Bir tür meşe yaprağı - Yaşayan Fosiller
ONUR YILDIZ: Evet, elimde 30 milyon yıllık bir meşe yaprağıyla bugün karşınızdayım. Günümüzde yaşayan meşelerle arasında hiçbir fark yok. Bakın detaylıca incelediğimizde yaprakları üzerindeki damarının çizgileri, damar yollarının hepsinin aynı olduğunu görüyoruz. Ve günümüzdeki meşeyle arasında hiçbir fark yok.
Bunu bugün kim söylüyor? Paleobiyologlar söylüyor. Yani fosillerin üzerinden onun hangi türe ait olduğunu söyleyen paleontologlar bu işin uzmanı. Onların söylediğine biz bakıyoruz, bilimin sesine kulak veriyoruz ve canlıların ne kadar eski olursa olsun hiçbir zaman evrim geçirmediklerine, değişmediklerine ve başka canlı türlerine dönüşmediklerine net bir şekilde paleontoloji ile ortaya koymuş oluyoruz.
Bu bir yaprak fosili fakat yapraklar bildiğimiz gibi çok yumuşak yapılardır, çok dayanıksız yapılardır. Ağaçtan düştükten sonra bir yaprağın hayatta kalması, hele hele 30 milyon yıldır kayaçların arasında kalarak, kendisi de bir taş olarak beklemesi yani o hale gelmesi çok zor bir ihtimal ama oluyor. Karbonizasyon denilen günümüzdeki kömür yataklarının, petrol yataklarının oluşması sürecinde organik atıkların, organik, mesela canlı bedenleri veya bitkilerin yaprakları da buna dahildir. Bu süreçteyken bazı fosiller diyelim, yeryüzüne yakın yerde duruyorlar ve paleontologlar tarafından çıkartılabiliyorlar. Bu da örneklerden birisi ve çok nadir bir örnek.
Az örneğinin yani az örnekte az sayıda fosil bize sunan yaprakların bu çok geçerli bir örneği. Çünkü çok net belli damarlanma yapısı yaprağının şekli bunun bize bir meşe yaprağı olduğunu gösteriyor. Meşeler bitkidir. 30 milyon yıl önce de yaşadığına göre 30 milyon yıl önce de fotosentez yapabiliyordu. Palamutları o zaman da vardı ve günümüzdeki yaşayan meşeler arasında hiçbir fark yoktu. Bunu yaprak şekillerine, günümüzdeki meşenin yaprak şekillerine bakarak paleontoloji bilimi net bir şekilde ortaya koymaktadır.