A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500
Allah Sevgisi
Sevgi, Allah'ın insanlara verdiği en büyük nimetlerden biridir. Allah, insanları sevmekten ve sevilmekten zevk alacak, dostluktan ve yakınlıktan hoşlanacak şekilde yaratmıştır. Allah'a iman eden kişilerin sevgilerinin asıl kaynağı, ona olan derin bağlılıktır. Allah'ın her şeye güç yetiren ve tüm evrenin tek hakimi olduğunu bilen müminlerin, Allah'a olan sevgileri daha da güçlenir. dünyanın en hayırlı, en üstün ahlaklı insanlarından olan Allah'ın elçileri de insanları sevgiye ve yakınlığa davet etmişlerdir.
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“De ki, ben buna karşı yakınlıkta sevgi dışında sizden hiçbir ücret istemiyorum.” (Şura Suresi, 23)
Bu belgeselin amacı, sonsuz rahmet sahibi olan Rabbimize, O'nun yarattıklarına ve müminlere olan sevginin önemini bir kez daha hatırlatmaktır. Vicdan sahibi her insan, cennet sevgisini dünyadayken yaşamaya başlamalı, tek dost ve veli olan Rabbimize ve müminlere sevgi ve vefa ile bağlanmalıdır.
İnsana sahip olduğu tüm güzellikleri bağışlayan Allah'tır. İnsan, kendisine küçük bir ikramda bulunan ya da iyilik yapan bir kişiye bu güzel tavrından duyduğu memnuniyeti hemen gösterir. Hasta ve muhtaç durumda olan bir insan, kendisine bakan kişiye duyduğu minnet nedeniyle çok iyi davranır, saygı ve sevgi gösterir, yaptığı her iyilik için sürekli ona teşekkür eder. Ancak bazı insanlar çok önemli bir gerçeği unuturlar. İnsanı sevindiren, ona nimetler veren yüce Allah'tır. Birine yardımı için teşekkür eden kişi, o kişiye bu yardımı ilham ederek rahmetini ulaştıranın Allah olduğunu unutmamalıdır. Dolayısıyla sevgisini, saygısını, minnet duygusunu Allah'a yöneltmelidir. Allah bir ayette şu şekilde bildirir.
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“Gerçek şu ki göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Diriltir ve öldürür. Sizin Allah'tan başka veliniz ve yardımcınız yoktur.” (Tevbe Suresi, 116)
Allah'ın Üzerimizdeki Nimetlerini Düşünelim
Her sabah uyandığımızda bize tekrar hayatımızı bahşeder. Bizi tehlikelerden korur. Hastalandığımızda doktorları ve ilaçları vesile kılarak şifa verir. Soluduğumuz tertemiz hava, yeryüzüne inen yağmur, toprakta yetişen çeşit çeşit ürünler, yeraltı kaynakları, hoşumuza giden canlılar, temel yaşam kaynağı olan su ve doğadaki diğer nimetler en ufak bir çaba harcamamıza gerek kalmadan bize ulaşır. Bunların her birini Allah biz insanlar için en güzel ve en uygun şekilde yaratmıştır.
Eğer Allah dileseydi, dünyada tek bir çeşit yiyecek olurdu. Bu yiyeceğin tadı da bize hiç zevk vermeyebilirdi. Çünkü Allah sonsuz merhameti ve şefkatiyle bizler için her birinin tadı birbirinden farklı ve güzel olan çok çeşitli yiyecekler yaratmıştır.
Allah'ın yarattığı canlılarda da çeşitli güzellikler saklıdır. Örneğin, at, deve, köpek gibi uysal hayvanlar insanlara yardımcı olur. Kuş, kedi gibi evcil hayvanlar kendilerini sevdiren hoş özelliklere sahiptirler. Örneğin küçücük bir muhabbet kuşu. Bu kuş, boynundaki minik bir delikten adeta insan sesi çıkartarak konuşabilir. Mavinin, sarının ve yeşilin farklı tonlarıyla çok estetik bir görünüme sahiptir. İnsanların kendini sevmesinden hoşlanan bu küçük canlılar, Allah'ın bizler için yarattığı bir güzelliktir.
