HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
ESERLER
KitaplarMakalelerVideolarGörsellerSeslerAlıntılarDiğer
KONULAR
VatikanSosyalizmAydınlanma çağıFransız DevrimiDönmeSabetayistJakobenizmMasonik MedyaSiyasi SiyonizmJön Türkİttihat ve TerakkiAbdülhamitAnti-NaziDünya Siyonist ÖrgütüNuremberg KanunlarıMussolini1. Dünya savaşıAdolf EichmannGoyimRothschild HanedanıThink-TankCFRRockefellerSoğuk SavaşStalinEkim DevrimiSovyetler BirliğiBilderbergVietnamAIPACLobiFuarGüneydoğuYunanistanYeni Dünya DüzeniKızıldenizJeopolitikGaziVergiGümrük2023AntilopBoğaAvrasya İslam ŞuarasıNobel Barış ödülüHastaneSosyal Güvenlik KurumuAli BabacanTurgut ÖzalSuikastGaffar OkkanMuhsin YazıcıoğluRosette NebulaAstronomiGül
Harun Yahya © 2025
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Rumilik Tehlike mi?

Rumilik Tehlike mi?

Harun Yahya
32925
26 Ekim, 2017
Diğer İnanç ve Felsefelere Bakış
HD Belgeseller
Kuran Ahlakı ve Derin Düşünmek

Rumilik Tehlike mi?

 

Mevlevilik denildiğinde birçok insanın aklına Mevlana Celaleddin Rumi'nin liderliğinde Anadolu'da yerleşmiş bir tarikat gelir. Bu tarikatın dünya çapında milyonlarca insanın üzerinde etkisi olmuştur. Çoğu insan Mevleviliğin sevgi, insaniyet, kardeşlik telkin ettiği kanaatindedir. Mevlevilik hakkındaki bilgisi de Şeb-i Avrus törenlerinden ibarettir. Oysa biraz incelendiğinde ve dikkatli bir gözle bakıldığında farklı bir durumla karşılaşırız.

Mevlana Celaleddin Rumi'nin kitapları İslami eserlerden biri olarak bilinir. Ancak bu kitaplarda Kuran'a uygun olmayan, toplum ahlakında ciddi bozulmaya sebep olabilecek gayriahlaki bölümler yer alır. Ne var ki bu gerçek çoğu kişi tarafından bilinmez. Nitekim İslam'a açıkça karşı olan birçok insanın Mevleviliği savunduğunu görüyoruz. Bunun temelinde de Kuran'a uygun olmayan bu bölümler vardır. Müslümanlığa karşı olan bu kişiler Mevlana'yı kendilerince överler, Mevlana'ya ait olarak bilinen kitaplarda anlatılanları kabul ederler ve insanlara da bunun propagandasını yaparlar. Rumîlik olarak adlandırılan bu akımın özünde gayri ahlaki ve Kuran'la tamamen zıt inanışlar vardır.

Bunları birkaç başlıkta belirtmek gerekirse, Allah'a, Kuran'a ve İslam'a saygıya uygun olmayan ifadeler, Allah'ın yaratmasını inkâr eden Darwinizm, Allah'ın Kuran'da çirkin bir eylem olarak bildirdiği ve haram kıldığı homoseksüellik, kadınları ikinci sınıf olarak görmek ve aşağılamak, ırkçı bir yaklaşımla Türk milletini kötülemek, haram olan şarabın içilmesini helal görmek.

Rumîlik, İslamsız ve Kuran’sız bir Müslümanlık anlayışı oluşturmak için bazı çevreler tarafından özel ve bilinçli olarak kullanılan bir felsefedir. Zaten Rumîliği İslam'ın yerine benimsetmeye çalışan insanların ortak noktalarına baktığımızda, bunların büyük kısmının homoseksüelliği savunduğunu, bilimsel hiçbir delili olmadığı halde evrim propagandası yaptığını ve Kuran ahlakına uygun olmayan bir yaşam görüşünü savunduklarını görüyoruz. Bunlardan habersiz olan birçok insansa muhtemelen iyi niyetli bir şekilde Mevlana'nın kitaplarından alınan bazı cümlelerini yayarlar ve farkında olmadan Rumîlik adındaki bu felsefeye katkıda bulunurlar.

