Sayın Adnan Oktar'ın Amerika'dan Mısırlı İlahiyatçı Dr. Omar Salem ile canlı yayın sohbeti (27 Ocak 2017)

SN. ADNAN OKTAR'IN ABD'DEN MISIRLI İLAHİYATÇI DR. OMAR SALEM İLE GÖRÜŞMESİ (27 OCAK 2017)

BÜLENT SEZGİN: Hocam, bugün ki değerli misafirimiz bizlerle. Uygun görürseniz onları tanıtacaktım öncelikle.

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Bugünkü değerli misafirimiz, Dr. Ömer Salem. Kitap Ehli Hukukuna göre barış konusunda aktif Mısırlı bir ilahiyatçı. Şu anda Amerika'da yaşıyor. “Kayıp Barış, Arap-İsrail Sorununda Dinin Önemi” adlı bir kitabı var. Dr. Salem, Amerika Yale Üniversitesi'nde Din ve Politika, Yer İlahiyat Fakültesi'nde ise Tevrat ve İncil üzerine eğitim gördü. Ayrıca Amerika'nın Berkeley, Stanford gibi tanınmış üniversitelerinden başka alanlarda dereceleri var. Müslümanlar ve Kitap Ehli arasındaki ideal ilişki üzerine El-Ezher’den doktorası var. Dr. Salem aynı zamanda İbn-i Rüşd Enstitüsü'nün eski başkanı ve Dini Diplomasi Kuruluşu'nun kıdemli üyesi. Amerikan Kongresi'nde, İsrail Parlamentosu'nda, Filistin ve Mısır kabilelerinde politik sorunların çözümünde dinin önemi üzerine konuşmalar yaptı. Türkiye'de bulunma amacı sizinle, Kitap Ehli ile, Müslümanlar arasındaki hukuk ile ilgili görüşlerini paylaşmak.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, hoş geldiniz, sefa geldiniz, şeref verdiniz. Ne güzel görevleriniz var, ne güzel hedefleriniz var, ne güzel çalışmalar, ne güzel ilimler. Sizinle gurur duyuyoruz. Sizin güzel fikirlerinizden istifade etmek isteriz. Buyurun, sizi dinliyoruz.

DR. OMAR SALEM: Bismillahirrahmanirrahim. Araştırmalarım ağırlıklı olarak Kitap ehli ile Müslümanlar arasındaki ilişkilere yoğunlaşıyor. Çalışmalarımda Tevrat, İncil ve Kuran'dan yararlanıyorum.

ADNAN OKTAR: Güzel.

