Mehdiyet Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde önemle üzerinde durduğu ve inananları müjdelediği, Hz. Adem’den bu yana tüm peygamberlerin kavimlerine anlattığı ve Musevilik ve Hristiyanlık inancında da kapsamlı olarak açıklanan bir konudur.
Tüm peygamberlerin Mehdiyet inancına dikkat çekmiş olmaları, nesiller boyunca bütün büyük alimlerin uzun uzun tüm detaylarıyla Mehdiyeti anlatmaları bunun dünya tarihinin en önemli gelişmelerinden biri olduğunu göstermektedir. Dinden uzak, peygamberlere ve dindarlara öfke besleyen, Allah’ın emrettiği güzel ahlakın dünyaya hakim olmasını istemeyen, bu sebeple de Mehdiyet konusunu örtbas etmeye, Mehdiyeti anlatanları karalamaya çalışanların bu propagandasının etkisinde kalmadan, vicdanlı ve dürüst bir değerlendirme yapan herkes Mehdiyetin önemini hemen anlayacaktır. Mehdiyet inancı büyük bir güzellik, büyük bir nimet ve büyük bir hayırdır.
Bu güzelliği anlatanların suçlu gösterilmeye çalışılması şeytanın dünya üzerindeki en sinsi oyunlarından biridir. Bugüne kadar hangi alim Mehdiyeti anlattıysa Mehdilik iddia etmekle suçlanmış, gözaltına alınmış, karalanmış, iftiralara uğramış ve hatta tutuklanmıştır. Böylece Mehdiyetin anlatılması her dönemde durdurulmak istenmiştir. Oysa Mehdiyet Allah’ın dünyanın kaderine yazdığı bir hakikattir, durdurulması ve engellenmesi mümkün değildir.
Allah, Mehdiyetin çıkışı daha da yaklaştığından, son yıllarda ardı ardına yeni alametleri ve önemli bilgileri aşikar etmektedir. Bugün ortaya çıkan bu önemli bilgilerden biri de kadim Musevi kaynaklarında yer alan “Mehdi’nin Roma’nın kapılarında yani Roma İmparatorluğu’nun sınır hattında olan yerlerde olacağı”dır. Bilindiği üzere Mehdi Türkiye’de olacak ve burada faaliyet gösterecektir.
Hadislerde Mehdi’nin Türklerden çıkacağı, eski Roma’nın başkenti olan İstanbul’u manen fethedeceği yani ilmi mücadelesinin merkezinin İstanbul olacağı haber verilmiştir. Yine Musevi kaynaklarından anlaşıldığı üzere Mehdi Türklerden çıkacak, İstanbul’da faaliyet gösterecek, Roma’nın kapılarının yani sınırlarının olduğu yerlerde bulunacaktır.
MEHDİ RUM’DAN, TÜRKLERDEN (çünkü, eskiden Türkiye’ye diyar-ı Rum deniliyordu) AYRILMAYACAKTIR. (İş’afü’r-Rağıbîn’den naklen Tılsımlar Mecmuası, Bediüzzaman Said Nursi, s. 212)
Bu hadiste yer alan önemli bir diğer bilgi ise Rum yani eski Roma İmparatorluğunun sınırları içinde olan yerlere dikkat çekilmesidir. MEHDİ’NİN ÇIKACAĞI VE İLMİ MÜCADELESİNİN EN BÜYÜK KISMINI YAPACAĞI YER İSTANBUL’DUR. Hadislerde geçen “İstanbul’un Mehdi tarafından manen fethedilmesi” Mehdi’nin İstanbul’da yapacağı büyük ilmi mücadeleyi kastetmektedir.
Hz. İbni Amrdan (ra) rivayet edilmiştir:
Peygamberimiz (sav) buyurdu ki: “Ey Ümmet! Altı şey vardır ki; onlar olmadan kıyamet kopmaz, (altıncısı) MEDİNENİN (ŞEHRİN) FETHİ.”
