NASIL DUYUYORUZ?
SUNUCU: İşitme duyumuzun temeli olan iç kulak ve beyindeki işitme merkezimiz bir santimetre küpten yani bir kesme şekerden bile daha az yer kaplar. Çevremizdeki sesleri duymamızı sağlayan kulağımız son derece karmaşık, mekanik, hidrolik ve elektronik yapıları barındıran minyatür bir mühendislik tasarımı gibidir.
Dünya üzerinde gördüğünüz tüm teknolojik ürünler, plan ve projeler bir birikimin sonucudur. Her yeni bina ya da her yeni makine öncekilere ait bilgilerin değerlenmesi, yenileştirilmesi ve küçük ilavelerle geliştirilmesiyle ortaya çıkar. Oysa kulağın ortaya çıkması mühendislik bilgisinin çok çok ötesindedir.
Duymamızı sağlayan bu mucizevi sistem en küçük ayrıntısına kadar ince ince tasarlanmış farklı yapılardan oluşur. Bu sistem hiçbir şekilde evrimcilerin iddia ettiği gibi aşama aşama oluşamaz. Çünkü en küçük bir detay bile eksik olsa tüm sistem işe yaramaz hale gelir. Bu nedenle çok açıktır ki kulak bir bütün halinde üstün güç sahibi Allah tarafından kusursuzca yaratılmıştır. Allah bu gerçeği bir ayetinde şöyle bildirir:
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri inşa edendir. Ne az şükrediyorsunuz.'' (Müminun Suresi, 78)
ÇEKİÇ, ÖRS, ÜZENGİ
Kulak zarı kendine ulaşan titreşimleri güçlendirerek orta kulak bölgesine aktarır. Burada birbiriyle çok hassas bir dengede temas eden, çekiç, örs ve üzengi olarak bilinen üç küçük kemik vardır. Bu üç kemikçik birbirleriyle bağlantılı bir biçimde kulak zarıyla iç kulağımız arasında bulunurlar. Kemikçikleri iterek harekete geçiren kulak zarıdır. Sonuçta kulak zarı, dış dünyadan aldığı ses sinyalleriyle titreşir. Bu titreşim kemikçikleri hareketlendirir, zara bitişik olan çekiç, örsü, örs de üzengiyi iter. Bir kaldıracın parçacıkları gibi hareket eden orta kulak kemikçikleri, zardan aldıkları kuvveti işitme sisteminin bir başka üyesi olan salyangoza taşırlar.
Allah her üç kemiğin şekli, boyu ve birbirine bağlanma biçimlerini zardan gelen kuvveti yüzde otuzluk artışa neden olacak biçimde yaratmıştır.
Peki, ama zaten zarda aşırı şiddetli titreşimlere neden olacak bir sesin daha da büyütülerek itilmesi büyük zararlara neden olmaz mı?
Kulaktaki mükemmel tasarımda bu gibi zararları ortadan kaldıracak tedbirler de alınmıştır. Kaldıraç sistemini oluşturan kemikçikler, klasik hareketlerinin dışında patinaj olarak nitelendirilen bir hareket de yapabilirler. Patinajın amacı, şiddetli seslerin iç kulağın hassas dokusuna zarar vermesini önlemektir.
Orta kulağın aşırı derecede yüksek sesleri aşağı indirmek için kullandığı başka bir tür tampon özelliği daha vardır. Bu özellik, örs, çekiç ve üzengi kemiklerini kontrol eden, vücudun en küçük boyuttaki iki kası tarafından sağlanır. Kasların biri çekiç, diğeri ise üzengi kemikçiklerine tutunmuştur. Şiddetli bir sesle karşılaştığımızda, sinyal işitme siniriyle beynimize ulaşır ulaşmaz refleks bir mekanizma harekete geçer. Bu iki kas, sinirler yoluyla uyarılır. Kasların kasılmasıyla çekiş ve üzengi, ses sinyalini ilettikleri yönün tersine doğru çekilirler ve adeta frenlenirler. Böylece iç kulağa giden ses şiddeti azaltılmış olur. Bu refleks, bir saniyenin beşte biri kadar kısa bir sürede devreye girer. Ancak minik kaslar, hızlı olmalarının yanı sıra son derece akıllıdırlar da. Çünkü seçerek kasılırlar. Her ses şiddetinde kasılıyor olsalardı, dış dünyadan gelen normal seslerin de şiddetini azaltmış olacaklardı. Dolayısıyla dünya üzerindeki tüm insanlar işitme güçlüğü çekeceklerdi.
Yüksek seslerin olduğu kalabalık bir ortamda bulunduğumuzu düşünelim. Kasların devreye girmesiyle perde arkasındaki bu sesler baskılanır, böylece konuştuğumuz insanı daha rahat işitiriz.
Allah'ın benzersiz yaratışının bir ürünü olan bu kaslar çok özel bir amaç için oradadırlar. Çünkü sadece iç kulağa zarar verebilecek yüksek seviyedeki seslere karşı kasılırlar. Bu denli ince hesapların yapılması ve minicik yapıların görevlerini kusursuzca, üstelik milyonlarca yıldan beri uygulaması, evrimcilerin öne sürdüğü kör tesadüflerin değil, aksine kusursuz ve ihtişamlı bir yaratılışın ürünü olduklarını gözler önüne sermektedir.
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“O Allah ki yaratandır. En güzel bir biçimde kusursuzca var edendir. Şekil ve suret verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O azizdir, hakimdir.” (Haşr Suresi, 24)