkak yakındır. O haçı kıracak, domuzu öldürecek. Hristiyanlığın bozulmuş inançlarını ortadan kaldıracak, cizyeyi kaldıracaktır. Mal o kadar çoğalıp taşacak ki hiç kimse mal kabul etmez olacaktır.”
Hz. İsa (as) diğer tüm peygamberler gibi Allah'ın insanları doğru yola çağırmakla görevlendirdiği seçkin bir kuludur. Ancak Hz. İsa (as)’ı diğer peygamberlerden ayıran en önemli özellik onun yeryüzüne geri dönecek olmasıdır. Birçok kimsenin sandığının aksine Hz. İsa (as) çağırmaya gerilip öldürülmemiştir. Kuran'da onun öldürülmediği kesin bir şekilde belirtilir ve Allah'ın onu kendi katına yükselttiği haber verilir.
“Ve biz Allah'ın Resûlü Meryem oğlu Mesih-i İsa'yı gerçekten öldürdük demeleri nedeniyle de onlara böyle bir ceza verdik. Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar ama onlara onun benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiçbir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler. Hayır, Allah onu kendine yükseltti. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Nisa Suresi, 157-158)
Hz. İsa (as)’ı öldürmeye kalkışan Romalılar bunda başarılı olamamışlardır. Hz. İsa (as) öldürülmemiş, Allah katına yükseltilmiştir. Bunların yanı sıra Kuran'da Hz. İsa (as) hakkında öyle bilgiler verilir ki bunların gerçekleşmesi ancak tek bir şekilde mümkün olabilir. Hz. İsa (as)'ın yeryüzüne geri dönmesiyle.
Hz. İsa (as)’ın ikinci kez yeryüzüne ineceğine dair işaretler taşıyan ayetlerden ilki Ali İmran Suresi’nin 55. Ayetidir:
“Hani Allah İsa'ya demişti ki, ‘Ey İsa, doğrusu seni ben vefat ettireceğim ve seni kendime yükselteceğim. Seni inkâr edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar inkâra sapanların üstüne geçireceğim. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyde aranızda ben hükmedeceğim.’” (Ali İmran Suresi, 55)
Ayetteki “sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim” ifadesi, bugüne dek hiç yaşanmamış bir durumu anlatmaktadır. Buna göre Hz. İsa (as)'a uyan ve kıyamete kadar yaşayacak olan bir topluluk olması gerekmektedir. Böyle bir topluluk ancak Hz. İsa (as)’ın yeryüzüne tekrar gelişiyle ortaya çıkabilir ve ona tekrar dünyaya gelişi sırasında tabi olanlar kıyamete kadar inkar edenlere üstün kılınacaktır.
Nisa Suresi 159. ayette ise Allah bize Hz. İsa (as)’ın durumuyla ilgili çok önemli bir bilgi vermektedir:
“Andolsun kitap ehlinden ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur. Kıyamet günü o da onların üzerinde şahit olacaktır.” (Nisa Suresi, 159)
Ayet'in ifadesine göre Musevilerin ve Hristiyanların hepsinin Hz. İsa (as)’a iman etmeleri gereken bir zaman vardır. Hz. İsa (as)’ın yaşadığı dönemde bu durum yaşanmamıştır. O halde Hz. İsa (as) tekrar yeryüzüne gelecektir ve Kuran'da bize bildirilen tüm haberler gibi bu haberde gerçekleşecektir. Musevi ve Hristiyanların tamamı Hz. İsa (as)’a iman edecektir.
Kuran-ı Kerim'de Hz. İsa (as)’ın yeryüzüne yeniden gönderileceği ile ilgili pek çok bilgi bulunmaktadır. Ayrıca bu güzel olay Peygamberimiz (sav) tarafından pek çok hadisle müjdelenmiş ve Hz. İsa (as)’ın gönderileceği dönem olan ahir zamanda tüm yeryüzünün barış, adalet, huzur ve refahla dolacağı haber verilmiştir. İşte bu ikinci geliş Hz. Mehdi (as) döneminde gerçekleşecek ve Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as) mücadelelerine birlikte devam edecektir.
Hz. İsa (as) tekrar geldiği zaman teslis inancı, haça tapınma, ruhbaniyet gibi Hristiyanlığın esasında bulunmayan hurafeleri kaldıracak, İslam'a ve Kuran'a tabi olacak, kitap ehlinin de İslam'a yönelmelerine vesile olacaktır.
Bir hadis-i şeriflerinde Resul-i Ekrem (sav) Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Muhakkak o İsa yeryüzüne inecektir. İnsanları İslam'a davet edecektir. Onun zamanında Allah-u Teala İslam dışında bütün dinleri kaldıracaktır.”
Mehdi (as) Devrinde Adalet
Mehdi (as) öncesinde insanlık çok büyük bir ahlaki bozulma ve adaletsizlik altında ezilmiştir. Mehdi (as)’ın gelişiyle birlikte ise toplumun her kesiminde gerçek anlamda adalet, huzur ve güven dolu bir ortam olacaktır. Mehdi (as)’ın eşi görülmemiş adaletinden hadislerde şu şekilde bahsedilmektedir:
“Kıyametin kopması için zamanda sadece bir günden başka vakit kalmamış da olsa, Allah Celle Celaluhu, benim ehl-i beytimden bir zatı, Mehdi (as)'ı gönderecek, yeryüzü zulümle dolduğu gibi o yeryüzünü adaletle dolduracak.”
