HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
ESERLER
KitaplarMakalelerVideolarGörsellerSeslerAlıntılarDiğer
KONULAR
VatikanSosyalizmAydınlanma çağıFransız DevrimiDönmeSabetayistJakobenizmMasonik MedyaSiyasi SiyonizmJön Türkİttihat ve TerakkiAbdülhamitAnti-NaziDünya Siyonist ÖrgütüNuremberg KanunlarıMussolini1. Dünya savaşıAdolf EichmannGoyimRothschild HanedanıThink-TankCFRRockefellerSoğuk SavaşStalinEkim DevrimiSovyetler BirliğiBilderbergVietnamAIPACLobiFuarGüneydoğuYunanistanYeni Dünya DüzeniKızıldenizJeopolitikGaziVergiGümrük2023AntilopBoğaAvrasya İslam ŞuarasıNobel Barış ödülüHastaneSosyal Güvenlik KurumuAli BabacanTurgut ÖzalSuikastGaffar OkkanMuhsin YazıcıoğluRosette NebulaAstronomiGül
Harun Yahya © 2025
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Risale-i Nur Külliyatında Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as) Gerçeği 2- Hz...

Risale-i Nur Külliyatında Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as) Gerçeği 2- Hz. Mehdi (as)'ın Çıkış Vakti ve Yeri

Harun Yahya
2363
26 Ekim, 2017
Ahir Zaman, Hz. Mehdi ve Hz. İsa
HD Belgeseller

Risale-i Nur Külliyatında Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as) Gerçeği 2- Hz. Mehdi (as)'ın Çıkış Vakti ve Yeri

 

Hz. Mehdi (as)'ın ortaya çıkışı yüzyıllardır İslam ümmeti tarafından beklenen müjdeli bir olaydır. Hz. Mehdi (as), Peygamberimiz (sav) tarafından ahir zamanda geleceği haber verilen, yeryüzündeki fitneleri ortadan kaldıracak, tüm dünyada barış, adalet, bolluk, huzur ve mutluluk getirecek mübarek bir şahıstır.

Peygamberimiz (sav)'den aktarılan rivayetlere göre Hz. Mehdi (as), çeşitli hurafe ve batıl inançlarla aslından uzaklaştırılmış olan dini özüne döndürecek ve Allah'ın izniyle İslam ahlakını tüm yeryüzünde yerleşik kılacaktır.

Peygamber Efendimiz (sav), Hz. Mehdi (as)'ı hadisi şeriflerinde çok detaylı anlatmış, Sahabe-İ Kiram dahi Hz. Mehdi (as)'ı kendi devirlerinde heyecanla beklemişlerdir. Resulullah (sav), Hz. Mehdi (as)'ın ahlakı, fiziksel görünümü, yaşayacağı yer, faaliyetleri, yerine getireceği görevlerle ilgili çok kapsamlı bilgiler vermiş, Hz. Mehdi (as)'ın zuhur edeceği zamanı ve ortamı detaylı olarak anlatmıştır. Ayrıca, Hz. Mehdi (as)'ın çıkış vakti öncesinde ve sonrasında gerçekleşecek olan çok sayıda alametle ilgili ayrıntılar vermiştir.

Günümüzde birçok ahir zaman alameti arka arkaya gerçekleşmektedir. Bu alametlerin arka arkaya ve eksiksiz olarak gerçekleşiyor olması, içinde bulunduğumuz dönemin Allah'ın büyük bir müjdesi olan Hz. Mehdi (as)'ın zuhurunun gerçekleşeceği dönem olduğunu göstermektedir. Doğrusunu Allah bilir.

Büyük İslam alimleri Hz. Mehdi (as)’ın gelişi ile ilgili konularda Peygamber Efendimiz (sav)’in hadisleri doğrultusunda ayrıntılı açıklamalarda ve tespitlerde bulunmuşlardır. Hicri 1300'lerin müceddidi Bediüzzaman Said Nursi Hz. de Risale-i Nur Külliyatında Peygamberimiz (sav)’in ahir zamanla ilgili hadislerin açıklamalarına geniş yer vermiş, Hz. Mehdi (as)ın ortaya çıkışı, Hz. İsa (as)’ın ikinci kez yeryüzüne gelişi ve İslam ahlakının dünya hakimiyeti konularında çok detaylı bilgiler aktarmış ve bu konularla ilgili yüzlerce sayfa kaleme almıştır.

