Çok ciddi inananı pek görmedim ben. Olması gerekir gibisin. Mesela Yaşar Nuri Öztürk de söylüyordu.
Yani çok flu bir inanç. Olsa keşke, olabilir mi gibi düşünüyorlar. Bir mantığı yok.
Ama tabii inancına saygı duyuyorum. Yani her türlü inancınıza saygı duyuyorum.<br> </p>
O ininceye kadar bırakmaması lazım. Yani delikanlı, kabadayı ruhu olması lazım.<br> </p>
Yoksa münafıktır, kendi aleminde arada sırada ufak tefek onun ikinci dereceden etkisi olur.
Yani onun bereket ve iyilik getireceğine inanmışlar.
Onun çok örnekleri vardır. Muhteşem bir güzellik. Aksi adiliktir zaten.
Ama öldürecek belli, yani Allah'a inananları öldürüyor. ‘İnanmıyorum’ diyebilir. Ayet hükmü açık.
Yani bu bir gerçek, inanç değildir bu bir gerçek.
İkinci de kediler. Dehşet varlıklar yani sevmeye kıyamıyorum.
İkinci kere miyavlatmam bir şey dediğinde hemen, miyavsa tamamdır.
</strong></p><p> </p><p>Başbuğ'un doğup büyüdüğü yer olan Kıbrıs, o zamanlar İngiliz işgali altındaydı
‘Örnek al beni’ diyor. ‘Nasıl olursa olsun’ diyor ‘yeter ki zengin olsun.’ Bu çok yaygın.
Başka bir şey olursa, ikinci bir ortak çıkar falan gibisinden ondan çok çekiniyorlar.
Yoksa diyor, sen yoksa diye inanıyorsan yoksa diye inanan bir şey kaybetmez.
Yani adamın inancına inandığından değil, yani onun mantıksızlığını, akılsızlığını vurgulamak için söylüyor
kaynaklar incelendiğinde, Atatürkün materyalist, din karşıtı olmak bir yana, aksine sarsılmaz bir Allah inancına
Atatürkün sağlam bir İslam inancına sahip olduğu, çeşitli vesilelerle yaptığı konuşmalarda da açıkça
Son derece şık giyim tercihinden, dinine gönülden bağlı olmasına kadar insanımıza örnek olmuştur.
İslama kendilerince bağnazlığı dahil etmeye çalışanların sayısı çok fazla değil ne var ki bu azınlığa inanan
Süleyman (a.s.) ın sarayı güzellik ve estetiğin en güzel örneklerinden biri olarak verilir.
Sebe Melikesi örneğinde gördüğümüz gibi kadın devlet yönetiminde görev alabilir. Kuranda, Hz.
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım: <strong>“Gökleri ve yeri bir örnek-model edinmeksizin yaratandır
Bu durum İngilizleri rahatsız etmiş, İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı tarafından Bediüzzaman hakkında
Bediüzzaman daha sonra bu süreçten Risale-i Nur Külliyatında şu sözlerle bahsetmiştir: İngiliz ve Yunan
Örneğin Risale-i Nur da şöyle denmektedir: Risale-i Nur, Kuranın bu asırda bir tefsiridir .