“Malı eşit bir şekilde insanlara dağıtacaktır. Onun adaleti her yeri kaplayacak. Zulüm ve fıskla dolu olan dünya, o geldikten sonra adaletle dolup taşacaktır. Mehdi (as)’ın zamanında adalet o kadar bol olacak ki, zorla alınan her mal sahibine geri verildiği gibi, bir insanın başkasına ait olup da dişinde kalmış bir şey bile sahibine iade edilecektir. Yeryüzü emniyetle dolacak ve hatta birkaç kadın yanlarında hiç erkek olmaksızın rahatlıkla hacca gidecektir.”
Allah müminlere her zaman için adaleti ayakta tutmalarını emretmiştir. İslam ahlakının yaşandığı bir yönetimde de bu nedenle adalet tam anlamıyla yaşanacaktır.
Kuran'da hak ve adaletle hükmedilmesini emreden bir ayet şu şekildedir:
“Şüphesiz Allah adaleti, ihsanı yakınlara vermeyi emreder. Çirkin utanmazlıklardan, kötülüklerden ve zorbalıklardan sakındırır. Size öğüt vermektedir. Umulur ki öğüt alıp düşünürsünüz.” (Nahl Suresi, 90)
Açlıktan ölen çocuklar ya da tek bir ekmek için birbirlerini öldürmeye çalışan insanların görüntüsü akla hemen sosyal adaleti getirir. Dünyanın en zengin 200 kişisinin servetlerinin 2,5 milyar insanın servetine denk olması, dünya üzerinde yaşanan adaletsiz sistemin en açık göstergesidir. Sırf sefahat için harcanan paralar belki de açlıktan ölen yüzbinler için kurtuluş umudu olabilecekken bu insanlardan yüz çevrilmiştir.
Allah ayetinde yoksullara, ihtiyaç içinde olanlara yardım etmeyen bu insan karakterini şu şekilde anlatır:
“Hayır, aksine siz yetime ikram etmiyorsunuz. Yoksula yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. Mirası, sınır tanımaz bir tarzda yiyorsunuz. Malı, bir yığma tutkusu ve hırsıyla seviyorsunuz.” (Fecr Suresi, 17-20)
Bunlar, bencillik, kendi çıkarlarına düşünme ve yardımlaşma ile dayanışma duygularının yok olması gibi ahlaki bozulmaların sonuçlarıdır. Bu durumda tek çözüm İslam ahlakının yaşanmasıdır. Kuran'da tarif edilen İslam ahlakına sahip insanlar, adil, şefkatli, merhametli, ihtiyaç içinde olana yardım eden kimselerdir. Ve ancak böyle bir ahlaka sahip olan insanların varlığıyla yeryüzünde adalet, bolluk ve bereketli bir hayat gerçekleşebilir.
Mehdi (as) döneminde yaşanacak büyük adaletin çok önemli bir başka sonucu, savaşan toplumların barış ortamına kavuşması olacaktır. Bugün dünya haritasına baktığımızda uzun yıllara dayanan ve yüz binlerce insanın hayatına mal olan çatışmaların çok geniş bir alana yayılmış olduğunu görüyoruz. Mehdi (as) ile birlikte dünyaya yayılacak olan Kuran ahlakının bir sonucu olarak bu anlaşmazlıklar ve çatışmalar son bulacak, tüm dünyaya barış ve huzur egemen olacak, savaş sanayine harcanan milyarlarca dolarsa insanların rahatı, huzuru ve refahı için kullanılacaktır.
“Kap, suyla dolduğu gibi yeryüzü barışla dolacaktır. Hiçbir kimse arasında bir düşmanlık kalmayacaktır. Ve bütün düşmanlıklar, boğuşmalar, hasetleşmeler muhakkak kaybolup gidecektir.”
“Savaş erbabı da ağırlıklarını, silah ve malzemelerini bırakacaktır.”
Altın çağ, cennet benzeri güzellikte bir hayatın dünyada yaşanacağı dönemdir. Bu dönem, cennetin dünyada bir modeli ve müjdesidir. Allah'ın müminlere bir lütfudur. Bolluğuyla, bereketiyle, insanlara sağlayacağı huzur dolu ortamıyla her Müslümanın ulaşmak isteyeceği bu dönem, Allah'a iman edenler için dünya hayatında çok üstün bir mükafattır. Bu güzel dönemle müjdelenmek de kuşkusuz tüm Müslümanlar için çok büyük bir şereftir.
Bu ihtişamlı çağ Hz. Mehdi (as)’ın vesilesiyle tüm dünyaya yayılacak olan bir üstün ahlak sayesinde yaşanacaktır. O üstün ahlak elbette Kuran ahlakıdır.
Diğer filmlerimizde gördüğümüz gibi Hz. Mehdi (as)’ın çıkış alametleri 1979 yani hicri 1400'ün başlangıcından itibaren kısa bir zaman dilimi içinde birbiri ardına tam olarak Peygamber Efendimiz (sav)'in bildirdiği şekilde yaşanmıştır. Anlaşılmaktadır ki Peygamber Efendimiz (sav)’in müjdelediği altın çağ dönemi de çok yakındır.
Allah'ın izniyle Kuran ahlakına sıkı sıkıya sarılan ve materyalizm ateizm gibi karanlık ideolojileri terk eden insanlar el birliğiyle cennetin habercisi altın çağın kapılarından içeri gireceklerdir. Allah Zuhruf Suresi’nde cenneti şöyle tanıtır:
“Siz ve eşleriniz cennete girin. Sevinç içinde ağırlanacaksınız. Onların etrafında altın tepsiler ve testilerle dolaşılır. Orada nefislerinin arzu ettiği ve gözlerin lezzet aldığı her şey var ve siz orada süresiz kalacaksınız. İşte yaptıklarınız dolayısıyla mirasçı kılındığınız cennet budur. Orada sizin için birçok meyve vardır. Onlardan yiyeceksiniz.” (Zuhruf Suresi, 70-73)