Bilim tarihi, tarafsız hakikat arayışının yanında, ideolojik saplantıların ve körü körüne bağlılıkların da izlerini taşır. Özellikle materyalist ve evrimci ideolojiler, insanı sıradan bir hayvan türü olarak tanımlayarak, insanın manevi yönünü reddetmiş ve bu bakış açısı kimi zaman bilim ahlaktan ve gerçeklikten uzak, radikal girişimlere yol açmıştır.


Bu noktada, bilimsel araştırmaların ve teorilerin, her zaman tarafsız bir zeminde yürütülmediği gerçeğiyle karşılaşırız. Özellikle ateist ve darwinist ideolojilerin baskısı altında şekillenen sözde bilimsel yaklaşımlar, hakikati arama sürecinde ciddi çarptırılmalarla karşılaşabilmektedir.. Bilim insanlarının ve toplumların, sahip oldukları ideolojiler doğrultusunda gerçekleri nasıl algıladıkları ve yorumladıkları, bilimsel ilerlemenin yönünü ve niteliğini tamamen çarptırabilmektedir,. Bu nedenle, kasıtlı ve kasıtsız ideolojik körlüğün bilimsel düşünce üzerindeki etkileri, konunun daha iyi anlaşılması açısından büyük önem taşır.

İdeolojik Körlük ve Fanatizm

İdeoloji, insanların ve toplumların dünya görüşünü, değerlerini ve inançlarını sistematik biçimde şekillendiren düşünce bütünüdür. Materyalist ve evrimci ideolojiler, insanı yalnızca biyolojik bir varlık olarak tanımlar ve açıklayamadığı için manevi yönünü reddeder. Bu, insanın sıradan bir hayvan türü olarak görülme eğilimine sevk eder.


İdeolojik körlük ise, bir kişinin veya grubun, kendi ideolojisinin doğruluğuna kesin kanaat getirip sorgulamadan mutlak şekilde inanması ve bu inanç uğruna gerçekleri çarpıtması veya görmezden gelmesidir. Bu körlük, bilimsel objektifliği ve hakikat arayışını engeller; bilim insanlarını dogmatik bir tutuma sürükler.


İdeolojik körlük çoğu zaman fanatizmle de iç içedir. Fanatizm ise geniş tanımı ile bir inanca veya ideolojiye aşırı derecede bağlanma ve bu uğurda mantık, etik ve gerçeklikten sapma halidir. Darwinist ideolojinin bazı savunucuları, insanı hayvanlarla aynı düzeye indirgemek ve insan-maymun melezi üretmek gibi akıl dışı projelere girişebilmektedir. Bu tür girişimler, bilimsel bir meraktan ziyade, fanatik bir ideolojik saplantının ürünüdür.

İdeolojik Körlüğün Psikolojik Boyutu

Öte yandan ideolojik körlük, psikolojik olarak “inanç temelli motivasyon” ve “ideolojik bağlılık” kavramlarıyla açıklanır. İnsanlar, kimlik bulma ve aidiyet ihtiyacı, grup baskısı gibi psikolojik mekanizmalar nedeniyle kendi ideolojilerine körü körüne bağlanabilirler. Bu psikolojik aşamalar, insanın eleştirel düşünme yeteneğini zayıflatır, gerçeklikten kopuşa ve toplumsal kutuplaşmaya yol açar. Özellikle bilimsel ve ahlaki sapmalar, ideolojinin bilimsel gerçeklerin önüne geçmesinin doğrudan sonucudur.


Darwinist bilim insanlarının, insan ile maymun arasında bir geçiş formu arayışı, hatta bunu laboratuvarda üretme çabası, ideolojinin bilimsel gerçeklerin önüne geçtiğini gösteren çarpıcı bir örnektir. Buradaki körlük, fizyolojik değil, tamamen psikolojik kökenlidir.


Nitekim, Darwinistlerin evrim teorisini ispatlamak için milyonlarca yıl boyunca hiçbir ara form bulamamış olmalarına rağmen, hâlâ iddialarından vazgeçmemeleri, ideolojik körlüğün ve saplantının açık bir göstergesidir. Bilimsel olarak imkânsız olanı, sırf ideolojileri gereği mümkün görmeye çalışırlar.