Risale-i Nur Külliyatı, günümüzden bir asır öncesinin yani Hicri 1300'lerin müceddidi olan Bediüzzaman Said Nursi Hz’nin kalbinden çıkan samimi tefekkürlerini kaleme aldığı son derece değerli eserlerden oluşmaktadır. Bediüzzaman Hz’nin tüm hayatına hakim olan derin samimiyet, Allah korkusu, Allah sevgisi ve dürüstlük eserleri olan Risale-i Nur'lara da yansımıştır. Her kelimesi tamamen Bediüzzaman Hz'nin net kişisel görüşlerini ve tefekkürlerini içeren bu risaleler, Bediüzzaman Said Nursi Hz. hayattayken yayınlanmıştır.

Üstad Hz. eserlerini bizzat kendi kontrolünde tahsiye ettirmiştir. Bediüzzaman Hz. külliyatını Kuran ve Peygamberimiz (sav)’in hadisleri ışığında yazmıştır. Üstad Hz’nin ahir zamanda İslam ahlakının dünya hakimiyetine vesile olacağı müjdelenen Hz. Mehdi (as) ile ilgili külliyatında geniş yer verdiği açıklamaları da son derece anlaşılır, açık ve nettir.

Risale-i Nur Külliyatı’nda Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as) Gerçeği adlı belgesel serimizin bu bölümünde Peygamber Efendimiz (sav)’in hadisi şerifleriyle ve Bediüzzaman Said Nursa Hz’nin Kuran-ı Kerim ve Hz. Muhammed (sav)’in hadisleri doğrultusunda Risalelerinde aktardığı bilgilerle Hz. Mehdi (as)'ın çıkış zamanı ve yeri konularını ele alacağız.

 

Hz. Mehdi (As) Hicri 1400'de Gelecektir

 

Peygamber Efendimiz (sav)'den rivayet edilen hadislerden ve büyük İslam alimlerinin açıklamalarından, Hicri takvime göre 1400'lü yılların Allah'ın izniyle Hz. Mehdi (as)'ın gelişi, Hz. İsa (as)'ın tekrar yeryüzüne dönüşü ve tüm dünyada insanların kitleler halinde İslam'a yönelmesi gibi büyük olayların gerçekleşeceği olağanüstü bir dönem olduğunu anlıyoruz. Peygamber Efendimiz (sav) hadislerinde Hz. Mehdi (as)'ın geliş vaktinin Hicri 1400'lü yıllar olacağını açık bir şekilde haber vermiştir. Bu hadislerden biri şöyledir:

“İnsanlar 1400 senesinde Mehdi'nin yanında toplanacaklardır.” (Risaletül Huruc-ül Mehdi, s. 108)

Her 100 Senede Bir Müceddit Gönderilmesi

 

Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde her yüzyıl başında dini hakikatleri devrin ihtiyaçlarına göre açıklamak üzere bir müceddit yani dini canlandıran, yenileyen bir şahıs gönderileceğine dikkat çekmiştir. Ebu. Hureyre'nin rivayetine göre Resulullah (sav) şöyle buyurmuş:

“Gerçekten Aziz ve Celil olan Allah, her yüz senenin başında şu ümmetin dinini bidatten, yani dine sonradan karışmış batıl uygulamalardan ayıracak, yenileyecek, ilim sahibi bir zatı gönderir.” (Sünen-i Ebu Davud, 5/100)

Büyük İslam Alimi İmam Rabbani'nin Peygamberimiz (sav)’in hadisleri doğrultusundaki açıklaması ise şöyledir:

“Her yüz sene başında bu ümmetin uleması arasından bir müceddit gelecek ve şeriatı ihya edecektir, canlandıracaktır.” (Mektubat-ı Rabbani, 1/520)

Bediüzzaman Said Nursi Hz. de Barla Lahikası isimli eserinde Allah'ın her yüz senede bir müceddit göndereceği konusuna şöyle yer vermiştir:

“Ashab-ı Kütüb-i Sitte'den İmâm-ı Hâkim'in Müstedrekinde ve Ebu Davud'un Kitab-ı Süneninde Beyhaki Şuab-ı İman'da tahric buyurdular, yani meydana koydular. Her yüz senede bir Cenab-ı Hak bir müceddidi din, yani dini yenileyen gönderiyor.” (Barla Lahikası, s. 119)   

Bediüzzaman Said Nursi Hz., Şualar isimli eserinde ise Hicri 1400'lü yılların müceddidinin Hz. Mehdi (as) olacağını belirtmiştir.

“Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli lamlar ve mimler ikişer sayılsa, bundan bir asır sonra yani yüz sene sonra zulümatı dağıtacak zatlar ise, Hz. Mehdi'nin şakirtleri yani talebeleri olabilir.” (Şualar, s. 605)

 Bediüzzaman Hz., İslam aleminin üzerindeki zulüm ortamının kendisinden bir asır, yani yüz yıl sonra ancak Hz. Mehdi (as) vesilesiyle dağıtılacağını ifade etmiştir. Kendisinden bir sonraki yüzyılda, yani Hicri 1400'lü yıllarda, Hz. Mehdi, (as)'ın yapacağı çalışmalarla Müslümanların büyük sıkıntılardan kurtulup feraha kavuşacaklarını açıklamıştır.

Bediüzzaman Hz. Risale-i Nur'un farklı yerlerinde defalarca Hz. Mehdi (as)'ın Hicri 1400'lerde görev yapacağını söylemiştir.

Bediüzzaman Hz. farklı tarihlerde yaptığı açıklamaların hepsinde Hz. Mehdi (as)'ın geliş zamanı olarak Hicri 1400'lü yılların başlarına işaret etmiştir. Üstad Hz. bir sözünde Hz. Mehdi (as)'ın asr-ı saadet döneminden 1400 sene sonra çıkacak olmasına rağmen insanların o dönemde dahi onun zuurunu beklediklerini ifade etmiştir.

“İstikbal-i dünyeviyede, dünyanın geleceğinde 1400 sene sonra gelecek bir hakikati, Hz. Mehdi (as)'ı asırlarında garip yani yakın zannetmişler.” (Sözler, s. 318)

 Üstad Hz’nin belirttiği, sahabe döneminden 1400 sene sonrası, Hicri 1400'lü yılların başlarına yani miladi olarak 1979-1980 senelerine denk gelmektedir. Bediüzzaman Said Nursi Hz., Hz. Mehdi (as)'ın çıkış vaktini Kastamonu Laikası’nda ayrıca vurgulanmıştır.

“Bu zamanda öyle fevkalade hakim cereyanlar var ki, her şeyi kendi hesabına aldığı için faraza, hakiki beklenilen ve bir asır sonra gelecek o zat dahi bu zamanda gelse..” (Kastamonu Lahikası, s. 57)

 Bir asır sonra sözünün anlamı açık ve nettir. Said Nursi Hz., hakiki beklenilen ve bir asır sonra gelecek o zat diyerek, Hz. Mehdi (as)'ın kendi döneminde henüz gelmediğini, kendinden yüz yıl sonra geleceğini açıkça belirtmiştir.

Bediüzzaman Hz., Hicri 1300'lerde yaşadığına göre, Hz. Mehdi (as)'ın görev yapacağı asır, kendisinden sonraki asırdır. Yani Hicri 1400'dür.

Bediüzzaman Hz. Hicri 1327'de Şam'da Emevi Camii'nde 10.000 kişiye verdiği hutbesinde ahir zamandan çeşitli tarihler vererek Hz. Mehdi (as)’ın mücadele zamanlarına dikkat çekmiştir.

“Ta 1371 senesinden sonraki Âlem-i İslâm'ın mukadderatına kaderini nazar eden, göz atan Hutbe-i Şamiye’deki hakikatler, evet, şimdi olmasa da 30-40 sene sonra fen ve hakiki marifet yani müsbet ilimler ve sanat, ilim ve fenlerle öğrenilen bilgi ve medeniyetin mehasini yani iyiliklerini, o üç kuvveti tam teçhiz edip, cihazatını verip, o dokuz manileri mağlup edip dağıtmak için taharri-i hakikat meyalanını, hakikati araştırma eğilimini ve insaf ve muhabbeti insaniyeyi yani insan sevgisini o dokuz düşman taifesinin cephesine göndermiş, inşaAllah yarım asır sonra onları darmadağın edecek.” (Hutbe-i Şamiye, s. 25)

 Bediüzzaman Hz. burada, Hicri 1371 senesinden sonra yaşanacak gelişmelere dikkat çekerek, Hz. Mehdi(as)'ın göreve başlamasının 1371 tarihinden 30-40 yıl sonra olacağını belirtmiştir. Bu tarih Hicri 1401-1411, Miladi 1980-1990 yılları arasıdır. Aynı konuşmasının devamında Bediüzzaman Hz., Hz. Mehdi (as)'ın inkarcı fikir sistemini fen, ilim ve medeniyetin imkanları sayesinde fikren susturacağını da açıklamıştır. Bu fikri üstünlüğün tarihi olarak da 1371 tarihinden yarım asır yani 50 yıl sonrasına işaret etmiştir. Bu da hicri 1421 yani miladi 2001 yılına denk gelmektedir.

