Adnan Oktar'ın 1 Aralık 2017 tarihli A9 TV röportajından
Hz. İsa da namaz kıldıracak mı?
İZLEYİCİ SORUSU: Hz. İsa (as) da namaz kıldıracak mı?
ADNAN OKTAR: Ne kadar güzel insan maşaAllah. Anadolu'da böyle çok güzel insanlar var, çok çok güzel. Allah'ın nurunu kat kat artırsın. Seni cennette bana kardeş etsin, çok güzel kızsın, çok hanımsın. Tesettürün de çok yakışmış. Allah dindarlığını daha da artırsın. Seni cennetiyle şereflendirsin.
İsa Mesih (as) tabii özellikle kıldıracak. Ama ilk namazı kıldırmıyor, onu kabul etmiyor çünkü şüphe meydana getirir diye. Normalde bir şey olmaz. Ama Mehdi (as)’a diyor ki “sen dünyanın imamısın, bütün dünyanın imamısın, o yüzden senin kıldırman lazım” diyor. Yani “eğer benim bir şeyim varsa seçme hakkım varsa ben seni imam olarak görüyorum” diyor. Yani var mı diyeceğin diyor. Öyle deyince bir şey denemez. Ben imam olarak görüyorum diye görüyorsa görüyordur imam olarak. İmamlığı kesinleşmiş oluyor o zaman işte Mehdi (as)’ın. İmamlığı kesinleştikten sonra ilk namazı kıldırıyor Mehdi (as). Ama sonra İsa Mesih (as)’a imamet veriyor. “Sen namaz kıldır Müslümanlara” diyor. Ondan sonra kıldırıyor İsa Mesih (as). Zaten Müslümanlığını vurgulaması için o gerekiyor.
İsa Mesih (as) modern bir delikanlı. Millet nasıl bekliyor bilmiyorum da. Biraz şaşırabilirler de. Çünkü onlar böyle cübbeli falan bekliyorlar. Öyle değil, blucin falan giyen, tişörtlü, jön gibi yakışıklı delikanlı. Bayağı güzel, çok mütevazi, efendi, zeki bir insan. Bir de geçmişini hatırlayamayan birisi.
Şüphelenen olabilir. Çünkü şu an tanıyamayanlar oluyordur, öyle tabir edeyim. Çünkü Bediüzzaman diyor ki: “Ancak murakkab, havası ve seçkin talebeleri onu imanın nuruyla tanır” diyor. “Yoksa bedahet derecesinde herkes onu tanımaz” diyor. Yani elini-kolunu sallayarak gezer de insan içinde. Anlamaz, yakışıklı bir delikanlı zannederler. Anlamazlar yani. Öyle “aa İsa'ymış” öyle çıkaramazlar. Özellikle kıyafetinden dolayı çıkaramazlar. Gayet modern bildiğin tişört falan modern tişörtü modern, ayakkabısı falan her şey modern, öyle çıkaramazlar. O yüzden uzun süre anlaşılmayacak. Mehdi (as) ile tanıştığında da öyle moderndir kıyafeti şey değil. Yani geleneksel kıyafet olmaz. Hayır giyebilir ama yani öyle bir şart yok. Öyle bir şey yok. Ama olur, yapılabilir de. Fakat kendi kıyafeti, orijinal kıyafeti saklanacak tabii ki. Yani o geldiği kıyafet. Onu Peygamberimiz (sav) çünkü özellikle belirtmiş. Rengi, biçimiyle özellikle belirtiyor ki insanların aklında kalsın. Sandalet tarzı ayakkabısı var bir de İsa Mesih (as)’ın. Onu da göreceğiz. Peygamberimiz (sav)’inki saklanıyor. Sandalet tarzında, biliyorsunuz değil mi? Deriden. İsa Mesih (as)’ın da aşağı yukarı aynı onun gibi. Peygamberimiz (sav)’in ayakkabısının aynı neredeyse aynısı.