Burada şunu belirtmek gerekir ki bu filmde sadece bir kısmını ele alacağımız ve Kuran'a uygun olmayan bu bölümler belki Mevlana'nın kitaplarına sonradan eklenmiş olabilir. Başka bir kişi tarafından yazılmış olabilir. Mevlana tüm bu sözlerden habersiz de olabilir. Ancak neticede Mevlana adına yayınlanan, basılan, dağıtılan ve aktarılan kitaplarda Kuran'a tamamen zıt bir felsefe ve hayat tarzını anlatan bölümler vardır. Bu filmde başta Mesnevi olmak üzere Mevlana'ya atfedilen eserlerde bulunan ve genelde halk tarafından pek bilinmeyen Kuran karşıtı bölümler bir araya getirilmiştir. Sadece bir kısmını sunacağımız bu İslam karşıtı ifadeleri yorum yapmadan Milli Eğitim Bakanlığı'nın yayınladığı orijinal kaynaklardan sunuyoruz. Şunu tekrar önemle belirtmek gerekir ki, bu film boyunca bahsedilen ve eleştirilen Rumilik ile Anadolu'da bilinen Mevlevilik arasında hiçbir bağlantı yoktur. İslam dinine muhalif, bu Kuran karşıtı bölümlerden haberi olmayan, samimi, gerçek anlamda dürüst Mevlevililerin hepsini tenzih ediyoruz.

 

Mevlana'ya Ait Olduğu İddia Edilen Kitaplarda Allah'a, İslam'a Ve Kuran'a Saygıya Uygun Olmayan Bölümlerden Örnekler

İnşaAllah sözüne karşı saygıya uygun olmayan üslup, Mevlana'nın haşa Allah gibi gösterilmesi

 

 “Mevlana bir işin yapılmasını emreder. Şeyh Muhammed Hâdim, inşaAllah, Allah dilerse deyince Mevlana bağırır. A aptal! Ya söyleyen kim?”

 

Kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim'de buyrulduğuna göre, inşaAllah demek Allah'ın emridir. Şeytandan Allah'a sığınırım:

 

“Ancak Allah dilerse, inşaAllah yapacağım de. Unuttuğun zaman Rabbini zikret ve de ki, umulur ki Rabbim beni bundan daha yakın bir başarıya yöneltip iletir.” (Kehf Suresi, 24)

 

Peygamberimiz (sav), inşaAllah demenin imanın kemalinden olduğunu bildirmiştir:

 

“İnsanlar için inşaAllah demekten daha faziletli itaat edicilik yoktur.”

“Bir kişinin bütün sözlerinde inşaAllah demesi onun imanının kemalindendir.”

 

 Allah Kuran'da haram kıldığı halde Mesnevi'de şarap içmenin helal olduğunu söylenmesi

 

“Zevk veren her şey, şu aşağılık kişiler bir delil elde edip dadanmasınlar diye nehyedilegelmiştir. Yoksa şarap, çeng, güzel sevmek ve sema haslara helaldir. Aşağılık kişilere haram.”

“Şarap içen akıllıysa daha ziyade akıllı olur. Kötü huyluysa büsbütün beter bir hale gelir.”

 

 Allah, şarabı tüm insanlara haram kılmıştır.

 

“Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytanın işlerinden olan pisliklerdir. Öyleyse bunlardan kaçının. Umulur ki kurtuluşa erersiniz.” (Maide Suresi, 90)

“Gerçekten şeytan, içki ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?” (Maide Suresi, 91)

 

Mevlana eserlerinde kendisini ne Müslüman ne kafir diye tanımlıyor.

 

“Aşk kafiriyiz biz, Müslüman başka. Müslümanlığın kafirliğin dışında bir ova. Uçsuz bucaksız ovada sevdamız uzar gider. Anlayan vardı mı usulca başını kor. Ne Müslümanlığa yer var ne kafirliğe yer.”

“Bu âlem Müslümanlıktan da dışarıdır, kâfirlikten de. Orada ne Müslümanlığın işi vardır, ne kâfirliğin.”

 

Kuran'da ise “Allah, kâfirleri sevmez” buyurulur ve kâfirlerin cehennem ehli olduğu bildirilir.

