HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
ESERLER
KitaplarMakalelerVideolarGörsellerSeslerAlıntılarDiğer
KONULAR
VatikanSosyalizmAydınlanma çağıFransız DevrimiDönmeSabetayistJakobenizmMasonik MedyaSiyasi SiyonizmJön Türkİttihat ve TerakkiAbdülhamitAnti-NaziDünya Siyonist ÖrgütüNuremberg KanunlarıMussolini1. Dünya savaşıAdolf EichmannGoyimRothschild HanedanıThink-TankCFRRockefellerSoğuk SavaşStalinEkim DevrimiSovyetler BirliğiBilderbergVietnamAIPACLobiFuarGüneydoğuYunanistanYeni Dünya DüzeniKızıldenizJeopolitikGaziVergiGümrük2023AntilopBoğaAvrasya İslam ŞuarasıNobel Barış ödülüHastaneSosyal Güvenlik KurumuAli BabacanTurgut ÖzalSuikastGaffar OkkanMuhsin YazıcıoğluRosette NebulaAstronomiGül
Harun Yahya © 2025
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Topraktaki Hayat

Topraktaki Hayat

Harun Yahya
49519
26 Ekim, 2017
HD Belgeseller
İman Hakikatleri ve Yaratılış Mucizesi

A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500

 

TOPRAKTAKİ HAYAT

 

Bir an için üzerinde yaşadığınız dünyanın şimdikinden çok farklı olduğunu düşünün. Atmosfer şartları şu ankinin aynısı olsun. Ancak yeryüzü üzerinde bir toprak örtüsü bulunmasın. Toprak yerine dümdüz, simsiyah ve kupkuru bir zemin olsun. Üzerinde hiçbir ürünün yetişmediği, hiçbir canlının yaşamadığı bir yeryüzü. Beslenmek için hiçbir şey yok. Yeri kazsanız da, ekseniz de hiçbir ürün vermiyor. Etrafta hiçbir yükselti, bir dağ ya da deniz yok. Eğer böyle bir dünyada yaşasaydınız, neden bu topraktan sulu ve güzel kokulu meyveler, birbirinden lezzetli sebzeler ve çeşit çeşit yemişler çıkmıyor gibi bir soru belki de hiç aklınıza gelmeyecekti. Çünkü hayatınız boyunca karşılaşmadığınız için yerden böyle ürünler çıkabileceğini muhtemelen hiç bilmeyecektiniz. İşte her gün, belki de üzerine hiç düşünmeden basıp geçilen toprağın hayatı önemi, onun eksikliğini düşününce çok daha iyi ortaya çıkıyor. Kehf Suresi’nde Yüce Rabbimiz, dilerse yeryüzünü bu şekilde kupkuru ve çorak bir hale getirebileceğini şöyle bildirir:

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:

“Biz gerçekten yeryüzü üzerinde olanları kupkuru, çorak bir toprak yapabiliriz.” 

Kehf Suresi, 8)

Bu filmde üzerinde yaşadığımız mucize toprağı inceleyeceğiz ve göreceğiz ki Yüce Rabbimiz dilediği her şeyi, dilediği anda ve benzersiz bir şekilde yaratan, her gün üzerinden geçip gittiğimiz bir avuç toprakta bile bize kendi varlığının ve benzersiz yaratışının delillerini gösterendir.

Toprak diye bir madde yeryüzünde olmasaydı, yeryüzü estetik açıdan çok kaba ve çirkin bir görünüm alacaktı. Toprak olmadığından hiçbir ağaç ve bitki yetişmeyecek, yeryüzü sadece kaya ve taş yığını haline gelecekti. Ancak tüm bunların hepsinden önemlisi, yeryüzünde toprak olmasaydı, canlılığın var olması ve yaşamını sürdürmesi için gereken en temel besin kaynağı olmayacaktı. Oysa Yüce Rabbimizin sonsuz rahmeti ve lütfu sayesinde üzerinde yaşadığımız dünya böyle yaratılmamıştır. Allah, içinde birçok bereketler kıldığı toprağı insanın emrine vermiş ve birbirinden farklı, sayısız çeşitteki ürünü topraktan çıkarmıştır. Allah'ın insanlara toprak vesilesiyle sunduğu nimetler saymakla bitmez.