Bediüzzaman Hz’nin ahir zamanla ilgili bir diğer açıklaması ise şu şekildedir:

“71'de, yani Hicri 1371'de, yani Miladi 1952'de, fecr-i sadık, yani tan yerinin ağarması, başladı veya başlayacak. Eğer bu fecri kazip, sabaha karşı ufukta yayılmaya başlayan birinci kızıllık da olsa, 30-40 sene sonra, yani Hicri 1401-1411, Miladi 1981-1991'de, fecri sadık, fecri kazip'ten sonra yayılmaya başlayan ikinci aydınlanma çıkacak.”

Üstad Hz., Şam'da Emevi Camii'nde verdiği bu önemli hutbesinde, Hicri 1371 senesinden sonra yaşanacak gelişmelere dikkat çekerek, Hz. Mehdi (as)'ın göreve başlamasının 1371 tarihinden 30-40 yıl sonra olacağını bildirmiştir. Bu tarih ise Hicri 1401-1411, miladi olarak da 1980-1990 yılları arasıdır.

Bediüzzaman Hz’nin bu izahına göre, Hakk'ın karşısında batılı temsil eden ideolojiler olan Darwinist-materyalist ve ateist felsefelerin fikren etkilerini tamamen kaybetmeye başlamasının 1981-1991 yılları arasında fikren tam anlamıyla susturulup dağıtılmalarının ise 2000'li yıllarda olacağını ifade etmiştir. Doğrusunu Allah bilir.

Bediüzzaman Said Nursi Hz. 1936 yılında hazırladığı Kastamonu Laikası isimli eserinde Hz. Mehdi (as) ve talebelerin yaşayacakları döneme ait çok önemli bir zaman belirlemesi yapmıştır.

“Ta ahir zamanda hayatın geniş dairesinde asıl sahipleri yani Mehdi ve şakirtleri Cenab-ı Hakk'ın izniyle gelir, o daireyi genişlettirir ve o tohumlar sümbüllenir. Bizler de kabrimizde seyredip Allah'a şükrederiz.” (Kastamonu Lahikası, (72. Mektup)

 Said Nursi Hz., Hz. Mehdi (as) ve talebelerinin yaşadığı dönemin kendinden sonra olacağını taa ahir zamanda ifadesini kullanarak tanımlamış ve kendi yaşadığı dönemden çok ilerideki bir zamana dikkat çekmiştir. Üstad Hz., kendi yaşadığı dönemi dar daire olarak görmüş, Hz. Mehdi (as)'ın yaşayacağı dönem için ise “hayatın geniş dairesinde” diyerek ahir zamanı tasvir etmiştir. “Hayatın geniş dairesi” ifadesi, teknolojinin, bilimin, sanatın, kültürün her yönüyle çok ileri düzeye ulaştığı, içinde yaşadığımız döneme işaret etmektedir. Günümüzde, televizyon, radyo teknolojilerinde ve internet sisteminde yaşanan büyük gelişmeler vesilesiyle Müslümanların tebliğ çalışmalarını çok geniş alanlara yaymaları ve bu yolla büyük insan kitlelerine ulaşmaları mümkün olmaktadır. Hayatın geniş dairesinde Peygamberimiz (sav)’in müjdelediği en büyük müceddit, en büyük müçtehit ve kutb-u azam olan Hz. Mehdi (as) ve talebeleri Allah'ın izniyle gelecek ve bu dairede çok büyük ve önemli hizmetler yapacaklardır.

Peygamber Efendimiz (sav) hadislerinde Müslüman alemenin yaşayacağı önemli olayları kapsayan 7 bin yıllık bir takvimden bahsetmiştir. Peygamberimiz (sav)’in yaşadığı dönemde dünyanın ömründen sadece 7000 yıllık dönemi temsil eden bir takvim kullanılıyordu. Peygamberimiz (sav) bu takvimi esas alarak kendi döneminden İslam ümmetinin sonuna kadar olan döneme ait bazı bilgiler vermiştir. Bu bilgiler vesilesiyle Hz. Mehdi (as)'ın zuhur edeceği ve dolayısıyla da İslam ahlakının dünyaya hakim olacağı ahir zamanın hangi hicri yüzyıla denk geleceği konusunda Müslümanları aydınlatmıştır.

