Doğal Afetler Ahir Zaman Habercisi mi?
İçinde bulunduğumuz çağ adeta felaketler çağı. Hemen her gün dünyanın çeşitli bölgelerinde deprem, kasırga, yıldırım, sel gibi doğal felaketler yaşanıyor. Bu felaketler birçok ülkede milyonlarca insanı etkiliyor ve maddi hasar hesaplanamayacak kadar büyük.
Tüm bu yaşananlar ise akıllara şu soruyu getiriyor; Geçmişe oranla çok daha sık ve birbiri ardınca gerçekleşen bu afetler, 1400 yıl önce Peygamber Efendimiz (sav) tarafından haber verilen ahir zaman alametleri midir?
Peygamberimiz (sav) hadislerinde ahir zamanı ve özelliklerini detaylı olarak tasvir etmiştir. Bu hadislere göre ahir zaman iki ayrı devreden oluşmaktadır. Ahir zamanın ilk devresinde dünya maddi ve manevi sorunlarla, savaş, zulüm ve acılarla doludur. Bunun ardından gelecek ikinci devrede ise, Hz. İsa (as)’ın yeniden yeryüzüne gelişi ve Hz. Mehdi (as)’ın zuhur etmesiyle tüm bu sorunlar ortadan kalkacak, Allah tüm dünyayı kurtuluş, huzur ve mutluluğa erdirecektir
Altın Çağ olarak da adlandırılan bu dönemde savaşlar ve çatışmalar son bulacak, dünya bolluk, bereket ve adaletle dolacak, İslam ahlakı tüm dünyaya yayılarak insanlar tarafından yaşanacaktır. Peygamberimiz (sav)’in günümüzden yüzyıllar önce ayrıntılarıyla açıkladığı işaretler, içinde bulunduğumuz dönemde birbiri ardınca ve tam olarak hadislerde belirtildiği biçimde gerçekleşmektedir.
Bu filmin amacı, Peygamberimiz (sav)’in ahir zamanla ilgili hadislerinde bindirdiği doğal felaketlerin günümüzde birer birer gerçekleştiklerini gözler önüne sermektir. Bu vesileyle de insanlara kıyamet gününün yaklaşarak geldiğini hatırlatmak, o zorlu gün gelmeden önce öğüt alıp düşünmeye sevk etmektir.
“Kıyamet saatinin kendilerine apansız gelmesinden başkasını mı gözüyorlar? İşte onun işaretleri gelmiştir. Fakat kendilerine geldikten sonra öğüt alıp düşünmeleri onlara neyi sağlar?”
(Muhammed Suresi, 18)
Ahir Zaman Alametlerinden Olan Doğal Ahretler Günümüzde Birbiri Ardınca Gerçekleşmekte
Hadislerde ahir zaman alameti olarak bildirilen olaylardan bazılarına daha önce farklı zamanlarda dünyanın çeşitli bölgelerinde rastlanmış olabilir. Ancak bu durum bize o dönemin ahir zaman olduğunu göstermez. Çünkü bir dönemin ahir zaman olarak nitelendirilmesi için Peygamber Efendimiz (sav)’in haber verdiği alametlerin tümünün belli bir zaman aralığı içinde arka arkaya birbirini izleyecek şekilde meydana gelmesi gerekmektedir.
Nitekim ribayetlerde ahir zaman olaylarının bu özel durumu şöyle haber verilmektedir:
“Kıyamet alametleri birbirini takiben meydana gelir. Bir dizideki boncukların arda arda kopması gibi.” (Ramuz-El Ehadis, 2776; Camiü's-Sagir, s.3167)
“Alametler ağı koparılıp kaçan balıkların birbirini kovaladığı gibi kovalar.” (Ölüm, Kıyamet ve Diriliş, İmam Şarani, s. 478)
Hicri 1400'e girilmesinin ardından yani yaklaşık son 35 yıl içinde Peygamberimiz (sav)’in haber verdiği tüm haberler bir bütün halinde arka arkaya yaşanmıştır. Doğal afetlerin de son yıllarda hem sayısal hem de büyüklük olarak arttığı istatistiksel bir gerçektir.
