A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500
Allah'ın Doğada Yarattığı Güzellik Ölçüsü: Altın Oran
Mısır'daki piramitler, Leonardo da Vinci'nin Saint Jerome adlı tablosu, ayçiçeği, salyangoz, çam kozalağı ve parmaklarınız arasındaki ortak özellik nedir? Bu sorunun cevabı Fibonacci isimli İtalyan matematikçinin bulduğu bir dizi sayıda gizlidir. Fibonacci sayıları olarak da adlandırılan bu sayıların özelliği dizideki sayılardan her birinin kendinden önce gelen iki sayının toplamından oluşmasıdır. Fibonacci sayılarının ilginç bir özelliği vardır. Dizideki bir sayıyı kendinden önceki sayıya böldüğünüzde birbirine çok yakın rakamlar elde edersiniz. Hatta serideki 13. sırada yer alan sayıdan sonra bu sayı sabitlenir. İşte bu sayı altın oran olarak adlandırılır.
Bu belgeselde izleyeceğiniz vücudumuzdaki ve doğadaki canlılarda var olan altın oran örnekleri Allah'ın her şeyi bir ölçü ile yarattığının delillerinden yalnızca bir tanesidir. Allah bir ayetinde şöyle buyurmaktadır:
Şeytandan Allah'a sığınırım: “Allah her şey için bir ölçü kılmıştır.” (Talak Suresi, 3)
İnsan vücudu ve Altın Oran
Sanatçılar, bilim adamları ve tasarımcılar araştırmalarını yaparken ya da ürünlerini ortaya koyarken altın orana göre belirlenmiş insan bedenini ölçü olarak alırlar. Leonardo da Vinci de Corbusier de tasarımlarında bu oranı kullanmışlardır.
Günümüz mimarlarının en önemli başvuru kitaplarından biri olan Neufert'te de altın orana göre belirlenmiş insan vücudu temel alınmaktadır. Bedenin çeşitli kısımları arasında var olduğu öne sürülen ve yaklaşık altın oran değerine uyan ideal orantı ilişkileri genel olarak bir şema halinde gösterilebilir. Bu şemada yer alan t bölü s oranı her zaman altın orana denktir. T bölü s eşittir 1,618.
Ancak bu oranın bir cetvel alıp insanların yüzünde ölçümler yapılarak bulunması her zaman mümkün olmayabilir. Çünkü bu oranlandırma bilim adamları ve sanatkarların beraberce kabul ettikleri ideal bir insan vücudu için geçerlidir.
İnsan vücudunda altın orana verilebilecek ilk örnek, karınla ayak arasındaki mesafe bir birim olarak kabul edildiğinde, insan boyunun 1,618'e denk gelmesidir. Bunun dışında vücudumuzda yer alan diğer bazı altın oranlar şöyledir; Parmak ucu dirsek arası mesafenin el bileği dirsek arasındaki mesafeye oranı, omuz hizasından başucuna olan mesafenin kafa boyuna oranı, karın başucu arasındaki mesafenin omuz hizasından başucuna olan mesafeye oranı, karın diz arasındaki mesafenin dizle ayakucu arasındaki mesafeye oranı.
İnsan Eli
Elinizi şöyle bir çevirip işaret parmağınıza bir bakın. Orada da altın orana şahit olacaksınız. Parmaklarımız 3 boğumludur. Parmağın tam boyunun ilk 2 boğumu oranı altın oranı verir. Tabii ki bu durum 2 boğumlu başparmaklarımız için geçerli değildir. Ayrıca orta parmağın serçe parmağının oranında da altın oran olduğunu fark edebilirsiniz. İki ele sahipsiniz ve elinizdeki parmaklar 3 bölümden oluşur. Her elinizde 5 parmak vardır ve bunlardan sadece 8'i altın orana göre boğumlanmıştır. 2, 3, 5 ve 8 Fibonacci sayılarına uyar.
