28 Şubat 2026 tarihinde başlayan ABD ve İsrail’in İran saldırısı ve ardından savaşın bölgedeki Arap ülkelerine sıçraması ile gelişen olaylar, pek çok kişi tarafından farklı yorumlara maruz kalsa da, savaş, açık şekilde ahir zamanda gerçekleşecek bir olaya işaret etmektedir. Söz konusu saldırılar, hadislere göre, Mehdi’nin çıkışından önce gerçekleşecek büyük alametlerden biridir. Hadislerde haber verilen söz konusu savaşın özellikleri şu şekildedir:
Savaş, İran bölgesini hedef alacak,
Batılı ülkeler ile İran arasında yaşanacak,
Savaş Ramazan ayında başlayacak,
Hemen hemen tüm Ortadoğu’ya yayılacak, geniş bir bölgede etkileri görülecek,
Ramazan ayının 13. Gecesinde gerçekleşecek olan Ay Tutulması ile en şiddetli halini alacak,
Bu savaş, diğerleri gibi, ancak ve ancak Mehdi’nin zuhuruyla son bulacaktır.
Horasan’dan Çıkacak Siyah Bayraklar ve Ramazan Ayında Savaş:
İmam Muhammed Bakır aleyhisselam şöyle buyurdu:
“Hizipler aralarında ihtilaf ettiler ayetini Emirülmüminin aleyhisselam’a sorduklarında şöyle buyurdu: “ÜÇ ŞEYDEN HZ. MEHDİ’NİN ZUHURUNU BEKLEYİN.” Dediler ki: “Ey Emirülmüninin! O üç şey nedir?” Buyurdu ki: “Şam ehlinin aralarında ihtilaf etmesi, HORASAN’DAN ÇIKACAK OLAN SİYAH BAYRAKLAR VE RAMAZAN AYINDAKİ DEHŞET (SAVAŞ).” (Gaybeti Numani, 14. Bölüm Hadis No: 8)
Hadiste dikkat çekilen siyah bayrakların açılması ve Ramazan ayında dehşet yani SAVAŞ başlaması tam olarak gerçekleşmiştir. İran’da siyah sancak göndere çekilmiştir.
Ramazan Ayının 13. Gecesinde Ay Tutulması ile Birlikte Çıkacak Büyük Olaylar
Büyük İslam alimi Muhyiddin İbni Arabi, Ramazan ayının 13. Gecesinde Ay tutulması olduğu dönemde insanları uykularından uyandıracak korku duyulacak büyük olayların yaşanacak olmasına dikkat çekmiştir. Muhyiddin İbni Arabi’nin anlatımında yer alan “gökte şimşek ve gök gürültülerinin çoğalacağını” söylemesi, gökyüzünde, gök gürültüsü gibi yüksek bir sesle ilerleyen ve patlamalarıyla şimşek gibi ışık meydana getiren füzeler kastedilmektedir. Dikkat çeken bir diğer önemli bilgi de “Batı’da ortalığın karışması”dır:
ŞAYET AY RAMAZAN AYININ 13. GECESİ TUTULACAK OLURSA, BATIDA ORTALIĞIN KARIŞACAĞINI, GÖKTE ŞİMŞEK VE GÖK GÜRÜLTÜLERİNİN ÇOĞALACAĞINI, insanların uykularından korkarak uyanacaklarını, bir kısım insanların bayılacağına bir işaret sayılır. (Muhyiddin İbni Arabi, Saatlerin Hazinesi, Sf. 257)
Tam da anlatıldığı gibi;
