"Kuran Bilime Yol Gösterir" belgeselinden.
Önemli Açıklama! Akıllı Tasarım Yani Yaratılış
Bu bölüm boyunca zaman zaman tasarım kelimesiyle karşılaşacaksınız. Bu kelime Allah'ın yaratmasındaki mükemmelliği vurgulamak için kullanılmaktadır. Allah'ın tüm evrende kusursuz bir tasarım yaratmış olması Rabbimizin önce plan yaptığı daha sonra yarattığı anlamına gelmez. Göklerin ve yerin Rabbi olan Allah'ın yaratmak için herhangi bir tasarım yapmaya ihtiyacı yoktur. Allah'ın tasarlaması ve yaratması aynı anda olur. Allah bu tür eksikliklerden münezzehtir. Allah'ın bir şeyin ya da bir işin olmasını dilediğinde onun olması için yalnızca “Ol” demesi yeterlidir. Ayetlerde şöyle buyurulmaktadır:
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“Bir şey dilediği zaman onun emri yalnızca ol demesidir. O da hemen olur.” (Yasin suresi, 82)
“Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin yaratandır. O bir işin olmasına karar verirse ona yalnızca ol der. O da hemen olur.” (Bakara Suresi, 117)
Doğa incelendikçe her detayında büyük bir plan ve tasarım bulunduğu ortaya çıkmakta ve bu da materyalist felsefeyi temelinden çürütmektedir. Örneğin DNA'nın olağanüstü yapısı bilim adamlarına bunun tesadüf ürünü olmayacağını göstermektedir. Tek bir insan hücresindeki DNA tam 900 ciltlik bir ansiklopediyi dolduracak kadar bilgi içermektedir. İnsan genomu projesini yürüten SELERA şirketinden bilim adamı Gene Myers bu konuda şu yorumu yapar:
“Beni asıl şaşırtan şey yaşamın mimarisi. Sistem olağanüstü derecede kompleks. Özel olarak tasarlanmış gibi. Burada muazzam bir aklın izleri var.”
Bu şaşkınlık tüm bilim dünyasına hakimdir. Seattle'da bulunan Discovery Bilim Araştırmaları Enstitüsü'nün yöneticisi olan Ve Hücredeki İmza, DNA ve Akıllı Tasarımın Deneyi kitabının yazarı Dr. Stephen C. Meyer şunları söylemektedir:
“DNA'nın omurgası üzerinde bulunan dört harfin tıpkı yazı dilinde bulunan alfabetik harfler ya da bir makine kodundaki dijital karakterler gibi işlev yaptığı fark edildi. Bunun üzerinde düşündüğünüzde son derece anlamlı olduğunu görüyorsunuz. Bill Gates de DNA'nın bir yazılıma benzediğini söylüyor. Bu da aynı şekilde açıkça bir gerçeği ifade ediyor. Neden mi? Çünkü bilimsel düşüncenin temeli olan deneyimlerimiz, değişmez ve tekrarlanan tecrübelerimiz, bilginin her zaman akıl sahibi bir kaynaktan geldiğini gösterir. Bir program, programcının eseridir. Kitabın içindeki paragrafı bir yazar kaleme almıştır. Atılan bir manşeti yazan bir kişi vardır. Radyo sinyaline yerleştirilen bilgi de bir insan aklına aittir. Bu nedenle her nerede bilgiyle karşılaşırsak onun kaynağını araştırdığımızda her zaman bir akıl, bir zihinle karşılaşırsınız. Maddesel bir süreçle değil. Bu nedenle DNA molekülü içinde sayısal biçimde bilginin keşfedilmiş olması akıllı bir tasarımcının varlığına işaret eder.”