İnsan dışındaki canlılar sahip oldukları özelliklerin farkına varamazlar. Bir tavşan ne kadar sevimli olduğunun bilincinde olmadan yaşar. Bir kelebek, kanatlarındaki simetrinin, desenlerin ve uyumun şuurunda değildir. Bir tasarım harikası canlı olan tavus kuşu, yaradılışındaki güzelliği anlayamaz. Kuyruğundaki renkler, desenler ve simetriyle dünyanın en güzel görüntülerinden birini sergileyen bu canlı, insanların Allah'ın yaratış gücünün takdir edebilmesi için yaratılmış nimetlerden yalnızca biridir.
Bir gülün yaprakları son derece estetik görünümdedir. Yaprakların üstü kadifemsi bir yumuşaklıktadır. Çamurlu ve kapkara bir toprakta yetiştiği halde doğanın en güzel ve en canlı renklerinden meydana gelir. Daima aynı tazelikte kalan ve insanlara zevk veren muhteşem kokusu, dünyanın en ileri teknolojileriyle bile taklit edilememektedir.
Buraya kadar izlediklerimiz Allah'ın verdiği nimetlerin sadece çok az bir kısmıdır. Etrafımızda gördüğümüz her güzellik Yüce Rabbimizin bir rahmeti ve O'nun Sani yani sanatçı isminin bir yansımasıdır. Düşünen her insan için tüm bu güzellikler yaratıcımız olan Rabbimize şükretmek ve O'nun gücünü takdir edebilmek için birer vesiledir. Bir Kuran ayetinde şöyle buyrulur:
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“Yerde sizin için üretip türettiği çeşitli renklerdekileri de faydanıza verdi. Şüphesiz bunda öğüt alıp düşünen bir topluluk için ayetler vardır.” (Nahl Suresi, 13)
Her İnsan Allah'ın Koruması Altındadır
Her insanın yaklaşık ilk dokuz ayı son derece güvenli bir yerde geçer. Annesinin rahminde. Bu bölgede bebeğe hiçbir zarar gelmez. Doğumdan sonra onun için gerekli besinde hazırlanmıştır. Anne sütü. İnsanlık tarihinin başlangıcından bu yana her insan için bu nimetler hep hazır olmuştur.
Her insanın bedeni ölene kadar Allah'ın yarattığı kusursuz sistem sayesinde korunur. Çoğu insanın kendine ait olduğunu iddia ettiği bedeni üzerinde hiçbir hakimiyeti yoktur.
Örneğin kalp, kişinin yaşam süresi boyunca durmaksızın atar. Ancak insan bunu sağlamak için hiçbir şey yapmak zorunda değildir. Sadece kalbinin atması için emir verme görevini üstlenseydi, hayatı çok zorlaşırdı. Uyuyamaz, yemek yiyemez, neredeyse kalbine emir vermekten başka hiçbir iş yapmayacak hale gelirdi. Vücuttaki tüm sistemler için bu durum düşünülürse, insanın bedenini kontrol etmesinin imkansız olduğu anlaşılır. Bu yüzden insan her şeyiyle Allah'a muhtaçtır. Allah bu gerçeği bir ayetinde şöyle bildirir:
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“Ey insanlar! Siz Allah'a muhtaçlarsınız. Allah ise gani, hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır. Hamid, övülmeye layık olandır.” (Fatır Suresi, 15)
İnsan, Rabbimizin kendine bağışladığı tüm bu eksiksiz sistemler hakkında düşünmelidir. Kendini yaratan, hayat veren ve yaşatan Allah'a her an muhtaç olduğunu hep hatırda tutmalıdır. Allah dilemedikçe nefes dahi alamayacağını bilmelidir. Allah Kuran'da insanın üstün yaratılışını bizlere şöyle bildirir:
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“Ey insan! Üstün kerem sahibi olan Rabbine karşı seni aldatıp-yanıltan nedir? Ki O seni yarattı, sana bir düzen içinde biçim verdi ve seni bir itidal üzere kıldı. Dilediği bir surette seni tertip etti.” (İnfitar Suresi, 6-8)
Vicdanıyla düşünen her insan bu gerçekler karşısında Allah'a daha da derin ve güçlü bir sevgiyle bağlanır. En yakın dostunun yüce Allah olduğunu bir an olsun unutmaz.