3 MART 2026 GECESİ KANLI AY TUTULMASI GERÇEKLEŞMİŞTİR. Bu tarih RAMAZAN’IN 13. GÜNÜDÜR.
İran’da Savaşın Başlaması ve Bu Savaşa Arap Ülkelerinin Dahil Olması
Hadislerde Faris yani İran’da bir savaşın başlayacağı, bu savaşa Arap ülkelerinin de dahil olacağı bildirilmiştir:
FARİS (İRAN) YÖNÜNDEN GELECEK OLAN BİR KAVİMDİR ki, şöyle diyecekler: “Ey Araplar! Siz fazla taassuba kaçtınız! Siz bunlara gereği gibi hak tanımazsanız, sizinle hiç kimse birlik kurmayacaktır… Bir gün, onlara ve bir gün de sizlere verilsin ve karşılıklı sözler tutulsun…” Onlar Mutıka çıkacaklar, Müslümanlar oradan aşağı yazıya inecekler… Müşrikler öbür yandaki (Rakabe) denilen bir simsiyah olan nehrin kenarında duracaklar… ARALARINDA SAVAŞ OLACAK: Her iki ordudan, Allah, zaferi kaldıracak… (Kıyamet Alametleri, El Berzenci, s. 179)
Hadiste anlatıldığı üzere, Faris yani İran bölgesinde, o ülke ile Arap ülkeleri arasında anlaşmazlık olacaktır. Bu anlaşmazlık savaşa dönüşecektir. Bilindiği üzere İran ile, başta Suudi Arabistan olmak üzere Arap ülkelerinin büyük çoğunluğu arasında uzun yıllardır devam eden anlaşmazlık vardır. ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasının ardından İran, çok sayıda Arap ülkesini füze ve drone’larla hedef almıştır. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn, Kuveyt, Umman, Ürdün, Irak bu ülkeler arasındadır.
Hicaz Bölgesinden Çıkacak Ateş
Bir hadiste, ahir zamanda Hicaz bölgesinden çıkacak olan bir ateşten bahsedilmektedir. Burada “ATEŞ” ile kastedilen, “SAVAŞ“tır:
“HİCAZ BÖLGESİNDEN BİR ATEŞ ÇIKMADIKÇA kıyamet kopmaz. BU ATEŞ BUSRA’DAKİ DEVELERİN BOYUNLARINI AYDINLATACAKTIR.” [Buharî, Fiten 24; Müslim, Fiten 42, (2902).]
Arap ülkelerini kapsayan bu kapsamlı savaş, hadiste “ateş” benzetmesiyle ifade edilmiştir. Ahir zamanda, Mehdi’nin çıkışından hemen önce gerçekleşecek olan bu olay, şu anda hali hazırda yaşanmaktadır.
Aden Körfezinde Çıkacak Olan Ateş
Bir başka hadiste ise, Arap Yarımadası’nda bulunan Aden Körfezine işaret vardır. Ateşin, yani savaşın, o bölgelerde görüleceği ifade edilmiştir:
“Biz (kıyamet hakkında) konuşurken Resûlullah (s.a.v.) yanımıza çıkageldi ve ‘Ne hakkında konuşuyorsunuz?’ diye sordu. Sahabeler: ‘Kıyameti konuşuyoruz’ dediler. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu:
‘Siz on alameti görmedikçe kıyamet kopmayacaktır:’
Duman (Duhan),
Deccal,
Dâbbetü’l-Arz,
Güneş’in battığı yerden doğması,
Meryem oğlu İsa’nın inmesi,
Ye’cüc ve Me’cüc,
Biri doğuda,
Biri batıda,
Biri de Arap Yarımadası’nda olmak üzere üç yer çöküntüsü (husûf),
Ve bunların sonuncusu; YEMEN’DEN (ADEN ÇUKURUNDAN) ÇIKIP İNSANLARI MAHŞER YERİNE SÜRECEK OLAN BİR ATEŞTİR.” (Sahih-i Müslim, “On Alamet” hadisi, Hadis No: 2901, Kitabü’l-Fiten)
Horasan ve Fars Topraklarına Ulaşan Savaş
Hadiste, Horasan ve Fars bölgelerinde çıkacak olan bir savaş haber verilmiş ve bugün yaşananlar adeta tarif edilmiştir:
Süfyan, ordusunu, HORASAN VE FARS toprağından DOĞUNUN İNSANLARINA KARŞI GÖNDERİR. DOĞU HALKI İLE DEFALARCA SAVAŞIR. Bu savaşlar devam ederken… (El Muttaki, Ahir Zaman Mehdisi’nin Alametleri – Suyuti’nin Tasnifinden Hadisler, hadis no 4:55)
Süfyan’ın ordusu, HORASAN, FARS DİYARI VE SONRA DOĞU’DAKİ İNSANLARA ULAŞIR. Doğu insanları onlara karşı çıkarak, DEFALARCA SAVAŞIRLAR. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, hadis no.20)
Hadislerin işaret ettiği durum açıktır. Şu anda İran merkezli olarak yaşanmakta olan ve neredeyse tüm Ortadoğu’yu içine alan “doğu” merkezli savaş, hadislerde tarif edildiği şekilde yaşanmaktadır. Ahir zamanın en önemli alametlerinden biri olarak tarif edilmiş olan bu olayları şu anda, tarif edildiği şekilde yaşanıyor olması, çok büyük ve reddedilemez bir mucizedir.
“Din Savaşı”nın Yaşanmakta Olduğuna Dair İtiraflar
Şu anda İsrail ve ABD kaynaklı olarak yaşanmakta olan Ortadoğu savaşı, bir kısım Musevilerin ve Hristiyanların, ahir zamanda bekledikleri MESİH/MOŞİYAH’IN GELİŞİ İÇİN ÖZEL OLARAK TETİKLEDİKLERİ bir savaştır.
Bir kısım Musevilerin, bazı Tevrat pasajlarından alıntılayarak bekledikleri büyük savaş, dini metinlerde Armageddon olarak adlandırılan kıyamet savaşıdır. Bu savaşın, dünyanın sonunda İsrail topraklarında gerçekleşeceğine, nihai zaferin Musevi halkının olacağına ve beklenen Moşiyah’ın çıkacağına inanılır.
Bu beklenti, Hristiyanlıkta da vardır.
Bir kısım Hristiyanların inancına göre beklenen büyük savaş yani Armageddon, İncil’in Vahiy bölümünde geçer. Bu savaş, söz konusu Hristiyanlara göre, dünyanın son günlerinde, Allah taraftarları ile Deccal orduları arasında yaşanacak NİHAİ MÜCADELEYİ temsil eder. İsa Mesih’in zaferiyle sonuçlanacak bu savaş, yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülür.
Oysa buradaki savaş tarifi, ciddi bir yanılgıdır. Tevrat ve İncil’in tahrif edilmiş bölümlerine dayanan bu açıklamalar, aslında Tevrat ve İncil’in değişmeden kalan kendi pasajlarıyla çürütülmüştür. Hadislerle uyumlu olan bu açıklamalar, ahir zamanın zorluk ve dehşetini tarif eder ve tüm bu zorlukların ardından beklenen Mehdi’nin (Moşiyah) gelişini müjdeler. Mehdi’nin gelişi, şu anki savaş taraftarlarının inançlarının aksine, YERYÜZÜNE BARIŞ VE ADALETİ GETİRECEK VE YERYÜZÜ, DAHA ÖNCE GÖRÜLMEMİŞ BİR HUZUR ORTAMINA KAVUŞACAKTIR.
Şu anda bir din devleti olan İsrail de, Evanjeliklerin desteğini alan Trump liderliğindeki ABD de, yukarıda tarifini yaptığımız yanlış inancın peşinden giderek, OLMASI GEREKTİĞİNE İNANDIKLARI BU DİN SAVAŞINI BAŞLATMIŞLARDIR. Bunu nedeni, dünyanın son zamanlarına artık gelindiğini görmeleri, Tevrat ve İncil’de yer alan tüm alametlerin AHİR ZAMANA işaret ettiğini fark etmeleri ve HRİSTİYANLARIN İSA MESİH’İ, MUSEVİLERİN İSE MOŞİYAH’I (MEHDİ) -yanlış bir yöntemle- BEKLİYOR OLMALARIDIR. Bu yanlış yönteme göre, bu zuhurun gerçekleşmesini sağlamak için, bu savaşı tetiklemeleri gerektiğini düşünmektedirler.