 

“Her kim Allah'a, meleklerine, elçilerine, Cibril'e ve Mikail'e düşmansa artık şüphesiz Allah da kafirlerin düşmanıdır.” (Bakara Suresi, 98)

“Doğrusu biz kafirlere zincirler, demir halkalar, tomruklar ve çılgınca yanan bir ateş hazırladık.” (İnsan Suresi, 4)

 

Mesnevi'nin haşa Allah katından vahyedildiğinin ve Kuran'la eşdeğer olduğunun iddia edilmesi.

 

“Bu kitap Mesnevi'dir. Mesnevi, hakikate ulaşma ve yakın sınırlarını açma hususunda din asıllarının asıllarıdır. Allah'ın en büyük fıkhı, Allah'ın en aydın yolu, Allah'ın en aydın şeriatıdır. En reddedilemez delilidir.”

 “Şanları yüce, özleri hayırlı yazıcılar elleriyle yazmışlardır onu. Tertemiz kişilerin başkasının ona dokunmasına meydan vermezler. Âlemlerin Rabbinden inmiştir. Batıl ne önünden gelebilir ne ardından. Allah onu korur, gözetir. Başka lakapları da vardır. Allah takmıştır o lakapları ona.”

 

Allah'ın fıkhı ve kitabı Kuran'dır.

 

“Kendisine şüphe olmayan bu kitabın indirilişi alemlerin Rabbi tarafındandır.” (Secde Suresi, 2)

“Şüphesiz sana bu kitabı hak ile indirdik, öyleyse sen de dini yalnızca O'na hâlis kılarak Allah'a ibadet et.” (Zümer Suresi, 2)

“Ve gerçekten O, müminler için bir hidayet ve bir rahmettir.” (Neml Suresi, 77)

 “O Kuran şerefli, üstün sahifelerdedir. Yüceltilmiş, tertemiz, mutahhar kılınmış. Kâtiplerin ellerinde. Ki onlar üstün değerli, iyilik ve dürüstlük sembolü.” (Abese suresi, 13-16)

 

Vasıta ile verilen ilim değerli değildir iddiasında bulunuyor.

 

Peygamberimiz (sav)’e Cebrail (as) vasıtasıyla ilim geldiği için -haşa- değerli olmadığını iddia ediyor.

“Tanrıdan vasıtasız olarak verilmeyen ilim, gelini süsleyen kadının ona sürdüğü renk gibi diri kalmaz, uçup gider.”

 

 Kuran, Allah'ın sözüdür. Cebrail (as)’ı Peygamberimiz (sav)’e vahyi ulaştırması için görevlendiren Allah'tır.

 

“Gerçekten o Kuran, âlemlerin Rabbinin bir indirmesidir. Onu Ruhul Emin indirdi. Uyarıcılardan olman için senin kalbinin üzerine indirmiştir.” (Şuara Suresi, 192-194)

“De ki, iman edenleri sağlamlaştırmak, Müslümanlara bir müjde ve hidayet olmak üzere onu, Kuran'ı hak olarak Rabbinden Ruhul Kudüs indirmiştir.” (Nahl Suresi, 102)

 

Allah'ın âlemlere ahlakını üstün kıldığı, Kuran'a en güzel şekilde eksiksiz uyan Peygamberimiz (sav)’in -haşa- Kuran'a aykırı yaşadığını, kaderi unuttuğunu, dünyevi beklentisi olduğunu ve kendisini öldürmek istediğini iddia ediyor.

 

“Mustafa'yı (sav) ayrılık derdi kapladı, daraldı mı kendisini dağdan atmaya kalkardı. Cebrail, sakın yapma! Kün emrinde sana nice devletler takdir edilmiştir deyince yatışır, kendini atmaktan vazgeçerdi. Sonra yine ayrılık derdi gelip çattı mı, yine gamdan, dertten bunaldı mı kendisini dağdan aşağı atmak isterdi.”

 

Peygamberimiz (sav) güzel ahlakıyla alemlere üstündür, Allah'ın örnek olarak gönderdiği mübarek bir insandır.