DR. OMAR SALEM: Amerika'da bana ağırlık olarak “İncil ve Tevrat elimizde varken varken niye Kuran'a ihtiyaç duymuyoruz” diye soruyorlar. Tevrat'ta Moşiyah’tan bahsediyorlar. Moşiyah’ın geleceğini ümit ediyorlar. İncil'de de Moşiyah’ın, Mesih’in geldiğini ve Hz. İsa olduğunu iddia ediyorlar Hristiyanlar. Bu yüzden Kuran'ın vaadini tam olarak bilmiyorlar. Onu soruyorlar. Benim araştırmalarım da bu sorunun cevabının ne olduğu üzerine. Allah Tevrat'ı ve İncil'i vahyettikten sonra Kuran'ı neden vahyetti? Bununla ilgili araştırma yapıyorum. Allah Nahl Suresi 64. Ayette bu sorunun cevabını veriyor. Allah, Tevrat'ı ve İncil'i vahyettikten sonra neden Kuran'ı vahyettiğini bize bu ayette bildiriyor. Allah, Nahl Suresi 64. Ayete kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım: “Biz kitabı ancak hakkında ihtilafa düştükleri şeyi onlara açıklaman ve inanan bir kavme rahmet ve hidayet olması dışında başka bir amaçla indirmedik.” Allah, Hz. Muhammed’e Kuran'ı Museviler ve Hristiyan’ların ihtilaf ettikleri konularda açıklama yapması, onların ihtilaflarını gidermesi için bildiriyor. Bazı durumlarda Hristiyanlar Musevileri, Museviler de Hristiyanları itilaf ediyor. Kitap Ehli’nin en çok soru işareti olan konu, İsa Mesih, Hz. İsa'yla ilgili konular. İhtilafa düştükleri konular. Musevi Hahamlar Hz. İsa'yı tamamen, haşa inkar ediyorlar. Bağnaz olanların bu şekilde düşünceleri var. Dindar olan rahipler de Hz. İsa için -haşa- ilahlık atfediyorlar. Talmud'da iddia edildiğine göre -haşa- Hz. İsa'yı tamamen inkar edip cehennemde gibi -haşa- tarif ediyorlar. Hristiyanlar da Hz. İsa'ya, -haşa- ilahlık atfediyorlar. Böyle bir durum içindeyiz. Hristiyanlar ve Museviler her ikisi de Beni İsrail olmalarına rağmen, aynı ailenin üyeleri olmalarına rağmen şimdi fikir olarak tamamen zıt görüştüler. Ortodoks Musevilerin ve Hristiyanların inançları bu nedenle aşırıya kaçmış durumda. Hz. İsa ile onun döneminde yaşayan hahamlar arasındaki bir konuşma, Hz. Yahya ile ilgili bildirilen bölümde bu konuya açıklık getiriyor. İncil'in Yahya'nın İncil'inde 16/8. bölümde bu bölüm anlatılmış, aralarındaki konuşma anlatılıyor. Şimdi konuşmayı söyleyeceğim; Karşılıklı bu konuşmalarda Museviler Hz. İsa'yı şeytan olmakla itham ediyorlar. Aynı konuşmada Hz. İsa konuştuğu hahamları -samimi olanları tenzih ederiz- yine şeytan olmakla itham ediyor. Bu nedenle Allah, Nahl Suresi 64. ayette aralarında ihtilafa düştükleri konuları açıklamak için Hz. Muhammed’e Kuran'ı vahyediyor. Ve Hz. İsa'nın -haşa- şeytan olmadığını ve onları hidayete yöneltecek olduğunu bildiriyor, peygamber olduğunu, Allah'ın nuruyla insanları barışa ve doğruluğa götürecek bir elçi olduğunu anlatıyorum. Yahudilere Hz. İsa'nın bu özelliğe sahip olduğunu anlatıyorum. Aynı zamanda Hz. İsa'nın -haşa- ilahlık özelliği olmadığını, Kuran'ın bu şekilde bildirildiğini, asıl ibadet edilecek olan Allah olduğunu Kuran bildiriyor. Bu nedenle Kuran'ın amacı bu iki delili bir araya getirmek, onları uzlaştırmak. Kuran'ın amacı, Tevrat'ı ya da İncil'i geçersiz kılmak değil. Allah, Kuran ile İncil'de ve Tevrat'ta bulunan hidayete ulaştıracak olan yönleri ortaya çıkarmak için Kuran'ı vahyediyor. Kuran, insanlık için bir hidayet ve rahmet olduğu gibi, Allah aynı şekilde Tevrat ve İncil içinde Kuran'da bir hidayet ve rahmet olduğunu bildiriyor.

Allah, Ali İmran Suresi 1 ve 4. Ayetlerde, Tevrat ve İncil'i insanlar için hidayet olarak indirdiğini bildiriyor. Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım: “Elif, Lam, Mim. Allah, ondan başka ilah yoktur, diridir, kaimdir. O sana kitabı hak ve kendinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O Tevrat'ı ve İncil'i de indirmişti. Bu Kuran'dan önce onlar insanlar için bir hidayet idiler. Doğruyu yanlıştan ayıran Furkan'ı da indirdi. Gerçek şu ki Allah'ın ayetlerini inkar edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah güçlüdür, intikam alıcıdır.” (Al-i İmran Suresi, 1-4) Bu yüzden Müslüman alimler için Tevrat ve İncil'in geçersiz olduğuna dair bir iddiada bulunmaları yanlıştır. Bu nedenle Allah’ın Kuran ayetinde bildirdiği gibi, kitabı hak ve kendinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirmiştir. Bu nedenle Allah'ın Kuran'da bildirdiği gibi ihtilafa düştükleri konularda Kuran'la hükmedildiğinde, o zaman Kuran Museviler ve Hristiyanlar için de bir hidayet rehberi olacaktır. Bu nedenle Allah Kitap Ehli ile Hz. Muhammed (sav)’in ümmeti arasındaki ilişkiyi Kuran'da bu şekilde tarif etmiştir. Muhammed Suresi’nin 48. ayetinde.

