Adnan Oktar’ın 6 Temmuz 2017 tarihli A9 TV röportajından
Şehit ailelerine ve gazilerimize tatil köyleri gibi büyük tesisler yapılsa onlar için bir güzellik olur
SUNUCU: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gaziler Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi gören on beş Temmuz gazilerini ziyaret etti. Gaziler Cumhurbaşkanımız’ı görünce çok sevindiler. Sayın Erdoğan hepsiyle tek tek ilgilendi. Gazilerin ellerini sevdi, sarıldı. “Sizi bize bağışlayan Allah'a hamdolsun” dedi ve hepsine sevgi gösterdi. Görüntüler var.
ADNAN OKTAR: Yalnız biz gazilerimize yurdun çeşitli yerlerinde büyük tesisler yapabiliriz dinlenmeleri için aileleriyle. Mesela Bolu'da olur, Bolu'nun havası güzel. Ankara Kızılcahamam'da olabilir. Böyle 10 bin metrekare, 15 bin metrekare alanın üstüne geniş tesisler. Hep gaziler orada olsunlar. Halka da açık olsun. Halk da, gazileri tebrik etmek isteyenler, onlara hürmetlerini ifade etmek isteyenler falan. Ama tabii öyle boş gidilmemesi şartıyla, öyle bir şey yapalım. Yani hükümete de dilekçeyle başvuralım. Ankara, Kızılcahaman Bolu, Abant, evet çok iyi olur. Yine birkaç yerde de olabilir. Antalya çok sıcak, Karadeniz de olabilir bir de. Karadeniz güzel böyle Hemşin, Çanlı Hemşin, oralarda böyle yeşillik güzel bir yerde büyük dev tesisler, hepsini ağırlayalım. Çünkü vatanın sorumluluğunu üstlerine almışlar. Allah için gazi olmuşlar. Çok büyük olay. Herkes bu konuda yükümlülük sorumluluk sahibi. Hepimiz sahip çıkmakla mükellefiz. Ailelerine de, kendilerine de. Yani hiç unutmamamız gerekiyor. Allah ömürlerini uzun etsin. Evet dinliyorum.
SUNUCU: Türkiye Satranç Federasyonu'nca bir otelde şehit ailelerin çocuklarına yönelik satranç eğitim projesi düzenlendi. Bu organizasyonun açılışını Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan Hanımefendi yaptı. Sayın Emine Erdoğan'ın satranç organizasyonunun fikir annesi olduğu ve öncülük ettiği de öğrenildi.
ADNAN OKTAR: Şehit ailelerine, gazi ailelerine köy yapalım, tatil köyleri. Tatil köyü, uçsuz-bucaksız, yaylalık yerlerde de olur. Baya böyle ahşaptan köy evleri gibi. Bin ev, iki bin ev falan böyle orada yaşasınlar. Ağırlayalım, mesela gidip oraya insanlar ziyarete de gitsin. Gönüllerini de alsınlar. Ama tabii, ben geldim gibisinden değil de oraya mesela yiyecek getirenler olsun, halı-kilim getirenler olsun, o ailelere hediyeler getirenler olsun öyle bir şey yapalım. Yani beni o rahatlatır. Çünkü şehit-gazi aileleriyle çok ilgilenilmesi insanı psikolojik olarak rahatlatan bir şey. İlgilenilmemesi de beni çok sıkıyor, rahatsız ediyor. Çünkü her şeyini vermiş, can aziz, canını vermiş, çocuğunu vermiş. Sen evinde düğün-bayramın peşindesin, işinin de gücündesin. Vurulmuş bak konuşamıyor. Kolu kopmuş, bacağı kopmuş evinden çıkamıyor, niye evinde dursun? Püfür püfür sen yaylada güzel evinde oturuyorsun. Onlar gitsinler. Ben tatile gideceğime onlar gitsin. Çünkü benim kolum-bacağım kopmamış, onun kolu-bacağı kopmuş. Kolay iş değil bu? Kolu-bacağı kopmuş olarak evde oturmak. Niye otursunlar? Ormanlık çok geniş yerlerimiz var. Çok güzel bir arazi üstüne, iki bin ev, üç bin konutluk, ferah böyle bahçeli köy evleri yapalım Osmanlı tipi. Kardeşlerimiz gelsinler, yazın orada kalsın, dinlensin. Canı istediğinde yine gitsinler. Onlara bir değişiklik, güzellik olur. Evlerinde oturması beni rahatsız ediyor. Ayağı kopmuş, akşama kadar evinde oturuyor. Şimdi bu rahatlatıcı bir şey mi bu? Kimse de gidip-geldiği yok. Bu kızdırıcı, beni rahatsız ediyor, böyle olmaz. Gidip göreceğiz, elini öpeceğiz, tebrik edeceğiz. Onların bir yardım kutusu olur. Oraya bin lira atacağız, iki bin lira atacağız. Orada para toplanacak. Onlar mesela koyun getirip keseceksin yiyecek, içecekler. Oraya fasıl getirip eğlendireceksin, hoşlarına gidecek. Hafız Efendiler gelsin Kuran okusunlar. Güzel bir ortam yapalım.