Allah korkusu olmayan, ahirete inanmayan insanların, nefisleriyle mücadele edebilecek, ondan gelecek
Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur.
Şu halde boş kaldığın zaman, durmaksızın (dua ve ibadetle) yorulmaya-devam et.
(Furkan Suresi, 72) O Rahman (olan Allah)ın kulları, yeryüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler ve
cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman Selam derler.
Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir .
Gösterişli denizin üzerinde tonlarca yük taşıyan gemileri, tekneleri seyrediyor.
Yoksa yeryüzünde birçok insan Allahın ayetlerini görüp, sakince yolarına devam eder.
Nuh tek başına gemiyi yaparken, Hz. Musa tek başına kavminin yanından ayrılırken, Hz.
http: www.harunyahya.org tr Makaleler 191527 Mumin-imani-olcusunde- kendisini-saran-nimetlerden-zevk-alir
Kimi insanlar içlerindeki kötülüğü açıkça ortaya koymaktan çoğu zaman çekinirler.
Dolayısıyla şeytanın sisteminin ve kötülüğün gizli dilinin tüm detaylarıyla açıkça ortaya konması son
Yeryüzündeki tüm kötülükleri ortadan kaldıracak çözüm Kuran ahlakının yaşanmasıdır.
Nihayetinde herkes yemek yemekte, uyumakta, işe gitmekte, para kazanıp bir yaşam sürmektedir.
Tüm hareketlerini, yaşam tarzını Allahın rızasını kazanmak gayesi ile planlar ve ahirete iman eder.
Yüce Rabbimiz mükemmel bir düzen, olağanüstü bir sistem yaratmış ve tüm bu olağanüstülüklerin arasında
Kendi ruhunu Kurandaki güzel ahlakla tamir eden mümin, zamanla diğer ruhlarla da dost olmayı, onlarla
Çünkü bilir ki Allahın rahmetini uman kişi, Allahın kullarına da rahmetle yaklaşmalıdır.
Ruhsal açıdan yaralanmış insanlar çoğu zaman içlerinde derin bir yalnızlık yaşarlar.
Kendilerinden önce Nuh kavmi de yalanladı ve kendilerinden sonra (sayısı çok) fırkalar da.
Çünkü siz, imana çağrıldığınız zaman inkar ediyordunuz.
Çünkü bir olan Allaha çağırıldığınız zaman inkar ettiniz.
İman eden (adam) dedi ki: EY KAVMİM, SİZ BANA TABİ OLUN, BEN SİZİ DOĞRU YOLA İLETİP YÖNELTEYİM.
Ey Kavmim, siz bana tabi olun, ben sizi doğru yola iletip yönelteyim. yâ kavmittebiûni ehdikum sebîler
İşte cahiliye toplumlarında insanların birbirlerine eleştiri yapmalarından kasıt, çoğu zaman bu davranıştan
Bu kişi Allahtan korkan, hesap gününe, ahirete, Kurana iman eden bir insan.
, Eleştiri yapan insanlar eleştirdikleri kişiye mutlaka kızgın ve öfkelidirler. gibi telkinlerin tamamı
İnsan Allah (cc) ın yaratmasıyla var olmuştur, Ona ait acz içinde bir kuldur ve yine Ona dönecektir.
O zulmedenler, azaba uğrayacakları zaman, muhakkak bütün kuvvetin tümüyle Allahın olduğunu ve Allahın
kadar güzel, etkileyici ve kalıcı görünse de, insan bunların ardında gizlenen bu önemli gerçeği hiçbir zaman
Dünya nimetleri, Rabbimizin kullarına bir lütfudur.
Bu haklılık ise çoğu zaman, karşı tarafın gerçekten büyük bir hata yapmış olmasından kaynaklanır.
