"Müminlerin güzel ahlakı 1" belgeselinden.
MÜMİNLER ÖFKELERİNİ YENERLER
Bazı insanlar kolayca hiddetlenir, öfkesine hakim olamayarak bağırıp çağırır ve kendine ya da başkalarına zarar verirler. Böyle davranmak, kişinin aklıyla değil, duygularıyla hareket ettiğinin göstergesidir. Duygusallık, bazı insanlar da öfke, asabiyet, saldırganlık şeklinde kendini dışa vurur. Bu ahlaktaki bir kişi her an her şeye öfke duyup kavga çıkartabilir. Örneğin, otoparkta kendisine ayrılmış yere bir başkasının park ettiğini görünce bağırıp-çağırıp arabayı tekmeleyebilir. Ya da yolda yürürken bir kimsenin yanlışlıkla omuzuna çarpması, kolaylıkla hiddetlenmesine yol açabilir. Veya evden çıkarken anahtarı evde unutan çocuğuna, hesabı geç getiren garsona, telefonda bekleten sekretere, trafikteki araçlara sinirlenip aklına geleni söyleyebilir. Akleden bir insanın kolaylıkla çözümleyebileceği bu sorunlar karşısında öfkesini yenemeyen insan, abartılı ve gereksiz tepkiler verir. Çoğu zamanda kendine veya çevresine zarar verir. Kuran'da müminin öfkesini yenmesi gerektiği şöyle haber verilmektedir:
“Onlar bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlardaki haklarından bağışlama ile vazgeçenlerdir. Allah iyilik yapanları sever.” (Al-i İmran Suresi, 134)
Belli durumlarda insanın öfkelenmesi, yaratılışından kaynaklanan bir davranış olsa bile, ayetin işaretiyle müminin bu öfkesini sürdürmemesi, yenmesi gerekmektedir. Çünkü öfke, insanın akli fonksiyonlarını perdeleyen, olayları sağlıklı değerlendirip doğru kararlar verebilmesini engelleyen bir etkendir. Böyle olunca da insanın Allah'ın sınırlarını gereği gibi koruyabilmesi tehlikeye girmektedir. Bunu bilen müminler her ne şart altında olursa olsun öfkelerini yenerler ve her zaman itidalli davranırlar.