Denildi ki: HANGİ MEDİNE? (HANGİ ŞEHİR?)
BUYURDU Kİ: KONSTANTİNİYYE (İSTANBUL).
(Medineli Allâme Muhammed b. Resul el-Hüseynî el-Berzencî, Kıyamet Alametleri, 204 Ramuz-el Ehadis, 296)
Hz. Mehdi’nin kutsal emanetlerle çıkması da İstanbul’dan çıkacağını anlatan bir başka hadistir:
Abdullah b. Surefeden rivayet edildi ki: “HZ. MEHDİ (as)’ın BERABERİNDE, SÜSLENMİŞ BİR HALDE PEYGAMBERİMİZ (sav)’in BAYRAĞI OLACAKTIR.” (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 65)
Alametlere gelince; BERABERİNDE ALLAH RESULÜ’NÜN (sav) GÖMLEĞİ, KILICI, SANCAĞI BULUNACAKTIR. O sancak ki Peygamber’in (sav) vefatından bugüne kadar hiç açılmamıştır… (Kıyamet Alametleri, s. 164)
Bediüzzaman Hazretleri de Mehdi’nin, hilafet merkezinin eskiden bulunduğu yerden yani İstanbul’dan çıkacağını kapsamlı olarak anlatmıştır:
Şimdi, Mehdi gibi eşhasın (şahıslar) hakkındaki rivayetin ihtilafatı ve sırrı (Mehdi gibi zatlar hakkında farklı haberler olmasının sebebi) şudur ki: Ehadisi tefsir edenler (hadisleri açıklayanlar), metn-i ehadisi tefsirlerine ve istinbatlarına tatbik etmişler (hadis metinlerini kendi anlayışlarına ve ufuklarının genişliğine bağlı olarak yorumlamışlardır). Mesela: Merkez-i saltanat o vakit Şam’da veya Medine’de olduğundan (yönetim merkezi o zaman Şam kentinde veya Medine kentinde olduğundan), vukuat-ı Hz. Mehdi’ye veya Süfyaniyye’yi merkez-i saltanat civarında olan Basra, Kufe, Şam gibi yerlerde tasavvur ederek öyle tefsir etmişler. (Hz. Mehdi veya Süfyan’la ilgili olayların yönetim merkezi (veya başşehir) civarında olan Basra, Kufe, Şam gibi yerlerde zannederek öyle yorumlamışlar).” (Sözler, s. 359)
Merkez-i Hilafet eski zamanda Irak’da, Şam’da ve Medine’de bulunduğundan raviler kendi içtihatlarıyla daimi öyle kalacak gibi mana verip, (Hilafetin merkezi (yönetim veya idari merkez) eskiden Irakta, Şam’da ve Medine’de bulunduğundan, hadislerle ilgili haberleri aktaranlar kendi yorumlamalarıyla sanki hep öyle kalacakmış gibi anlamlandırıp) “Merkez-i Hilafet-i İslamiye” yakınlarında tasvir etmişler, Halep ve Şam demişler (yönetim merkezi yakınlarında olarak kurgulamışlar, Halep ve Şam demişler). Hadisin mücmel haberlerini kendi içtihatlarıyla tavsil etmişler. (Hadisteki kısaltılmış öz anlatımı bu şekilde kendi anlayışlarına göre açıklayıp yorumlamışlar.) (Şualar, s. 492)
Bediüzzaman’ın ifadelerinden de anlaşıldığı gibi, ahir zaman hadislerini aktaran alimler, ahir zaman olaylarını kendi dönemlerindeki hilafet merkezlerini esas alarak aktarmışlardır. Aynı zamanda Mehdi’nin çıkacağı yer hakkında, her alim kendi zamanının Hilafet Merkezi olan Irak, Şam, Kufe, Medine gibi şehirleri belirtmiştir. Mehdi’nin çıkış yeri hakkında rivayetlerin farklı olmasının sebebi de budur. Çünkü hadis aktaran bu ravilerin içtihatları, bilgileri ve görüşleri zamanla çeşitli rivayetlere katılarak (aktarıcılarınınkiyle karışarak) günümüze dek ulaşmıştır. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav)’den günümüze kadar Halifelik Merkezinin bulunduğu yer, Şam, Halep, Küfe, Mekke ve en son İstanbul olmak üzere pek çok kez değişmiştir.