 

“Nun, kaleme ve satır satır yazdıklarına and olsun. Sen, Rabbinin nimetiyle bir mecnun değilsin. Gerçekten senin için kesintisi olmayan bir ecir vardır. Ve şüphesiz sen pek büyük bir ahlak üzerindesin. Artık yakında göreceksin ve onlar da görecekler. Sizden hanginizin fitneye tutulup çıldırdığını. Elbette senin Rabbin kimin kendi yolundan şaşırıp saptığını daha iyi bilendir ve kimin hidayete erdiğini de daha iyi bilendir.” (Kalem Suresi, 1-7)

“Andolsun sizin için Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resûlü'nde güzel bir örnek vardır.” (Ahzap Suresi, 21)

“Battığı zaman yıldıza andolsun. Sahibiniz, arkadaşınız olan Peygamber sapmadı ve azmadı. O hevadan kendi istek, düşünce ve tutkularına göre konuşmaz. O, söyledikleri yalnızca vahyolunmakta olan bir vahiydir. Ona bu Kuran'ı üstün, oldukça çetin bir güç sahibi Cebrail öğretmiştir.” (Necm Suresi, 1-5)

 

Burada tekrar hatırlatmak gerekir ki Mevleviliğe inanan Mevlana Celaleddin Rumi'yi takip eden her insan Rumi değildir. Rumilik, Kuran'la ve İslam'la çelişen apayrı bir felsefedir. Bu felsefenin dayanak noktası ise Mevlana Celaleddin Rumi'nin kitaplarına muhtemelen sonradan eklenen iman ve ahlak dışı bölümlerdir. Mevlana'nın kitaplarında yer alan bu bölümler belki de kitaplara özellikle yerleştirilmiştir. Dolayısıyla İslam karşıtlarınca İslam ahlakına karşı kullanılan bu bölümlerin halka tanıtılması önemlidir. Ancak o zaman bu gayri ahlaki bölümlerin Mevlana'nın kitaplarından çıkarılması, böylece Mevleviliğin arınması mümkün olacaktır. Daha da önemlisi İslam karşıtlarının İslam'ı içten çökertebilmek ve İslam coğrafyasını kontrolleri altında tutabilmek için Müslümanlara karşı kullandıkları önemli silahlardan biri ellerinden alınmış olacaktır. Bu yapıldığında Müslümanlar aleyhine kurulan tarihi bir tuzak bozulacaktır. Ve Kuran ahlakının dünya hakimiyeti önündeki önemli bir engel kalkacaktır.

 

2. BÖLÜM

 

Mevlana'ya ait olduğu iddia edilen kitaplarda Allah'ın çirkin bir eylem ve haram olduğunu bildirdiği homoseksüelliğin meşrulaştırılmaya çalışılması ve gayri ahlaki anlatımlar.

 

Mevlana'ya ait olduğu bildirilen kitaplarda Allah'ın Kuran'da açıkça haram olduğunu bildirdiği homoseksüellik çok detaylı olarak anlatılmış ve meşru gösterilmeye çalışılmıştır. Ayrıca Mesnevi'de gayri ahlaki daha birçok haram fiil hikayeler şeklinde kapsamlı tasvirlerle dile getirilmiştir. Bu uygunsuz bölümleri filmimiz kapsamına alamadığımız için bu bölümlerin bir kısmının sadece kaynaklarını sunuyoruz.

 

(konuların geçtiği kaynak-sayfalar)

 

İslam'a göre homoseksüellik, Kuran'da ve hadislerde iğrenç bir çirkinlik olarak bildirilen haram olan bir davranıştır.

 

“Siz, insanlardan cinsel arzuyla erkeklere mi gidiyorsunuz? Rabbinizin sizler için yaratmış bulunduğu kadınları bırakıyorsunuz. Hayır, siz sınırı çiğneyen bir kavimsiniz. Dediler ki: Ey Lut, eğer bu söylediklerine bir son vermeyecek olursan, gerçekten buradan sürülüp çıkarılanlardan olacaksın. Dedi ki: Gerçekten ben sizin bu yaptığınıza öfkeyle karşı olanlardanım.” (Şuara Suresi, 165-168)

“Hani Lut da kavmine şöyle demişti: Sizden önce âlemlerden hiç kimsenin yapmadığı hayâsız çirkinliği mi yapıyorsunuz? Gerçekten siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Doğrusu siz ölçüyü aşan, azgın bir kavimsiniz.” (A’raf Suresi, 80-81)

 

 Peygamberimiz (sav) de hadislerinde homoseksüelliğin en korkunç fiillerden biri olduğunu şöyle haber vermiştir:

 

“Resûlullah (sav) buyurdular ki, ümmetim üzerinde korktuğum şeylerin en korkuncu Lût Kavminin işidir, homoseksüelliktir.”

 Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Lût Kavminin iğrenç fiilini homoseksüelliği işleyen kimse lanetlenmiştir.”

 

Bazı çevreler gayri ahlaki fiilleri içeren hikayelerin güya ibret alınması için sözde dini tebliğ etmek amacıyla mesneviye dahil edildiğini söylemektedir. Bu son derece samimiyetsiz bir izahtır. Tarihin hiçbir döneminde hiçbir İslam âlimi, dini böyle gayriahlaki, Kuran'a uymayan, haram hikayeler anlatarak tebliğ etmemiştir. Bu hikayelerle yapılmaya çalışılan dini tebliğ etmek değil, tam tersine Allah'ın haram kıldığı eylemleri sözde meşrulaştırmaktır.

 

3. BÖLÜM

 

 Mevlana'ya ait olduğu iddia edilen kitaplarda evrim iddiasını savunan ve Türk milletini kendince aşağılamaya çalışan sözler.

 

“Ben de cansız varlıktan öldüm, biten, boy atıp gelişen nebat oldum. Nebatken öldüm, hayvan şekliyle baş gösterdim. Hayvanlıktan öldüm, insan oldum. Artık ölüp azalmaktan, noksana düşmekten ne diye korkacakmışım?”

 “İnsan önce cansızlar ülkesine gelmiştir. Cansızlardan nebatlara düşmüştür. Yıllarca o nebatlarda ömür sürmüştür de cansızlardaki savaşını hatırına bile getirmemiştir. Nebattan canlılara düşünce de nebat olduğu zamanki hali hatırına gelmez. Tekrar onu bilen yaratıcı onu tutar, hayvanlıktan insanlığa çekmeye başlar.”

 

 Evrim teorisi, cansız maddelerin tesadüfler sonucu bir araya gelerek yine tesadüfen gelişen doğa olayları sonucunda canlılığı oluşturduğunu iddia eder. Farklı canlı türlerinin de yine tesadüfler sonucu zamanla bir diğerine dönüşerek ortaya çıktığını ileri sürer. Evrim teorisinin temelinde tesadüfler yaratıcı güç olarak kabul edilir. Oysa tüm canlılık çok kusursuz bir düzenin ve çok üstün bir yaratılışın ürünüdür. Bu ise bizlere sonsuz güç, bilgi ve akla sahip bir yaratıcının varlığını ispatlar. O yaratıcı göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi olan Allah'tır.

İlgili tüm bilim dalları evrimin hiçbir zaman gerçekleşmediğini gösterir. Tek bir proteinin dahi tesadüfen oluşması mümkün değildir. Bugüne kadar bulunan 700 milyonun üzerindeki fosil yaratılışı ispat etmektedir. Evrim iddiasını destekleyecek tek bir fosil yoktur.

Kuran'da evrim yoktur. Kuran'da Allah'ın canlıları evrimle yarattığına dair hiçbir ayet yoktur. Cinlerin, meleklerin, Hz. Musa (as)’ın yılana dönüşen asasının hiçbir evrim geçirmeden bir anda yaratılmaları gibi insan da bir anda yaratılmıştır. Kuran'ın ve bilimin gösterdiği bu gerçeğe rağmen İslam ile Darwinizmi bağdaştırmaya çalışmak Müslümanlara Kuran'da olmayan bir din telkin etmektir.

Kuran'da evrimle aşama aşama yaratılış yoktur. Her şey Allah'ın “Ol” emriyle yaratılmıştır.