İnsan Yüzündeki Altın Oran
İnsan yüzünde de birçok altın oranı vardır. Örneğin üç senedeki ön iki dişin ellerinin toplamının boylarına oranı altın oranı verir. İlk dişin genişliğinin merkezden ikinci dişe oranı da altın orana dayanır. Bunlar bir dişinin dikkate alabileceği en ideal oranlardır. Bunların dışında insan yüzünde yer alan diğer bazı altın oranlar şöyledir:
Yüzün boyunun yüzün genişliğine oranı. Dudakla kaşların birleşim yeri arasının burun boyunu oranı. Yüzün boyunun çene ucuyla kaşların birleşim yeri arasındaki mesafeyi oranı. Ağız boyunun burun genişliğine oranı. Burun genişliğinin burun delikleri arasındaki mesafeye oranı. Göz bebekleri arasındaki mesafenin kaşlar arasına oranı.
Akciğerlerdeki Altın Oran
Amerikalı fizikçi B.J. Beste, Dr. Ael Goldberger, 1985-1987 yılları arasında yürüttükleri araştırmalarında akciğerlerin yapısındaki altın oranın varlığını ortaya koydular. Akciğeri oluşturan bronş ağacının bir özelliği asimetrik olmasıdır. Örneğin soluk borusu, biri uzun sol ve diğeri de kısa sağ olmak üzere iki ana bronşa ayrılır ve bu asimetrik bölümle bronşların ardışık dallanmalarında sürüp gider. İşte bu bölümlerin hepsinde kısa bronşun uzun bronşa olan oranının yaklaşık olarak 1,618 değerini verdiği saptanmıştır.
Tüm bu bilgiler bir kez daha bizlere Rabbimizin yaratma sanatındaki üstünlüğü göstermektedir. Kuran-ı Kerim ayetlerinde Allah'ın insanı bir düzen içinde yarattığı şu şekilde haber verilmektedir:
“Ki O seni yarattı. Sana bir düzen içinde biçim verdi ve seni bir itidal üzere kıldı. Dilediği bir surette seni tertip etti.” (İnfitar Suresi 7-8)
Altın Dikdörtgen Ve Sarmallardaki Tasarım
Kenarlarının oranı altın orana eşit olan dikdörtgene altın dikdörtgen denir. Gelin şimdi altın dikdörtgenin özelliğinin ne olduğuna birlikte bakalım.
Kısa kenarı 1 birim, uzun kenarı ise 1.618 birimdir. Bu dikdörtgenin kısa kenarının tamamını kenar kabul eden bir kare ve hemen ardından karenin iki köşesi arasında bir çeyrek çember çizelim. Kare çizildikten sonra yanda kalan boşlukta küçük bir kare ve çeyrek bir çember daha çizip bunu asıl dikdörtgenin içinde kalan tüm dikdörtgenler için yapalım. Karşınıza bir sarmal çıkacaktır.
İngiliz estetikçi William Charlton, insanların sarmalları etkileyici bulmaları ve binlerce yıl öncesinden beri kullanmalarının nedenini şöyle açıklar:
“Sarmallardan hoşlanırız. Çünkü sarmalları görsel olarak kolayca izleyebiliriz.”
Temelinde altın oranın yattığı sarmallar, doğada şahit olabileceğiniz en eşsiz tasarımları da barındırırlar. Ayçiçeği ya da kozalak üzerindeki sarmal dizilimler, akla gelebilecek ilk örneklerdir. Bu durum Yüce Allah'ın her varlığı kusursuz ve bir ölçüyle yaratışının örneklerindendir.
Deniz Kabuklarındaki Tasarım
Bilim adamları deniz dibinde yaşayan yumuşakçaları incelerken kabuklarının formu, iç ve dış yüzeylerinin yapısındaki mükemmellik dikkatlerini çekmiştir. İç yüzey pürüzsüz, dış yüzey de yivliydi. Yumuşakça kabuğun içindeydi ve kabukların iç yüzeyi pürüzsüz olmalıydı. Kabuğun dış köşeleri sertliğini arttırıyor ve böylelikle gücünü yükseltiyordu. Kabuk formları yaratılışlarında kullanılan mükemmellik ve faydalarıyla hayrete düşürür. Kabuklarındaki spiral fikir, mükemmel geometrik formda ve şaşırtıcı güzellikteki bilenmiş tasarımla ifade edilmiştir.