Ancak, ahir zaman olaylarının vuku bulduğu yerle ilgili rivayetlerin ortak noktası, bu olayların Hilafet Merkezi’nde gerçekleştiğidir. Bediüzzaman Hazretleri de bunu izah etmektedir. BİLİNDİĞİ GİBİ, SON HİLAFET MERKEZİ “İSTANBUL”DUR. Halifelik bu yüzyılın başlarında resmi olarak kaldırılmıştır ve o günden bu yana dünya üzerinde başka hiçbir yere de taşınmamıştır. Peygamberimiz (sav)’in iki sancağı, kılıcı ve gömleği ile diğer mukaddes emanetler İstanbul’dadır. Sonuç olarak, halen bu manevi unvanı koruyan tek şehir İstanbul’dur. Dolayısıyla Mehdi de İstanbul’dan çıkacak ve asıl olarak İstanbul’da faaliyet yapacaktır.
Mehdi’nin Türkiye’de bulunacağı ve kalacağı yerlerle ilgili bir diğer önemli bilgi ise Musevi kaynaklarında verilmekte, “MEHDİ’NİN ROMA’NIN KAPILARINDA” OLACAĞINA DİKKAT ÇEKİLMEKTEDİR:
Haham Yehoshua ben Levi, peygamber İlyas ile karşılaşır.
Ona şöyle sorar:
“Moşiyah (Mehdi) ne zaman gelecek?”
İlyas şu cevabı verir:
“Git, ona bizzat sor.”
Haham sorar:
“ONU NEREDE BULACAĞIM?”
İlyas açıkça şöyle der:
“MOŞİYAH’I (MEHDİ’Yİ) ROMA’NIN KAPILARINDA BULACAKSIN.”
“Onu nasıl tanıyacağız?”
“Yaralı fakirlerle birlikte oturur. Onların yaralarını sarar. Çünkü her an çağrılabilir diye hazır bekler.” (Sanhedrin 98a)
Bu anlatım Musevi hahamlar tarafından, “MOŞİYAH’I (MEHDİ’Yİ) ARIYORSAN, ROMA’NIN KAPILARINA GİT.” şeklinde yorumlanmıştır. “Roma’nın Kapıları” ifadesi ROMA İMPARATORLUĞU’NUN SINIR BÖLGELERİNE İNŞA ETTİĞİ KALELER, KULELER VE GÜVENLİK KAPILARININ OLDUĞU yerler anlamındadır. Mehdi’nin asıl olarak faaliyet yapacağı İstanbul’un giriş noktaları da Roma’nın kaleleri, kuleleri ve KAPILARI ile çevrilidir.
Dünyanın en eski şehirlerinden biri olan İstanbul’un surlarının bugünkü hali MS 408’de İmparator Theodosius tarafından yaptırılmıştır. Kara tarafında, iki sıra sur ve arasında hendekler vardı. Bu surlar üzerinde 400 kule ve 55 KAPI BULUNUYORDU.
İSTANBUL SURLARINDA YER ALAN ROMA’NIN KAPILARINDAN BAZILARI AŞAĞIDAKİ FOTOĞRAFLARDA GÖRÜLMEKTEDİR


MEHDİ’NİN ÇIKACAĞI VE FAALİYETTE BULUNACAĞI İSTANBUL’DA, TIPKI MUSEVİ KAYNAKLARDA ANLATILDIĞI ÜZERE, ROMA’NIN KAPILARI BULUNMAKTADIR.