 

“Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca ol der, o da hemen olur.” (Bakara suresi, 117)

“Dirilten ve öldüren O'dur. Bir işin olmasına hükmetti mi, O'na yalnızca ol der ve O da hemen olur.” (Mümin suresi, 68)

“O'nu istediğimizde herhangi bir şey için sözümüz, O'na yalnızca ol demekten ibarettir. O da hemen olur.” (Nahl suresi, 40)

Melekler Evrimle Yaratılmamıştır

“Hamd, gökleri ve yeri yaratan, ikişer, üçer ve dörder kanatlı melekleri elçiler kılan Allah'ındır. O, yaratmada dilediğini arttırır. Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.” (Fatır Suresi, 1)

 Cinler Evrimle Yaratılmamıştır

“Andolsun insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık. Ve Cann’ı da daha önce nüfuz eden kavurucu ateşten yaratmıştık.” (Hicr Sursi, 26-27)

 “İnsanı ateşte pişmiş gibi kuru bir çamurdan yarattı. Cann’ı, (cini) de yalın, dumansız bir ateşten yarattı.” (Rahman suresi, 14-15)

 

Allah için yaratmak çok kolaydır. Rabbimiz hiçbir sebep olmadan yoktan var edendir. Cinleri ve melekleri nasıl var ettiyse insanı da evrime gerek olmadan var etmiştir. Aynı durum hayvanlar ve bitkiler için de geçerlidir.

Kuran'da bildirilen açık gerçek şudur: Allah canlılarının hiçbirini evrimleştirmeden yani türleri başka türlere dönüştürmeden bir anda yoktan var etmiştir.

Evrimi savunan Müslümanlar, Hz. Musa (as)’ın asasının yılana dönüşünü, Hz. İsa (as)’ınüflediği çamurun kuş olup uçmasını açıklayamazlar.

Hz. Musa (as) asasını yere attığında cansız bir ağaç dalı, canlı bir yılana dönüşmekte, eline aldığında yılan tekrar cansız bir ağaca dönüşmektedir. Sonra tekrar yere attığında yine can bulmaktadır. Yani cansız bir madde canlanmakta, sonra ölmekte, sonra yine canlanmaktadır. Böylece Allah bu mucizesiyle insanlara sürekli yaratılışı göstermektedir.

 

“Böylece O'nu attı. Birde ne görsün? O hemen, hızla koşan, kocaman bir yılan olmuş. Dedi ki: Onu al ve korkma, biz onu ilk durumuna çevireceğiz.” (Taha Suresi, 20-21)

 

 Kuran'da Hz. İsa (as)’ın da çamurdan kuş biçiminde bir şey yaptığı, sonra bunun içine üflediğinde Allah'ın dilemesiyle bu kuşun hayat bulup canlandığı haber verilmiştir.

 

“Allah şöyle diyecek: Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhul Kudüs'le destekledim. Beşikteyken de, yetişkinken de insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğrettim. İznimle çamurdan kuş biçiminde bir şeyi oluşturuyordun da, yine iznimle ona üfürdüğünde bir kuş oluyordu.” (Maide Suresi, 110)

 

Bu kuş hiçbir sebebe bağlı olmadan Allah'ın dilemesi ve mucizesiyle can bulmaktadır. Cansız bir maddeden can sahibi olan kuşun oluşması yüce Allah'ın örneksiz, sebepsiz, üstün yaratışının örneklerinden biridir. Hz. İsa (as)’a Allah'ın lütfettiği bu mucize, evrimci düşüncenin mantıksızlığını ve geçersizliğini gözler önüne sermektedir.

 

Mevlana'ya ait olduğu söylenen kitaplarda tıpkı İngiliz Charles Darwin'in kitaplarında olduğu gibi Türkler -haşa- barbar olarak nitelendiriliyor.

 

“Bir gün Şeyh Selahaddin Hz. bağını yapmak için ücretle Türk rençperler tutmuştu. Bunu gören Mevlana Hz, efendi yani Bay Selahaddin, bağ yapımında Rum rençperler, bozumunda da Türk rençperler tutmak lazımdır. Çünkü dünyayı imar etmek Rumlara, yıkmak ise Türklere mahsustur.”

 “Birçok şehirler, dağların tepelerinde kaleler ve tepeler üzerinde tarlalar yaptılar. Sonra da azar azar bu imaretlerin tamamıyla harap olması için Tanrı'nın takdiri şöyle bir tedbirde bulundu: Bunları yıkmak için Türkleri yarattı. Onlar da çekinmeden ve acımadan gördükleri her imareti yıktılar, harabeye çevirdiler ve hâlâ da yapıyorlar ve kıyamete kadar da böyle yapacaklar. Konya şehri de yine merhametsiz Türk zalimlerin eliyle harap olacaktır, buyurdular. Nitekim şimdi buyurduğu gibi oldu.”