Yumuşakçaların pek çoğunun sahip olduğu kabuk logaritmik spiral şeklinde büyür. Şüphesiz bu canlıların hiçbiri logaritmik spiral bir yana en basit matematik işleminden bile haberdar değildir. Peki söz konusu canlılar kendileri için en ideal büyüme tarzının bu şekilde olduğunu nasıl bilmektedirler?
Bazı bilim adamlarının ilken olarak kabul ettiği yumuşakçalar bu şeklin kendileri için en ideal form olduğunu nereden öğrenmişlerdir?
Böyle bir büyüme şeklinin şuur ya da akıl olmadan gerçekleşmesi imkansızdır. Bu şuur ne yumuşakçalarda ne de bazı bilim adamlarının iddia ettiği gibi doğanın kendisinde mevcuttur. Böyle bir şeyi tesadüflerle açıklamaya kalkışmak çok büyük bir akılsızlıktır.
Bu ancak üstün bir aklın ve sonsuz bir ilim sahibinin yapabileceği bir tasarımdır. Yüce Allah bu canlıları kusursuz olarak yaratmıştır. Bir Kuran ayetinde Allah'ın üstün ilmiyle tüm varlıklara hakim olduğu ve insanların Rabbimizin eşsiz yaratma sanatı üzerine düşünmeleri gerektiği şöyle haber verilmiştir:
“Rabbim ilim bakımından her şeyi kuşatmıştır. Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz?” (En’am Suresi 80)
Biyolog Sir D’Arcy Thompson uzmanı olduğu bu tür büyümeyi Gnome tarzı büyüme olarak adlandırmıştı. Thompson'ın bu konudaki ifadeleri şöyledir:
“Bir deniz kabuğunun büyüme sürecinde aynı ve değişmez orantılara bağlı olarak genişlemesi ve uzamasından daha sade bir sistem düşünemeyiz. Kabuk giderek büyür fakat şeklini değiştirmez.”
Birkaç santimetre çapındaki bir Natilius'ta Gnome tarzı büyümenin en güzel örneklerinden birini görmek mümkündür. Sir Morrison’ın planlaması insan zekâsıyla bile oldukça güç olan bu büyüme sürecini şöyle anlatır:
“Natilius'un kabuğunun içinde sedef duvarlarla örülmüş bir sürü odacığın oluşturduğu içsel bir sarmal uzanır. Hayvan büyüdükçe sarmal kabuğunun ağız kısmında bir öncekinden daha büyük bir odacık inşa eder ve arkasındaki kapıyı bir sedef tabakasıyla örterek daha geniş olan bu yeni bölüme ilerler.”
Kabuklarındaki farklı büyüme oranları içeren logaritmik sarmallara göre diğer deniz canlıları bilimsel adlarıyla şöyle sıralanabilir; Holiotus Parvus, Dolium Perdix, Murex, Scalari Pretiosa.
İşitme Ve Denge Organında Altın Oran
İnsanın iç kulağında yer alan kokleya ya da salyangoz, ses titreşimlerine aktarma işlevini görür. İçi sıvı dolu olan bu kemiksiz yapı, içinde altın oran barındıran, 73 derece 43 dakika sabit açılı logaritmik sarmal formundadır.
Sarma Formda Gelişen Boynuzlar Ve Dişler
Fillerle soyu tükenen mamutların dişleri, aslanların tırnakları ve papağanların gagalarında logaritmik sarmal kökenli örneklere rastlanır. Eperya örümceği de ağını daima logaritmik sarmal şeklinde örer. Mikroorganizmalardan planktonlar arasındaki Globigerniae, Planorbis, Vortex, Terebra, Turitellae ve Troçida gibi mikroskobik canlıların hepsinin bedenleri sarmala göre inşa edilmiştir.
