Hesap vermesi de mesela, müminin hesap vermezse onore etmek içindir.
Yani tek tek bütün nimetlerden sorguya çekiliyorlar.
Hepsine tek tek cevap vermek durumunda kalıyorlar.
ADNAN OKTAR: Bütün yakışıklıları tek tek ekrana getiriyorsunuz.
Bıraktığında ne yaparsan yap Allah ezer.
Peygamber gibi her insan vahiy alır, farkına varmaz.
Huzur ve güvenlik içinde tevekkülle yaşar.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nı kurdurmuş, 100 bin camisi var Diyanet İşleri Başkanlığı'nın.
E şimdi apar-topar düzeltecekler oraları. Binalarını falan düzeltecekler. Bir daha yıkacaklar.
İşte onun üstüne artık son.
Ama tabii bunun altında asıl şirk. Şirkin cezalanması yatıyor.
Çünkü sık sık insan bunda hata yapar. Sonra ne istiyorsa istesin, söyleyebilir.
Sonra da Yaratılış Atlası, Darwinizmin ciğerini söktük, masanın üstüne koyduk.
Yüz milyonlarca okul, enstitü, kitap, eser, anlatıcı, tebliğci olmasına rağmen, Darwinizm haftalar içerisinde
Allah'ın hükmünü o yapar. Sen ona akıl vermene gerek yok. Dine inanıyorsa, İslam'a inanıyorsa.
Darwinist-materyalist inançla çok sıkıyor. Gelenekçi Ortodoks İslam anlayışıyla ayrı sıkıyor.
Birbirlerine varis oluyorlar, herkes herkesin malını alıyor. Çünkü üstlerinden bir ton yük kalktı.
Şimdi tek tek saymak istemiyorum da. Çok şiddetli alametler oluşuyor. O bir mucizedir.
İstiyorsa küçük yaşta bile makyaj yapar, hoşuna gidiyorsa çocuğun, güzel görünmek hoşuna gidiyorsa.
Gayet sakin, tek başına dönebilecek. Vurup kafayı uyuyacak.
Yahut kadın, sen diyor tek başına gidersen kim bilir neler yaparsın diyor. Güven yok.
Üstte gelenekçi Ortodoks sistem, altta Darwinist-materyalist sistem kadınları biçiyor idi.
Bakır teli aldım, nitrik asidini içine aldım. Fokur fokur kaynıyor böyle ama acayip kaynıyor.
Bir ara da bakır levhalarla sanat çalışmaları yapıyordum.