Kur’an ise, insanları atalarından veya ideolojilerinden körü körüne taklitçiliğe karşı uyarır ve akıllarını kullanarak hakikati araştırmalarını öğütler. Kur’an’da şöyle buyrulur:

“Onlara, ‘Allah’ın indirdiğine ve Peygamber’e gelin’ denildiğinde, ‘Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter’ derler. Ya ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyse?” (Maide Suresi, 104)

“De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akıl sahipleri öğüt alır.” (Zümer Suresi, 9)

Kur’an’ın bu yaklaşımı, insanı aklını kullanmaya, sorgulamaya ve hakikati aramaya teşvik ederek, ideolojik körlüğün ve psikolojik saplantıların önüne geçmeyi hedefler.

İdeolojinin Bilimi Yönlendirmesi ve Sonuçları

Yukarda da kısaca özetlediğimiz gibi ideolojik körlük, bilimi objektif bir hakikat arayışı olmaktan çıkarır, ideolojinin hizmetine sokar. Bilim insanı, bulgularını ideolojisine uydurmaya, hatta gerçekleri çarpıtmaya başlar. Darwinist ideoloji, bilimsel verilerle çürütülmüş olmasına rağmen, bazı bilim insanlarını öyle bir körlüğe sürükler ki, bilimsel gerçekleri inkâr eder, hayali senaryolar üretir, hatta akıl ve etik dışı deneylere girişirler. 

Ivanov’un İnsan-Maymun Melezlemesi Hüsranı

Ilya Ivanovich Ivanov (1870-1932), Sovyet biyoloğu ve deneysel fizyoloğudur. Hayvanlar arasında yapay döllenme ve melezleme çalışmalarıyla tanınmış, insan ile maymun arasında bir melez oluşturma girişimiyle tarihe geçmiştir.


Ivanov, insan-maymun melezi üretme fikrini 1910’da ilan etmiş, Bolşevik hükümetin desteğiyle 1920’lerde Afrika’da deneyler yapmıştır. Projenin amacı, Darwin’in öngördüğü insan-maymun arası geçiş formunu laboratuvarda üretmek ve evrim teorisini ispatlamaktı. Ayrıca, Sovyet yönetimi için bu proje, dini inançlara darbe vuracak ve sosyalist ütopya için “yeni insan” yaratmanın aracı olacaktı (Schultz, 2013; Catchpoole, 2009).


Ivanov’un deneyleri, etik dışı uygulamalarla ve bilimsel gerçekleri göz ardı ederek yürütülmüştür. İnsan ve maymun gametlerinin biyolojik uyumsuzluğu nedeniyle başarısız olmuştur. Başarısızlığı ve çalışmaları ile ilgili ahlaki şüpheler sonrası faaliyeti sonlandırılan Ivanov Kazakistan’a sürgüne gönderilmiştir.

Komünist Sovyet Yönetiminin Motivasyonları ve Toplumsal Mühendislik

Ivanov’un projesi, Sovyet yönetiminin dine karşı bilimsel koz üretme ve toplumu dönüştürme arzusunun bir yansımasıdır. Bilim, Sovyet toplumunun yeni insanını yaratmanın anahtarı olarak görülmüş, “pozitif öjenik” projelerle arzu edilen sosyalist özelliklerin yaygınlaştırılması hedeflenmiştir. Ivanov’un projesi başarısız olmuş, ancak bilimin ideolojik amaçlara feda edilmesinin ve bilimin objektifliğini nasıl zedelediği açıkça görülmüştür (Schultz, 2013; Catchpoole, 2009).

 


Ivanov’un Komünist Parti tarafından destek bulmasını sağlayan nedenlerden birisi de araştırmasının, toplumu dönüştürmeyi amaçlayan iddialı bir planın parçası olarak görülmesiydi. İvanov'u destekleyen üst düzey Bolşevikler, bilimi sosyalist bir ütopya hayallerini gerçekleştirmenin bir aracı olarak gören entelektüellerdi. Cambridge Üniversitesi Rus tarihi uzmanı, Alexander Etkind’e göre Sovyetler’den siyasiler siyasi sistemi değiştirebilir, sanayileri millileştirebilir ve çiftlikleri devasa kolektiflere dönüştürebilirlerdi; ancak insanları dönüştürme görevi sözde bilim insanlarına emanet edilmişti. Amaç, insanları Sovyet toplumunun sosyalist tasarımına uydurmaktı. (Schultz, 2013; Catchpoole, 2009).


Eğer Ivanov komünizm destekli bu projesinde başarılı olsaydı devletin sosyalizasyon sırasında halkların bir arada olma yaşama ve çalışma istekleri kontrol altına alınabilecekti. Yarı insan yarı maymunlarla açgözlülük ve mülk edinme gibi özelliklerden kurtulmak güya mümkün olacaktı.