13. Dünya Felaketler raporuna göre doğal afetler 1995-2004 yılları arasında 901.177 insanın ölümüne yol açtı. 2.5 milyarın üzerinde insanı maddi ve manevi olarak etkiledi ve en az 738 milyar dolar maddi zarar meydana geldi.
Birleşmiş Milletlerin 2013 tarihini raporu ise son 13 yılda doğal felaketlerin sebep olduğu maddi kaybın yaklaşık 2,5 trilyon dolar olduğunu ortaya koyuyordur. Şimdi hep birlikte Hz. Muhammed (sav)’in kıyamet alametleriyle ilgili hadisi şeriflerinde haber verdiği doğal afetleri ve günümüzde yaşanan örneklerini inceleyelim.
Depremlerin Artması
“Şu Hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır. Depremler çoğalacak..” (Ramuz-El Ehadis, 476/11)
“Kıyametten önce iki büyük hadise vardır ve sonra da zelzeleli yıllar..” (Ramuz-El Ehadis, 187/2)
“Anlaşmazlıklar ve sık sık depremler vaki olacak..” (Kıyamet Alametleri, s.166)
Son yıllar içinde meydana gelen yüksek şiddetli depremler dünya kamuoyunun gündeminde devamlı olarak ilk sıralarda yer almaktadır. Örneğin, Amerikan Ulusal Deprem Enformasyon Merkezi verilerine göre 1999 yılında yeryüzünde küçük veya büyük şiddette 20.832 deprem meydana gelmiştir. Bu depremlerde, resmi açıklamalara göre tahmini olarak 22.711 insan ölmüştür. Tıpkı Peygamber Efendimiz (sav)’in hadisinde belirttiği gibi.
“Ümmetimde zelzeleler olur. Öyle ki bu zelzelelerde 10.000, 20.000, 30.000 kişi ölür.” (İbni Asakır, Geleceğin Tarihi 1, Orhan Baytan, Mevsim Yayıncılık, s.81)
Amerika Birleşik Devletleri Jeolojik Araştırma Kurumu'nun raporlarına göre ise, 1556-1975 arasında 5.0 ve daha büyük şiddetteki depremlerin sayısı sadece 110'dur. 1980-2003 yılları arasında sadece 23 sene içinde meydana gelen büyük şiddetteki depremlerin sayısı ise 1685'dir.
Araştırmacı Grant R. Jeffrey'in hazırladığı ulusal deprem raporu da depremlerin yoğunlaşma zamanlarının geçmişten günümüze doğru artarak ilerlediğini gösteriyor. Jeffrey'in hazırladığı deprem raporuna göre: 1900-1949 arası her 10 senede ortalama 3 büyük deprem, 1950'lerde 9 büyük deprem, 1960'larda 13 büyük deprem, 1970'lerde 56 büyük deprem, 1980'lerde 74 büyük deprem görüldü.
Son. 30 yılda ise büyük depremlerde önceki yıllara göre %47 artış oldu. Görüldüğü gibi geçmiş yıllarda deprem sayısı çok azken hicri 1400 yılının başından itibaren depremler artmıştır. Son 35 yılda dünyada gerçekleşen büyük depremlerden bazıları şöyledir:
7 Aralık 1988'de Ermenistan'da meydana gelen depremde 20.000 kişi hayatını kaybetti, 500.000 kişi de evsiz kaldı.
20 Haziran 1999'da İran'da yaşanan 7.7 büyüklüğündeki depremde 40.000 kişi öldü, 100.000 kişi yaralandı.
1995 yılındaki Kobe depremi 20 saniye sürmesine rağmen 100 milyar dolar civarında zarar oldu.
1999'da Türkiye'de yaşanan 7.4 şiddetindeki Gölcük depreminde resmi rakamlara göre 17.000, resmi olmayan rakamlara göre ise yaklaşık 50.000 insan öldü.