Soyu tükenmiş olan ve bugün fosil halinde bulunan amonitler de logaritmik sarmal şeklinde gelişen kabuklar taşırlar. Hayvanlar dünyasında sarmal formda büyüme sadece yumuşakçaların kabuklarıyla sınırlı değildir. Özellikle antilop, yaban keçisi, koç gibi hayvanların boynuzları temelini altın orandan alan sarmallar şeklinde gelişir.
DNA'da Altın Oran
Canlıların tüm fiziksel özelliklerinin depolandığı DNA molekülü de altın orana dayanan bir formda yaratılmıştır. DNA düşey doğrultuda iç içe açılmış iki sarmaldan oluşur. Bu sarmallarda her birinin bütün yuvarlağı içindeki uzunluğu 34 angström, genişliği 21 angströmdür. 1 angström, santimetrenin 100 milyonda biridir. 21 ve 34 art arda gelen 2 Fibonacci sayısıdır.
Şimdiye kadar verilen bu bilgiler evrenin üstün akıl sahibi bir varlık tarafından yaratıldığını yani evrenin ve içindeki tüm canlıları Allah'ın yoktan var ettiğinin önemli delillerindendir. Allah Kuran'da iman edenlere bu deliller üzerinde düşünmelerini bildirmiştir. Çevresindeki örnekleri vicdanıyla değerlendiren her insan bu açık gerçeği görecektir. Rabbimizin yaratma sanatındaki mükemmellik Kuran'da şöyle haber verilmiştir:
“Rahman olan Allah'ın yaratmasında hiçbir çelişki ve uygunsuzluk, tefavüt göremezsin. İşte gözünü çevirip gezdir. Herhangi bir çatlaklık, bozukluk ve çarpıklık görüyor musun? Sonra gözünü iki kere daha çevirip gezdir. O göz uyumsuzluk bulmaktan umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir.” Mülk Suresi, 3-4)
Yapraklar Ve Altın Oran
Çevrenizdeki bitkilere ve ağaçlara baktığınızda birçok yaprakla kaplı olduklarını görürsünüz. Uzaktan baktığınızda dalların ve yaprakların gelişigüzel, dağınık bir şekilde dizilmiş olduklarını düşünebilirsiniz. Oysa her ağaçta hangi dalın nereden çıkacağı, yaprakların dal çevresindeki dizilişleri, hatta çiçeklerin simetrik şekilleri dahi belirli sabit kurallar ve mucizevi ölçülerle belirlenmiştir.
Bitkiler ilk yaratıldıkları günden beri bu matematik kurallarına harfi harfine uyarlar. Yani hiçbir yaprak veya hiçbir çiçek tesadüfen ortaya çıkmaz. Bir ağaçta kaç dal olacağı, dalların nereden çıkacağı, bir dal üzerinde kaç yaprak olacağı ve bu yaprakların hangi düzenleme ile yerleşeceği önceden bellidir. Ayrıca her bitkinin kendine özgü dallanma ve yaprak diziliş kuralları vardır. Bilim adamları bitkileri sadece bu dizilişlerine göre tanımlayıp sınıflandırabilmektedirler.
