logo HARUN YAHYA

Müminlerin Merhameti

Bir insanın Kuran'ın emirlerini tümüyle yerine getirmesiyle gerçek merhamet ortaya çıkar. Çünkü gerçek merhametin ne anlama geldiğini ve merhametli bir insanın neler yapması gerektiğini en doğru şekilde tarif eden kaynak Kuran'dır.


Gerçek merhametin kaynağı Allah sevgisidir. Kişinin Allah'a olan sevgisi, O'nun yarattığı varlıklara karşı kalbinde bir sıcaklık hissetmesine neden olur. Allah'ı seven insan, O'nun yarattıklarına karşı doğrudan bir muhabbet, şefkat ve merhamet hisseder.

Merhametin önemli göstergelerinden biri de kişinin affedici ve bağışlayıcı olabilmesidir. Allah Kuran'da iman eden kullarını "affedici ve bağışlayıcı" olmaya şöyle çağırmaktadır:


Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam'a) uygun olanı (örfü) emret ve cahillerden yüz çevir. (Araf Suresi, 199)

Allah müminlerin merhametini "şefkat kanatlarını germek" olarak tanımlamıştır, çünkü onlar merhameti sadece belirli olaylar karşısında değil, hayatın her anını kapsayan bir ahlak model olarak yaşarlar.


Müminler, mağdur durumda olan bir insana karşı "ben bu insanı tanımıyorum", "bu olayın benimle bir ilgisi yok" ya da "herkes kendi başının çaresine baksın" gibi yanlış bir düşünceyle hareket etmezler.


Müminlerin, vicdan ve insaniyet anlayışı, yardıma ve bakıma muhtaç çocuklara sahip çıkmayı, onlara ihtiyaçları olan maddi manevi her türlü ilgiyi göstermelerini sağlar.


Müminler, insanların Kuran ahlakından uzak bir hayattan kurtulmaları ve cehennemden sakınmaları için her türlü fırsatı değerlendirirler. Onları doğruya davet eder, iyiliğe yöneltir, kötülükten sakındırırlar.


Müminler Kuran ahlakından kaynaklanan merhametleri onları her türlü zulme karşı tavır almaya, mazlumların hakkını korumaya, onlar için mücadele etmeye yöneltir.


Müminlere her konuda olduğu gibi "nasıl bir merhamet gösterecekleri" konusunda da kendilerine sınırları belirleyen ve ölçüyü tespit eden, yol göstericimiz Kuran'dır.

Müminler, Allah'ın izni dışında hiçbir olayın gerçekleşmeyeceğini ve O'nun kendilerine bağışladıklarına ne kadar muhtaç olduklarını bilirler. İşte bu özellikleri de onların merhametlerinin temelini oluşturur.

İslam ahlakının benimsendiği bir toplumda, hem maddi hem de manevi açıdan büyük bir rahatlık ortaya çıkar. İnsanlar yardım gerektiğinde çevrelerindeki insanlardan kesin olarak yardım geleceğini bilirler.

Allah pek çok ayette açıklandığı gibi "merhametlilerin en merhametlisi"dir. Dolayısıyla müminler de merhameti, güçlerinin yettiği en son sınıra kadar yaşamaya çalışırlar.


Kuran'da emredilen merhameti yaşayan ve bu doğrultuda salih amellerde bulunanlar, hem dünyada hem de ahirette rahat edeceklerdir.

Müminler birbirlerine olan merhametlerini, birbirlerini Allah'ın rızasının en fazlasını kazanacak tavırlara teşvik ederek gösterirler.

Allah müminlere "güzellikle davranmayı" emretmiştir. Bu, müminin Allah korkusundan ve Kuran'a olan bağlılığından kaynaklanan istikrarlı bir ahlak anlayışıdır.

Müminler, hiçbir zaman yaptıkları fedakarlıkları dile getirerek, kendilerini övecek ya da ön plana çıkaracak bir tavır göstermez ve fedakarlıklarından dolayı karşı tarafı minnet altında bırakmaya çalışmazlar.

Müminler, kendileri için Allah'tan ne istiyorlarsa, diğer müminler için de en az bunları, hatta daha da fazlasını isteyecek kadar üstün bir merhamet anlayışına sahiptirler.

Müminler ahiretteki azaba karşı hissettikleri korkuyu mümin kardeşleri için de duyarlar. Kendi kurtuluşlarını istedikleri kadar diğer müminlerin de Allah'ın hoşnutluğunu ve cennetini kazanmalarını isterler.


279
PAYLAŞ
Facebook
X
WhatsApp
Telegram
QR Code
QR Code