Zeki Gürsün, Eğitimci
Zeki Gürsün, Eğitimci
Sunucu: Risale-i Nur Akademisi'nin yaptığı çok güzel bir çalışma var ve Türkiye'deki diğer sivil toplum kuruluşlarının. Bununla ilgili birkaç cümle alabilir miyiz?
Zeki Gürsün: Malumunuz olduğu gibi İslam dini 14 asır önce gelmiş. Peygamberimiz (sav)’den sonra ise artık peygamberler gelmiyor. Her yüz senede bir, bir müceddit geliyor. Bediüzzaman Hazretleri de Mevlana Halit’ten sonra bu asrın müceddidi ve din adına Mehmet Akif Ersoy'un ifadesiyle “doğrudan doğruya Kuran'dan alıp ilhamı asırın idrakına söyletmeliyiz İslam'ı” manasında. 14 asır önce İslam'ın verdiği o güzel sevgi, hoşgörü, barış, kardeşlik mesajlarının bu zamandaki insanların manevi hastalıklarını tedavi eden Kuran tefsirleriyle insanlara hizmet ediyor.
Risale-i Nur'un tabii diğer tefsirlerden farkı bu noktadan çok önemli. Asrın idrakına, anlayışına, düşüncesine, kalplere, akıllara, gönüllere verilen hakiki bir Kuran tefsiri. Bu noktadan -tabir yerinde ise- Asr-I Saadet ruhunun en güzel bu asra taşınmış şekli olduğu için, Risale-i Nurlar bu zamanın hükmüdür ve bu zamanın manevi hastalıklarını tedavi eden hastalıklar ve teşhisler ve tedavi metotlarını gösteren bir eser olduğu için, Risale-i Nur en üstünün yapmış olduğu bu faaliyetler çok kıymetli ve ehemmiyetli olduğuna inanıyorum. Çünkü direkt Kuran'ın 14 asır önce verdikleri mesajın bu asrın müceddidinin ağzıyla aynı mesajların tekrarı mahiyetinde olduğu için çok önemli olduğuna inanıyorum.
Sunucu: Bediüzzaman Hazretleri yine Hutbe-i Şamiye’de Müslümanların birlik olması gerektiğini ve bunun en büyük farz olduğunu, yani İttihad-ı İslam'ın en büyük farz olduğunu söylüyor. Bununla ilgili bir şeyler söylemek ister misiniz?
Zeki Gürsün: Çok güzel ifade ettiniz. İslam dini zaten birlik, beraberlik, kardeşlik, dayanışma dinidir. Ve birçok farklılıkları bir arada tutan, son kemalat dini olması dolayısıyla bir gayrimüslime de diğer dinlere de çok toleransla bakan bir din anlayışı. Tabii ki Hütbe-i Şamiye, Bediüzzaman Hazretleri'nin bu sene 100. Yıl dönümünü Şam'da da o dönemlerde 30 yaşındayken böyle bir hutbe vermiş. Direkt asrı müceddidi olarak Kuran eczanesinden almış olduğu o görüşlerle, anlayışlarla 100 sene önce Alem-i İslam'ın 100 sene sonraki hastalıklarını teşhis etmiş ve onlara Kuran eczanesinden tedavi reçeteleri sunmuş. Orada en önemli konulardan birisi, Alem-i İslam'ın İttihad-ı, birliği, beraberliği noktasındaki hastalığı.
İslam dinindeki o kardeşlik bağlarını mutlaka çok iyi anlamamız lazım. Hadis ve ayetlerdeki Müslümanların Allah'ın ipine sarıldığınız manasındaki o mesajını çok iyi anlamamız lazım. Doğru İslamiyet'in ve İslamiyet'in doğruluğunu kendi lisan-ı hallerimizde ve lisan-ı kallerimizde yaşayıp insanlara bu İslamiyet'in güzelliğini göstermemiz lazım. O noktadan bana göre şu anda Alem-i İslam'ın düşmüş olduğu, Üstad Hazretleri'nin de Hükme-i Şamiye'de bahsettiği en önemli konulardan birisi Müslümanların o kardeşlik bağlarının zedelenmesidir. Onun mutlaka tazelenmesi lazım. İşte bu Risale-i Nur'un en üstünden yapmış olduğu bu manadaki çalışmalar, asrın müceddedidinin direkt Kuran'dan almış olduğu güzel reçetelerle insanlığa sürdüğü şu güzel eserlerdeki mesajlar, hem Müslümanların arasındaki kardeşlik bağlarını geliştirecek, hem de bütün insanlığın Kuran adına verilen bir mesaj olduğu için o sevgiyi, hoşgörüyü, kardeşliği pekiştireceğine inanıyorum.