İran’ın ise eskiden beri Mehdi beklentisi içinde olduğu bilinen bir gerçektir. İran, içinde bulunduğumuz ahir zamanda Mehdi’nin zuhurunun yakın olduğuna inanan ve bunu şevk ve kararlılıkla bekleyen bir ülkedir. Ancak bir kısım Hristiyan ve Museviler, özünde aynı kurtarıcıyı beklemekte olduklarını şu anda kavrayamamaktadırlar. Dolayısıyla, İran’ın beklentilerini gereği gibi anlayamayan bir kısım Hristiyan ve Museviler harekete geçmiş, kendi galibiyetlerini isteyenlerin, hiçbir Kutsal Kitap’ta yer almayan din savaşı başlamıştır.
Şu an Ortadoğu’yu saran savaşın asıl sebebi tam olarak budur.
Bununla ilgili olarak çeşitli yetkililer tarafından yapılan açıklamalar dikkat çekicidir. Bunlardan bazıları şu şekildedir:
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio:
Alexander Dugin
Putin’in “akıl hocası” olarak bilinen, Rus siyaset bilimci ve stratejist Alexander Dugin ise, bir din savaşının yaşanmakta olduğunu sosyal medya üzerinden sıklıkla hatırlatmaktadır:
“Zuhur yaklaşıyor. Güçlü kalın. Beklenen şahıslar yakında yeniden ortaya çıkacaklar. Her iki tarafta da.”
“Hiç şüphe yok ki, tarihi döngünün son aşamasına giriyoruz. Tarihin sonlanmasına.
Büyük İsrail projesi ve gerçekliği, (tıpkı modern İsrail’in kendisi gibi), tamamen Kıyamet Zamanı olgusudur. Aynı şey İran’ın (Şii) tarihteki yeri için de geçerlidir – Son Mücadele.”
Benjamin Netanyahu

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, İran’ı “Amalek” olarak nitelemiştir. İran’a saldırılarla ilgili olarak yaptığı bir konuşmada şu sözleri sarf etmiştir. “Bu haftanın Tevrat bölümünde şöyle yazıyor: ‘Amalek’in sana yaptıklarını unutma.’ Biz hatırlıyoruz ve harekete geçiyoruz”. (https://www.aa.com.tr/en/middle-east/netanyahu-equates-iranian-regime-to-ancient-biblical-foe/3848109)
“Amalek” Tevrat’taki düşman figürü olduğu için, bu tanımlama, savaşın dini bir anlama sahip olmasının en görünür örneklerinden biri sayılmaktadır. Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi (CAIR) bu tanımlamayı “kutsal savaş dili” olarak nitelemiştir.
Gerçekte ise İran, Musevilerin de beklediği, yeryüzüne barış ve adaleti getirecek olan Mehdi’yi beklemektedir. Netanyahu’nun dini anlamda bir düşman figürünü İran’a benzetmesi, ciddi bir yanılgıdır. Zaten tüm savaş, bu yanılgı üzerine sürdürülmektedir.