Allah, beğendiği ahlakı gösteren, nefsinin zorlamalarına rağmen iyilikten yana tavır koyan kullarına
zorluklardan dolayı asla yılmaz, Kuran ahlakını ve Peygamber Efendimiz (sav) ın sünnetini uygulamaktan hiçbir zaman
Mümin, Allah (cc) a yönelip yakınlaşma konusunda hiçbir zaman şevkini ve heyecanını yitirmez.
Mümin, bu nimetlerin gevşetici etkisine hiçbir zaman kapılmaz, Allah (cc) ın rızasını kazanma şevkinin
İman edenler, Rabbimizi dünyadaki herkesten ve herşeyden çok daha fazla sever ve Onu herşeyin üzerinde
Öyle ki çoğu zaman, şeytanın ve onun telkini altındaki insanların etkisiyle dünya hayatının geçiciliğini
sayesinde şeytanın üzerlerinde oluşturduğu etkiden, akıllarında oluşturduğu pustan hemen kurtulma imkanı bulmuş
inandıklarını ve konuştuklarını uygulayan, en güzel şekilde yerine getiren insan da karşı tarafa olabilecek en fazla
Anlattığı konuyu aynı zamanda kendi üzerinde de yaşayan insan bu konudaki en güzel örneği oluşturur.
Müminin üzerindeki bu hal, Rahman ve Rahim, lütfu tüm kainatı sarıp kuşatmış olan Yüce Rabbimizin kullarına
Bu aynı zamanda kişinin ihlasının ve samimiyetinin de önemli bir göstergesidir.
Aynı şekilde yaptığı bir işten ya da bir tavrından vazgeçeceği zaman da bunu yine insanların gazabına
Hastalık, zor yaşam şartları, yoksulluk gibi zorluk gibi görünen zamanları mümin fırsat bilir ve yine
Böyle zamanlarda mümimin sabrı tahammül şeklinde olmaz.
Dolayısıyla zahiri bir gözle bakıldığında sıkıntı gibi görünen olaylar aslında Allahı derin manada düşünebilen
Hastalık, zor yaşam şartları, yoksulluk gibi zorluk gibi görünen zamanları mümin fırsat bilir ve yine
Böyle zamanlarda mümimin sabrı tahammül şeklinde olmaz.
Dolayısıyla zahiri bir gözle bakıldığında sıkıntı gibi görünen olaylar aslında Allahı derin manada düşünebilen
Ama aynı zamanda da Allahın kendisine verdiği aklı, vicdanı ve yetenekleri kullanarak karşısına çıkan
Mümin, Rabbimizin sonsuz kudreti karşısındaki aczini unutmaz ama Allahın dilemesi ve gücünü kullarında
Kuranda Rabbimizin mümin kulları üzerine lütfettiği bu güç ve onlara her zorluğu kolaylaştırıp çıkış
Yüce Allah, insan ruhunda zaman zaman ortaya çıkan bıkkınlık ve sıkıntı gibi duyguları bir imtihan vesilesi
Zira Allaha sığınan bir kişi, her zaman sevgi ve güzellikten zevk alır ve bıkkınlık ya da sıkıntı gibi
Bu süreçte bağışıklık sistemi zayıflayabilir ve kişi hastalıklara karşı daha açık hale gelir.
Allah, zulmeden bir topluluğa hidayet vermez.
(Tevbe Suresi, 109) Eğer bir mümin gereği gibi Allahtan korkmazsa o zaman kibirli davranabilir, egoist
Ama Allahtan derin bir korkuyla korktuğunda, işte o zaman çok keskin ve mükemmel bir ahlaka sahip olur
Meşru kıskanma güzel, gayrimeşru olan hakaret olan kıskanma da çirkin.</span></span></p>
(Hac Suresi, 34) Kuran ahlakında tevazu, insanın Allah (cc) a karşı aciz bir kul olduğunu bilmesi ve
kendini yeterli görmesini ve ne kadar akıllı olursa olsun aklını beğenmesini engellediği için, onun her zaman
Her zaman kendi bildiklerini uygularlar.
