PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN ŞEMAİL-İ ŞERİFİ
Peygamber Efendimiz (sav) adaletli, şefkatli, merhametli ve barışçıydı. Uzlaşmacı bir kişiliği vardı. İtidalli, sabırlı, tevekküllü, cesur, tevazulu ve kararlı karaktere sahip bir elçiydi. Onun bu gibi güzel ahlak özellikleri tüm insanlar için birer örnektir. Bir Kuran ayetinde Allah bu konu ile ilgili olarak şöyle buyurur:
Şeytandan Allah'a sığınırım:
“Andolsun, sizin için Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resulünde güzel bir örnek vardır.” (Ahzap Suresi, 21)
Kuran ayetlerinde Peygamber Efendimiz (sav)’in güzel ahlak örnekleri detaylı olarak anlatılmıştır. Bunların yanı sıra sahabelerden aktarılan açıklamalarda da Peygamberimiz (sav) ile ilgili pek çok bilgi verilmektedir. Peygamberimiz (sav)’in ailesiyle ve çevresindeki müminlerle olan ilişkisi, günlük hayatından detaylar, dış görünümü, görenleri hayran bırakan heybeti, sevdiği yiyecekler, giyimi ve gülüşü gibi pek çok detay İslam âlimleri tarafından şemail kelimesiyle ifade edilir.
Şemail kelimesi, şimal kelimesinden türemiştir. Bu kelime, karakter, huy, hal, hareket, davranış ve tavır gibi anlamlar taşır. Ancak şemail kelimesi, zaman içinde özelleşmiş ve Peygamber Efendimiz (sav)'in nasıl bir yaşam sürdüğüyle ilgili detayları ve kişisel özelliklerini ifade eden bir terime dönüşmüştür.
Allah'ın Peygamber Efendimiz (sav)'de tecelli ettirdiği çeşitli güzellikler hakkında çok sayıda bilgi günümüze ulaşmıştır. Peygamber Efendimiz(sav)’in ashabı bu kutlu insanın dış görünümünün güzelliğinden, görenleri hayran bırakan heybetine, nurundan duruşuna ve gülüşüne kadar pek çok detay aktarmışlardır. Sayıca oldukça kalabalık olan sahabeler, bu güzellikler hakkında birçok farklı detay vermiş, Peygamber Efendimiz (sav)’i de aynı dönemde yaşamamış olan Müslümanlara Allah'ın Resulünü birçok yönüyle tanıtmışlardır.
Bazı sahabeler onu genel özellikleriyle tarif ederken, diğerleri uzun ve detaylı anlatımlarda bulunmuşlardır. Peygamberimiz (sav)’in karakterine ve görünüşüne dair aktarılan her detay, onun üstün ahlakının bir yansımasıdır. Peygamber Efendimiz (sav)’in şemailinin anlatıldığı bu belgeselin hazırlanmasındaki amaç ise onun çeşitli kaynaklarda aktarılan güzel özelliklerini inceleyip yaşamından günümüze öğütler çıkarmaktır.