Mike Huckabee
ABD’nin İsrail büyükelçisi Mike Huckabee, İsrail’in Ortadoğu’nun büyük kısmı üzerinde İncil’den gelen bir hakka sahip olduğunu söylemiştir. Guardian gazetesine verdiği röportajda, İncil’de İbrahim’in soyuna “Mısır’dan Fırat’a” kadar toprak vaat edildiği hatırlatılınca Huckabee, “hepsini alsalar da sorun olmaz” demiştir. (https://www.reuters.com/world/asia-pacific/us-envoys-remarks-israel-middle-east-land-draw-condemnation-region-2026-02-22/)
Mike Huckabee de, İncil ve Tevrat’ın tahrif edilmiş bölümlerinde yer alan gerçek dışı açıklamalara dayanarak bu açıklamaları yapmıştır. Oysa vaat edilmiş topraklara savaş ve katliam yoluyla hakim olmak, asla ve asla Mehdi’nin izleyeceği bir yöntem olmayacaktır. MEHDİ, BÜTÜN BU SAVAŞLARI ORTADAN KALDIRACAK, YERYÜZÜNE ADALET, HUZUR VE BARIŞI GETİRECEK OLAN BİR KURTARICIDIR.
ABD Askeri Komutanları:
Bazı ABD askerleri, ABD askeri komutanlarının, savaşı, “Tanrı’nın ilahi planı”, “Armageddon” ve “ahir zaman” diliyle anlattıklarını belirtmişlerdir.
Anlattığımız Gerçekler Şu Anda Yaşanmaktadır
Şu anda, BÜTÜN DÜNYA MEHDİYET BEKLENTİSİ İÇİNDE ÇALKALANMAKTADIR. Mehdi’nin çıkışını beklemek veya çabuklaştırmak için bir savaş senaryosu oluşturmak ve çocuk, kadın, erkek demeden halkların üzerine ateş açmak elbette çok büyük bir hatadır. ALLAH, ZATEN MEHDİ’NİN ZUHURUNU VE HZ. İSA’NIN YERYÜZÜNE İNİŞİNİ, TAKDİR ETTİĞİ ZAMANDA GERÇEKLEŞTİRECEK VE BU, BİR AN DAHİ ERTELENMEYECEKTİR.
Üstelik Mehdi, müvekkile göre, yeryüzünde adaletin, barışın, sevginin ve dostluğun temsilcisi olacaktır. Bir kısım Musevilerin ve Hristiyanların bu zuhuru hızlandırmak için dehşet saçmaları, Tevrat ve İncil’in tahrif edilmiş kısımlarının esas alınması nedeniyledir. BU YANILGI, MEHDİ’NİN ZUHURU VE HZ. İSA’NIN YERYÜZÜNE TEKRAR GELİŞİ İLE SONA ERECEKTİR.
Bu Savaş da, Tüm Savaşlar gibi, Mehdi’nin Zuhuru ile Sonlanacaktır
Hadislere göre; Mehdi’nin çıkışından önce çatışmalar, savaşlar, masumların katledilmesi gibi zulümler her yere yayılacaktır. Tam “BİTTİ” denilirken yeni bir kriz ve çatışma başlayacak, insanlar büyük acılar içinde huzur, güvenlik ve barış arayacaklardır. Bir yandan da ekonomik krizler, yokluk, fakirlik, kıtlık yayılacak, insanlar çok zor dönemler yaşayacaklardır.
TÜM BU ZORLUKLAR, ANCAK VE ANCAK MEHDİ’NİN ZUHURUYLA ORTADAN KALKACAKTIR. Ondan önce alınan hiçbir tedbir, bu zorlukları dindirmek için çare olmayacaktır.
Hiçbir tarafın ondan mahfuz kalmayacağı bir fitne zuhur edecek, BU FİTNE KALDIĞI YERDEN HEMEN BAŞKA BİR TARAFA YAYILACAK ve bu durum bir münadinin semadan seslenerek ‘EY İNSANLAR, EMİRİNİZ ARTIK MEHDİ’DİR’ DEMESİNE KADAR DEVAM EDECEKTİR. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, hadis no.22)
Hadiste bahsedilen bir münadinin “Ey insanlar emriniz artık Mehdi’dir” diye seslenmesi, Mehdi’nin açıkça zuhur etmesi, tüm insanlar tarafından tanınıp bilinmesi anlamına gelmektedir.