Toprak, binlerce bitkiye canlılık veren ve yeryüzünün doğal zenginliğini oluşturan özel bir besin deposu gibidir. Yüzlerce çeşit meyve ve sebze. Hepsi de aynı topraktan çıkmasına rağmen her birinin rengi, şekli ve lezzeti birbirinden farklı farklıdır. Üzerine tonlarca çöp ve atık döküldüğü, içinde milyonlarca canlı ölüp çürüdüğü halde içinden türlü renk ve lezzetlerde tertemiz ürünler ve su kaynakları çıkaran toprak gibi bir başka madde daha yeryüzünde yoktur. Böyle bir maddeyi en son teknolojik imkanları kullanarak dahi yapay olarak meydana getirebilmek imkansızdır.

Tüm bunlar toprağın mucizevi özelliklere sahip, yeryüzünde hayatın devamını sağlayan ve eşi benzeri olmayan özel bir karışım olarak yaratıldığının delilleridir. Allah, Kuran ayetlerinde toprağın insanlar için önemli bir yaratılış delili olduğunu şöyle bildirmektedir:

 Şeytandan Allah'a sığınırım:

“Ölü toprak, kendileri için bir ayettir. Biz onu dirilttik. Ondan taneler çıkarttık. Böylelikle ondan yemektedirler. Biz, orada hurmalıklardan ve üzüm bağlarından bahçeler kıldık. Ve içlerinde pınarlar fışkırttık. Onun ürünlerinden ve kendi ellerinin yaptıklarından yemeleri için. Yine, şükretmiyorlar mı?” (Yasin Suresi, 33-35)

Yeryüzünü Saran Mucize Karışım: Toprak

 

Dış görünüşündeki sadeliğin aksine toprak oldukça kompleks bir yapıya sahiptir ve kendi içinde dev bir ekolojik sistemi barındırır. Toprağın bileşenleri içinde çeşitli mineraller, oksijen, su, humus gibi maddeler, bitki ve hayvan artıkları yer alır. Bunların yanı sıra bir de toprağın canlı kısmı vardır ki toprağa temel özelliklerini veren maddeler ve bileşikler bu kısımdan gelir. Bunların arasında da bakterilerin, mantarların ve diğer mikroorganizmaların yapmış oldukları kimyasal işlemler sonucunda ortaya çıkan maddeleri ve elementleri saymamız mümkündür.

Dikkat edersek toprak pek çok farklı element, kimyasal madde ve mikroorganizmanın bir araya gelmesiyle oluşan mucizevi bir karışımdır. Tek başına hiçbir etkisi olmayan element ve organizmaların bir araya gelmesiyle hem bizler hem de ekolojikdenge için hayati öneme sahip özel bir madde ortaya çıkmıştır. Toprağın faydalı ve verimli olabilmesi için içinde bulunan maddeler ve bunların oranları çok özel bir biçimde yaratılmıştır.

Hastalandığınızda iyileşmek için kullandığınız ilaçları ele alalım. Bu ilaçların hepsi çeşitli maddelerin uygun oranlarda karıştırılmasıyla elde edilmekte ve bunların insan bedenine olumlu bir etki yapması beklenmektedir. Bu işlem için pek çok uzman aylarca hatta yıllarca çalışmakta ve insan sağlığına en uygun ilacı üretmek için uğraşmaktadır. Dolayısıyla bir ilacın yapım aşamasında nasıl pek çok kimyasal madde bir bilgiye dayalı olarak kullanılmakta ise tüm canlıların besin kaynağı olan toprak da kendisini oluşturan element ve mikroorganizmaların üstün bir ilim sayesinde bir araya getirilmesiyle yaratılmıştır. Ayrıca bir ilaç nisan eliyle yapılabilmesine rağmen bir avuç verimli toprağın insan eliyle yapılabilmesi asla mümkün değildir.

Yapılan hesaplamalara göre bir santimetre derinlikteki toprağın oluşumu için yaklaşık 150 ila 350 yıl arasında bir süre geçmesi gereklidir. En uygun şartlar altında bile tarım yapılabilecek bir toprak ancak 20 bin yılda oluşabilmektedir. Tüm bu bilgiler bize toprağın tesadüfler sonucu meydana gelmiş olmadığını, Allah'ın üstün ilim ve kudretiyle yaratmasının bir sonucu olduğunu göstermektedir.

