logo HARUN YAHYA

Müminler, Çevrelerindeki İnsanları da Samimiyete Davet Ederler

Müminler, Çevrelerindeki İnsanları da Samimiyete Davet Ederler

Allah Kuran'da, "Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır." (Al-i İmran Suresi, 104) ayetiyle insanları iyiliğe ve güzelliğe çağırmayı, onları içerisinde bulundukları yanlışlıklardan kurtarmayı müminler üzerine bir sorumluluk kıldığını belirtmektedir. Bir başka ayette ise Allah, "Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah'a ve Resûlü'ne itaat ederler. İşte Allah'ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir." (Tevbe Suresi, 71) sözleriyle müminlerin, birbirleri üzerinde koruyucu ve gözetici vasıfları olduğunu hatırlatmaktadır.

İşte müminler Allah'ın bu emri doğrultusunda birbirlerinde gördükleri eksiklikleri yine Kuran'da bildirildiği şekilde "sözün en güzelini söyleyerek" (İsra Suresi, 53) birbirlerine anlatırlar. Karşı tarafın vereceği tepkinin, verilen öğütten pay alıp almamasının, iyiliği emreden mümin açısından bir sorumluluğu yoktur. Allah bir ayetinde "Gerçek şu ki, sen, sevdiğini hidayete erdiremezsin, ancak Allah, dilediğini hidayete erdirir; O, hidayete erecek olanları daha iyi bilendir." (Kasas Suresi, 56) sözleriyle bu gerçeğe dikkat çekmekte ve insanların doğruyu görebilmelerinin ancak Allah'ın dilemesiyle gerçekleşebileceğini hatırlatmaktadır. Bu nedenle müminler birbirlerine iyiliği emredip kötülükten men etmeye çalışırken bunu Allah'tan isteyerek yapar ve sonucu da her ne olursa olsun buna teslim olurlar. Ancak elbette ki samimiyetin getirdiği güzellikleri ve gerçek mutluluğu tüm insanların öğrenip yaşamasını da en içten şekilde arzu ederler.

Aksi bir hayatın dışarıdan normal gözükse bile içten içe insanı kemiren, huzursuzluk ve sıkıntı veren azaplarla dolu olduğunu çok iyi bilirler. Söz konusu kişilerin içlerinde yaşattıkları bu çirkin fikir ve ruh halini saklamak için maddi ve manevi eziyet içinde olduklarını unutmazlar. Bu nedenle karşılarındaki bir insanda az da olsa bir samimiyetsizlik hissederlerse, onu herhangi bir şekilde yargılamadan, sadece Kuran ahlakına davet ederler. Her türlü gizli azap ve sıkıntının, huzursuzluk ve mutsuzluğun tek çözümünün Allah'ın razı olacağı bir ahlakı yaşamak olduğunu en güzel şekilde hatırlatırlar.

Allah Tek Sevgili Hale Getirilmeden Mutlu Bir Hayat Yaşanmaz

SUNUCU 1: “Selamlar mübarek Hocam. Sizden öğrendiklerimle arkadaşlarımla konuşuyorum. Yalnız onların anlamadığı ve size sormak istediğim çok önemli bir konu var Hocam. Allah rızasını bilip de en çoğunu yapmamak olmuyor. Fakat konuştuğum insanlar da, normal hayatımı da yaşarım, Allah rızasına da uyarım gibi bir mantık oluyor. Allah rızası için yaşamak ile, halen yaşadıkları hayat arasında ne gibi değişiklik olacak? Bunu fark edemiyorlar veya anlamıyorlar. Bu farkı nasıl anlatabilirim?”

ADNAN OKTAR: Allah’ı sevmeden zaten mutlu hayat aklı başında bir insan yaşayamaz. Allah’a tam teslim olmadan, Allah’ı tek sevgili haline getirmeden rahat yaşayamaz derin düşünüyorsa. Ama sathi düşünüyorsa sarhoş gibidir. Yani onun sevgisi zaten sevgiye benzemez, yaşaması yaşantıya benzemiyor, ölü gibi yaşıyor yani çok huzursuz yaşıyorlar. Ne yaptığını bilmiyor ki, kendinde değil. Ne konuştuğundan haberi oluyor, ne yaşadığından haberi oluyor. Sorduğumuzda da mutlu değilim diyor zaten.