Peygamber Efendimiz (sav)’in Dış Görünümü ve Güzelliği
Kendisini görenlerin anlattıklarına göre Peygamber Efendimiz (sav) olağanüstü yakışıklı, görenlerin nefesini kesecek kadar güzel yüzlü ve güzel endamlıydı. Ayrıca atletik, son derece etkili bir yapısı vardı ve çok kuvvetliydi. Sahabeleri Peygamber Efendimiz (sav)’in güzelliğini şöyle anlatmışlardır:
“Allah Resûlü (sav) çok yakışıklı ve alımlıydı. Mübarek yüzü ayın on dördündeki dolunay gibi parlardı. Burnu gayet güzeldi. Gür sakallı, iri gözlü, düz yanaklıydı. Ağzı geniş, dişleri inci gibi parlaktı. Boynu sanki bir gümüş hüzmesiydi. İki omuzu arası geniş, omuz kemik başları kalındı.” (Büyük Hadis Külliyatı, Cem'ul-fevaid min Cami'il-usul ve Mecma'iz-zevaid. Imam Muhammed Bin Muhammed bin Süleyman er-Rudani, 5. cilt, s. 31)
Hz. Ali (kv)’nin torunlarından İbrahim bin Muhammed, (ra)’ın bir rivayeti şöyledir:
“Dedem Hz. Ali, Peygamber Efendimiz'i anlatırken onu şöyle vasıflandırırdı: Peygamber Efendimiz ne aşırı derecede uzun ne de kısaydı. O, bulunduğu topluluğun orta boylusuydu. Saçları ne kıvırcık ne de dümdüzdü. Hafifçe dalgalıydı. Mübarek yüzlerinin rengi kırmızıya çalar şekilde beyaz, gözleri siyah, kirpikleri sık ve uzun, omuz başları iri yapılıydı. O, insanların en cömert gönüllüsü, en doğru sözlüsü, en yumuşak tabiatlısı ve en arkadaş canlısıydı. Kendilerini ansızın görenler, onun heybeti karşısında çok şiddetli heyecanlanırlar, üstün vasıflarını bilerek sohbetinde bulunanlar ise, onu her şeyden çok severlerdi. Onun üstünlüklerini ve güzelliklerini tanıtmaya çalışan kimse, ben gerek ondan önce gerek ondan sonra onun gibi birini görmedim demek suretiyle, onu tanıtma hususundaki aczini ve yetersizliğini itiraf ederdi. Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun.” (Et-Tirmizi Imam Ebu I'sa Muhammed. Şemail-i Şerife, 1. cilt, s. 18-19)
Peygamber Efendimiz (sav)’in Nübüvveti, Peygamberlik Mührü
Allah, Hz. Muhammed (sav)’i alemler üzerine seçmiş ve onun peygamberlerin sonuncusu olduğunu Kuran-ı Kerim'de şöyle bildirmiştir:
“Muhammed sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Ancak o Allah'ın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi bilendir.” (Ahzap Suresi, 40)
Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'den sonra hiçbir peygamber gönderilmeyecektir. Allah'ın Peygamber Efendimiz (sav)'e indirdiği Kuran-ı Kerim de insanlara hidayet rehberi olarak gönderilen en son kitaptır.
Allah, Peygamber Efendimiz (sav)'in bu eşsiz özelliğini onun mübarek vücudunda bir izle tecelli ettirmiştir. Peygamber Efendimiz (sav)’in kürek kemikleri arasında bulunan bu işarete İslami kaynaklarda ve rivayetlerde nübüvvet mührü ismi verilir. Peygamberimiz (sav)’in mührüne benzer peygamberlik işaretlerinin diğer peygamberlerde de olduğu ancak Peygamber Efendimiz (sav)’inkinin daha farklı olduğu El-Müstedrek tarafından Vehb Bin Münebbih (ra)’da nşöyle nakledilmiştir:
“Allah hiçbir peygamber göndermemiştir ki, onun sağ elinde peygamberlik beni, (şâmet’ün nübüvve) olmamış olsun. Ancak bizim Peygamberimiz Muhammed (sav) bunun istisnasını teşkil etmektedir. Zira onun peygamberlik beni, sağ elinde değil kürek kemikleri arasındadır. Peygamberimiz (sav) bu durum sorulunca, ‘kürek kemiklerim arasında bulunan bu ben, benden önceki peygamberlerin beni gibidir ‘demiştir.” (Tirmizi'nin Şemail isimli kitabının tercümesinden, Prof. Dr. Ali Yardım, Peygamberimizin Şemaili, s. 73)
“Hz. Ali (kv)’nin torunlarından İbrahim bin Muhammed (ra) naklediyor: ‘Dedem Hz. Ali, Peygamber Efendimizin vasıflarını anlatırken, Resulullah'ın hilyesi, güzel sıfatlar, süs, ziynet, cevher, güzel yüz, suret, görünüş hakkındaki hadisi bütün uzunluğuyla zikreder ve kürek kemikleri arasında nübüvvet mührü vardı ve o, peygamberlerin sonuncusudur’ derdi.” (Et-Tirmizi Imam Ebu I'sa Muhammed. Şemail-i Şerife. 1. cilt, s. 38)
“Ebu Nadre (ra) anlatıyor: Ashabdan Ebu Said el-Hudri'ye Resulullah Efendimiz (sav)’in peygamberlik mührünün nasıl bir şey olduğunu sordum. Mübarek sırtlarında gül tomurcuğu gibi bir et parçası olduğunu söyledi.” (Et-Tirmizi Imam Ebu I'sa Muhammed. Şemail-i Şerife. 1. cilt, s. 42)
Peygamber Efendimiz (sav)’in Saçı Peygamber
Peygamber Efendimiz (sav)’in saçının uzunluğu ile ilgili farklı tarifler vardır. Tarifler arasında böyle bir farklılık olması tabii ki doğaldır. Çünkü bu bilgileri aktaranlar Peygamber Efendimiz (sav)'i farklı zamanlarda gördükleri için saçının uzunluğu da farklı olmuş olabilir. Ancak bu tariflerden anlaşılan Peygamber Efendimiz (sav)'in saçını en kısa kulağı hizasında en fazla ise omuzlarına kadar uzatmış olmasıdır.
“Enes bin Malik radiyallahu anh anlatıyor: Hz. Peygamber'in saçları kulaklarının orta hizasına kadar uzamıştı.” (Et-Tirmizi Imam Ebu I'sa Muhammed. Şemail-i Şerife. 1. cilt, s. 49)
“Hz. Ayşe (ra) validemiz anlatıyor: Resulullah'ın mübarek saçları kulaklarıyla omuzları arasındaydı. Allah'ın selat ve selamı üzerine olsun.” (Et-Tirmizi Imam Ebu I'sa Muhammed. Şemail-i Şerife. 1. cilt, s. 50)
“Bera bin Azib (ra) anlatıyor: Peygamber Efendimiz orta boyluydu. Omuzları da genişçeydi. Saçları ise kulak yumuşaklarına değerdi.” (Et-Tirmizi Imam Ebu I'sa Muhammed. Şemail-i Şerife. 1. cilt, s. 50)
“Ebu Talib'in kızı Ümmü Hani (ra) anlatıyor: Resulullah Efendimiz Mekke'ye geldiklerinde evimize teşrif etmişlerdi. Bu sırada mübarek başları dört örgülü idi.” (Et-Tirmizi Imam Ebu I'sa Muhammed. Şemail-i Şerife. 1. cilt, s. 51)
Peygamberimiz (sav)’in Saç Ve Sakal Bakımı
Allah Kuran-ı Kerim'de müminlere temiz olmalarını emretmiştir.
“Elbiseni temizle. Pislikten kaçınıp uzaklaş.” (Müddessir Suresi, 4-5)
Peygamber Efendimiz (sav) Allah'ın bu emrini fitizlikle uygulamıştır. Onun bu özelliği saç ve sakal bakımı için de geçerlidir. Bazı kaynaklarda onun yanında daima tarak, ayna, misvak, kürdan, makas, sürmedan gibi eşyalar bulundurduğunu bildirmektedir. Peygamberimiz (sav) ashabına da aynı tavsiyelerde bulunmuştur.