Olağanüstü olan ise örneğin biri Çin’de, diğeri ise İngiltere'de bulunan iki kavak ağacının aynı ölçü ve kurallardan haberdar olmaları, aynı oranları uygulamalarıdır. Her bitkiyi kendine özgü matematiksel hesaplarla en estetik şekilde yaratan elbette tesadüfler olamaz. Tüm bu estetiğin ve kusursuz tasarımın yaratıcısı sonsuz ilim sahibi olan Allah'tır. Kuran'da da bildirildiği gibi:
“Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Çocuk edinmemiştir. O'na mülkünde ortak yoktur. Her şeyi yaratmış, O'na bir düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir." (Furkan Suresi, 2)
Bu Gördüğünüz saksıdaki bitkinin yapraklarında küçük bir sayım işlemi yapalım. Sayıma aynı hizadaki diğer yaprağa rastlayıncaya kadar devam edelim. Bu arada sayım sırasında gövde etrafında attığımız tur sayısını da aklımızda tutalım. Elde edeceğimiz iki sayı yani yaprak ve tur sayısı Fibonacci dizisinde göreceğimiz iki sayı olacaktır. Eğer saymaya ters yönden başlasaydık bu kez aynı yaprak sayısı için farklı tur sayısı elde edecektik. Her iki yöndeki tur sayısıyla bu turlar sırasında karşılaşılan yaprak sayısı bize üç tane art arda gelen Fibonacci sayısını gösterir. Bitki türüne göre değişen bu diziliş şekilleri dairesel ve sarmal yapı şeklindedir. Bu özel dizilişin en önemli sonuçlarından biri yaprakların bir diğerini gölgelemeyecek şekilde yerleşmiş olmasıdır. Botanikte yaprak diverjansı olarak tanımlanan bu oranlara göre yaprakların gövde etrafında dizilişlerindeki düzen belirli sayılarla sağlanmıştır. Bu diziliş son derece kompleks bir hesaba dayanır. Bir yapraktan başlayıp gövde etrafında dönerek aynı hizadaki diğer yaprağa rastlayıncaya kadar yapmamız gereken tur sayısını n ile, bu turlar arasında karşılaştığımız yaprak sayılarını p ile gösterirsek, p bölü n oranı bitkilerde yaprak diverjansı olarak adlandırılır. Yaprak diverjansı eşittir, tur sırasındaki yaprakların sayısı bölü tur sayısı. Bazı bitkilerdeki yaprak diverjanslarını veren oranlarsa şöyledir: Çayır bitkilerinde (otlarda) 1 bölü 2, bataklık bitkilerinde 1 bölü 3, meyve ağaçlarında örneğin elmada 2 bölü 5, muz türlerinde 3 bölü 8, soğangillerde 5 bölü 13.
Aynı türe ait her ağacın bu oranın haberdar olup kendi cinsi için belirlenmiş orana uyması büyük bir mucizedir. Örneğin bir muz ağacı bu oranı nereden bilir? Ve dünyanın neresinde olursa olsun bu orana nasıl uyabilir? Bu hesaba göre her muz ağacının çevresinde bir yapraktan başlayıp 8 kere tur attığınızda aynı hizadaki diğer yaprağa rastlayacaksınız. Aynı zamanda bu tur arasında 3 çaprakla karşılaşacaksınız demektir. Üstelik Güney Afrika'dan Latin Amerika'ya kadar nereye giderseniz gidin bu oran hiç şaşmayacaktır. Sadece böyle bir yaprak diziliş oranının olması dahi canlıların tesadüfen oluşmadıklarının kusursuz ve son derece kompleks bir tasarımla yaratıldıklarını gösteren önemli bir delildir. Canlıların genetik yapılarına böyle bir oranı kodlayan, onları bu bilgiyle yaratan şüphesiz üstün bir akıl ve ilim sahibi olan Allah'tır.
Bitkilerde karşımıza çıkan sayısal mucizeler bunlarla da sınırlı değildir. Çevremizde gördüğümüz ağaçların dalları bize ilk bakışta rastgele dizilmiş gibi görülse de aslında olağanüstü karmaşık bir plan ve matematiksel hesaplarla sıralanmışlardır.
Bitki bilimciler altın oranın büyüyen bir bitkideki dallanma sayısında da görüldüğünü tespit etmişlerdir.
Bunun için bilimsel adı bin perçem otu olan bu bitkiyi örnek olarak verebiliriz. Gelin şimdi hep beraber bu bitkideki altın oranla dallanma arasındaki ilişkiyi görelim.
Bitki büyürken her yeni sürgünden yeni bir dalın ve bu daldan da başka bir dalın çıktığı görülür. Sonuçta yatay bir düzlemde dallar sayılacak olursa Fibonacci sayıları görülür.
Yapraklar
Fibonacci dizisi bitkilerdeki ince hesap ve tasarımı anlamada önemli bir anahtardır. Az önce anlatılanlar Fibonacci dizisine göre sıralanmış olan yaprak ve çiçeklerdeki düzen ve estetiği göstermektedir. Bitkilerin belirli matematik formüllerine göre şekillenmiş olmaları onların özel olarak tasarlanmış olduklarının en açık delillerinden biridir.