 

Kuran'a göre ırkların birbirine üstünlüğü yoktur. Üstünlük sadece takva iledir.

 

“Ey insanlar! Gerçekten biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler şeklinde kıldık. Şüphesiz Allah katında sizin en üstün, kerim olanınız ırk ya da soyca değil, takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, haber alandır.” (Hucurat Suresi, 13)

 

 Irk üstünlüğü düşüncesine göre hareket etmek cahiliye tutumudur.

 

“Hani o inkâr edenler kendi kalplerinde öfkeli soy koruyuculuğunu, hamiyeti, cahiliyenin öfkeli soy koruyuculuğunu kılıp kışkırttıkları zaman, hemen Allah elçisinin ve müminlerin üzerine kalbi teskin eden güven ve yatışma duygusunu indirdi ve onları takva sözü üzerinde kararlılıkla ayakta tuttu. Zaten onlar da buna layık ve ehildiler. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.” (Fetih Suresi, 26)

 

 4. BÖLÜM

 

Mevlana'ya ait olduğu iddia edilen kitaplarda kadınları aşağı gören sözler.

 

 Mevlana'nın kitaplarında yer alan bazı kadın karşıtı sözlerde ise Peygamberimiz (sav)’in adı kullanılmış ve -haşa- bu sözler Peygamberimiz (sav)’e aitmiş gibi ifade edilmiştir. Resulullah (sav) kadınlara olan sevgisi, saygısı ve nezaketiyle tüm dünyaya örnek olmuş bir insandır. Hayatının her anında kadınlara verdiği değeri ifade etmiş, onları en güzel şekilde korumuş, desteklemiş ve onore etmiştir. Dolayısıyla Peygamberimiz (sav)’in kadınlar aleyhine bir açıklamasının bulunması mümkün değildir. Bu Kuran'a da uygun değildir. Allah'ı çok seven, Allah'tan çok korkan ve tüm hayatını Kuran'a göre yaşayan Hz. Muhammed (sav)’e kadınlar aleyhine sözler atfetmek mübarek Peygamberimiz (sav)’e çok çirkin bir iftiradır. Peygamberimiz (sav) tüm bu iftiralardan ve çirkin sözlerden beridir.

Kadınları sözde aşağı gören zihniyet bağnazlığın hurafelerinde vardır. Kuran bu çirkin hurafeleri ortadan kaldırmıştır. Örneğin Mesnevi'de yer alan bağnaz hurafelere göre kadınların aklı noksandır ve kadınlara danışılmamalıdır. Oysa Kuran'da Sebe Melikesi ile ilgili bir kıssa yer almaktadır. Yani bir kadının devletin hükümdarı olduğu örneği verilmiştir. Benzer şekilde Allah, Kuran'da Hz. Meryem ve Firavun'un eşi gibi mümin kadınları da övmüş ve onların güzel ahlakını tüm insanlara örnek göstermiştir.

 

1-    Kadın parça buçuktur yalanı.

 

“Ümmet peki dedi, ya bir çocuğa rastlarsak ya bir kadın çıkarsa karşımıza. Çocukta da kadında da akıl yoktur, aydın bir karara varamaz. Peygamber onunla danış dediğinin tersini yap, düş yola dedi. Nefsini kadın tanı, kadından beter tanı. Çünkü kadın parça buçuktur, nefis ise tamamen şerdir.”

 

2-    Kadınlara danışmayın yanılgısı.

 

“Ey yolcu! Yolcuyla danış. Kadınla değil. Çünkü kadının reyi seni topal eder.”

 

3-    Kadınlara danışsanız bile dediklerinin tersini yapın hurafesi.

 

“Kadınlara danışın, sonra da ne dedilerse aksini yapın. Gerçekten de onlara asi olmayanlar helak oldu.”

“Kadınlara danışın, sonra onların söylediklerinin aksine hareket edin. Karılarına başkaldırmayan kişiler, nefeslerini tüketirler.”

 

4-    Kadınların rüyasının bile erkeklerden aşağı olduğu iddiası.

 

“Kadının rüyası aklı noksan, canı zayıf olduğu için erkeğin rüyasından daha aşağıdır.”

 

5-    Annelere hakaret sözü.