Ve henüz yaşarken, varsayalım ki öldüm etrafımdaki tüm insanlar da öldü tüm olaylar çoktan son buldu
karşıya olduğunu sanan bir kimse, bu gerçeği kavramasıyla birlikte şeytanın vereceği vesveselere en fazla
sahip olacağını kavramak da son derece önemlidir: Adeta ölmüşçesine dünyadan geçen bir insan, aynı zamanda
Böyle bir durumla karşılaşan müminin gösterdiği cesaret, sabır, tevekkül, dirayet, metanet, hoşgörü,
Zorluk anları dendiği zaman, insanların akıllarına bazı örnekler gelebilir.
zamanlardır.
Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur.
Derin iman sahibi olmayan insanlar ise, bu gerçeği bilmelerine rağmen kimi zaman nefislerinin isteklerine
Allah, kullarına karşı şefkatli olandır. (Bakara Suresi, 207)
Tabii ki bu durum şeytanın emellerine hizmet eden, kendi çıkarı peşinde koşan, haksızlık ve zulümle makam
Kuşkusuz, zaman zaman müminlere karşı yapılan saldırılar, Allaha gerektiği gibi iman etmeyen, tevekkülü
Üstelik tüm bu saydıklarımız, dünyada Müslümanların yaşadığı zulmün yalnızca küçük bir bölümü.
Göremedikleri için de çoğu zaman gaflete düşer ve Allahın kendilerini görmediği zannına kapılırlar.
(Yunus Suresi, 61) Bu gerçeğin bilincinde olan mümin, her zaman için kendisini Allaha teslim etmeli,
Affetme, hoşgörme ve karşı tarafı güzel olana çekme konusunda her zaman sabırlı ve kararlıdırlar.
(cc) ın Kim sabreder ve bağışlarsa, şüphesiz bu, azme değer işlerdendir (Şura Suresi, 43) hükmüne riayet
Bununla birlikte onun meclisi haya, tevazu ve emniyet meclisiydi...
Mümin de tıpkı böyledir, din kardeşine bir musibet geldiği zaman onu kendine gelmiş gibi kabul eder.
Bu özelliklere sahip toplumlar ise, her zaman için daha hızlı gelişebilir ve güç kazanabilirler.
Çünkü bu dağınıklık yeryüzünde fesada sebep olur.
Allahın, ahiret günü kurtuluşa erenlerden olmaları, rahmetine ve cennetine kavuşabilmeleri için kullarına
Zalim ve merhametsiz olanlar, zayıf ve güçsüz olanları istedikleri gibi ezerler.
, sıkıntı ve zulüm hakim olur.Sevgi dolu, saygılı, affedici, dürüst olacak, Allahın izniyle yeryüzünde
En zor zamanlarda da birbirlerine destek olarak, eksikliklerini tamamlayarak dostluğun ve kardeşliğin
Rabbimizin nasip ettiği imana her zaman şükretmek, Müslümanların birbirinden değerli insanlar olduğunu
Birbirinizden yüz çevirip küsüşmeyiniz ve ey Allahın kulları, kardeşler olunuz.
Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük
Bunlar ise Hakkı tanımamanın, zulüm ve haksızlık etmenin cezasıdır.
(Rüyet, baş gözü ile görme demektir) Allahü teâlâ , Cennette mümin kullarına (Kullarım, Benden daha ne
Hz.den rivayet ediliyor: Allah (c. c. ) buyurur ki: Ey kullarım isteyin Ben den, istediğinizi vereyim
ŞU AN secde ve rüku zamanı değil, CELAL SAHİBİ OLAN ALLAHIN CEMALİNİ SEYRETME ZAMANIDIR .