Toprağın üzerine sadece su dökülmesi bile topraktan pek çok bitkinin çıkması için yeterli olmaktadır. Dünya üzerinde her yıl milyonlarca ton sebze, meyve, ağaç ve bitkinin devamlı olarak yetişmesi, toprağın içinde meydana gelen kimyasal işlemlerin yoğunluğu hakkında bir fikir vermektedir. Yalnızca bu muazzam gerçeği tefekkür etmek dahi insanın Allah'ın ilmini, kudretini ve rahmetini gereği gibi takdir edebilmesi için önemli bir vesiledir. Allah bir Kuran ayetinde şöyle haber vermiştir:

“Görmüyorlar mı? Biz suyu çorak toprağa sürüyoruz da onunla ekin bitiriyoruz. Ondan hayvanları, kendileri yemektedir. Yine de görmüyorlar mı?” 

(Secde Suresi, 27)

Toprağın Yapısı Yaşam İçin Son Derece Elverişlidir

 

Toprak, birbirine yapışma eğilimi gösteren çeşitli büyüklükteki parçacıklardan oluşur. Bu parçacıklar arasındaki yapışma kuvveti o kadar güçlüdür ki ancak mekanik olarak belirli bir kuvvet uygulanarak birbirlerinden ayrılabilirler. Bunun yanında toprakta tamamen birleşmiş olan parçacıklar da vardır ki bunların birbirlerinden ayrılmaları söz konusu değildir. Kümeleşmiş olan topak halindeki bu parçacıklar toprağın yapısal özelliğini oluştururlar ve toprak içinde belli bir düzen içinde dizilirler. Bu parçacıklar birbirleriyle birleşerek ya da birbirlerine yapışarak toprağın yapı ünitelerini yani daha büyük toprak taneciklerini oluştururlar. Elbette ki bu işlemin gerçekleşmesi oldukça kompleks bir olaydır ve pek çok kimyasal bağ sonucunda meydana gelmektedir.

Toprak parçacıklarının birbirlerine yapışık bir şekilde durmaları ve hiçbir şekilde birbirlerinden ayrılmamaları toprağın gevşek ve dayanıksız bir madde olmasını önlemektedir. Toprak bu özelliği sayesinde dış baskılar altında dağılmaya ve ezilmeye karşı kolaylıkla dayanıklılık gösterebilmektedir. Toprağı kolaylıkla ekip biçebilmemiz, yapı malzemesi olarak pek çok yerde kullanabilmemiz, üzerinde rahatlıkla yürüyebilmemiz, dev ağaç köklerinin ve her çeşit bitkinin toprak tarafından tutulabilmesi tamamen toprağın bu yapısal özelliğinden kaynaklanır. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar kusursuzca yaratan Yüce Rabbimiz, insanların ve tüm canlıların topraktan kolaylıkla istifade edebilmeleri için toprağı bu özelliklere sahip olarak yaratmıştır. Bir Kuran ayetinde her şeyin kusursuzca ve en güzel biçimde yaratıldığı şu şekilde bildirilmektedir: Şeytandan Allah'a sığınırım:

“O Allah ki yaratandır. En güzel bir biçimde kusursuzca var edendir. Şekil ve suret verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tespih etmektedir. O Aziz Hakim'dir.” 

(Haşr Suresi, 24)

Yer Altında Bizim İçin Çalışan Dev Laboratuvar

 

Toprak, sadece organik maddeler ve toprak parçacıklarından meydana gelmiş bir yapı değildir. Toprakta yaşayan mikroorganizmalar da bu yapının önemli bir parçasıdırlar. Bir örnek vermek gerekirse, bir çay kaşığı toprakta yaklaşık 4000 çeşit mikroorganizma bulunmaktadır. Topraktaki mikroorganizmaların yoğunluğu ve yapmış oldukları bazı kimyasal işlemler toprağın verimliliği üzerinde büyük rol oynar. Bu canlılar, topraktaki bitkisel ve hayvansal artıkları parçalayarak ayrıştırır. Böylece hem enerji ihtiyaçlarını karşılar hem de bitkiler için gerekli olan besin maddelerini bitkilerin alabilecekleri bir şekle dönüştürmüş olurlar. Çünkü topraktaki bitki ve hayvan artıklarının içerdiği besin maddeleri, özellikle de nitrojenli bileşikler ve mineraller, bitkilerin hemen alıp kullanabilecekleri bir yapıda değildir. Ancak bitkiler için sorun olan bu durum mikroorganizmalar tarafından çözülmekte ve toprak besince zenginleştiğinden verimli bir hale gelmektedir.