SUNUCU 2: Güveneceği kimse de olmuyor.

Adnan Oktar: Tabii. Bizzat kendi ifadesi oluyor yani, ben mutlu değilim diyor. Hiçbir şekilde mutlu değilim diyor. Allah esirgesin hatta intihar düşüncesi kafasından geçiyor, uyuşturucu kullanıyorlar, her gün içki içiyor. Niye içiyorsun?” diyorsun, “Unutmak, acımı hafifletmek için içiyorum” diyor. Bu mutluluk mu bu? Allah’a tam teslim olan, çok huzurludur güzel yaşar. Tabii biz huzurlu,  güzel yaşayalım diye Allah’a tam teslim olmayız. Allah’ı sevdiğimiz için, Allah rızası için Allah’a teslim oluruz. Hakikaten öyle olması gerektiği için, hakikaten sevdiğimiz için. Çünkü bütün güzellikleri yaratan O olduğuna göre, bütün güzelliklere olan sevgimizin hepsi Allah’adır... (Adnan Oktar'ın 21 Mayıs 2010 tarihli Kocaeli TV röportajından)

 

PAYLAŞ
Facebook
X
WhatsApp
Telegram
QR Code
QR Code
İNDİRMELER

Özet

Bu kitap bölümü, müminlerin çevrelerindeki insanları samimiyete, iyiliğe ve Kuran ahlakını yaşamaya davet etme sorumluluğunu ele almaktadır. Allah'ın emirleri doğrultusunda, iyiliği emretmenin ve kötülükten sakındırmanın bir mümin görevi olduğu vurgulanırken, bu tebliğin en güzel sözlerle ve tevekkül içinde yapılması gerektiği belirtilmektedir. Ayrıca, gerçek huzurun ancak Allah'a tam teslimiyetle mümkün olduğu ve samimiyetsiz bir yaşamın insana sadece manevi sıkıntılar getirdiği açıklanmaktadır.

Önemli Noktalar

  • Müminler için insanları iyiliğe çağırmak ve kötülükten sakındırmak Kuran'da belirtilen temel bir sorumluluktur.
  • İyiliği emretme vazifesi yerine getirilirken sözün en güzelinin kullanılması ve sonuçların Allah'a bırakılması esas alınır.
  • Dünyevi huzur ve gerçek mutluluk ancak Allah'a tam teslimiyetle ve O'nun razı olacağı güzel ahlakı yaşamakla mümkündür.
  • Samimiyetsizlikten kaynaklanan manevi huzursuzlukların tek çözümü Kuran ahlakına yönelmektir.

Sıkça Sorulan Sorular

İyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak bir mümin için ne anlama gelir?

Kuran'da bildirilen bu sorumluluk, müminlerin çevrelerindeki insanları hayra çağırmasını ve yanlışlıklardan kurtarmaya çalışmasını ifade eder. Bu, birbirleri üzerinde koruyucu ve gözetici olma vasfının bir gereğidir.

İnsanlara öğüt verilirken nasıl bir üslup benimsenmelidir?

Öğüt verirken Kuran'da tavsiye edilen en güzel sözün söylenmesi esastır. Verilen öğütten karşı tarafın ne kadar pay aldığı müminin sorumluluğunda değildir; mümin sadece tebliğ etmekle yükümlüdür.

Allah'a teslim olmayan birinin yaşadığı huzursuzluğun temel nedeni nedir?

İnsanın Allah'ı tek sevgili haline getirmemesi ve tam teslimiyet göstermemesi, derin düşünce içinde olanlar için büyük bir ruhsal boşluk oluşturur. Bu durum huzursuzluğa, sıkıntıya ve mutsuzluğa sebep olur.

Gerçek mutluluğu arayanlar için izlenmesi gereken yol nedir?

Gerçek mutluluk, tüm güzelliklerin yaratıcısı olan Allah'ı sevmekle ve O'nun razı olacağı ahlakı yaşamla mümkündür. Allah'a tam teslim olmak, insana hem dünyada hem de ahirette huzur veren tek yoldur.