"Dünya hayatının gerçeği" belgeselinden
Doğal afetler: Japonya depremi ve tsunami
Eğer dünyanın büyüklüğünü bir elmayla kıyaslarsak, üzerinde yaşadığımız yer katmanı bu elmanın kabuğu kadar olur. İşte üzerinde yaşadığımız katman bu kadar ince, zayıf ve güçsüzdür. Ve dışarıdan gelebilecek küçük bir darbe onu yırtabilir.
Tehlikeler sadece gökyüzünde değil aynı zamanda ayağımızın hemen altındadır. Üzerinde yaşadığımız ince yer kabuğunun hemen altında binlerce derece sıcaklıktaki mağma tabakası vardır. Volkanik hareketler sonucunda mağma zaman zaman yeryüzüne çıkar. Dünyamız gerçekte pamuk ipliğine bağlıdır. Nitekim kimi zaman ihtişamlı dağlar, yerin altından gelen bu volkanik basıncın etkisiyle patlar. İnsanoğlunun böyle bir felaket karşısında kaçmaktan başka seçeneği yoktur.
Depremler, insanların yerleşim yerlerini bir anda yok edebilir. İnsanların gururla inşa ettikleri dev yapılar, görkemli şehirler bir anda yerle bir olur. Dünya üzerinde yaklaşık iki dakikada bir deprem olmaktadır. Ancak bunların çoğu hafif şiddetlidir ve insanlar tarafından hissedilmez. Oysa Allah'ın direnmesiyle bütün dünyayı etkileyecek şiddette yaşamın son bulmasına neden olacak, yeryüzünü yerle bir edecek sarsıntıların olması da oldukça kolaydır. Nitekim, fay kırıkları ve tabakalar arasındaki boşluklarla dolu olan yeryüzünün yapısı depremlerin oluşması için son derece uygundur.
İnsanlar genellikle gelişen teknolojinin, yaşanan tecrübelerin bu gibi felaketleri engelleyebileceğini düşünürler. Oysa doğal olaylardan etkilenmemek için harcanan çabalar kimi zaman hiç fayda vermez. Buna yakın iki örnek izleyeceksiniz şimdi. İkisi de Japonya'dan.
1995 yılında Japonya'nın Kobe kentinde gerçekleşen şiddetli depremde, depreme dayanıklı bir teknolojiyle inşa ettikleri Kobe, adeta kağıttan yapılmışçasına yıkılmıştır. Depremleri önceden haber veren bir sistem kurmak için yaptıkları araştırmalara milyarlarca dolar harcayan Japonlar, ummadıkları bir yönden gelen felaketi önceden tahmin edememişlerdir. En güçlü depremde bile dayanır dedikleri binalar tek bir sarsıntıda kibrit kutusu gibi yıkılıp gitmiştir.
Depremler kimi zaman beklenmedik başka felaketlere de yol açar. 2011 yılında bu sefer Tohoku şehrinde meydana gelen depremin ardından şehirdeki Fukushima nükleer santralinden çok yüksek seviyede radyoaktif madde sızıntısı yaşanmıştır. Bunun nedeni deprem sonrasında oluşan Tsunami'dir. Tsunami elektrik şebekesine zarar verdi ve santralin jeneratörlerini su bastı. Bu da santralde bir elektrik kesintisine neden oldu. Bunu takiben soğutma eksikliği santralde kısmı yerime ve patlamalara yol açtı. Altı reaktörün tamamında ve merkezi kullanılmış yakıt tankında sorunlar meydana geldi. Ve bu olay, etkileri onlarca yıl sürecek bir nükleer felaketin kapılarını araladı. Fukushima nükleer santrali bugün bile radyoaktif madde sızdırmaya devam ediyor.
Okyanus zemininde meydana gelen depremler, tıpkı 2011 Japonya depreminde olduğu gibi Tsunami isimli dev deniz dalgalarının oluşmasına sebep olur. Bu dalgalar bir kıyı şeridini tümüyle yıkar ve dalgaların yıkıcı etkileri kimi zaman dehşet verici boyutlara ulaşır. Dalgaların yüksekliği yaklaşık 30 metreyi bulur ve hiç kimse ne olduğunu anlamadan bir anda belirir. Tarih boyunca yüz binlerce insan bu dalgalar yüzünden yaşamanı yitirmiştir. Böyle bir dalga bir sahil kasabasını tümüyle yok edebilir.
Birazdan izleyeceğiniz görüntüler deniz kenarında inşa edilmiş bu otelin garajında bulunan kameralar tarafından çekilmiştir. Kısa bir süre sonra ikinci dalga çarpar.
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500