"Yaşamın itici gücü kalbimiz" belgeselinden.
AKLA DAVET
Birçok insan vücudunda her an çalışan kusursuz dengelerin farkına bile varmaz. Çünkü bu dengelerden herhangi biri sebepsiz yere bozulmaya uğramaz. Bu sayede birçok insan yaşamını sorunsuz geçirir. Oysa vücudun içinde sürekli sabit olması gereken, asla bozulmaması, zarar görmemesi gereken sayısız denge vardır. Kalp de bu dengelerin en önemlilerinden biridir. Bu dengeyi olumsuz yönde etkileyebilecek pek çok faktör vardır. Ama dengelerin sabit kalması için oluşturulan düzen, örneğin kalpten çıkan kan miktarıyla kalbe dönen kan miktarının aynı olması son derece kusursuzdur.
Bu dengenin bozulduğunu varsayalım. Böyle bir durumda vücuda gönderilen kan geri dönemediği için vücudun belli yerlerinde toplanacaktır. Bu da vücudun çeşitli yerlerinde ödemlerin ve damar çatlamalarından kaynaklanan yaraların oluşmasına neden olacaktır. Kalbe yetersiz kan döndüğü için temizlenen kan miktarı da oldukça az olacak ve kalpten yeni gönderilecek olan temiz kan bedeni besleme konusunda yetersiz kalacaktır. Bir süre bu dengesizlik devam ettiğinde ise vücut organları beslenemeyerek ölmeye başlayacaktır.
Daha pek çok detayı olan bu şaşırtıcı durum karşısında aklını kullanabilen her insan karşısındaki önemli bir gerçeği idrak edecektir. Karşımızda insan aklının sınırlarını kat kat aşan bir akıl, muazzam bir tasarım ve kusursuzluk vardır. Bütün bunlara ön yargısız ve açık bir şuurla bakan her kişi Rabbimizin mutlak varlığını ve hakimiyetini hemen fark edebilir. Kalbin bu olağanüstü mekanizması hiç şüphesiz ayetlerde bindirildiği üzere bir düzen içinde biçim veren ve kusursuzca var eden Allah'ın eseridir. Allah, insanı yaratmış ve bedenindeki sayısız karmaşık mekanizmayı bu yaratılışa delil kılmıştır.
Filmin başından beri anlatılan bu mükemmellikler, Allah'ın yüce varlığının her yerde olduğunu gösterebilmek, ihtişamlı eserlerinin kendi bedenimizde de var olduğunu fark ettirebilmek içindir. Bu açık gerçekleri görmeyi reddeden kişiler düştükleri büyük gafletin farkına ahirette varacaklardır. Kendilerine gösterilmiş sayısız delili görmezden gelmenin, hatta gördükleri halde tüm bunlar için başka açıklamalar aramanın karşılığı, Allah katında oldukça büyük olabilir. Bile bile inkar edenler için Allah sonsuz bir cehennem hayatı hazırlamıştır. Aklını kullanan her insanın ahiret hayatının gerçekliğine ihtimal verip biraz düşünmesi ve cehennem azabından ciddi şekilde korkması gerekir. Allah inkarları ile ahirete gidenlerin durumunu bir ayette şu şekilde açıklar:
“Gerçek olan vaat yaklaşmıştır. İşte o zaman inkâr edenlerin gözleri yuvalarından fırlayacak. ‘Eyvahlar bize! Biz bundan tam bir gaflet içindeydik. Hayır, bizler zalim kimselerdik’ diyecekler.” (Enbiya Suresi, 97)