Bitkinin atomlarında DNA'sında gördüğümüz hassas ölçü ve denge bitkinin dış görünümünde de bulunmaktadır. İçlerinde altın oranı barındıran başka yaratılış delillerini bazı çiçeklerde, tohumlarda ya da meyvelerde görebilirsiniz.
Bu konuda verilebilecek en iyi örneklerden biri ay çiçeği. Bir ay çiçeğini elinize alıp bakacak olursanız üzerindeki tohumların sağa ve sola doğru kıvrılmış sarmallar şeklinde dizili olduğunu görürsünüz. Eğer üşenmeyip bir tohumun üzerinden geçen, sağa ve sola dönmüş olan sarmalların üzerindeki tüm tohumları sayacak olursanız birbirini takip eden Fibonacci dizisinde arka arkaya gelen iki sayıyla karşılaşırsınız.
Şüphesiz bu karşılaşma sadece ay çiçeğiyle kısıtlı değildir. Lahana gibi sık boğumlu bitkilerin yaprakları da ay çiçeğindeki gibi merkezin etrafında sağdan veya soldan dolanırken sarmallar çizer.
Papatyalar ve çam kozalaklarının pulları da sağ ve sola dönen sarmallar şeklinde dizilmiştir. Eğer bunları tek tek sayacak olursanız yine altın orana dayalı Fibonacci dizisinin sayılarıyla karşılaşırsınız.
Bitkilerdeki sarmallarda görülen bu sayılar şöyle olacaktır: Çam kozalaklarında 5 bölü 8, 8 bölü 13, ananas meyvesinde 8 bölü 13, papatyanın orta kısmındaki floretlerde 21 bölü 34, ağaç çiçeklerinde 21 bölü 34, 34 bölü 55, 55 bölü 89.
Tüm bu hesap ve düzende Allah'ın kusursuz yaratışının delilleri bulunmaktadır. Kuran-ı Kerim'in bir ayetinde bitkilerdeki kusursuz yaratılış haber verilmiş ve bunda iman edenler için çok önemli deliller olduğu bildirilmiştir:
“O gökten su indirendir. Bununla her şeyin bitkisini bitirdik, ondan bir yeşillik çıkardık, ondan birbiri üstüne bindirilmiş taneler türetiyoruz. Ve hurma ağacının tomurcuğundan da yere sarkmış salkımlar, birbirine benzeyen ve benzemeyen üzümlerden, zeytinden ve nardan bahçeler kılıyoruz. Meyvesine ürün verdiğinde ve olgunluğa eriştiğinde bir bakıverin. Şüphesiz inanacak bir topluluk için bunda gerçekten ayetler vardır.” (En’am Suresi, 99)
Ayet Mikrodünyada Altın Oran
Geometrik şekiller sadece kare, beşgen veya altıgenle kısıtlı değildir. Bunlar değişik biçimlerde bir araya gelerek küp, piramit gibi üç boyutlu yeni geometrik şekiller oluşturabilirler. Ancak bunların dışında günlük hayatta hiç karşılaşmadığımız hatta ismini dahi ilk defa duyduğumuz tetrahedron, oktahedron, dodecahedron, icosahedron ve hexahedron gibi üç boyutlu şekiller de vardır.
Dodecahedron 13 beşgenden, icosahedron ise 20 üçgenden oluşur. Bilim adamları bu şekillerin matematiksel olarak birbirine dönüşebileceğini ve bu dönüşümün altın orana uyumlu gerçekleştiğini bulmuştur.
Mikroorganizmalarda altın oran barındıran 3 boyutlu formlar oldukça yaygındır. Birçok virüs, icosahedron yapısında bir biçime sahiptir. Bunların en ünlüsü adenovirüsüdür. Adenovirüsünün protein kılıfı, 252 adet protein alt biriminin düzenli bir biçimde dizilmesiyle oluşur. İcosahedronun köşelerinde yer alan 12 alt birim ise beşgen prizmalar biçimindedir. Bu köşelerden diken benzeri yapılar uzanır. Virüslerin altın oranlar içeren formlarda olduğunu ilk olarak 1950'li yıllarda Londra'daki Birkbeck Kolejinden Aaron Clark ile Donald Casper bulmuştur. Üzerinde ilk tespit yapılan virüs ise poliodur. Rino-14 virüsü de polio ile aynı formu gösterir.
