"Mesih Deccal sessizce görevine başladı" belgeselinden

 

DECCAL ÖNCE PEYGAMBERLİĞİNİ SONRA SÖZDE İLAHLIĞINI İDDİA EDECEKTİR

Peygamberimiz. Hz. Muhammed (sav) bir hadisinde şöyle buyurmuştur:

“Deccal çıktığı zaman herkes onu sahici bir mürşit sanıp peşine takılacak. Sonra Kufe’ye gelince aynı şekilde çalışmalarını sürdürecek. Derken peygamberlik iddia edecek. Bunu gören akıl sahibi kişiler ondan ayrılacaklar. Daha sonra ilahlık davasında bulunacak -haşa- ‘ben Allah'ım’ diyecek.” (Taberani, bunu Sahabi olan b. Mu’temer’den böyle rivayet etmiştir.)

Deccalın hadislerde bildirilen özelliklerinden biri de kendini bir mürşit hatta bir peygamber gibi tanıtmasıdır. Bu da deccalın kötülüğü organize ederken insanları sözde Allah adına sanki dini bir amaç gidiyormuş gibi görünerek yönlendireceğine işaret edilmektedir. Elbette en doğrusunu Allah'tır.

Deccal en sonunda da sözde ilahlığını iddia edecektir. -Allah'ı tenzih ederiz- Bir başka hadiste ise deccalın bu sapkınlığı şöyle haber verilir:

“Deccal önce: ‘Ben bir peygamberim’ diyecektir. Halbuki benden sonra hiçbir peygamber yoktur. Sonra ikinci bir iddiada bulunarak ‘ben Rabbinizim’ diyecektir. Halbuki siz ölünceye kadar Rabbinizi göremezsiniz.” (Sünen-i İbni Mace, 4077)

Hadislerde verilen bilgilerden de açıkça anlaşıldığı gibi deccal kendisini safha safha gösterecektir. En doğrusunu Allah bilir. Asıl düşüncesi kendisinin sözde ilah olduğudur. Ancak bunu ilk planda açıkça ifade etmesi durumunda planlarının zarar görebileceğini düşündüğünden yavaş yavaş takipte bulur. Bu nedenle önce yol gösterici olduğunu iddia eder, sonra peygamber, sonra ise sözde ilah olduğunu söyler.

Deccal, şeytanın telkinleriyle hareket eder. Deccalın yardımcısı ve dostu şeytandır. Peygamber Efendimiz (sav), deccalın şeytan ve dostlarından yardım alacağını bildirmiştir. Peygamberimiz (sav)'in haber verdiği gibi deccal, şeytanın da yardımı ve desteğiyle kendisinin sözde ilah olduğu yalanını insanlar arasında yayar.

“Şeytanlar ona: ‘Ne istersen söyle yapalım’ diyecekler. O da: ‘Hadi gidin insanlara benim onların Rabbi olduğunu söyleyin’ deyip her birini bir tarafa salacak.” Medineli Allame Muhammed B. Resul El- Hüseyni El Berzenci, Kıyamet Alametleri, s. 212-213

Kuran'da ise, şeytanın hakimiyeti altına girmiş insanların durumu şöyle haber verilir:

“Kim Rahman olan Allah'ın zikrini görmezden gelirse, biz bir şeytana onun üzerini kabukla bağlattırırız. Artık bu onun bir yakın dostudur.” (Zuhruf Suresi, 36)

Deccal, imansızlığının bir göstergesi olarak Allah'tan korkacağına, şiddetle şeytandan korkarak onun emirlerini yerine getirmektedir. Ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak, şiddeti ve terörü teşvik etmek, insanların kanını dökmek, insanları kötülüğe yönlendirmek için ondan emir almaktadır.

Hadislerden anlaşıldığına göre, deccalın gizlice faaliyet gösterdiği içinde bulunduğumuz bu dönem, kendisinin mürşid olduğunu öne sürdüğü dönemdir. En doğrusunu Allah bilir.

Deccalın mürşitlik iddiasında olması, bazı imanı ve aklı zayıf kişileri etkileyebilir. Oysa Deccal, sözde ilahlık iddiasında olduğu için Rabbimize, peygamberlere, din ahlakına düşman bir kişidir. Hz. Muhammed (sav)'e, Hz. Musa (as)'a, Hz. İsa (as)’a, Hz. Davud (as)'a, Hz. Süleyman (as)'a ve diğer tüm mübarek peygamberlere karşıdır.

Bediüzzaman da deccalın kutsal değerleri olan düşmanlığını bir hikmetli sözünde şöyle belirtmiştir:

“Büyük deccalın ispirtizma nevinden teshir edici özellikleri bulunur… Sadece dünyaya maksat edinen bu (inkarcı) mutlak inançsızlıktan çıkan bir cüret ve cesaretle Mukaddesata hücum eder.” (Nursi, A.g.e., s. 513-515 (Hz. Mehdi ve Deccal, Şaban Döğen, s. 74-75)

Deccalın açıkça sözde ilahlığını iddia ettiği döneme gelindiğinde ise Hz. İsa (as) Allah'ın izniyle onu ve tüm hilelerini yerle bir edecektir.

“Onlar ne zaman savaş amacıyla bir ateş alevlendirdilerse Allah onu söndürmüştür. Yeryüzünde bozgunculuğa çalışırlar. Allah ise bozguncuları sevmez.” (Maide Suresi, 64)