Ivanov’un projesi sadece Komünizmle uyuştuğu için destek almıyordu çünkü onun vizyonunu finanse eden sadece Bolşevik hükümeti değildi. İvanov'un maymun-insan melezi elde etme önerisinin haberi 1920'lerde ABD kıyılarına ulaştığında, Amerikan Ateizmi Geliştirme Derneği’nin İvanov'un projesini desteklemek için fon toplama kampanyasını duyurmuştu. (Etkind, 2008)


Bazı kaynaklara göre Stalin’in Ivanov’u desteklenmesinin nedeninin maymun – insan melezlemesi ile elde edilecek askerlerden oluşan ordu kurma beklentisi olduğu söylenmektedir.

Kuran’da insanın Üstünlüğü ve Hakiki Bilim Anlayışı

Kur’an, insanın Allah tarafından özel ve şerefli bir varlık olarak yaratıldığını, ona ruh verildiğini ve diğer tüm canlılardan üstün kılındığını açıkça bildirir. “Andolsun, Biz insanı en güzel biçimde yarattık.” (Tin Suresi, 4) ve “O, yarattığı her şeyi güzel yapan ve insanı yaratmaya çamurdan başlayandır.” (Secde Suresi, 7) ayetleriyle, insanın tesadüflerin ve kör doğa yasalarının ürünü değil, bilinçli ve hikmetli bir yaratılışın eseri olduğu vurgulanır. Bu, insanın yalnızca biyolojik bir varlık olmadığını, manevi ve ahlaki bir sorumluluk taşıdığını gösterir.


Buna karşılık, Darwinist ideoloji insanı sıradan bir hayvan türü olarak tanımlar ve onu hayvanlarla aynı seviyeye indirger. Bu bakış açısı, insanın sahip olduğu yüksek ahlaki değerleri, özgür iradeyi, vicdanı ve ruhu göz ardı eder. Darwinizm’in temelinde yatan “doğal seleksiyon” ve “yaşam mücadelesi” kavramları, insanları doğadaki hayvanlar gibi sürekli bir rekabete, çatışmaya ve hatta savaşa teşvik eder. Nitekim, tarih boyunca bu ideolojinin etkisiyle, insan toplulukları arasında ayrımcılık, ırkçılık, sömürgecilik ve kitlesel şiddet olayları meşrulaştırılmıştır. İnsan-maymun melezlemesi gibi projeler de insanı değersizleştirmenin ve hayvanlaştırmanın bilimsel bir tezahürü olarak ortaya çıkmıştır.


Kur’an, insanı aklını kullanmaya, delil ve kanıt aramaya, tabiatı ve evreni incelemeye teşvik eder. “Görmüyor musunuz ki Allah gökleri ve yeri hak ile yaratmıştır?” (İbrahim Suresi, 19) ve “Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna baksınlar?” (Yusuf Suresi, 109) gibi ayetler, insanı sürekli olarak düşünmeye ve araştırmaya davet eder.


Bu nedenle, hakiki bilim anlayışı ancak ideolojiden bağımsız, önyargılardan arınmış ve hakikate sadık bir tutumla mümkündür. Bilim, ideolojinin hizmetine girdiğinde yozlaşır, gerçeklerden uzaklaşır. Ivanov’un insan-maymun melezlemesi girişimi, Darwinist ideolojinin insanı değersizleştiren ve bilimsel objektifliği yok eden yüzünü gözler önüne sermiştir. Kur’an ise, insanı yüceltir, ona hak ettiği değeri verir ve gerçek anlamda bilimsel düşüncenin yolunu açar.

 

Kaynaklar:
Catchpoole, D. (2009, 2 Eylül). Ivanov’s ape-human hybrid project—Why? creation.com https://creation.com/en/articles/ivanovs-ape-human-hybrid-project-why
Etkind, A., Beyond eugenics: the forgotten scandal of hybridizing humans and apes, Studies in History and Philosophy of Biological and Biomedical Sciences 39(2):205–210, 2008.
Rayne, E. (2024, 30 Nisan). The True Story of the Soviet Scientist Who Tried to Breed a ‘Human-Ape’ Hybrid. Popular Mechanics.
https://www.popularmechanics.com/science/a71158837/humanzee-human-chimp-hybrids/
Schultz, C. (2013, 23 Ocak). The Russian Government Once Funded a Scientist’s Quest To Make an Ape-Human Hybrid. Smithsonian Magazine.
https://www.smithsonianmag.com/smart-news/the-russian-government-once-funded-a-scientists-quest-to-make-an-ape-human-hybrid-5043859/