Nebraska Üniversitesi Tarım ve Doğal Kaynaklar Enstitüsü tarafından yayınlanan bilimsel bir makalede, bu canlıların toprağın verimini hangi yollarla artırdıkları şöyle anlatılmaktadır:

 

“Ayağımızın hemen altında başka bir dünya vardır. Toprak ekosistemi üzerinde yavaş yavaş düşünülürken, topraktaki mikroorganizmaların gizli kalmış yaşamlarını anlayabilmek çevreyi daha iyileştirecek, ayrıca tarımsal ürünlerin artmasını sağlayacaktır. Toprağın görünmeyen bu sakinleri, sağlıklı toprağın oluşması ve bitkilerin yetişmesi için gerekli olan kompleks mekanizmaların motorunu oluştururlar. Bu organizmalar, faydalı tüm görevleri eksiksiz bir şekilde yerine getirirler. Örneğin, bitki artıklarını gübreye dönüştürmek, humus yapmak, tarımsal bitkilerin ihtiyaç duyacakları su miktarını dengelemek ve bitkiler için toprakta yer alan besinlerin değerini artırmak ve toprağın yapısını daha geliştirmek gibi ekolojikdengeyi çok yakından ilgilendiren bu olayların hepsi toprakta bulunan organizmalar tarafından yapılmaktadır.”

 

Gözle görülemeyen bu küçücük canlıların tıpkı bir kimyager gibi hareket ederek toprağa verimli kılan işlemler yapmaları elbette ki mucizevi bir durumdur. Yıllarca eğitim görmüş bir kimyager bile kendi işinde hata yapabilirken ya da şaşırabilirken bu canlılar var oldukları günden beri hatasız bir biçimde görevlerini yerine getirerek yediğimiz meyve ve sebzeler için gerekli besin maddelerini üretmektedirler. Açıktır ki Yüce Rabbimiz bu canlıları ihtiyaçları olan bilgi ve özelliklerle yaratmakta ve bu canlılar vesilesiyle yaşadığımız toprakları verimli kılarak bizleri sayamayacağımız kadar çeşitli nimetlerle rızıklandırmaktadır. Şüphesiz ki bu büyük bir nimettir. Toprakta yetişen bitkilerin hepsi aynı su ile sulanmalarına, aynı güneş ışığı ile fotosentez yapıp aynı havayı kullanmalarına rağmen şekilleri, tatları ve besin değerleri birbirlerinden farklı olmaktadır. Üzerinde biraz düşünüldüğünde bunun olağanüstü bir durum olduğu hemen fark edilecektir. Toprak sanki sihirli bir karışım gibi tohumu, suyu, havayı ve güneşi belli bir süre sonra lezzetli bir elma, bir muz ya da nefis kokulu bir çilek haline dönüştürmektedir. Bir Kuran ayetinde toprağın bu özelliğine şöyle dikkat çekilmektedir:

Şeytandan Allah'a sığınırım:

“Yeryüzünde birbirine yakın komşu kıtalar vardır. Üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar da vardır ki bunlar aynı suyla sulanır. Ama ürünlerindeki verimde ve lezzette bazısını bazısına üstün kılıyoruz. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir topluluk için gerçekten ayetler vardır.” 

(Ra’d Suresi, 4)

Sonsuz rahmet sahibi olan Rabbimiz toprağı vesile kılarak kullarının yemekten zevk ve lezzet alacağı nimetleri olabilecek en mükemmel yoldan onlara ulaştırmaktadır. Başka ayetlerde ise Allah, “yeri yardıkça yardık” ifadesiyle toprağın özel olarak bereketli bir madde kılındığına dikkat çekmiştir.

Şeytandan Allah'a sığınırım:

“Bir de insan yediğine bir bakıversin. Biz şüphesiz suyu akıttıkça akıttık, sonra yeri yardıkça yardık, böylece ondan taneler bitirdik. Üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalar, boyları birbiriyle yarışan ve iç içe girmiş ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklıklar size ve hayvanlarınıza bir yarar olmak üzere.” 