Peygamber Efendimiz (sav) hadislerinde esas aldığı söz konusu takvime göre ümmetinin ömrünün 7 bin yıl olduğunu, kendisinin yaşadığı dönemde bu süreden 5600 yılın geçtiğini ve kendisinden sonra da geriye sadece 1400 yılın kaldığını açıkça ifade etmiştir. Büyük İslam Alimi Suyuti Hz’nin eserinde, dünyanın ömrünün 7 bin yıl olduğunu haber veren 8 sahih hadis bulunmaktadır. Bu hadislerden biri şu şekildedir:

“Dünyadan 5600 yıl geçmiştir. 7000 yıllık bir zaman diliminden, geçen 5600 yıllık zaman çıkarıldığında geriye, 1400 yıllık bir süre kalmaktadır. Buradan, Hz. Mehdi (as)'ın çıkışı ve İslam ahlakının dünyaya hakim oluşunun Hicri 1400'lerde gerçekleşeceği anlaşılmaktadır. 7000-5600-1400 Hicri 1400, Hz. Mehdi (as)'ın çıkış tarihi.

 

Hz. Mehdi (as) İstanbul'dan Çıkacaktır

 

Peygamber Efendimiz (sav) hadislerinde Hz. Mehdi (as)'ın Allah'ın izniyle Türkiye'den çıkacağını ve fikri mücadelesini İstanbul'dan yürüteceğini haber vermiştir. Bu hadislerden biri şu şekildedir.

“Mehdi, Rum'dan Türklerden ayrılmayacaktır. Çünkü eskiden Türkiye'ye Diyar-ı Rum deniliyordu.” (İş'afü'r-Rağıbîn'den naklen Tılsımlar Mecmuası, Bediüzzaman Said Nursi, s. 212)

 Bediüzzaman Hz., Hz. Mehdi (as)'ın İstanbul'dan çıkacağını söylemiştir. Hz. Mehdi (as)'ın çıkacağı yer olarak geçmişte bazı alimler kendi zamanlarının hilafet merkezi olan Irak, Şam, Kufe, Medine gibi şehirleri belirtmişlerdir. Ancak ahir zaman olaylarının vuku bulduğu yerle ilgili rivayetlerin ortak noktası bu olayların en son hilafet merkezinde gerçekleştiğidir. Son hilafet merkezi ise İstanbul'dur. Bediüzzaman Hz. de bu konuyu şöyle açıklamıştır:

“Şimdi, Hz. Mehdi (as) gibi şahıslar hakkındaki rivayetlerde farklı haberler olmasının sebebi ve sırrı şudur ki, hadisleri açıklayanlar, hadis metinlerini kendi anlayışlarına ve ufuklarının genişliğine göre yorumlamışlardır. Mesela merkezi saltanat yani hilafet merkezi o zamanlar Şam'da veya Medine'de olduğundan Hz. Mehdi (as) veya Süfyan'la ilgili olayların merkezi saltanat civarında olan Basra, Kufe, Şam gibi yerlerde gerçekleşeceğini zannederek hadisleri öyle yorumlamışlardır.” (Sözler, 359)

Hz. Mehdi (as) bazı alimlerin zannettiği gibi Mekke, Medine, Şam veya Basra gibi eski hilafet merkezlerinden değil Üstad Hz’nin belirttiği gibi İslam aleminin son hilafet merkezi olan İstanbul'dan çıkacaktır inşaAllah.

Peygamberimiz (sav) de hadislerinde Hz. Mehdi (as)'ın İstanbul'u manen fethedeceğini müjdelemiştir. Hz. İbni Amr'dan rivayet edilmiştir:

“Peygamberimiz buyurdu ki: Ey ümmet! Altı şey vardır ki onlar olmadan kıyamet kopmaz. Altıncısı Medine'nin, yani şehrin fethi. Denildi ki: Hangi Medine, hangi şehir? Buyurdu ki Konstantiniye, yani İstanbul.” (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 23)

Nuaym bin Hammad, Ebu Cafer'den şöyle rivayet etmiştir:

“Zulmü ve zalimleri engelleyecek, ülkeler düzelecek, Cenab-ı Hak kendisine İstanbul'u manen fethettirecektir.” (Ukayli “En-Necmu’s-sakıb fi Beyanı Enne’l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale’t-Temam ve’l kamal”)

 Hz. Mehdi (as) hem İstanbul'da hem de tüm yeryüzünde İslam ahlakını hakim kılarken hiçbir şekilde şiddet kullanmayacak, bu sonucu yalnızca Allah'ın ismini ve şanını yücelterek, Kuran ahlakını yaşatarak gerçekleştirecektir.