Bilim adamları kendilerine doğru olarak öğretilen materyalist felsefenin ve Darwinizmin geçersizliğini hayretle görmekte, bazıları sessiz kalırken bazıları da bunu açıkça ilan etmektedir. Bunlardan biri olan Amerikalı biyokimya profesörü Michael J. Behe, Darwinizmin Kara Kutusu adlı kitabında bilim dünyasının durumunu şöyle tarif eder:
“Son 40 yıl içinde modern biyokimya hücrenin sırlarının önemli bir bölümünü ortaya çıkardı. On binlerce insan bu sırları bulmak için yaşamlarını laboratuvardaki uzun çalışmalara adadılar. Hücreyi araştırmak için gerçekleştirilen tüm bu çabalar çok açık bir biçimde, bağıra bağıra tek bir sonucu veriyordu. Tasarım. Bu sonuç o denli belirgindi ki, bilimin tarihindeki en önemli buluşlardan biri olarak görülmeli, sevinç çığlıklarına ve büyük kutlamalara yol açmalıydı. Ama hiçbir kutlama yaşanmadı, hiçbir sevinç ifade edilmedi. Peki neden? Neden bilim dünyası keşfettiği büyük gerçeğe sahip çıkmıyor? Çünkü bilinçli bir tasarımı kabul etmek, ister istemez Allah'ın varlığını kabul etmeyi çağrıştırıyor onlara.”
Aynı durum astronomi dünyasında da geçerlidir. 20. yüzyıl astronomisi 19. yüzyıldaki materyalist teorileri yıkmıştır. Önce Big Bang teorisi ile birlikte evrenin bir başlangıcı yani yaratılış anı olduğu ortaya çıkmıştır. Daha sonra da evrende insan yaşamını gözeten olağanüstü derecede hassas bir tasarım ve denge bulunduğu anlaşılmıştır. Bu nedenledir ki ateizm fizik ve astronomi dünyasında hızlı bir çöküş içindedir. Amerikalı fizikçi Robert Griffiths bu gerçeği esprili bir biçimde şöyle ifade etmektedir:
“Kendisiyle tartışmak için bir ateist aradığımda üniversitedeki felsefe bölümüne gidiyorum. Ama fizik bölümünden pek öyle kimse çıkmıyor artık.”
Kısacası günümüzde bilimin her geçen gün ortaya çıkardığı gerçeklerle birlikte materyalist felsefe tam anlamıyla çökmüştür. Bilim, materyalist felsefe tarafından reddedilen çok önemli bazı gerçekleri yeniden keşfetmiştir ve böylece yeni bir bilim anlayışı doğmaktadır.
Son yıllarda Amerika Birleşik Devletleri'nde hızla yükselen bilinçli tasarım teorisi bu yeni bilim anlayışının bir öncüsüdür. Bu teorinin savunucuları Darwinizmin bilim tarihinin en büyük yanılgısı olduğunu ve doğada bilinçli bir tasarımın yani yaratılışın kanıtlarının bulunduğunu anlatmaktadırlar. Örneğin dünyaca ünlü Avustralyalı moleküler biyolog Michael Denton, canlıların kompleks organlarının evrimle açıklanamayacağını şöyle anlatmaktadır:
“Bu herkesin utandığı, herkesin gizlediği ve hasıraltı etmek istediği çok önemli bir sorun. Gerçek şu ki doğada kompleks adaptasyonların çoğunun ortaya çıkışı bir seri ara formla açıklanamaz ve bence bu çok temel bir problem. Bunlardan yani kompleks organlardan o kadar çok var ki benim açımdan evet bu teoride yani evrim teorisinde bir sorun var. Mantık bana burada bir sorun olduğunu gösteriyor.”
Amerikalı biyokimya profesörü Michael J. Behe, yaratılışın neden bilimsel bir gerçek olduğunu şu şekilde izah etmektedir:
“Fiziksel ve deneysel delillere bakarak yaşayan bir canlı gibi müthiş bir projenin tasarlandığını söyleyebilir miyiz? Evet, bunu yapabiliriz. Fiziksel deliller göz, kanat ya da moleküler bir makinenin planlanmış olduğunu gösterir ve bizim bunu söyleyebilmemiz gerekir. Tüm bunların yapılışının bir plan dahilinde olduğunu söyleyebilmeliyiz. Fiziksel deliller özellikle tasarlandığını göstermektedir. Özel bir planlama ve yönlendirme olmaksızın genel doğa kanunlarıyla canlılığın ortaya çıkamayacağı konusunda ısrarlı olmalıyız. Yani her detay özel olarak tasarlanmıştır.”