MEHDİ’NİN ROMA’NIN KAPILARINDA OLDUĞU SÖYLENDİĞİNDE ROMA’NIN SINIR BÖLGESİNE DE İŞARET EDİLMEKTEDİR.
Tevrat’ın tefsiri olarak kabul edilen Midraş’ta şu bilgiler yer almaktadır:
Moşiyah (Mehdi) Roma kapılarında fakirlerle birlikte oturur.” (Midraş, Eykha Rabbah 1:51)
Moşiyah (Mehdi) Roma’nın kapıları yakınında bekler. (Midraş, Tehillim 87)
Hadislere göre Mehdi Türklerden çıkacağı için, Mehdi’nin bulunacağı Roma sınırı da Türkiye içinde olmalıdır. Roma İmparatorluğu’nun Türkiye içindeki sınır hattına bakıldığında DOĞU SINIRI’NIN ERZURUM VE VAN OLDUĞU GÖRÜLMEKTEDİR. Roma İmparatorluğu tarihi boyunca zaman zaman Erzurum ve Van imparatorluğun sınırları içine dahil olmuş, zaman zaman da tam sınır içinde kalmıştır. Ama ROMA’NIN DOĞUDAKİ SINIRI YANİ KAPISI HEP ERZURUM VE VAN OLMUŞTUR.
Doğu Roma İmparatorluğu tarafından yapılmış Theodosiopolis Kalesi olarak anılan kale, Roma’nın Doğu sınırının en güçlü savunma noktalarından biriydi.


Van bölgesi Roma’nın doğu sınır hattının Kuzey Mezopotamya – Ermenistan geçişini kontrol ettiği için Romalılar için stratejik bir bölgeydi. VAN KALESİ DE BÖLGE İDARESİ VE GÜVENLİK GEÇİŞ NOKTASI OLARAK KULLANILIYORDU.
Roma Sınırında Yer Alan Van Kalesi
Talmud’da yer alan bilgiler arasında, Mehdi’nin “yaralı ve fakirlerle birlikte oturuyor olması” da dikkat çeken bir anlatımdır.
İlyas açıkça şöyle der:
“Moşiyah’ı (Mehdi’yi) Roma’nın kapılarında bulacaksın.”
“Onu nasıl tanıyacağız?”
“Yaralı fakirlerle birlikte oturur. Onların yaralarını sarar. Çünkü her an çağrılabilir diye hazır bekler.” (Sanhedrin 98a)
“Fakirlerle birlikte oturur” ifadesi Mehdi’nin çıkışından önceki dönemde insanların ekonomik kriz sebebiyle yoksulluk içinde bulunduklarını göstermektedir. Nitekim Peygamberimiz (sav) de ahir zaman ve Mehdi’nin zuhuruyla ilgili hadislerinde hayat pahalılığı yaşanacağını, dar gelirlilerin açlık ve sıkıntıya düşeceğini, insanların bundan şikayet edeceklerini anlatarak büyük bir ekonomik kriz yaşanacağını haber vermiştir. Hadislerde insanların “az kazanç, piyasanın durgun olması, işlerin kesat gitmesi” gibi ekonomik zorluklardan yakınacakları bir ekonomik buhran yaşanacağı şöyle anlatılmaktadır.