Hindistan'da 26 Ocak 2001'de yaşanan 6.7 şiddetindeki depremde 25.000 kişi hayatını kaybetti, 166.000 kişi yaralandı.
26 Aralık 2003'te İran'da meydana gelen 6.7 büyüklüğündeki depremde 31.884 kişi hayatını kaybetti, 18.000 kişi yaralandı.
26 Aralık 2004'te Endonezya'da 9.0 büyüklüğündeki deprem sonucu oluşan tsunami'de 300.000 kişi hayatını kaybetti.
8 Ekim 2005'te Pakistan'da gerçekleşen 7.6 şiddetindeki depremde yaklaşık 100.000 kişi hayatını kaybetti.
27 Mayıs 2006'da Endonezya'da meydana gelen 6.2 şiddetindeki depremde 5.782 kişi öldü, 7.000'e aşkın insan yaralandı. Depremden sonra bölgedeki birçok yanardağ aktif hale geldi.
12 Mayıs 2008 tarihinde Çin'in doğu Shijuan eyaletindeki 7.8'lik depremde 80 bine yakın insan öldü.
12 Ocak 2010'da Haiti adalarını vuran 7.0 şiddetindeki sarsıntıda 316 bin kişi öldü.
Şubat 2010'da bu kez Şili sarsıldı. 8.8 büyüklüğündeki depremde 524 kişi hayatını kaybetti.
11 Mart 2011'de Japonya'da yaşanan Honshu depreminin büyüklüğü 8.9'du. Bu deprem öylesine şiddetli bir etki yarattı ki, yer altındaki kaya kütleleri kaydı ve bunun sonucu olarak dünyanın ekseni 10 cm kadar kaydı. Deprem sonrası oluşan Tsunami'de 16.000 kişi öldü.
25 Eylül 2013 günü Pakistan'ın Belucistan eyaleti 7.7 ile sallandı.
Son 35 yıl içerisinde burada saydıklarımızın dışında da irili ufaklı başka çok sayıda deprem yaşanmıştır. Bu depremler sonucu binlerce insan evsiz kalmıştır.
Peygamber Efendimiz (sav)’in bir hadisinde de bu duruma işaret edilmektedir:
“Barınacak evler, sizi taşıyacak hayvanlar bulamayacağınız günler yaklaşmıştır. Çünkü evlerinizi depremler yıkacak.." (Kıyamet Alametleri, s. 146)
Peygamber Efendimiz (sav)’in hadisleri yanı sıra Kuran'da da depremle kıyamet arasındaki ilişkiye işaret eden ayetler bulunmaktadır. Kuran'ın 99. Suresi’nin adı Zelzele yani büyük sarsıntı depremdir. Bu surede yerin şiddetli sarsıntısı tasvir edilmekte, bunun ardından da kıyamet günü insanların diriltilecekleri ve yüce Allah'ın huzurunda hesap verecekleri bildirilmektedir.
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:
“Yer o şiddetli sarsıntıyla sarsıldığı, yer ağırlıklarını dışa atıp çıkardığı ve insan ‘buna ne oluyor?’ dediği zaman. O gün yer haberlerini anlatacaktır. Çünkü senin Rabbin ona vahyetmiştir. O gün insanlar amelleri kendilerine gösterilsin diye bölük bölük fırlayıp çıkarlar. Artık kim zerre ağırlığınca hayır işlerse onu görür. Artık kim zerre ağırlığınca bir şer, kötülük işlerse onu görür.”
(Zilzal-Zelzele Suresi, 1-8)
Şiddetli Yağmurların Yağması
Peygamber Efendimiz (sav)’in kıyametin hemen öncesinde yaşanacak ahir zamanda meydana geleceğini haber verdiği bir diğer doğal olay da şiddetli yağmurlardır.
