ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNİN UNUTULMAZ MEKTUPLARI
SUNUCU: Çanakkale savaşlarında şehit olan yüz binlerce vatan evladımız olmasaydı bugün İstanbul bir Türk-İslam şehri olmazdı. Göz bebeğimiz, dünya güzeli İstanbul'umuz İngiliz işgaliyle ruhunu yitirir, Fatih Sultan Mehmet ile başlayan Türk-İslam mirası silinir, kültürümüz, ananelerimiz, değerlerimiz İngiliz mandasının etkisi altında yok edilirdi. Ülkemizin en değerli tarihi miraslarından yüzlerce yıllık camiler, külliyeler, çeşmeler, kutsal emanetler, İslam eserleri tahrip edilir, İstanbul'un tüm dünyayı kendisine hayran bırakan muhteşem tarihi ve kültürel zenginliği geri dönüşü olmayacak şekilde yok olurdu.
Çanakkale savaşlarında bu vatan uğruna canlarını feda eden şehitlerimiz olmasaydı, dünya tarihinde görülmemiş bir kahramanlık destanı yazmak bu millete nasip olmazdı. Çünkü Mehmetçik, bu topraklarda vatanını, dinini, namusunu savunmak için Allah aşkıyla, imanla göğüs göğse çarpıştı. Metrekareye düşen altı bin mermiye rağmen kadınıyla, çocuğuyla, yaşlısıyla, barını yoğuna katarak savunma yaptı ve 250 şehide rağmen asla cepheden geri çekilmedi.
Hasan Ethem, Çanakkale'de şehit olmadan önce annesine yazdığı son bir mektubu var. Bugün elimizde. Bakın o mektubunda şehit Hasan, Türk askerinin Allah sevgisini, vatan aşkını, namus, şeref ve haysiyetine olan düşkünlüğünü nasıl güzel anlatıyor.
Çanakkale şehitlerinden Hasan Ethem, şehit olmadan önce annesine yazdığı son mektubunda şöyle demişti:
“Şanlı Türk annesi, valideciğim. Dört asker doğurmakla müftehir, şanlı Türk annesi. Ellerimi açtım ve ‘ey yerlerin ve göklerin Rabbi, ey şu öten kuşun, şu gezen ve meleyen koyunun, şu secde eden yeşil ekin ve otların, şu heybetli dağların Halıkı. Sen bütün bunları bizlere verdin. Yine bizlerde bırak. Böyle güzel yerler ve şu nimetler senin yüceliğini tasdik eden bizlere ait olsun. Allah'ım şu kahraman askerlerin bütün dilekleri senin İsmi Celalini İngiliz ve Fransızlara tanıtmaktır. Sen bu şerefli dileği ihsan eyle ve huzurunda titreyerek böyle güzel ve sakin bir yerde sana dua eden biz askerlerin süngülerini keskin, düşmanlarını, zaten kahrettin ya, bütün bütün mahveyle’ diyerek dua ettim ve kalktım. Anneciğim, diğer oğlun Halit de benim gibi güzel yerlerdedir. Yalnız bu memleketlerde düğün olmuyor. İnşaAllah düşman askerlerini kahreder de zaferle yanına döner ve düğününü yaparız, olmaz mı? Valideciğim, bizleri dualarında unutma. Allah senden razı olsun.”
Çanakkale savaşlarında önce yarbay sonra albay rütbesiyle görev yapan Mustafa Kemal'in komutasında Mehmetçik destan yazdı. Atatürk gibi cesur, dahi bir albayın liderliğinde vatan topraklarına işgalci güçlerin ayak basmalarına izin verilmedi. Atatürk anılarında Türk askerinin Allah aşkına vatan uğruna birer birer şehit düştüğü o anları anılarında bakın nasıl anlatıyor.
Bomba Sırtı Olayı 14 Mayıs 1915
“Çok önemli ve dünya harp tarihinde eşine rastlanması mümkün olmayan bir hadisedir. Karşılıklı siperler arasındaki mesafe 8 metre. Yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekilerin hiçbirisi kurtulmamacasına şehit düşüyor. İkinci siperdekiler yıldırım gibi onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir soğukkanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz? Bomba, şarapnel, kurşun yağmuru altında, öleni görüyor, 3 dakikaya kadar öleceğini biliyor ve en ufak bir çekinme bile göstermiyor. Sarsılma yok, okuma bilenler Kuran-ı Kerim okuyor ve cennete gitmeye hazırlanıyor. Bilmeyenler ise kelime-i şehadet getiriyor ve ezan okuyarak yürüyorlar. Sıcak, cehennem gibi kaynıyor. 20 düşmana karşı her siperde bir nefer süngüyle çarpışıyor. Ölüyor, öldürüyor. İşte bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren, dünyanın hiçbir askerinde bulunmayan tebriğe değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki Çanakkale Muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur.” (Musatafa Kemal Atatürk)