Çok yaygın ve sona ermesi mümkün görülmeyen bir fitne çıkacak ve bu fitne, semadan 3 kez “Emir, Mehdi’dir, gerçek O’dur” şeklindeki nidaya kadar sürecektir. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, hadis no.40)
Fitneler ve savaşlar, Ramazan ve ondan sonraki Zilhicce ayına kadar devam ettikten sonra, Muharrem ayında Mehdi’ye biat edilecektir. Yanan ateşlerin alevlerini söndürecek kadar şiddetli olan bu fitne ve savaşlardan sonra… KENDİSİ İSTEMEDİĞİ HALDE, İNSANLARIN ZORLAMALARINDAN SONRA RÜKUN VE MAKAM ARASINDA BİATLARINI KABUL EDECEKTİR. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, hadis no.58)
Görüldüğü gibi Mehdi, Mehdilik öne sürüp bir iddia ile ortaya çıkmayacak, tam tersine insanlar tarafından ön plana çıkarılacaktır. İnsanlar, içine düştükleri çaresizliklerin ve açmazların, Mehdi’nin vicdanı, aklı, adaleti ve sevgisiyle ortadan kalkacağını anlayacaklar ve Mehdi’ye ısrarlı taleplerde bulunacaklardır. Bunun sonucunda Mehdi başa geçerek tüm sorumluluğu üstlenecektir.
Mehdi’nin başa geçişiyle, dünyada hiç görülmemiş bir barış ve güven ortamı hakim olacak, Mehdi, üstün bir adalet sistemi getirerek, benzeri görülmemiş bir refah ortamı oluşturacaktır. Onun döneminde, UYUYAN KİŞİ UYANDIRILMAYACAK, KİMSENİN BURNU DAHİ KANAMAYACAKTIR.
Hz. Mehdi (as), Peygamber (sav)’in yolunda gidecek, UYUYAN KİŞİYİ UYANDIRMAYACAK, KAN DA AKITILMAYACAKTIR. (Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci, Kıyamet Alametleri, Pamuk Yayınları, Kıyamet Alametleri, sf. 163)
(Hz. Mehdi (as)) zamanında NE BİR KİMSE UYKUSUNDAN UYANDIRILACAK, NE DE BİR KİMSENİN BURNU KANAYACAKTIR. (El Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 44)
Zulüm ve fıskla dolu olan dünya, o (Hz. Mehdi (as)) geldikten sonra ADALETLE DOLUP TAŞACAKTIR. (El Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 20)
Kap su ile dolduğu gibi YERYÜZÜ BARIŞLA DOLACAKTIR. Hiçbir kimse arasında bir DÜŞMANLIK KALMAYACAKTIR ve bütün düşmanlıklar, boğuşmalar, hasetleşmeler muhakkak kaybolup gidecektir. (Sahih-i Müslim, 1/136)
… Onun (Hz. Mehdi (as)) döneminde İYİ İNSANLARIN İYİLİĞİ ARTAR, KÖTÜLERE KARŞI BİLE İYİLİK YAPILIR.” (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 17)
Onun döneminde SAVAŞLARIN TÜMÜ SONA ERECEK, yeryüzü ESENLİK VE GÜVENLİK ORTAMI olacaktır.
Anlattığımız Mehdiyet gerçeği, işte bu kadar sarsıcı ve önemli bir gerçektir. Dünya, şu anda bu gerçek üzerine şekillenmektedir ve HER ŞEYİN KONTROLÜ ALLAH’A AİTTİR. Kim ne tedbir alırsa alsın, Allah, KENDİ MEHDİ’SİNİ ÇIKARACAK, HZ. İSA’YI KATINDAN İNDİRECEK ve YERYÜZÜNE ALTIN ÇAĞI NASİP EDECEKTİR. Dünya bu gerçek etrafında dönerken, bu gerçeği görmezden gelenlerin ise, yanılgıları büyüktür.