Allah'ın Yarattığı Her Şey En Güzel Ve En Hayırlısıdır
Allah her şeyi bir hayırla yaratır. Olumsuz gibi görünen olaylarda bile Allah'ın yarattığı pek çok hayır, güzellik ve hikmet vardır. Allah bu gerçeği bir ayetinde şöyle bildirir:
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır ve olur ki sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz.” (Bakara Suresi, 216)
Bu gerçeği bilen müminler, karşılaştıkları her olaydan razı olurlar. Allah'ın kendileri için en hayırlısını ve en güzelini yarattığını bilerek, Allah'ı sevgi ve övgüyle zikrederler.
Allah, İnsanlara Güçlük Yüklemez, Onlardan Kolay Olanı İster
Yüce Rabbimizin emrettiği din ahlakını yaşamak çok kolaydır. Kuran'da bildirilen ibadetler her insanın güç yetireceği şekildedir. Allah güç yetiremeyecek olanlar için de birçok kolaylık bildirmiştir. Allah dininin kolay olduğunu ayetlerinde şöyle bildirmektedir:
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir. Atanız İbrahim'in dininde olduğu gibi.” (Hac Suresi, 78)
Allah, dine uygun olarak yaşayan insanları ahirette cennetle müjdeler. Bu gerçek Kuran'da şöyle bildirilir:
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“Rableri onlara katından bir rahmeti, bir hoşnutluğu ve onlar için kendisinde sürekli bir nimet bulunan cennetleri müjdeler. Onda ebedî kalıcıdırlar. Şüphesiz Allah büyük mükafat katında olandır.” (Tevbe Suresi, 21-22)
Allah insanları karanlıklardan nura çıkaran hak kitaplar göndermiştir. Son ilahi kitap olan Kuran-ı Kerim, kıyamete kadar geçerli olan bir yol göstericidir. Böyle kusursuz ve eksiksiz bir yol göstericiye sahip olmak insanlar için büyük bir nimet ve kolaylıktır. Allah Kuran'ın müminler için önemini bir ayetinde şöyle bildirir:
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“Biz kitabı sana her şeyin açıklayıcısı, Müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik.” (Nahl Suresi, 89)
Allah'ın, dinini tebliğ etmesi için gönderdiği elçiler de inananlar için büyük bir lütuf olmuştur. Elçiler çok şefkatli, güvenilir, müminlere çok düşkün, onları koruyup kollayan, ince düşünen fedakâr kimselerdir. Müminlere örnek olarak onları doğru yola iletmişlerdir. Müminler için elçilerde güzel örnekler olduğu bir Kuran ayetinde şöyle bildirilir
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“Andolsun sizin için Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Rasulünde güzel bir örnek vardır.” (Ahzap Suresi, 21)
Akıl ve vicdan sahibi her insan, kendisine verdiği tüm bu nimetler için Allah'a sürekli şükreder ve Rabbimize içten bir sevgi ve teslimiyetle bağlanır.
Allah Tevbeleri Kabul Eder
Allah sonsuz bağışlayıcı olandır. Kuran'ın bir ayetinde Rabbimiz bu gerçeği bizlere şöyle bildirir:
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“Eğer Allah insanları zulümleri nedeniyle sorguya çekecek olsaydı, onun üstünde, yeryüzünde canlılardan hiçbir şey bırakmazdı. Ancak onları adı konulmuş bir süreye kadar ertelemektedir.” (Nahl Suresi, 61)
İnsan hata yapabilen bir varlıktır. Bazı zamanlarda Kuran'da bildirilen emirlere karşı hata yapabilir. Yaptığı hatalı davranışından pişman olup tevbe ederse Allah onu bağışlar. Allah'tan korkup sakınan her insan, en küçüğünden en büyüğüne kadar her günahı için Allah'a tevbe edip O'nun bağışlamasını dileyebilir. Günahlarını telafi etmeyi umabilir. Bir Kuran ayetinde Allah'ın kabul edeceği tevbe şöyle tarif edilir:
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“Allah'ın kabulünü üzerine aldığı tevbe, ancak cehalet nedeniyle kötülük yapanların, sonra hemencecik tevbe edenlerinkidir. İşte Allah, böylelerinin tevbelerini kabul eder. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır.” (Nisa Suresi, 17)