FAKİRLER ÇOĞALACAK. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 455)
AÇLIK ve HAYAT PAHALILIĞI ALABİLDİĞİNE YAYILACAK. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 440)
HERKESİN AZ KAZANÇTAN YAKINMASI… PARALARI İÇİN ZENGİNLERIN SAYGI GÖRMESİ… (Kıyamet Alametleri, s. 146)
PİYASANIN DURGUN OLMASI, KAZANÇLARIN AZALMASI... (Kıyamet Alametleri, s. 148)
İŞLERİN KESAD GİTMESİ. HERKES “SATAMIYORUM, ALAMIYORUM, KAZANAMIYORUM!” DİYE YAKINACAK. (Kıyamet Alametleri, s. 152)
… Ebu Basir’den: İmam Caferi Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu:
KAİM’İN (MEHDİ’NİN) KIYAMINDAN ÖNCE BİR YIL HALK AÇ KALACAK ve ONLARI ÖLDÜRÜLME KORKUSU SARACAK; malları, canları ve MAHSULLERİ AZALACAK. Bu olay Allah’ın kitabında açıkça yazar. Sonra bu ayeti tilavet etti: “Sizleri korku, açlık, mal, can ve mahsullerin eksilmesi ile mutlaka imtihan edeceğiz. Ve sabredenleri müjdele.” (Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 297)
Yukarıda verilen Musevi kaynakta geçen “Yaraları sarar” ifadesi de Mehdi’nin bulunduğu yerden insanların manevi noksanlıklarını tamamlayacak, toplumsal sorunlara çözüm önerisi oluşturan imani anlatımlarına devam edeceğini göstermektedir. Peygamberimiz (sav) Mehdi’nin çıkışı öncesindeki dönemde ekonomik sıkıntılarla birlikte ahlaki yozlaşmaya da işaret eder. Buna göre ahir zamanda insanlar din ahlakının hayata sunduğu güzelliklerden uzaklaştıkları için manen zor durumda olacak, türlü sıkıntı ve acılar içinde ruhları yaralı olacaktır. Mehdi geldiğinde Kuran’a göre gerçek dini anlatarak onların manevi olarak yaralarını saracaktır. Mehdiyet’e birlikte insanlar hiç olmadıkları kadar bolluk ve bereketle birlikte huzur, neşe ve mutluluğa kavuşacaktır.
Ümmetimden Mehdi çıkacaktır. Allahü Teala hazretleri, İNSANLARI ZENGİN KILMAK İÇİN ONU (MEHDİ’Yİ) GÖNDERECEKTİR. O ZAMAN ÜMMETİM NİMETLENECEK, HAYVANLAR BOLLUK İÇİNDE VE ARZIN NEBATATI ÇOK FAZLA OLACAK, MEHDİ, İNSANLARA EŞİT ŞEKİLDE BOL BOL MAL DAĞITACAKTIR. (Beklenen Mehdi’nin Alametleri, Ahmed İbn-i Hacer-i Mekki-Heytemi, sayfa 23)
Hz. Ali b. Ebi Talib de şöyle buyuruyor: “Kâimimiz (Mehdi) kıyam edince İNSANLARIN KALBİNDEKİ DÜŞMANLIK ve İHTİLAF SEBEPLERİNİ KÖKTEN KAZIYACAKTIR. Böylece genel bir asayiş ve emniyet meydana gelecektir.” (Bihar-ul Envar, cilt 52, s. 336)
MEHDİ BÜTÜN GAM ve ZULMETLERİ GİDERECEK GÜNEŞTİR. İhsanda bulunduğu zaman pek bereketli bir yağmurdur. (Muhammed B. Resul El Hüseyin El Berzenci, Kıyamet Alametleri, s. 188)
Evet dünyayı fitne ve düşmanlık sardığında, her yer zulüm, fesat ve yağmayla dolduğunda, DALALET ve İNHİRAF KALELERİNİ YIKMAK (HAKKI BIRAKIP BATILA SAPAN ODAKLARI FİKREN ETKİSİZ HALE GETİRMEK), KARANLIK ve TAŞ KALPLERİ TEVHİD, İNSANİYET ve ADALET NURUYLA AYDINLATMAK İÇİN ALLAH YÜCE ISLAHÇISINI (MEHDİ’Yİ) GÖNDERECEKTİR. (El-Mehdiyy-il Mev’ud,cilt 1, s. 310)