Sunucu: Evet Hocam. Mesela bu söylediğinizi şöyle düşünebilir miyiz Hocam? Müslümanlar için Allah Kuran'da, “iyiliği emredip kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun aranızda” diyor. Demek ki Müslümanların bir topluluk olup insanları iyiliği emredip kötülükten sakındırması gerekiyor. Demek ki bu aynı zamanda Allah'ın da bir emri olmuş oluyor İttihad-ı İslam, değil mi Hocam?
Zeki Gürsün: Tabii. Mesela Kuran-ı Kerim gayrimüslimlere dahi “Ya Ehlel Kitap” diye hitap ediyor, değil mi? Yani bir Fatih Sultan Mehmet, mesela İstanbul'u fethettiği zaman bir fetvası vardır, insanlara olan bir beyannamesi vardır. “Dininiz, diliniz, ırkınız, hepiniz devletin koruması altındadır.” Herkes, bizim medeniyetimiz o kadar güzel bir medeniyet ki, İslam o kadar güzel bir medeniyet ki, aynı bahçeye, aynı avluya Havrayı, kiliseyi, camiyi beraber yapmışız. Bakın şu anda İstanbul'un birçok yerlerinde aynı bahçede Havrayı, kiliseyi, camiyi yan yana görürsünüz. Çünkü bizim dinimiz son din olduğu için, Hazreti Adem (as)’dan başlayan 124 bin peygamberin vermiş olduğu bütün mesajların en son tekamül etmiş, en kamil dinidir. Ve Kuran-ı Kerim'de: “وَلَا رَدْ بِنْ وَلَا يَعْبِسِنْ اِلَّا فِى كِتَابِ الْمُب۪ينَ Ayetinin manası da budur. “Yaş, kuru ne varsa Kitab-ı Mübin olan Kuran-ı Kerim'de vardır.” Kıyamete kadar gelecek insanların bütün sosyal, içtimai, maddi, manevi bütün hastalıklarının reçetesi, hastalıklarının tedavilerini Kuran-ı Kerim'de görebilirsiniz. İşte onları da asrın mücedditleri bizlere gösteriyorlar. Bediüzzaman Hazretleri de gerçekten asrın en bedi, güzel insanı olarak 130 parça Risale-i Nur eserleriyle bunu göstermiş ve “Risale-i Nurlar diyor benim malım değildir. Kuran'ın malıdır, Kuran'dan tereşşu etmiş damlalardır. Said yoktur, Said'in kudret ve ehliyeti de yoktur. Konuşan yalnız hakikattir, hakikar-i Kuraniyedir” diyor. Bunun için bunu söylüyor. “Benim de manevi hastalıklarım vardı, Allah beni Kuran eczanesinden bu 130 parça eserle beni de tedavi etti” diyor.
Bugün Risale-i Nurlar 70 dile veya daha fazla dile çevrilmiş. Ve birçok üniversitelerde master doktora programlarında kullanılıyor. Niçin kullanılıyor? İnsanların sosyal, içtimai ve manevi hastalıklarının tedavisini Kuran adına reçeteler sunduğu için yapıyor. Bu noktada Risale-i Nur Enstitüsü’nün yaptığı bu faaliyetleri gerçekten çok ben de bir 35 yıllık eğitimci olarak takdirle karşılıyorum ve çok mutlu oldum, istifade ettim iki gündür. Ve Kanal A9’un da bu konudaki göstermiş olduğu bu hassasiyete de ayrıca teşekkür ediyorum.
Tabii biliyorsunuz yazılı ve görsel basının insanların toplumun üzerindeki iyi, güzeli, doğruyu anlatmasında veya menfi şeyleri eğer ters vermesinde çok büyük yeri var, tesiri var. A9'u ben de zaman zaman izliyorum. Gerçekten bâtılı tasvir etmeden doğrudan hakkı ve güzeli doğruyu veriyorsunuz. Zihinleri ve kalpleri, duygulara direkt hakikatleri, gerçekleri vermeye çalışıyorsunuz. Bu çok önemli. Zaten zihinler kirli. Toplumun birçok noktalarında kirlilikler var. Sizin verdiğiniz bu güzel mesajlarda insanlar doğruyu, güzeli öğrenmede çok güzel bir katkımız var. Bundan dolayı da ayrıca şahsınızda bu televizyonunuzu da kutluyorum. Tebrik ediyorum.
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500