“Kim saç bırakmışsa onun bakımına dikkat etsin.” (Ebu Davut, Sünen, IV. 74, no: 4062)
Peygamberimiz (sav)’in saç ve sakalıyla ilgili diğer aktarılanlarsa şu şekildedir:
“Simak bin Harp (ra) aktarıyor: Cabir bin Semure'den işittim. Ona Hz. Peygamber (sav)'in saçlarının ağarma durumu sorulmuştu. O da: ‘Mübarek başlarını yağladıkları zaman saçlarının akı gözle fark edilmez. Fakat başlarına yağ sürmedikleri anlarda beyazları görünürdü’ dedi.” (İbn Adiyya el-Kamil; Huccatu'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, s. 679)
Peygamber Efendimiz (sav) dış görünümüne ve temizliğine verdiği önemle müminlere güzel bir örnek olmuştur. Bir rivayette Peygamber Efendimiz (sav)’in bu konudaki tavrı şöyle belirtilir:
“Bir gün Peygamber (sav) sahabelerinin yanına çıkacağı zaman küpteki suya bakarak sarığını ve sakalını düzeltti ve şöyle dedi: ‘Allah kardeşlerinin yanlarına çıkarken kulunun kardeşleri için süslenmesini sever.’” (İbn Adiyya el-Kamil; Huccatu'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, s. 679)
Peygamber Efendimiz (sav)’in Giyim Tarzı
Peygamberimiz (sav)’in giyimi hakkında sahabeler pek çok detay aktarmışlardır. Bunun yanı sıra Peygamber Efendimiz (sav)’in müminlere nasıl giyinmeleri gerektiğiyle ilgili birçok tarifi ve tavsiyesi de olmuştur. Bu durum onun bu konuya verdiği önemi ortaya koyar. Örneğin Peygamber Efendimiz (sav) hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuştur:
“Allah güzeldir, güzelliği sever. Güzel giyinmek kibir değildir. Kibir, mazhar olduğu nimeti kendinden bilip, hakkı reddetmek, halkı hakir görmektir." (Kütüb-i Sitte, Muhtasari Tercüme ve Şerhi. Prof. Dr. İbrahim Canan, 7. cilt, s. 208)
Peygamber Efendimiz (sav)'in torunu Hz. Hasan (ra), onun giyim konusu hakkındaki görüşünü şöyle ifade etmiştir:
“Peygamber Efendimiz bize elde ettiğimizin en iyisini giymemizi ve bulabildiğimiz en hoş kokuları sürmemizi emrederdi.” (Buhari, et-Tarih'ul-Kebir, I, 382, no:1222)
Bu konuda Peygamberimiz (sav)’in bir başka hadisi de şu şekildedir:
“Ey müminler! Gönlünüzce yiyiniz, içiniz, giyininiz ve Allah yolunda sarf ediniz. Ancak israfa veya kibir ve gurura kaçmayınız.” (Buhari, el-Cami'us-Sahih, VII, 33; İbn Mace, Sünen, II, 1192, nu:3605)
Peygamber Efendimiz (sav), ashabından biri dış görünümüne önem vermediğinde veya bakımsız olduğunda onu da hemen uyarırdı. Bu konuya ait bir rivayeti Ebu'l-Havas (ra) babasından şöyle nakleder:
Üzerimde adi bir elbise olduğu halde, Resûlullah (sav)’in yanına gelmiştim. Bana, ''Senin malın yok mu?'' diye sordu. ''Evet, var.'' cevabıma, ''Hangi çeşit maldan?'' sorusunu yöneltti. ''Her çeşit maldan Allah bana vermiştir'' demem üzerine, ''Öyleyse Allah-u Teâlâ Hz. sana bir mal verdiği vakit, Allah'ın verdiği bu nimetin eseri ve fazileti senin üzerinde görümelidir.'' Buyurdular. (Nesai, Zinet 83. (8. 196). Prof. Dr. Ali Yardım, Peygamberimizin Şemaili, s. 119)
Peygamberimiz (sav)’in giyim tarzıyla ilgili sahabelerin aktardığı bilgilerden bazıları ise şunlardır:
İbn-i Abbas (ra) anlatıyor: “Ben Resulullah (sav) üzerinde mümkün olan en güzel elbiseyi gördüm.” (Ebu Davud., Libas 8. (4037); Kütüb-i Sitte. Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 15. cilt, s.69)
El-berâ bin Azîb (ra) anlatıyor: “Kırmızı desenli elbisenin Peygamber Efendimiz (sav) kadar bir başkasına yakıştığını görmedim. Bu kıyafetle Resûlullah (sav)'i gördüğümde mübarek saçları omuzlarına değecek kadar sarkmıştı.” (Et-Tirmizi İmam Ebu I'sa Muhammed. Şemail-i Şerife, 1. cilt, s. 94)
Semüre bin Cündüb (ra) rivayet ediyor: “Hz. Peygamber (sav), ‘Beyaz elbise giyiniz, zira o son derece temiz ve hoştur’ buyurmuşlardır.” (Et-Tirmizi İmam Ebu I'sa Muhammed. Şemail-i Şerife, 1. cilt, s. 98)
Peygamber Efendimiz (sav)’in Yüzüğü ve Mührü
Enes bin Malik (ra) anlatıyor: “Peygamber Efendimiz (sav)’in mühr-i şerifleri, şerefli mübarek mührü gümüşten yapılmıştı. Kayışı ise Habeş taşındandı. Resulullah Efendimiz (sav) yabancı devlet reislerine mektup yazmak isteyince bir mühür yüzük yapılmasını buyurdu. Peygamber Efendimiz (sav)’in parmağındaki yüzüğün parıltısı hâlâ gözümün önünde duruyor. Peygamber Efendimiz (sav)’in mühr-i şeriflerinin başına, üç satır halinde Muhammed Resulullah ibaresi kazınmıştı. Birinci satırda Muhammed, ikinci satırda Resul, üçüncü satırda da Allah kelimeleri yer alıyordu.” (Et-Tirmizi İmam Ebu I'sa Muhammed. Şemail-i Şerife, 1. cilt, s.114-117)
Peygamber Efendimiz (sav)'in Yürüyüş Şekli
Ebu Hüreyye (ra) anlatıyor: “Ben Resulullah Efendimiz (sav)'den daha güzel birini görmedim. Sanki güneş onun mübarek yüzünde devrediyor gibiydi. Peygamber Efendimiz (sav)'den daha hızlı yürüyen birini de görmedim. Yürürken adeta yeryüzü ayakları altında dürülürdü. Bizler arkalarından giderken geri kalmamak için büyük çaba harcardık.” (Et-Tirmizi İmam Ebu I'sa Muhammed. Şemail-i Şerife, 1. cilt, s.157)
Hz. Yezid ibn-i Mirsad (ra) ise şöyle demiştir: “Yürüdüğü zaman vakarlı fakat hızlı giderdi. Yanındakiler ona yetişemezdi.” (G. Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis. 2. cilt. 541/1)
Hz. Ebu Atabe (ra)'dan: “Yürürken kuvvetli adımlarla yürürdü.” (G. Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis. 2. cilt. 541/2)
“Yürürken ayaklarını yerden biraz kaldırıp önlerine hafif eğilerek yürürlerdi. Ayaklarını ses çıkartıp toz kaldıracak şekilde yere sert vurmazlar, adımlarını uzun ve seri atmakla birlikte sükûnet ve vakar üzere yürürlerdi. Yürürken sanki meyilli ve engebeli bir yerden iniyor görünümünü arz ederdi. Bir tarafa dönüp baktıklarında bütün vücutlarıyla birlikte dönerlerdi. Rastgele sağa sola bakmazlardı. Yere bakışları göğe bakışlarından daha çoktu. Çoğunlukla göz ucuyla bakarlardı. Ashabıyla birlikte yürürken onları öne geçirir, kendileri arkada yürürlerdi. Yolda karşılaştığı kimselere onlardan önce hemen selam verirdi.” (Tirmizi'nin Şemail isimli kitabının tercümesinden; Prof. Dr. Ali Yardım, Peygamberimizin Şemaili, s. 66-67)
Peygamber Efendimiz (sav)’in Konuşma Şekli