Peki acaba virüsler neden zihnimizde bile zorlukla canlandırabildiğimiz altın orana dayalı özel formlara sahiptir? Bu formların kâşifi Klug konuyu şöyle açıklıyor:
“Casper'la ben küresel bir virüs kılıfı için optimum tasarımın icosahedron tarzı bir simetriye dayandığını gösterdik. Böyle bir düzenleme bağlantılardaki sayıyı en aza indirir. Mimar Buckminster Fuller’ın yarı küresel jeodezik kubbelerinden çoğu da benzer bir geometriye göre inşa edilir. Bu kubbelerin oldukça ayrıntılı bir şamaya uyularak monte edilmeleri gerekir. Halbuki bir virüs kılıfı, alt birimlerinin esnekliğinden ötürü kendi kendini inşa eder.”
Klug'ın bu açıklaması çok açık bir gerçeği bir kez daha ortaya koymaktadır. Bazı bilim adamlarının en basit ve en küçük canlı parçalarından biri olarak gördüğü virüslerde de hassas bir planlama ve muhteşem bir tasarım vardır. Bu tasarım, dünyanın önde gelen mimarlarından Buckminster Fuller'a ait yapılardan çok daha başarılı ve üstündür.
Dodecahedron ile icosahedron tek hücreli deniz yaratıkları olan ışınlıların silisten yapılma iskeletlerinde de ortaya çıkar. Pek çok ışınlı her köşesinde birer yalancı ayak çıkan düzgün dodecahedron gibi bir biçime sahiptir. Işınlılar yüzeylerindeki bu iki geometrik formdan kaynaklanan şekiller sayesinde değişik özellikteki bedenler oluştururlar.
Kar Kristallerindeki Altın Oran
Altın oran kristal yapılarda da kendini gösterir. Bunların çoğu gözümüzde göremeyeceğimiz kadar küçük yapıların içindedir. Ancak kar kristali üzerindeki altın oranı gözlerinizle görebilirsiniz. Kar kristalini oluşturan kısalı uzunlu dallanmalarda çeşitli uzantıların oranı daima altın oranı verir.
Fizikte De Altın Oran Geçerlidir
Fibonacci dizileri ve altın oranını fizik biliminin sahasına giren konularda da karşılaşırız.
Birbiriyle temas halinde olan iki cam tabakasının üzerine ışık tutulduğunda ışığın bir kısmı öte yana geçer, bir kısmı sorulur, geriye kalanı da yansır. Bu bir çoklu yansıma olayıdır. Işının tekrar ortaya çıkmadan önce camın içinde izlediği yolların sayısı, ışının maruz kaldığı yansımaların sayısına bağlıdır. Sonuçta tekrar ortaya çıkan ışın sayılarını belirlediğimizde bunların Fibonacci sayılarına uygun olduğunu anlarız.
Altın Oran, Allah'ın Yaratmasıdır
Doğada birbiriyle ilişkisiz, canlı veya cansız pek çok yapının belli bir matematik formülüne göre şekillenmiş olması, onların özel olarak tasarlanmış olduklarının en açık delillerinden biridir. Altın Oran, sanatçıların çok iyi bildikleri ve uyguladıkları bir estetik kuralıdır. Bu orana bağlı kalarak üretilen sanat eserleri estetik mükemmelliğini temsil ederler. Sanatçıların taklit ettikleri bu kurallarla tasarlanan bitkiler, galaksiler, mikroorganizmalar, kristaller ve canlılar Allah'ın üstün sanatının birer örneğidirler. Allah Kuran'da her şeyi bir ölçü ile yarattığını bildirmektedir. Bu ayetlerden bazıları da şöyledir:
“Allah her şey için bir ölçü kılmıştır.” (Talak Suresi, 3)
“Onun katında her şey bir miktar ölçü iledir.” (Talak Suresi, 8)