Hadislerde Hz. Mehdi (as)'ın İstanbul'u tekbirlerle ve Allah'ı tespih ederek fethedeceği şöyle bildirilmiştir:

“‘Allah Teala Hz. mümin kullarına Roma'nın merkezi olan İstanbul'un tespih ve tekbirle fethini nasip buyurmadıkça kıyamet kopmayacaktır. Allah Konstantiniyye'yi yani İstanbul'u çok sevdiği dostlarının eliyle fethedecek. Onlardan hastalığı ve üzüntüyü kaldıracak. Muhtelif ülkelerden birçok alim, birbirlerinden habersiz şekilde Mehdi'yi aramak üzere yollara çıkacak ve her birisine 310 kadar insan refakat edecek. Sonunda hepsi de Mekke'de buluşurlar ve birbirlerine buraya niçin geldiklerini sorduklarında hepsi de, bu fitneyi önleyecek ve Konstantiniyye'yi yani İstanbul'u fethedecek olan Mehdi'yi arıyoruz. Çünkü biz onun babasının, anasının ve ordusunun isimlerini öğrendik’ şeklinde cevap verdiler. “Dünyadan hiçbir zaman kalmayıp ancak tek bir gün kalsa bile o günde benim soyumdan bir zatın Deylem Dağı'na yahut eyaletine ve Konstantiniyye yani İstanbul şehrine sahip olması için Allah muhakkak o günü uzatacaktır. Uzak yerlerdeki askerleri Hz. Mehdi'ye biat edecek, zulümü ve zalimleri engelleyecek, ülkeler düzelecek, Cenab-ı Hak kendisine İstanbul'u fethettirecektir.” (Ramuzu’l-Ehadis, 478/5. Müsned, 2/176. Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, 6/323.)

 Hz. Mehdi (as)'ın Kutsal Emanetlerle Çıkması İstanbul'dan Çıkacağına İşarettir

“Abdullah bin Sürefe'den rivayet edildi ki, Hz. Mehdi (as)'ın beraberinde süslenmiş bir halde Peygamberimiz'in bayrağı olacaktır. Alametlere gelince beraberinde Allah Resulü'nün gömleği, kılıcı, sancağı bulunacaktır. O sancak ki Peygamber'in vefatından bugüne kadar hiç açılmamıştır.” (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 23)

Rivayetlerden, Peygamberimiz (sav)’in kutsal emanetlerinin, Hz. Mehdi (as)'ın bulunduğu yerde olduğu ve ancak onun zuhuruyla açılacağı anlaşılmaktadır. Bu mübarek emanetler ise halen Topkapı Sarayı'nda, Hırkayı Saadet Dairesi'nde muhafaza edilmektedir. Kutsal emanetler İstanbul'da olduğuna göre, Hz. Mehdi (as)'ın da İstanbul'da olacağı son derece açıktır. Peygamberimiz (sav)’in vefatından bugüne kadar hiç açılmayarak, 1400 yıldan fazla bir süredir muhafaza edilen mübarek sancağı da Kutsal Emanetler bölümünde Hz. Mehdi (as) döneminde açılmayı beklemektedir.

 

Hz. Mehdi (as)'ın Bulunduğu Yerde Çok Sayıda Bayrak Olacaktır

“Konstantiniyye'nin fethi sırasında sabah namazı için abdest alırken bir bayrak dikecek, deniz ikiye ayrılarak su kendiliğinden uzaklaşacak ve açılan yolu takip eden Hz. Mehdi karşı kıyıya geçecektir. Sonra bir bayrak daha dikecek ve diyecek ki: Ey insanlar ibret alınız. Deniz Beni İsrail'e nasıl yol verdiyse bize de öylece yol verdi.” ("El-Kavlü'l Muhtasar fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar", s. 57)