Peygamber Efendimiz (sav) etkileyici üslubu hikmetli ve keskin hitabıyla tanınan bir insandı. Onun tebliği insanlar üzerinde çok büyük bir etki oluşturur, sohbetinden herkes çok büyük bir zevk alırdı. Sahabelerden bizlere aktarılan çeşitli rivayetler de onun bu özelliğini ortaya koyar. Bu konuda bazı aktarımlar şu şekildedir:
“Allah Resulü insanların en beliğ (belagatlı kimse, meramını tamamen noksansız ve güzel sözlerle anlatmaya muktedir olan) en düzgün konuşanı ve en tatlı sözlü olanıydı. O şöyle diyordu: ‘Ben Arap'ın en fasihiyim, hatasız olarak söyleyen, açık ve güzel konuşan.’” (Taberani, Hakim; Huccetü'l İslam İmam Gazali, Ihya'u Ulum'id-din, 2. cilt. s. 800)
Hz. Aişe (ra), Resulullah (sav)’in sözlerini şöyle tarif eder: “Allah Resulü çok veciz konuşurdu. Böyle konuşmasını kendisine Allah katından Cebrail (as) getirmişti. Kısa cümleler içinde bütün maksatını yansıtırdı. Veciz sözlü cümleler söylerdi. Sözlerinde ne fazlalık ne de eksiklik bulunurdu. Kelimeleri bir ahenk içinde birbirini izler, sözcükleri arasında duraklar ve böylece dinleyenleri sözlerini belleyip ezberlerlerdi. Sesi gürdü ve tatlıydı. Gerektiğinde konuşurdu. Kötü laflar etmezdi. Hiddetli ve hiddetsiz anlarında nefsi için değil, Allah rızası için hep hakkı söylerdi.” (Ebu Davut; Huccetü'l İslam İmam Gazali, Ihya'u Ulum'id-din, 2. cilt. s. 800)
“Güzel olmayan laflar edenlerden yüz çevirirdi.” (Tirmizi; Huccetü'l İslam İmam Gazali, Ihya'u Ulum'id-din, 2. cilt. s. 800)
“Kendisi sustuğunda huzurundakiler konuşurdu. Katında tartışma yapılmazdı.” (Buhari; Huccetü'l İslam İmam Gazali, Ihya'u Ulum'id-din, 2. cilt. s. 800)
“Sahabelerinin yüzlerine güler ve gülümserdi, onların konuştuklarını beğenir, dikkatle dinler, kendisini onlardan biri sayardı.” (Tirmizi; Huccetü'l İslam İmam Gazali, Ihya'u Ulum'id-din, 2. cilt. s. 800)
Hz. Aişe (ra) anlatıyor: “Mübarek kelamları seçkindi. Her işiten onu anlardı.” (G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. Cilt, 521/4)
Hz. Enes (ra) şunu bildirmiştir: “Efendimiz (sav) halkın en latifecisi, hoş söz, şaka, mizah, sözle iltifat edeni idi.” (G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. Cilt, 545/5)
Peygamber Efendimiz (sav)’in Güzel Kokusu
Peygamber Efendimiz (sav) sürekli mis gibi tertemiz, hoş ve güzel kokar, Müslümanlara da temizliği tavsiye ederdi. Sahabelerden rivayet edilen bilgilerde Peygamber Efendimiz (sav)’in bu güzel özelliği hakkında detaylar aktarılır. Bunlardan bazıları şu şekildedir:
Enes bin Malik (ra) şöyle ifade etmektedir: “Resulullah Efendimiz (sav) Medine sokaklarının birinden geçtiğinde onun mis gibi kokusu hemen sezildiğinden halk o yoldan Hz. Peygamber (sav)’in geçtiğini söylerlerdi. Bizler Peygamber Efendimiz (sav)’in gelişini kokusunun güzelliğinden anlardık.” (Ibn Sa'd Tabakat, 1, 398-399; Mecme'uz Zevaid, VIII, 282: el-Metalib'ül-Aliye, IV, 25: Behcet'ül Mehafil, II, 254; Prof. Dr. Ali Yardım, Peygamberimizin Şemaili, s.280)