“Ev ve kulübe bırakmayan şiddetli yağmur yağıncaya kadar kıyamet kopmaz.” (Kıyamet Alametleri, s. 253)
“Gökten şiddetli yağmur yağıp taş binalar hariç bütün kerbiç evler yıkılmadıkça kıyamet kopmaz.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned 13/291, hadis no. 7554)
Şiddetli yağmur ve sonucunda oluşan sel baskınları, insanların hayatlarını ve mallarını kaybetmelerine neden olan büyük doğal felaketler arasındadır. Özellikle son dönemlerde meydana gelen su baskınları, dünyanın çeşitli bölgelerinde önemli oranda can ve mal kaybına neden olmuştur. Geçtiğimiz yıllarda Avrupa'da meydana gelen sel baskınları da bunlar arasındadır. Neredeyse tüm Avrupa'yı etkisi altına alan şiddetli yağmurlar, nehirlerin taşmasına neden olmuş büyük Avrupa şehirlerinde dahi pek çok bölge sular altında kalmıştır.
Bir başka örnek de 2002 yılında Nepal ve Bangladeş'te Muson yağmurlarının yol açtığı büyük su baskınlarıdır.
2003 yılında Sri Lanka'da şiddetli yağışların yol açtığı seller ve toprak kaymalarında 40 bin ev yerle bir olmuştur.
2006 yılının Ağustos ayında Etiyopya'da gerçekleşen şiddetli yağışlar ve yine aynı tarihte Asya'da yağan yıllık muson yağmurları, hadislerde haber verilen alametin en son örneklerindendir.
2012 yılında Samsun'da meydana gelen sel felaketinde 12 kişi hayatını kaybetti.
2013 yılının Haziran ayında Hindistan'da yaşanan muson yağmurlarında 1000 kişi öldü.
2013'ün sel felaketleri Hindistan'la sınırlı değildi.
Brezilya, Şili ve Meksika'da meydana gelen sellerde bine yakın kişi öldü.
2013 yılında ise Çin'de meydana gelen sel ve heyelanlarda toplam 91 kişi öldü, yüzlerce kişi ise kayboldu.
Yıldırımların Çoğalması
200 yıllık araştırmalara rağmen yıldırımlar hala bilim dünyası için önemli bir sır teşkil ediyor. Dünyadaki en kuvvetli elektrik gücü olan yıldırımlar, buz tarafından oluşmalarına rağmen son derece yakıcıdırlar.
Yıldırımların ısıları 8307 dereceye kadar varabilir. Bu da güneş yüzeyindeki sıcaklığın beş katı kadardır. Hadis-i şeriflerde yıldırımların artmasının da kıyametin alametlerinden biri olduğu haber verilmiştir.
“Evlerinizi depremler yıkacak, hayvanlarınızı yıldırımlar yakıp kömüre çevirecektir.” (Nuaymm bin Hammad; Geleceğin Tarihi 4, s. 69)
“Kıyametin yaklaştığı sırada yıldırımlar o kadar çoğalacak ki insanlar birbirlerine şöyle diyecekler: Dün kime yıldırım isabet etti? Onlar da şöyle cevap verecekler: Dün falan ve filan kimselere yıldırım çarptı.” (El-Hakim, Müstedrek, 4/444)
Tam da hadiste belirtildiği gibi yıldırım düşmesi nedeniyle can ve mal kaybının artması son yıllarda sıkça rastlanan bir durum olmuştur.
1998 yılında Kongo'da futbol sahasına düşen yıldırım neticesinde sahada maç yapan futbolcular öldü.
2004 yılında Romanya'da gerçekleşen fırtına sırasında yıldırım çarpması sonucu 4 kişi hayatını kaybetti, 400 evse ciddi hasar gördü.
2011 yılının Haziran ayında Uganda'da bir ilkokula düşen yıldırım, 18 öğrencinin ölümüne neden oldu.
Bunlar dışında da son günlerde artan sayıda gerçekleşen yıldırım düşmeleri, hadislerde haber verildiği gibi pek çok insanın hayatını kaybetmesine ve hayvanların telef olmasına neden olmaktadır.