 

“Arşta oturup duruyordum. Anamın şehveti ‘inin’ emriyle beni buraya attı. O tam yücelikten bir kocakarının hilesiyle rahim zindanına düştüm. Ruhu da arştan bu yurda getirdi. Hasılı kadınların hilesi pek büyük. İnişim önce de kadın yüzünden, sonra da kadın yüzünden. Ruhtum, nasıl oldu da bedene büründüm?”

 

6-    Kadının hayvan suretinde olduğu yalanı.

 

“Kadınlarda hayvanlık sıfatları çoktur. Çünkü kadının gönlü renge, kokuya akar.”

 

Allah Kuran'da kadınların ve erkeklerin iman, ahlak, akıl olarak birbirlerine eşit olduklarını ve üstünlüğün sadece takva ile olacağını bildirmiştir.

 

“Şüphesiz Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, gönülden Allah'a itaat eden erkekler ve gönülden Allah'a itaat eden kadınlar, sadık olan erkekler ve sadık olan kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, saygıyla Allah'tan korkan erkekler ve saygıyla Allah'tan korkan kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allah'ı çokça zikreden erkekler ve Allah'ı çokça zikreden kadınlar, işte bunlar için Allah bir bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır.” (Ahzap suresi, 35)

“Erkek olsun, kadın olsun, bir mümin olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz.” (Nahl Suresi, 97)

“Allah, mümin erkeklere ve mümin kadınlara içinde ebedi kalmak üzere altından ırmaktan akan cennetler ve adn cennetlerinde güzel meskenler vaad etmiştir. Allah'tan olan hoşnutluk ise en büyüktür. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur.” (Tevbe Suresi, 72)

“Hani melekler, Meryem şüphesiz Allah seni seçti, seni arındırdı ve âlemlerin kadınlarına üstün kıldı demişti.” (Ali İmran Suresi, 42)

 

Kuşkusuz bir insanın neye inandığı ve nasıl yaşadığı sadece kendisini ilgilendiren bir konudur. Allah'ın Kuran'da emrettiği, ‘dinde baskı yoktur’ hükmüne göre herkes dilediği inanca sahip olmakta özgürdür. Ancak Rumi'lik konusunda Müslümanları uyarmak ve bilgilendirmek her Müslüman için hem bir hak hem bir sorumluluktur.

Daha önce de belirttiğimiz gibi Kuran'a uygun olmayan bu anlatımlar belki Mevlana'nın kitaplarına sonradan eklenmiş olabilir. Mevlana'nın bu sözlerle ilgili bir bilgisi olmayabilir. Ancak bugün Mevlana'ya ait olarak bildiğimiz kitaplarda İslam'a ve Kuran'a tamamen zıt bir felsefe ve hayat tarzını anlatan bölümler vardır. Bu felsefe asırlardan beri kasıtlı ve bilinçli olarak Müslümanları zayıflatmak, etki altına almak ve yönlendirmek amacıyla kullanılıyor. Bu şekilde İslam dini yerine şarabın, homoseksüelliğin helal olduğu bambaşka bir din tesis edilmek isteniyor. Bu akımda -haşa- ilahlık iddiası var, Darwinizm var.

Tekrar belirtelim ki burada eleştirilen Rumilik ile Anadolu'da bilinen Mevlevilik arasında hiçbir bağlantı yoktur. Birçok samimi Müslüman Mevlana'nın kitaplarındaki bu gayri ahlaki bölümlerden habersiz olarak Mevlana'nın bazı sözlerini bilmeden yaygınlaştırıyor olabilir. Tüm İslam alemini doğrudan ilgilendiren ve asırlardır süre gelen bu gizli plan hakkında Müslümanlar elbette haberdar edilmelidir. Böyle önemli bir durumda elbette herkes hassasiyet göstermekle, kötülükten sakındırmak ve iyiliği anlatmakla yükümlüdür. Zira Mevlana'ya atfedilen eserlerdeki gayri ahlaki bölümler kullanılarak Rumilik adı altında Kuran'la ve İslam'la çelişen bir felsefe yaygınlaştırılmaktadır. Tüm Müslümanların bu bölümlerin varlığından haberdar edilmesi önemlidir.
 

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
mp3
mp4
mp4
mp4
mp4
Rumilik
Rumilik Tehlike mi?