(Abese Suresi, 24-32)

İçtiğimiz Temiz Su Toprağın İçinden Gelmektedir

 

Yeryüzüne düşen yağmurun belli bir miktarı tekrar denizlere ve okyanuslara geri karışır. Belli bir kısmı ise toprakta tutulur. Toprağa düşen yağmur suyu toprağın emme gücü sayesinde alt katmanlara doğru ilerlemeye başlar. Su, geçirgen olmayan büyük bir katmana rastladığında durur ve devam eden yağmurların etkisiyle bu katmandaki su miktarı çoğalmaya başlar. Bir süre sonra buradaki su miktarı doyum noktasına ulaşır ve birikmiş olduğu katmandan çıkmak için kendine bir yol aramaya başlar. Sahip olduğu yüksek basıncın gücü sayesinde toprak yapısının zayıf olduğu bir noktadan su, yukarı doğru bir çıkış yolu bulur ve yeryüzüne ulaşır. Artezyen kuyularının fışkırmalarının sebebi sahip oldukları bu yüksek basınçtır. Allah bir Kuran ayetinde yağmur sularının toprağın içine sızarak yeraltı kaynaklarını oluşturduğunu şöyle haber vermektedir:

Şeytandan Allah'a sığınırım:

“Görmüyor musun? Gerçekten Allah gökyüzünden su indirdi de onu yerin içindeki kaynaklara yürütüp geçirdi. Sonra onunla çeşitli renklerde ekinler çıkarıyor. Sonra kurumaya başlar. Böylece onu sararmış görürsün. Sonra da onu kurumuş kırıntılar kılıyor. Şüphesiz bunda temiz akıl sahipleri için gerçekten öğüt alınacak bir ders vardır.” 

(Zümer Suresi, 21)

Peki çamurlu bir topraktan nasıl olup da tertemiz bir su çıkabilmektedir? Pek çok atık maddenin ve artığın yer aldığı toprağın içinden tertemiz bir suyun çıkması açıkça Allah'ın insanlara olan rahmetinin bir tecellisidir. Allah toprağın yapısını ve içinde yer alan kum, kil, çakıl taşı gibi parçacıkların dizilişini o denli kusursuz bir şekilde yapmıştır ki bu diziliş bir filtre görevi görerek toprağa giren suyu süzmekte parçacıklardan ve tortulardan arındırmaktadır. Yani toprak, içinden geçen suyu kirletmemekte tersine temizlemektedir.

Su, kimi zamanda toprağın derinliklerine indiğinden sıcaklığı artar ve bu yüzden geçtiği noktalardaki mineralleri de eriterek bünyesine katar. Bunun sonucunda da kaplıcalar meydana gelir. Günümüzde kaplıcaların ilaçlarla iyileştirilmesi zor olan pek çok hastalığa iyi geldiği kanıtlanmış durumdadır. Şüphesiz ki tüm bunlar Allah'ın toprakta yarattığı mucizelerdir. Düşünülmesi gereken bir diğer konu da suyun bir kaynak şeklinde yeryüzüne çıkmasıdır. Toprağın ve suyun yapısı, yer altında biriken suyun yukarıya doğru tırmanmasını mümkün kılmakta ve böylece gökten inip yerin derinliklerinde kaybolan suya insanlar kolayca ulaşabilmektedirler. Şüphesiz ki bu büyük bir nimettir. İnsanların toprağın içinde bulunan suyun yerini saptamaları ve yerin metrelerce derinliğinden suyu çıkarmaları oldukça zor ve zahmetli bir iştir. Allah'ın toprakta ve suda yarattığı özellikler sayesinde su, zahmetsiz bir biçimde yeryüzüne insanların kullanımına çıkmaktadır. Eğer suyun üzerinde depolandığı yeryüzü katmanları suyu tutamayıp daha alt katmanlara sızdırmış olsalardı, su sürekli olarak yer altına doğru ilerleyecek ve fiziksel olarak tekrar yer üstüne çıkması mümkün olmayacaktı. Allah yerin yapısını bu şekilde yaratmış olsaydı bu durumda Allah'tan başka hiç kimse toprağa giren suyu geri çıkarmaya güç yetiremeyecekti. Ayette bu gerçek şöyle bildirilmektedir:

Şeytandan Allah'a sığınırım:

“De ki, haber verin, eğer suyunuz yerin dibine göçüverecek olsa, bu durumda kim size bir akarsu kaynağı getirebilir?” 