Hırkası da var İsa Mesih (as)’ın, mesela çok acayip o. Hırka benzerliği, ayakkabı benzerliği. Belki Peygamberimiz (sav) onu sevdiği için özellikle de şey yapmış olabilir öyle. Yani ona benzer bir kıyafet hoşuna gitmiş olabilir. Çünkü Bizans cübbesi giyiyordu Peygamberimiz (sav). Ama çok süslü Bizans cübbesi, şu en pahalısını giyiyordu. Şu ana kadar ki alametler hepsi İsa Mesih (as)’ın çıkış alametidir aynı zamanda. Yani onu ayrı zannediyorlar. Şimdi Mehdi (as)’ın çıkış alametlerinin tamamı İsa Mesih (as)’ın çıkış alametidir aynı zamanda. O bilinmediği için İsa Mesih (as)’a ayrı alamet arıyorlar. Öyle bir şey yok, o ikisinin ortak alametidir. Ama biz Mehdi (as) için bölümünde ona tabii Mehdi (as) ile ilgili söylüyoruz. Yoksa İsa Mesih (as) için de alamettir. Aynı ikisi için de alamettir.
Hızır (as) aslında o şeyde olabilir, Peygamberimiz (sav)’in dediği o toplantı günü olabilir Kudüs'te. Olay yerinde oradadır, dikkatlice bakan, basiretle bakanlar, Mehdi (as) ile İsa (as)'ın buluşması anına özellikle dikkatlice bakanlar anlayabilirler. O anda harika olaylar olabilir. Onun için mesela bir beyaz bir güvercin gelebilir. Bak önceden söylüyorum. Beyaz bir güvercin gelip bir insanın omzuna konabilir. Yani o şekilde olaylar olabilir. Niye söylüyorum? Hadise dayanarak söylüyorum da onun için söylüyorum.
Evet, dinliyorum.
--Tabut-u Sekine o gün mü açılacak?
ADNAN OKTAR: Tabut-u Sekine önceden Mehdi (as)’ı vurgulayan bir şey o. Zaten çok heyecanlı Hıristiyan alemi bulunacak diye. Ama onlar şu an, şimdi tabii biraz sapıkça kafalar ama bir kısmının. Şimdi Suriye'yi, İrak’ı da yeniden inşa edecekler. Bir kere daha yıkacaklar yalnız. Yani bu bir delilik. Yani anlamıyorum. Niye yapıyorlar bunu? E şimdi apar-topar düzeltecekler oraları. Binalarını falan düzeltecekler. Bir daha yıkacaklar. İşte onun üstüne artık son.
Ama tabii bunun altında asıl şirk. Şirkin cezalanması yatıyor. Şirkten dönmüyor insanlar. Allah “Kuran yeterli” diyor. İnanmıyorlar şirkte devam ediyor. Şirkte devam ettiği müddetçe yıkım devam eder. Bak şirk devam ettiği müddetçe yıkım kesintisiz devam eder. Şirkten çıkmadıktan sonra yıkım devam edecektir. Kitle halinde insanların acı çekmesi diyeyim devam edecektir. Şirk bitince biter, onun dışında bitmez. Allah'ın kitabı yetersiz dersen, bu Allah'a çok ağır gelir. Öyle söyleyeyim. Ama bunu tabii çok vurgulamak lazım.
--İkinci yıkımdan sonra imarıyla şuur açıklığı olacak mı insanlarda?
ADNAN OKTAR: Yani öyle görünüyor. İşin doğrusu tabii biraz şey de garip. Şimdi İncil'de kaç defa yıkılacağı belirtiliyor Irak ve Suriye'nin. Şimdi o sayıyı tamamladılar. Bir kere daha olması gerekiyor o sayının tamamlanması için. Yani eğer yanlış hatırlamıyorsam yedi kere yıkım var. Altıncı yıkımı yaptılar şu an. Bir yedinci kere daha yıkılması gerekiyor. Onun sonucunda İsa Mesih (as)’ın çıkarılmasını düşünüyorlar. Öyle diyeyim. Onu İncil'den anlatayım daha iyi olur.
Bak diyor ki: “Orada imamlar kendilerini sabah namazı kıldırmak için öne geçtiği bir sırada bir de bakarlar ki Meryem oğlu İsa Mesih (as) sabah vaktinde orada. Mehdi (as) İsa (as)’ı öne geçirmek için geriye doğru çekilir. İsa Mesih (as) onun omuzlarına elini koyar ve ona der ki: ‘Sen geç namazı kıldır. Zira kâmet namaz için okunan ezan senin için getirilmiş der’ diyor. Bu İmam-ı Şarani’de.
“İsa (as) gelir, Mehdi(as)’a namazı iktida eder,(uyarı tabi olur) diye rivayeti bu ittifaka birleşmeye ve hakikati Kuraniye'nin matbuiyetine ve hakimiyetine, Kuran hakikatlerine uyulmasına ve tabi olmasına işaret eder” diyor Bediüzzaman. Şualar, sayfa 493.