Maide. Suresi 48. ayette Allah'ın bildirdiği gibi, Allah “Kuran'ı doğrulayıcı ve bir şahit gözetleyici olarak indirdiğini” bildiriyor. O yüzden Allah Peygamberimiz'e, “Allah'ın indirdiğiyle hükmetmesini ve her biriniz için bir şeriat ve bir yol-yöntem kıldık” diye bildiriyor. Ayetin devamı bu şekilde. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım: “Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet kılardı. Ancak bu sizi verdikleriyle denemesi içindir. Artık hayırlarda yarışınız. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. Hakkında anlaşmasına düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.” Allah Tevrat Ehli, Kitap Ehli ve Müslümanların hayırlarda yarışmasını bildiriyor. Aralarındaki ilişki, hayırda yarışmak olmalıdır. Müslümanlarla kitaplar arasındaki ilişki. Daha çok hayır işleyen olmak için mücadele etmektir.

ADNAN OKTAR: Hristiyan, Musevi ve Müslüman. Evet.

DR. OMAR SALEM: Bu nedenle Allah, Hristiyanların ve Musevilerin farklı yönlerini, farklılıklarını bildiriyor. Aynı zamanda da Müslümanlar ve Hristiyanlar, Musevilerin birbirleriyle hayırlarda yarışmalarını bildiriyor. Müslümanlara emrediyor, “onlarla hayırlarda yarışın” diye. Eğer İslam alimleri, ulema, Allah’ın bize bildirdiği bu ayetlere uyarlarsa eğer, o zaman İsrail ve Filistin arasındaki sorun gibi, Orta Doğu'da diğer sorunların birçoğu giderilebilir, çözülebilir. Şu an yaşanan problemlerin ortaya çıkmasının ana sebebi, İslam şeriatına ‘nasih ve mensuh’ ayetlerinin hükmünün kaldırılması fikrinin ortaya atılmasıyla şu anki problemler ortaya çıktı.

İspanya'da Endülüs döneminde İbni Hazm tarafından geliştirilen bu söz ve bilim dalıyla Kuran'ın 250'e ait nasih ve mensuh yöntemleriyle geçersiz kılındı ve bunun sonucunda da birçok ihtilaf konusu ve savaş konusu ortaya çıktı. Kuran'ı bir savaş kitabı haline getirdi. Bir evvelki barış ayetleri, savaş ayetleriyle hükmü kaldırıldığı için, Kuran sanki bir savaş ayetleri indirmiş gibi…

ADNAN OKTAR: Böyle bir yalan söyledikleri için. Evet, Kuran'ın hükmünü, Allah'ın kitabını değiştirdikleri için, Allah'ın hükmünü beğenmedikleri için, evet.

DR. OMAR SALEM: Bu nedenle Allah'ın Peygamberimiz'e bildirdiği şefkat ve merhamet ahlakını değiştirip, tamamen bambaşka bir ahlakla ortaya çıktılar. O ayetlerin hepsini neshettiler, hepsini çıkardılar. Sevgi, şefkati üzerine olan ayetleri. Dinde zorlama olmadığı ayetlerin hükmünü kaldırdılar. Yeni paralel bir din oluşturdular. Allah’ın vahyettiği dinden ayrı bir din ortaya çıkardılar.

ADNAN OKTAR: İşte bu çok büyük bir zulüm, çok büyük bir zalimlik. Bunu inşaAllah ortadan kaldıracağız.

DR. OMAR SALEM: Bu nedenle sizinle birlikte çalışmamız çok önemli. Kuran'ın merhamet ve rahmet dini olduğunu tekrar sizinle birlikte yaptığımız çalışmalarla bütün insanlığa duyuracağız.

ADNAN OKTAR: Hocam şu an sizi izleyenler çok yüksek miktarda, o anlattığınız konunun önemini gösteriyor. Normal izlemenin çok çok üstünde şu an izleme. Çok fazla takipçimiz var şu anda. Milyonlarca kişisi izliyor. Büyük sevaba giriyorsunuz. Anlattığınız konular çok hayati, çok önemli. Deccalın kullandığı taktikleri şu an yerle bir ediyorsunuz. Bu çok mübarek bir hizmet.