 Hadiste Hz. Mehdi (as)'a denizde kuru bir yol açılacağı söylenerek geleceği yerde köprü olduğuna işaret edilmiş, Hz. Mehdi (as)'ın doğduğu şehirden çıkıp bu köprüden geçerek İstanbul'a geleceği haber verilmiştir. Ayrıca Peygamberimiz (sav), Hz. Mehdi (as)'ın bulunduğu yerde çok sayıda bayrak olacağına da dikkat çekmiştir. Bilindiği gibi bugün İstanbul'un dört bir yanı bayraklarla süslüdür. İstanbul, yüzyıllardır beklenen kutlu misafirinin yani Hz. Mehdi (as)'ın zuhuruna hazırlanmaktadır.

Peygamber Efendimiz (sav) “Mehdi ile müjdelenin” buyurarak Hz. Mehdi (as)'ın gelişini heyecan ve şevkle beklemenin bu mübarek zat için hazırlık yapmanın önemine dikkat çekmiştir. Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde Ashab-ı Kiram döneminden itibaren Müslümanların hasretle Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)’ın gelişini beklediklerinden ve Allah'tan bu tarihi dönemde yaşayanlardan olmayı dilediklerinden bahsedilir. Hatta Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as) dönemine yetişebilmek için yaşlıların Allah'tan genç olmayı istedikleri haber verilir. Ayrıca Peygamberimiz (sav) hadislerinde o dönemde yaşayacak olan müminlere Allah'ın bu lütfuna layık olmaya çalışmalarını öğütlemiştir.

“Ebu İşeybe ve Naim bin Hammad Fiten isimli eserde İbni Mace ve Ebu Naim ise İbni Mesud'dan tahriç ettiler. O dedi ki: O, yani Hz. Mehdi (as), arza sahip olur ve kendisinden önce baskı ve zulümle dolu olan arzı adaletle doldurur. Sizden ona kim yetişirse, kar üzerinde sürünerek dahi olsa gelsin, ona katılsın. Zira O, Hz. Mehdi (as)'dır. Ey Allah'ın kulları! Allah'tan korkun! Hz. Mehdi (as) zuhur edince her şeyi bırakıp, mümkün olan her vesileyle ona doğru koşunuz. Çünkü O, Allah'ın halifesi, Müslümanların manevi lideri ve benim vasimdir." (Bihar-ul Envar, cilt 51, s.65; Isbat-ul Hüdat, cilt 6, s. 382)

Yüzyıllardır İslam dünyasının büyük bir şevk ve heyecanla gerçekleşmesini beklediği bu büyük olayın yaşanmasına çok az bir zaman kalmıştır. Allah'ın izniyle Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde Hz. Mehdi (as)’ın gelişi için dikkat çektiği Hicri 1400'lerin içinde bulunuyoruz. Bu yüzyıl yani Hicri 1400'ler inşaAllah Mehdi yüzyılıdır.

Asırlardır insanların hasretle bekleyip çıkışı için ümitle dua ettikleri, Hz. İsa (as)'la Hz. Mehdi (as)'ın zuhuru Allah'ın izniyle bu yüzyılda gerçekleşecektir.

Hicri 1400 içinde yaşayan bu tarihi şahısların çıkışını hasretle, ümitle, şevkle bekleyen samimi Müslümanlar inşaAllah Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)'ın yardımcılarından, dostlarından, yakınlarından olabilme şerefine erişebileceklerdir. Yeryüzündeki dinsiz akımlara karşı yürüteceği fikri mücadelesinde, tüm dünyaya İslam ahlakının yayılmasında, İslam dünyasının birlik olmasında, Hristiyan dünyasının Kuran'a ve hak dine tabi olmasında Hz. Mehdi (as)'a destek olabileceklerdir.

Hz. İsa (as)'ın yeryüzüne ikinci defa gelişine şahitlik edeceklerdir. Bu mübarek şahısların yardımcılarından olup, Müslüman dünyasının 14 yüz yıldır hasret kaldığı adalet, barış, huzur, mutluluk, bolluk ve bereketi kavuşmasına vesile olanlardan olma şerefine erişebileceklerdir.

 

A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500

 

 

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
mp3
mp4
mp4
mp4
zip
Bediüzzaman Said-i Nursi
Cami
Kutsal emanetler
Mehdiyet
Müceddid
Müslüman
Namaz
Risale-i Nur
Risale-i Nurda Mehdi
İstanbul
zip
youtube