| Ne demişti | Ne oldu | ||
|---|---|---|---|
| Milli Gazete, 12 Ekim 2008 ![]()
Türkiye Gazetesi, 27 Ekim 2008 ![]() Türkiye Gazetesi, 2 Eylül 2008 ![]() | ||


| Ne demişti | Ne oldu | ||
|---|---|---|---|
| Milli Gazete, 12 Ekim 2008 ![]()
Türkiye Gazetesi, 27 Ekim 2008 ![]() Türkiye Gazetesi, 2 Eylül 2008 ![]() | ||
Türkiye'deki siyasi önderler ve kanaat liderleri, Türk, Kürt, Laz, Çerkez ve diğer tüm etnik kimliklerin bir ve eşit olduğunu vurgulayarak birlik ve beraberliğin sağlanabileceğini belirtmektedir. Etnik kimliğin siyasi ayrışma veya bölücülük sebebi yapılmaması gerektiği ifade edilmektedir.
Adnan Oktar, Kürtlerin misafirperver, sevgi dolu, efendi ve dindar insanlar olduğunu belirtmektedir. Onları 'canım gibi severim' ifadesiyle sevgi ve saygısını dile getirir ve Said Nursi gibi önemli Kürt alimlerini örnek gösterir.
İslam'da üstünlük, Allah katında takva ve samimiyetle ölçülür. Kur'an'a göre, insanlar farklı kavimlerden yaratılmış olsa da, asıl önemli olan Allah'a karşı duyulan derin saygı, sorumluluk bilinci ve içtenliktir. Etnik köken veya soy bu üstünlük anlayışında bir fark yaratmaz.
Siyasi liderler, devletin kimsenin etnik kimliğiyle meşgul olmadığını ve herkesin kimliğinin onun şerefi olduğunu vurgulamaktadır. Etnik kökenin aynı milletin mensubu olmaya engel teşkil etmemesi, ayrımcılık ve bölücülük yapılmaması gerektiği mesajı verilmektedir.
Said Nursi'nin Kürt kökenli olmasına rağmen, Adnan Oktar tarafından 'bu asrın en mükemmel insanı' ve 'en büyük alimlerden' biri olarak nitelendirilmesi, etnik kökenin bir kişinin değerini veya toplumdaki konumunu belirlemediğini gösterir. Bu durum, farklı etnik kimliklerden de önemli şahsiyetlerin çıkabileceğine işaret eder.