DR. OMAR SALEM: Elhamdülillah, Allah'a çok şükür ediyorum sizinle birlikte böyle bir çalışma yaptığım için. Bu yaptığımız çalışma sonucunda oluşturulan ve ortaya atılan bu paralel din, bu sahte din ortadan kaldırılmış olacak. Sahte dini hevalarına uyan ve dünya hayatını isteyen bir takım alimler ortaya çıkardı. Birlikte bunu engelleyeceğiz.

ADNAN OKTAR: Evet. Hocam emrinizdeyiz. Yüzlerce, binlerce genç emrinizde.

DR. OMAR SALEM: Onur duyuyorum sizinle böyle bir çalışmayı birlikte yaptığım için. Şeytani ortaya atılmış bir fitne var. Bu fitneyle ortadan kalkması için, örneğin İsrail ile Filistin arasındaki fitne. Bunu ortadan kaldırmak için Kuran'a dayanarak bir çalışma yapacağız. Şam'dan, Mısır'dan bu şekilde kolaylıkla barış içinde yolculuk edebileceğiz. Tren yolu barış içinde bizi İstanbul'dan Şam'a oradan Kahire’yi birbirine bağlayacak.

ADNAN OKTAR: Evet vakti de geldi.

DR. OMAR SALEM: Mısır, Irak, Hicaz, Türkiye bu aralardaki anlaşmazlık, fitne ortamı ortadan kalktıktan sonra güven içinde herkes birbirleriyle görüşebilecek, seyahat edebilecek. Allah bizden barış içinde, huzur içinde yaşamamızı diliyor. Bunu en kısa zamanda oluşturacağız.

ADNAN OKTAR: Çok hayırlı mübarek bir insansınız. Göreviniz de mübarek. Allah ömrünüzü uzun etsin. Allah hayırlara vesile etsin. İlminiz, irfanınız da çok güzel. Sevilen bir insansınız. Ahir zamanda çok ehemmiyetli bir görev yapıyorsunuz. Sonuna kadar yanınızdayız. Birlikte başaracağız inşaAllah. Sürekli bağlantıda olalım.

DR. OMAR SALEM: İnşaAllah. Ben de sizin bu çalışmaları yapmaktan çok memnuniyet duyuyorum. Amerika'da olsam bile sizinle video konferans görüşmeleri yürütebiliriz. Karşılıklı bu şekilde görüşmemizi devam edebiliriz. Aynı zamanda bana gelen sorular olursa onlara da cevap vermek isterim.

ADNAN OKTAR: Çok güzel.

DR. OMAR SALEM: Kuran'dan bu gelen sorularla ilgili tüm cevapları verebiliriz.

ADNAN OKTAR: Çok güzel. Zaten arkadaşlarımız Amerika'ya da gelirler. Orada da yine konferans organize edebiliriz. Türkiye'de konferanslar organize edebiliriz. Kitaplar çıkartırız, dergiler, CD'ler çıkarırız, televizyon programları yaparız. Özetle yeri yerinden oynatırız.

(Tercüman) Az önce tercümede bir eksik oldu Hocam. Şöyle: Türkiye’nin çok önemli bir rolü var. Ortadoğu’ya barışı getirmek için ana rol hep Türkiye’nin üzerinde olacak. Görev onun üzerine yüklenmiş durumda, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet, hadislerde de öyle görülüyor.

DR. OMAR SALEM: Ben Batı uzaklaştırmak dünyasının ve Amerika'nın bu sorunlardan tamamen istiyorum. Onlarla hiçbir şekilde çözüm bulmak mümkün değil. O yüzden dediğiniz gibi Türkiye'nin önce bir rol oynayacağına inanıyorum. İsrail ve Filistin'le ilgili sorunları birlikte çözebiliriz.

ADNAN OKTAR: Evet, sizin gibi böyle samimi, ilim sahibi, aklı başında insanların sayısı bir hayli var. Hepimiz bir araya gelelim. Çok güzel çalışmalar yaparız. Dünyada pozitif insanlar çok fazla, hakim durumdalar. Kolay netice alabiliriz, inşaAllah.

DR. OMAR SALEM: Ben de bunu ümit ediyorum.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Çok teşekkür ediyoruz. Allah razı olsun. Allah ilminizi, irfanınızı artırsın. İnşaAllah yine sizleri bekliyoruz.

BÜLENT SEZGİN: Misafirimize katıldığı için çok teşekkür ediyoruz. Kısa videolarla devam edeceğiz.