Allah insanlara tövbe kapısını açarak onlara cehennemden kurtulmaları için bir imkan sağlamıştır. Bu Allah'ın insanlara olan merhametinin ne kadar büyük olduğunu gösterir. Ancak unutulmaması gereken bir gerçek vardır. Ölüm anı geldiğinde yapılacak tövbe geçersiz olacaktır. Kuran'da şöyle bildirilir:
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“Tevbe, ne kötülükleri yapıp edip de onlardan birine ölüm çatınca ben şimdi gerçekten tevbe ettim diyenler ne de kâfir olarak ölenler için değil. Böyleleri için acı bir azap hazırlamışızdır.” (Nisa Suresi, 18)
Allah Kendi Yolunda Olanların Koruyucusu Ve Yardımcısıdır
Allah'a gönülden yönelen, O'nun yolunda olan her insan, Rabbimizin kendisini koruduğuna, O'nun sıcak ve yakın takibine her an şahit olur. Allah, samimi olarak yapılan, haramdan sakınılan ve helale uygun olan her işte, müminlerin yolunu açar, onlara kolaylık verir. Allah Kuran'ın birçok ayetinde müminlere mutlaka yardım edeceğini vaat etmiştir. Bu ayetlerden bazıları şöyledir:
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“İman edenlere yardım etmek ise bizim üzerimizde bir haktır.” (Rum Suresi, 47)
“Ey iman edenler! Eğer siz Allah'a, Allah adına İslam'a ve Müslümanlara yardım ederseniz, O da size yardım eder ve sizin ayaklarınızı sağlamlaştırır.” (Muhammed Suresi, 7)
Bu gerçeklerin farkında olan bir insan hiçbir zaman için insanlardan veya başka güçlerden medet ummaz. Tüm yardımın Allah'tan geldiğini bilir. Her şeyi Allah'tan ister. Bir başarı kazandığında hemen Allah'a yönelip şükreder. Yardımından dolayı Allah'a minnet duyar. Ona içten ve coşkulu bir sevgiyle bağlanır.
Allah Dualara İcabet Edendir
Sonsuz merhamet sahibi olan Rabbimiz, insanların tüm dualarına ve her çağrılarına icabet edeceğini bildirmiştir. Bir ayette Allah şöyle buyurur:
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“Kullarım beni sana soracak olursa muhakkak ki ben onlara pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse onlar da benim çağrıma cevap versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar.” (Bakara Suresi, 186)
Yüce Allah insanın her isteğini duyar, aklından geçen her düşünceyi bilir. İnsan Allah'ın rızasına, helal ve haram sınırına uyarak hiçbir kısıtlama olmaksızın Rabbimizden her şeyi isteyebilir. İnsanların isteklerini yerine getirmesi Allah için çok kolaydır.
Allah dilerse kişinin isteğini aynı şekilde ona verir ya da kişinin isteği onun için hayırlı olmayacaksa başka bir şekilde onun duasına icabet eder. Allah'ın dualarına en hayırlı şekilde cevap vereceğini bilmek, müminin Allah'a olan sevgisini artırır. Allah'ın her an yanında olduğunun, kendisini gördüğünün, işittiğinin farkında olması, müminin ona olan teslimiyetini ve gönülden bağlılığını daha da pekiştirir.
Allah Sonsuz Adalet Sahibidir
Her insan kendine adaletli davranılmasını ister, adaletle davranan kişilere saygı duyar. Adalet sahibi olmak, o insanın üstün ahlak sahibi, dürüst ve samimi olduğunun en önemli göstergelerinden biridir. Allah ise sonsuz adalet sahibi olandır. Her hükmünü adaletle verir. Tarih boyunca yaşamış tüm insanlar, Allah katında hak ettikleri karşılığı almışlardır. Bundan sonra yaşayacak olanlar da yine eksiksiz olarak karşılık alacaklardır. Allah adaletinin ahiret gününde kusursuzca tecelli edeceğini ayetlerinde şöyle bildirir:
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“Her insan grubunu imamlarıyla çağıracağımız gün artık kimin kitabı sağ eline verilirse onlar kitaplarını okuyacaklar ve onlar bir hurma çekirdeğindeki iplikçik kadar bile haksızlığa uğratılmazlar.” (İsra Suresi, 71)
“De ki Rabbimiz kıyamet günü bizi bir arada toplayacak, sonra da hak ile aramızı ayıracaktır. O, gerçek hükmünü vererek hak ile batılın arasını açandır. Her şeyi hakkıyla bilendir.” (Sebe Suresi, 26)
Allah'ın adaletinden emin olmak, hangi olayla karşılaşırsa karşılaşsın, müminin Allah'a sınırsız bir sevgi ve güvenle teslim olmasına vesile olur.
