"Derinlerin gizemi" belgeselinden.
Nautilus
Nautilus, 500 milyon yıldır hiçbir değişikliğe uğramadığı fosilleriyle ispatlanmış, evrim teorisini tek başına çürütmeye yeten canlı bir yaratılış kanıtıdır. Adını Jules Verne'in ünlü romanındaki Denizaltı'ndan alan bu canlı, etkileyici tasarımıyla bilim adamlarının ilgisini çekmektedir.
Kabuklu salyangozlardan farklı olarak kabuğunun içinde özel odacıklar bulunur. Yeni doğmuş bir Nautilusta dört, yetişkinde ise otuz kadar odacık vardır. Canlı en dıştaki odada yaşar. Diğer odacıkların görevi tıpkı bir deniz altında olduğu gibi canlının belli derinliklere inebilmesi için hava tutup bırakmaktır. Böylece Nautilus 500 metre ve 1200 metre derinlik arasında rahatlıkla yüzebilir. Nautilus bu odacıklara hava doldurarak yükselir, havayı boşaltarak da derine iner. Peki bu havayı nereden bulur? Bu soruyu araştıran bilim adamları mucizevi bir sistemle karşılaşmıştır. Nautilusun vücudunda biyokimyasal yolla özel bir gaz üretilmektedir. Bu gaz, odacıklardaki su ile yer değiştirmektedir.
İnsanoğlunun 20. yüzyılda denizaltında kullanmaya başladığı bu teknik, milyonlarca yıldır Nautilus tarafından kullanılmaktadır. Nautilus hareket etmek için başka bir ilginç teknik kullanır. Jet itiş tekniği. Kabuğunun içine aldığı suyu kollarının altındaki delikten dışarı üfler. Nautilusun kabuğu kamuflaj yapmasına olanak sağlar. Kamuflajda zıt gölgeleme olarak tanımlanan bu teknikte, yukarıdan bakan biri için kabuğun üst yüzeyini kaplayan koyu çizgiler nautilus görünmez kılar. Aşağıdan bakan bir canlı için ise açık renkli alt tarafı su yüzeyiyle aynı renktedir.
Şüphesiz Nautilus'un ne kendi kendine gaz üretecek bir kimyasal tepkimeyi bilmesi ne de bu tepkimeyi gerçekleştirecek yapıyı kendi vücudunda kurması mümkündür. Kabuğunun kompleks yapısını da ne o ne de tesadüfler tasarlamıştır. Bu benzersiz üstünlükteki tasarım her şeyi örneksiz yaratan Allah'ın eseridir. Allah'ın Bedi, yani örnek edinmeksizin yaratan sıfatı bir Kuran ayetinde şöyle haber verilir:
“Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin yaratandır.” (En’am suresi, 101)