"Denizlerdeki ihtişam" belgeselinden
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500
DENİZDEKİ CANLILARIN ŞEKİL DEĞİŞTİRMESİ
Bazı deniz canlıları kendilerini korumak için kamuflajdan farklı yöntemler kullanır. Örneğin bu canlı çok pratik bir gizlenme yöntemine sahiptir. Bulduğu bir mercan parçasının altına saklanarak deniz zemininde ilerler. Puffer adı verilen bu küçük balık ise iyi bir yüzücü değildir. Bu nedenle kendini avlamak isteyen düşmanlarından hızlı bir şekilde kaçamaz. Ancak olası saldırılara karşı mükemmel bir savunması vardır. Puffer bir tehlike anında kendini şişirir. Oldukça irileşen bu balığı yutamayan düşmanları da onu bırakmak zorunda kalır.
Kirpi balığı adı verilen bu balık da puffer benzeri bir savunma taktiğiyle karşımıza çıkar. Pufferden daha iri olan bu balığın derisi üzerinde yatık şekilde duran dikenleri vardır. Balık tehlike hissettiğinde kendini bir anda normal halinin birkaç katı kadar şişirir. Yatay duran dikenler şişme sırasında dikleşir ve balık adeta iğneli bir top halini alır. Balığın bu görüntüsü onu yemeğe yeltenen avcı balıkların çoğunu bu fikirden caydırır.
-Düşündüğümüzde bu balıkların sahip oldukları savunma yöntemlerinin ustaca planlanmış akılcı tasarımlar olduğunu görebiliriz. Bir puffer ya da kirpi balığı hem düşmanlarını caydırmak amacıyla özel olarak tasarlanmış vücut yapılarına hem de bunlara tam gerektiği gibi.
Kullanmalarını sağlayan reflekslere bir arada sahiptirler. Oysa bir akla ve bilince sahip olmayan bu canlıların kendi vücutları üzerinde böyle bir tasarım gerçekleştirebilmeleri, buna uygun refleksler edinmeleri imkansızdır.
Açıktır ki bu canlılar söz konusu özellikleriyle birlikte yaratılmışlardır. Tüm doğaya hakim olan Allah her canlıya kendi ortamında uygun özellikler verdiği gibi bu balıklara da bu eşsiz savunma silahlarını vermiştir.
Denizaltı canlılarında gördüğümüz bir başka savunma örneği sahte gözlerdir. Bazı balıkların arka yüzgeçlerindeki büyük yuvarlak lekeler tam bir göz şekline sahiptir. Bu gözler onları daha büyük bir canlı gibi gösterir. Dahası saldırmak isteyen düşmanların baş yerine kuyruğa yönelmelerine sebep olur ve bu da balığa kaçmak için zaman kazandırır. Balığın gerçek gözleri ise kalın, siyah bir şeritle kamufle edilmiş durumdadır. Elbette bu tasarım bir tesadüf ürünü değildir ve balığın savunması için özel olarak yaratılmıştır.
Bu canlının da kuyruğuyla kafasını ayırt etmek mümkün değildir. Arka tarafındaki sahte göz, balık için tasarlanmış mükemmel bir savunma yöntemidir.
Palyaço balığı ise diğer balıkların asla yaklaşamayacakları bir ortamda yaşar. Rahatlıkla üzerinde dolaştığı bu deniz bitkisi, gerçekte dokunan her canlıyı felç eden çok güçlü bir zehirle donatılmıştır. Ama palyaço balıkları bu zehirli bitkiden hiç etkilenmezler. Çünkü palyaçonun derisinde bulunan saydam madde, bitkideki kapsülleri durdurabilecek niteliktedir. Bitkiye yaklaşan balık, gövdesini yavaş yavaş kapsüllere değdirmeye ve onları patlatmaya başlar. Üzerindeki saydam madde sayesinde üzerine doğru patlayan zehirden zarar görmez ve birkaç denemenin sonunda da zehre tamamen bağışıklık kazanır. Artık zehirli bitkinin üzerinde huzurlu bir hayat sürecektir.
Kamuflaj yapma, farklı şekillere bürünme ve daha onlarca çeşit savunma yönteminin zaman içinde kazanılan tecrübeler doğrultusunda ya da tesadüflerin sonucunda oluştuğunu ileri sürmek akıl ve mantıkla uyuşmaz. Akla ve bilince sahip olmayan bu canlılar, kendileri için özel yaratılmış sistem ve özelliklerle yaşamlarını sürdürmektedirler. Onlara tüm bu özellikleri veren, onları bu yerlere yerleştirip barındıran ise ancak Yüce Allah'tır. Bu gerçek bir Kuran ayetinde bizlere şöyle bildirilir:
Şeytandan Allah'a sığınırım:
“Senin Rabbin her şeyin üzerinde gözetici, koruyucudur.” (Sebe Suresi, 21)
Tüm bu canlılar bizlere önemli bir gerçeği anlatmaktadır. Her birisi kendilerini yaratmış olan yüce Allah'ın birer tecellisidir. Yine her biri sahip oldukları kompleks organlar, karmaşık vücut sistemleri, hatta vücutlarında bulunan desenler ve renkleri ile birer şaheserdir. Kuşkusuz her sanat eseri kendisini var eden sanatçıyı tanıtır. Deniz altındaki ihtişamlı yaratılış ise bizlere denizlerin, karaların, göklerin ve tüm alemlerin Rabbi olan Yüce Allah'ı tanıtmaktadır. Bir Kuran ayetinde Allah'ın eşsiz yaratma sanatı şöyle anlatılır:
“O Allah ki yaratandır. En güzel bir biçimde kusursuzca var edendir. Şekil ve suret verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O aziz, hâkimdir.” (Haşr Suresi, 24)