Muaz bin Hişam (ra) babasından, Katede Enes'ten şöyle rivayet etmiştir: “Cismi nazif, temiz, kokusu latif, hoştu. Koku sürünsün sürünmesin, teni en güzel kokulardan âlâ kokardı. Bir kimse onunla musafaha (el sıkışmak, tokalaşmak, muhabbetini, arkadaşlığını, sevgisini ishar etmek) etse, bütün gün onun rayiha-i tayyibesini, (temiz kokusunu) duyardı ve mübarek eliyle bir çocuğun başını mesh etse, rayiha-i tayyibesiyle, (temiz kokusuyla) o çocuk sair (diğer) çocuklar arasında malum (bilinirdi) olur idi.” (Ahmed Cevdet Paşa, Kısası Enbiya, IV. Cüz, s.364-365)
Peygamber Efendimiz (sav)’in Sevdiği Yemekler
“Çok sıcak yemeği sevmezdi.” (Beyhaki; Huccetü'l İslam İmam Gazali, Ihya'u Ulum'id-din, 2. cilt. s. 802)
“En çok hoşlandığı yiyecek etti.” (Ebbuşeyh; Huccetü'l İslam İmam Gazali, Ihya'u Ulum'id-din, 2. cilt. s. 803)
“Kabağı çok severdi.” (G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt. 552/7)
“Avlanan kuş etlerini yerdi.” (Huccet’ü’l İslam; Huccetü'l İslam İmam Gazali, Ihya'u Ulum'id-din, 2. cilt. s. 803)
“Hurmalardan acve hurmasını severdi.” (Ebbuşeyh; Huccetü'l İslam İmam Gazali, Ihya'u Ulum'id-din, 2. cilt. s. 803)
Hz. Ayşe (ra), Peygamberimiz (sav)’in sevdiği yiyeceklerle ilgili şunları söylemiştir: “Tatlı ve balı severlerdi.” (G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt. 552/11)
“Kavun, karpuzu, yaş hurmayla yerlerdi.” (G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt. 552/5)
Hz. Cabir (ra) şöyle anlatıyor: “Hiçbir zaman bir yemeğe yermemiştir. Hoşuna giderse yer, gitmezse yemezdi. Hoşlanmadığında da bir başkasına kötülemezdi.” (Buhari ve Müslimde aynı anlamda rivayetler yer alır. Huccetü'l İslam Imam Gazali, Ihya'u Ulum'id-din, 2. cilt, s. 804)
Peygamber Efendimiz (sav)’in sevdiği bazı yiyecekler için söylediği sözlerden bir kısmı ise şöyledir:
“Sirke ne güzel katıktır.” (Haydar Hatipoğlu, Sünen-i İbni Mace Tercemesi ve Şerhi, 9. cilt, s. 70)
“Mantar kudret helvasıdır.” (Haydar Hatipoğlu, Sünen-i İbni Mace Tercemesi ve Şerhi, 9. cilt, s. 209)
“Zeytinyağını yiyiniz ve kullanınız. Çünkü bu yağ mübarektir." (Haydar Hatipoğlu, Sünen-i İbni Mace Tercemesi ve Şerhi, 9. cilt, s. 73)
Peygamber Efendimiz (sav)’in Sevdiği İçecekler
Hz. Aişe radiyallahu anh bildiriyor: “Şerbetlerin içinde tatlı ve soğuk olanını severlerdi.” (G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt. 551/15)
“Peygamber Efendimiz (sav) bal şerbeti, hurma ve kuru üzüm şırası gibi içecekleri severlerdi.” (Arızat'ül Ahzevi Şerhu Sünen'it Tirmizi. VIII, 89-90, Prof. Dr. Ali Yardım, Peygamberimizin Şemaili, s. 255)
Peygamber Efendimiz (sav)'in en çok sevdiği içecek, soğuk tatlı şerbetlerdi.” (Prof. Dr. Ali Yardım, Peygamberimizin Şemaili, s.261)
“Şerbetlerin içinde en çok bal şerbetini severdi.” (G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt. 521/17)
“İçilecek şeylerde en çok sütü severlerdi.” (G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt. 551/18)
Peygamberimiz (sav) süt için şöyle buyurmuşlardır:
“Allah bir kimseye yemek yedirdiği zaman o kimse, ‘Allah'ım bize bu yemeği bereketli kıl ve bize bundan hayırlı rızık ver’ diye dua etsin. Allah bir kimseye bir miktar süt içirdiği zamanda o kimse, ‘Allah'ım bize bu sütü bereketli kıl ve bize daha çok süt ver’ diye dua etsin. Çünkü yiyeceğin ve içeceğin yerini tutan sütten başka bir şey bilmiyorum.” (Haydar Hatipoğlu, Sünen-i İbni Mace Tercemesi ve Şerhi, 9. cilt, s. 75)
Peygamberimiz (sav)’in Su İçin Söyledikleri
Peygamber Efendimiz özellikle yolculuklar sırasında ashabına su dağıttırır. Örneğin bir yolculuğu sırasında bir yerde durmuş ve yanındakilerden su istemiştir. Elini ve yüzünü yıkadıktan sonra sudan içmiş ve yanındaki sahabelerine de “sizde yüzünüze boynunuza bir miktarını dökün” demiştir. Resulallah (sav) su içtikten sonra şöyle dua etmiştir:
“Rahmetiyle suyu tatlı olarak yaratan, acı ve tuzlu yaratmayan Allah'a hamdolsun.” (Imam Gazali, Ihya'u Ulum'id-din, 2. cilt, s. 16)
Resulullah (sav) bir başka sözünde ise su için şöyle buyurmuştur:
“Allah suyu temizleyici olarak yarattı. Tadını veya rengini veya kokusunu değiştiren maddeler dışında hiçbir nesne onu pislemez.” Imam Gazali, Ihya'u Ulum'id-din, 1. cilt, s. 295)
Peygamber Efendimiz (sav)’in Güzel Huylarından Bazıları
Hüccetü'l-İslam olarak bilinen İmam Gazali, Tirmizi, Taberani, Buhari, Müslim, İmam Ahmet, Ebu Davud, İbni Mace gibi büyük İslam âlimlerinden derleyerek Peygamber Efendimiz (sav)’in güzel huylarından bazılarını şöyle özetlemiştir:
“Resûlullah (sav) insanların en yumuşak huylusu, en yiğidi, en adili ve en namuslusuydu. O, insanların en cömertiydi. Allah'ın kendine verdiklerinden hurma, arpa ne olursa olsun yalnız senelik yiyeceğine ayırırdı. Geri kalanını Allah yolunda harcardı. Kendisinde bulunan bir şey istendiğinde verirdi. O, haya olarak da insanların en mükemmeliydi. Rabbi için kızar, şahsı için öfkelenmezdi. Kendisi veya sahabeleri zarar görse bile hakkı uygulardı. Allah Resûlü (sav), insanların en alçak gönüllüsü, lafı uzatmadan en beliğ konuşanı, en güler yüzlüsüydü. Dünya işlerinden hiçbir şey kendini endişeye düşürmezdi. Medine'nin öbür ucundaki hastaları ziyarete gider, güzel kokudan hoşlanır, pis kokulardan tiksinirdi. Fakirlerle oturur, yoksullarla yerdi. Kimseye kaba davranmazdı. Kendisine özür beyan edenin özrünü kabul ederdi. Latife yapardı ama hakkı söylerdi. Mübah oyunları gördüğünde men etmezdi. Hanımlarıyla yarış yapardı. Zavallıları yoksulluklarından dolayı horlamaz, zengine de varlığından dolayı saygı göstermezdi. Onu da bunu da Allah'a eşit olarak çağırırdı. Allah-u Teala üstün huyu ve mükemmel siyaseti onda birleştirmişti. Allah-u Teâlâ ahlakın bütün güzelliklerini, iyi yolları, öncekilerin ve sonrakilerin başlarından geçmiş ve geçecek hadiselerin haberlerini, ahirette kurtuluşa ve saadete erdirecek hususları, dünyada gıpta edilip peşinden gidilecek ve gidilmeyecek her şeyi ona öğretmişti. Allah-u Teâlâ onun buyruklarına itaat ve hareketlerinde kendisinin izinden gitmeyi bizlere muvaffak kılsın.” (Huccetü'l İslam Imam Gazali, Ihya'u Ulum'id-din, 2. cilt, s. 795-796)
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500