Allah Sevgisi Ve Allah Korkusu Birlikte Olmalıdır
Allah insanlara birbirinden çeşitli nimetler vermiştir. Bu nimetlerin farkına varan samimi insanların Allah'a olan sevgileri daha da güçlenir. Aynı zamanda Allah'ın sınırlarının dışına çıkmaktan da korkarlar. Allah bu güzel davranışta bulunan kullarına büyük bir lütufta bulunur. Onlara doğru ile yanlışı birbirinden ayırt edebilme yeteneği verir. Allah iman edenler üzerindeki bu nimetini Kuran'da şöyle bildirir:
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“Ey iman edenler! Allah'tan korkup sakınırsanız, size doğruyu yanlıştan ayıran bir nur ve anlayış (furkan) verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük fazl sahibidir.” (Enfal Suresi, 29)
Allah'ı seven, O'nun ahiretteki sonsuz azabını gereği gibi takdir edebilen her mümin, hayatının her anında, yaptığı her işte Allah'tan içi titreyerek korkar. Bu tavır Kuran'da şöyle bildirilir:
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“Üstlerinden her an bir azap göndermeye kadir olan Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyi yaparlar.” (Nahl Suresi, 50)
Allah, kendi zatından korkan müminleri bir Kuran ayetinde şöyle müjdeler:
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“Gerçek şu ki, Rablerinden, gayb ile onu görmedikleri halde içleri titreyerek korkanlara gelince, onlar için bir mağfiret, bağışlanma ve büyük bir ecir vardır.” (Mülk Suresi, 12)
Allah'ı seven peygamberleri ve müminleri de sever. Allah'a gönülden bağlı olan müminler, insanları Allah sevgilerinin bir yansıması olarak severler. Bu sevgi tümüyle o kişinin imanından, güzel ahlakından ve takvasından kaynaklanır. Müminler, Allah'ın tüm insanlar için örnek kıldığı üstün ahlaklı peygamberlere ve salih müminlere derin bir sevgi beslerler. Bu gerçek, bir ayette şöyle bildirilir:
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“Sizin dostunuz, veliniz ancak Allah, O'nun elçisi, rükû ediciler olarak namaz kılan ve zekâtı veren müminlerdir.” (Maide Suresi, 55)
Peygamberler, Allah'ın en sevdiği, kendi zatına en yakın dost kıldığı en salih müminlerdendir. Allah'ın en çok sevdiği bu insanlar, müminlerin de en sevdikleridir. Allah Kuran'da iman edenlerin elçilere olan sevgilerine şöyle dikkat çeker:
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“Peygamber, müminler için kendi nefislerinden daha evladır.” (Ahzap Suresi, 6)
Allah için yaşayan müminler birbirlerini çok severler ve birbirlerine çok düşkündürler. Onların birbirlerine olan bağlılıkları Kuran'da şöyle bildirilir:
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“Sen de sabah akşam O'nun rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının aldatıcı süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırma. Kalbini bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz, kendi istek ve tutkularına, hevasına uyan ve işinde aşırılığa gidene itaat etme.” (Kehf Suresi, 28)
Müslümanlar, Allah'ın rızasını kazanmak için çaba gösteren kişilere sevgi duyarlar. Hep birlikte gerçek sevginin sonsuza kadar büyük bir coşkuyla yaşanacağı cennete kavuşmayı umarlar. Allah'ın Kuran'da cennet hayatına dair bildirdiği ayetlerde hep neşe, sevgi, muhabbet, güzel söz ve huzurdan bahsedilmektedir. Sevgi ve dostluğu engelleyecek her şey cennetteki insanlardan uzak tutulacaktır. Sevgisizlik ise Allah'ın iman etmeyenlere nankörlükleri dolayısıyla verdiği bir karşılıktır. Allah'a ortak koşarak yaşanılan sevgi, gerçek sevgi değildir. Bu anlayış onlara daima karamsarlık, mutsuzluk ve acı getirir. Cehenneme ait bir özellik olan yalnızlık ve dostsuzluk Kuran'da şu şekilde belirtilir:
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“Çünkü o, büyük olan Allah'a iman etmiyordu. Yoksula yemek vermeye destekçi olmazdı. Bundan dolayı bugün kendisine hiçbir sıcak dost yoktur.” (Hakka Suresi, 33-35)