(Mülk Suresi, 30)

Toprağın Titreşip Kabarması

 

1827 yılında Brown adında bir İngiliz bilim adamı, yağmur damlaları toprağa düştüğünde toprak moleküllerinde bir tür silkelenme ve titreşim meydana geldiğini keşfetmiştir. Toprak, farklı metalik element türlerini içeren çeşitli molekülleri içinde barındıran bir sistemdir. Yağmur, toprağın içindeki bu metalik elementlerin iyonlaşmasına sebep olur. İşte bu iyonik moleküller yağmur yağdığında sarsılıp titreşirler. Farklı yönlerden gelen su damlaları bu moleküllere çarptıkça onlar da suyu emerler ve böylece boyutları büyür. Bu damlalar kısa sürede toprağın içerisindeki suyun mineral depolarına dönüşürler. Bitkiler de su ihtiyaçlarını 2-3 ay için bu depolardan karşılarlar. Eğer bu depolar oluşmasaydı su toprağın derinliklerine sızacak ve bitkiler en geç bir hafta içerisinde kuruyarak öleceklerdi. Burada dikkat çekilmesi gereken önemli bir nokta ise toprağın bu özelliğinin Kuran'da titreşip kabarma ifadesiyle açıkça belirtiliyor olmasıdır. Bilim adamlarının yaklaşık 200 yıl önce keşfettikleri bu olay, 14 yüzyıl önce indirilmiş olan mübarek kitabımız Kuran-ı Kerim'de şöyle haber verilmektedir:

Şeytandan Allah'a sığınırım:

“Yeryüzünü kupkuru, ölü gibi görürsün. Fakat biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman titreşir, kabarır ve her güzel çiften ürünler bitirir." 

(Hac Suresi, 5)

Toprak Her Devirde Medeniyetlerin Kaynağı Olmuştur

 

Toprak sadece ekolojikdengeyi ilgilendiren bir sistem değildir. Yapısal özellikleri toprağın günlük hayatta çok kullanışlı bir malzeme ve ham madde olarak kullanılabilmesine de imkan sağlar. Toprak bu konuda öylesine kullanışlı bir maddedir ki tarih boyunca kurulmuş olan pek çok büyük medeniyetin ortaya çıkmasında toprağın büyük bir etkisi olmuştur. Bir toplumun belli bir coğrafyada bir medeniyet kurabilmesi ve zaman içinde bunu belli bir düzeye ulaştırabilmesi için mutlaka bazı önemli koşulların var olması gerekir. Bu koşulların başında yerleşime uygun, verimli bir toprak ve bu toprağın da su kaynaklarına yakın olması gerekir. Bu iki unsur tarih boyunca gelmiş geçmiş pek çok medeniyetin kurulmasında büyük rol oynamıştır.

Büyük medeniyetlerin kurulduğu bölgelere baktığımızda bu gerçeği rahatlıkla görebiliriz. Örneğin Mısır medeniyeti Nil Nehri'nin suladığı verimli topraklarda kurulmuştur. Mezopotamya bölgesine yerleşmiş olan pek çok toplumun kurmuş olduğu medeniyetler de Fırat ve Dicle nehirlerinin suladığı verimli topraklarda doğmuştur. Bunlar haricinde Orta Asya'da ve Orta Doğu'da kurulmuş birçok medeniyet de aynı şekilde verimli toprakların ve bol su kaynaklarının var olduğu bölgelerin çevrelerine yerleşmişlerdir.

Bu ortak davranışın önemli bir nedeni vardır. İnsanoğlu, 50 bir bölgede kendine özgü bir medeniyet oluşturabilmek için belli bir altyapıya ihtiyaç duyar. Bu altyapıyı da oluşturan temel malzemeler su ve topraktır. Tarih boyunca kurulmuş olan medeniyetlerin hepsi de toprağı çeşitli şekillerde işlemişler, çeşitli sulama yöntemleri denemiş ve yaptıkları gösterişli yapı ve eserlerde toprağı ve suyu malzeme olarak kullanmışlardır. Eski medeniyetlerin toprağı kullanarak ne denli büyük bir bilgi ve sanat düzeyine eriştikleri ve bunun sonucunda da büyük bir güce ulaştıkları Kuran'ın bazı ayetlerinde dikkat çekilen bir konudur. Konuyla ilgili bir ayet şöyledir:

Şeytandan Allah'a sığınırım:

“Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Böylece kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler. Onlar güç bakımından kendilerinden daha üstündüler. Toprağı altüst etmişler, ekmişler, madenler, sular arayıp çıkarmışlar ve onu kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi.”