Rüzgar ve Kasırgalar
Peygamber Efendimiz (sav)’in ahir zamanda gerçekleşeceğini haber verdiği bir başka doğal afet türü de rüzgar ve kasırgalardır.
“Kıyametten önce on alamet görmeden o kopmayacaktır. Onuncusu insanları denize atacak olan kasırga..” (Kıyamet Alametleri, s.288)
Kasırgalar önemli iklimsel afetlerden biridir. Kasırganın gücünü İngiltere'deki Ulusal Okyanus Bilimi Merkezi'nden Simon Boxall şu sözlerle özetlemektedir:
“Bir kasırga bir milyon atom bombayı eşit. Bu inanılmaz bir güç.”
İzlemekte olduğunuz bu şehrin durumu da kasırganın gücünü anlatmak için yeterli olacak. Geçtiğimiz yüzyılın son yıllarında meydana gelen kasırgalardan bazıları ise şöyledir:
1992'de Andrew Kasırgası'nın neden olduğu hasar yalnızca Meksika Körfezi'nde yaklaşık yarım trilyon dolardır.
Bahamalar'da ise yaklaşık 250 milyon dolar hasara neden oldu.
Amerika Birleşik Devletleri'nin doğusunda 2 milyona yakın insan kasırga nedeniyle evlerinden tahliye edilmiştir.
Andrew Kasırgası, 40 kişinin ölümüne ve 250 bin kişinin evsiz kalmasına neden olmuştur.
13 Mayıs 1996'da Bangladeş'in batısında meydana gelen fırtınalarda tahminen 500 ila 1000 kişi hayatını kaybetmiştir.
Aynı fırtınalar, 30 bin kişinin yaralanmasına ve 100 bin kişinin evsiz kalmasına neden olmuştur.
1998'in Ekim ayında gerçekleşen Mitch kasırgası, yüzyılın dördüncü en büyük kasırgasıdır.
Nicaragua'nın küçük bir alanında, Managua'nın 40 mil kuzeyindeki bir volkanın patlayarak yakın köylere kadar atmasıyla binden fazla insanın ölümüne neden olmuştur.
21 Eylül 2003'de Güney Kore'de gerçekleşen kasırgada ise iki günde yaklaşık 200 kişi hayatını kaybetmiştir.
Ağustos 2004 yılında meydana gelen Charlie Kasırgası da çok sayıda mal ve can kaybına yol açmıştır. Charlie Kasırgası'nın 1992'de yaşanan Andrew Kasırgası'ndan sonra bölgedeki en büyük kasırga olduğu kaydedilmektedir.
29 Ağustos 2006 tarihinde gerçekleşen Katrina kasırgasında ise Florida, Mississippi ve Louisiana eyaletlerinde 10.000'den fazla kişi hayatını yitirdi.
2007 yılında Myanmar'ı vuran Nargis kasırgasında 15.000 kişi hayatını kaybetti, yine aynı yıl ABD'nin Florida eyaletindeki tayfunlarda 19 kişi öldü.
2007'de Bangladeş'te yaşanan Sidr kasırgasında 1100 kişi hayatını kaybetti.
2013'ün Mayıs ayında Amerika Birleşik Devletleri'nin Oklahoma City şehrinde çıkan hortumda 91 kişi öldü.
Saymış olduğumuz bu doğal afetler Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’in hadislerinde işaret ettiği kıyamet alametlerini akıllara getirmektedir.
“İnsanlara ölüm gelip evler mezar olduğu zaman halin nice olur?” (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir zaman Alametleri, s. 392, no. 726)
Dünyanın Üç Ayrı Bölgesinde Yere Batma
Peygamber Efendimiz (sav)’in haber verdiği kıyamet alametlerinden bir diğeri de dünyanın üç farklı yerindeki yere batış hadisesidir. Bu üç batışın meydana geleceği yerlerden biri doğuda, biri batıda, birisi de Arap yarımadasında olacaktır. Nitekim Hz. Peygamber (sav) hadisi şerifte şöyle buyurmuştur:
“On alamet görülmeden kıyamet kopmayacaktır. Biri doğuda, biri batıda, bir diğeri de Arap yarımadasında meydana gelecek yere batma hadisesi…” (Müslim, Fiten, 39)
Şimdi Peygamber Efendimiz (sav)’in haber verdiği doğuda, batıda ve Arap yarımadasında üç yere batış alametlerini son zamanlarda yaşanan bazı önemli gelişmeler ışığında inceleyelim.