Ancak namaz ibadetini sürekli olarak yerine getiriyor olmak müminlerde hiçbir zaman için düşünülmeden
tefekkür ve maneviyatını geliştiriyor, ahlakını güzelleştiriyor ve bu kişiyi kötülüklerden alıkoyuyorsa o zaman
Ama tabii onlar arsız arsız bir şey olmamış görüntüsü veriyorlar Resulullah (sav)’in zamanında ama kahroldular
(Mearic Suresi, 27-28) Düzene konulmasından sonra yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayın; ONA KORKARAK VE
boyunca insanları hesap gününe karşı uyarıp korkutacak ve cennetin sonsuz güzelliğini müjdeleyecek, ahirete
yöneltecek, dinin sunduğu güzel ahlakın yaşanmasını teşvik edecek güzel sözler söylemiş, çağrılarda bulunmuşlardır
Amaç yalnızca Yüce Allah (cc) ın emrettiği ibadetleri yerine getirmek ve salih kullardan olabilmektir
Müminler Güzel Ahlakın Yeryüzünde Yayılması İçin Çaba Harcarlar İyiliği emredip kötülükten sakındırmak
Yeryüzündeki zulme ve adaletsizliğe razı olmadığını söyleyen kişilerin yapması gereken de, insanlara
Hataları, eksiklikleri, bazı yanlışları olabilir; bunlar zamanla giderilebilir.
Allah Müslümanlardan sadece ibadet etmelerini değil, aynı zamanda ibadette kararlı olmalarını istemektedir
Yani insanların kul olarak Allah için yaptıkları her eylem, konuşma, hal ve tavır birer ibadettir. 5
Allah (cc) a olan derin sevgisi ve Allah (cc) tan korkusu nedeniyle, Kuran ahlakını yaşamada hiçbir zaman
gücünü ve büyüklüğünü gereği gibi takdir edebildiğinden, Allah (cc) ın kudretini fark edebildiğinden, zahir
Onlar, Allah (cc) ın Kuranda belirttiği mümin özelliklerine kalpten riayet edenlerdir: Onlar, bollukta
İşte bu nedenle mümin, Kurandan uzak cahiliye insanlarının içine düştüğü hataya hiçbir zaman düşmez,
Çoğu zamanda kendine veya çevresine zarar verir.
Bunu bilen müminler her ne şart altında olursa olsun öfkelerini yenerler ve her zaman itidalli davranırlar
Çoğu zamanda kendine veya çevresine zarar verir.
Bunu bilen müminler her ne şart altında olursa olsun öfkelerini yenerler ve her zaman itidalli davranırlar
bu yönde çağrılarda bulunmuşlardır.
Amaçları yalnızca Allahın emrettiği bir ibadeti yerine getirmek ve salih kullardan olabilmektir.
Musa ilk olarak -Allahın emri ile- kavmin başında bulunan Firavuna tebliğ yapmıştır. Hz.
Nuh yaptığı tebliğ ile kavmini, içinde bulundukları batıl sistemi bırakarak Allaha kulluk etmeye davet
Böylece kavmine dedi ki: Ey kavmim, Allaha kulluk edin.
Yeryüzünde güzel ahlakın hakim olup zulmün ve adaletsizliğin ortadan kalkmasını isteyen tüm müminlerin
Ancak din ahlakını sadece sözleriyle tebliğ etmez, aynı zamanda tüm yaşantılarıyla da bu ahlakı insanlara
İbn-i Ömer (r.a.) den rivayet edildiğine göre; Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu demiştir: Bir (mümin
) kulun, sırf Allah rızasını talep etmek için yuttuğu bir öfke yudumundan, Allah Katında sevap bakımından
Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun
İnsanların doğruyu görüp bilmeleri, hidayet bulmaları yalnızca Allah (cc) ın dilemesiyledir.
Tebliğ, insanların hidayet bulması için müminin Allah (cc) a olan fiili bir duası ve Allah (cc) ın rızasını
Bu konuyu o zaman düşüneceğim diyerek bir kenara bırakın.
Muhtemelen o vakit geldiğinde, Allahın izniyle, gerçekten de zamanında sizi meşgul eden bu konunun hem