 (Rum Suresi, 9)

Günümüzde dünyanın yedi harikası olarak kabul edilen bazı yapılar ve sanat eserlerinin neredeyse tamamı eski medeniyetlerden günümüze kadar gelmiş olan eserlerdir. Şu an bu eserlerden bazılarının mimarisi pek çok mühendis tarafından örnek alınmakta veya taklit edinmektedir. Toprağın medeniyete yapmış olduğu bu hizmetler günümüzde de pek çok alanda artarak devam etmektedir.

Toprak çok kullanışlı bir malzeme olduğundan günümüzde toprağa dayalı bir sanayi ortaya çıkmıştır. Çimento, seramik, cam ve yapı sanayiğinde toprak temel bir ham madde olarak kullanılmakta ve bazı maddelerle karıştırılarak ısının da etkisiyle çok dayanıklı bir malzemeye dönüştürülebilmektedir. Ayrıca bu sektörde üretilen ürünler, inşaat, enerji ve otomatik sanayiinde de kullanıldığı için toprağa dayalı sanayi, diğer büyük sanayi sektörlerini de önemli derecede etkilemektedir. Sonsuz merhamet ve şefkat sahibi olan Rabbimiz, toprak vesilesiyle kullarını pek çok alanda nimetlendirmekte, onların geçimlerini sağlamakta ve yaşamlarını güzelleştirip kolaylaştırmaktadır.

Eğer yeryüzü yalnızca suyla örtülü olsaydı canlılar üzerine yaşayamazlardı. Eğer sadece kaya ve taşlardan ibaret olsaydı canlılar topraktan olduğu gibi bunlardan istifade edemeyecek, ayrıca sert bir zeminde yaşamak da çok rahatsız edici olacaktı. Bizler hiçbir şekilde günlük hayatımızda toprak ve topraktan elde edilen yapı ve sanayi ürünlerinden faydalanamayacaktık. Oysa sonsuz merhamet sahibi olan Rabbimiz, yeryüzünü ne su gibi yumuşak ve akıcı, ne de kaya gibi sert olarak yaratmıştır. Toprak, yapısı, yumuşaklığı, sertliği ve içeriği açısından insanların ve tüm canlıların üzerinde yaşayabilmesi için olabilecek en uygun niteliktedir. Büyük İslam alimlerinden Bediüzzaman Said Nursi Hz. de toprağın olabilecek en uygun yapıda yaratıldığını şöyle belirtmiştir:

 

“Asl-ı hikât-ı arz şöyledir ki: Su gibi bir madde emri ilahiyle incimad eder, katılaşır, taş olur. Taş, izni ilahiyle toprak olur. Arz, lafz-ı toprak demektir. Demek o su çok yumuşaktır, üstünde durulmaz. Taş çok serttir, ondan istifade edilmez. Onun için Hakîm-i Rahîm toprağı taş üstüne serer, zevilhayata, canlılara makarr eder.” (Sözler, 21. Söz)

 

Hiç kuşkusuz ki, dilediği her şeyi, dilediği anda ve benzersiz bir şekilde yaratan Yüce Allah, her gün üzerinden geçip gittiğimiz bir avuç toprakta bile bize kendi varlığının ve benzersiz yaratışının delillerini göstermektedir. Haşr Suresi’nde buyurulduğu gibi, Yüce Allah her şeyi en güzel şekilde yaratmaktadır.

“O Allah ki yaratandır. En güzel bir biçimde kusursuzca var edendir. Şekil ve suret verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tespih etmektedir. O aziz, hakimdir.” 

(Haşr Suresi, 24)

 

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
mp3
mp4
mp4
zip
zip
youtube
Ağaçkakan
Bitki
Elementler
Güneş
Havalandırma
Meyve
Muz
Sebze
Tarım
Tohum Mucizesi
Toprak
Verim
Yaprak
Çilek