Doğudaki yere batış. Endonezya'daki büyük tsunami felaketi.
Peygamber Efendimiz (sav)’in haber verdiği kıyamet alametlerinden bir tanesi, doğu tarafında gerçekleşecek olan yere batma hadisesidir. Yere batma ifadesinin, büyük bir kara parçasının ya da insan topluluğunun ortadan kalkması, yeryüzünden yok olması anlamına gelmesi muhtemeldir. 26 Aralık 2004 tarihinde Güney Asya'da gerçekleşen büyük tsunami felaketi, hadiste haber verilen bu alamette çok büyük benzerlikler göstermektedir. Dolayısıyla Peygamberimiz (sav)’in haber verdiği doğudaki yere batış alameti bu büyük tsunami felaketine işaret ediyor olabilir.
Tsunami, genellikle deniz dibinde gerçekleşen depremlerden sonra oluşan dev dalgalara verilen isimdir. Bu dev dalgaların etkisinin bazı durumlarda atom bombasının verdiği tahribata yaklaştığı da kaydedilmiştir. Denizde meydana gelen bu dev dalgalar, dünyanın birçok yerinde sahil şehirlerini bir anda sular altına gömebilmektedir.
Tarih boyunca Asya'da, Uzakdoğu'da çeşitli felaketler, depremler ve kasırgalar yaşanmıştır. Bu felaketlerde çok büyük yıkımlar gerçekleşmiş, çok sayıda insan hayatını kaybetmiştir. Ancak 2004 yılında Güney Asya'da gerçekleşen ve 225 binin üzerinde kişinin ölümüyle sonuçlanan Tsunami, bu felaketlerin en büyüklerinden biri oldu.
Söz konusu Tsunami, Endonezya, Sri Lanka, Hindistan, Malezya, Tayland, Bangladeş, Myanmar, Maldiv adaları ve Şeysel adalarına hatta 5000 km uzaklıktaki bir Afrika ülkesi olan Somali sahillerini dahi vurmuştur.
Ahir zamanda meydana gelen bu Tsunami felaketi, çok geniş bir alanı etkilemiş, şehirlerin deniz sularının ve beraberinde taşıdıkları enkaz ve çamur yığınlarının altında kalıp yok olmasına, dünya haritasının değişmesine neden olmuştur. İşte bu nedenle, hadiste geçen doğudaki yere batış ifadesiyle, Güney Asya'da gerçekleşmiş olan bu felakete işaret ediliyor olabilir. Etkisinin uzun yıllar boyunca devam edeceği tahmin edilen bu felaket, Peygamber Efendimiz (sav)'in de hadisi şeriflerinde haber verildiği gibi büyük bir bölgenin suyun altına batmasıyla sonuçlanmıştır.
Batıdaki Yere Batış: Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Katrina Felaketi
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)'in haber verdiği bir diğer kıyamet alameti ise batıdaki yere batışla ilgilidir. 29 Ağustos 2005'te Amerika Birleşik Devletleri'nin Meksika körfezinde yaşanan Katrina kasırgasının meydana getirdiği büyük yıkım, hadiste geçen batıdaki yere batışı akla getirmektedir.
Peygamberimiz (sav)’in ahir zamanda gerçekleşeceğini bildirdiği bu yere batışın tarihteki benzerlerinden çok daha büyük, çok daha etkili olması gerekmektedir. Nitekim Katrina kasırgası da geçmişteki benzerlerinden çok daha büyük bir yıkım meydana getirmiştir. Bu kasırgaya şahit olan bir kimsenin kasırgayla ilgili sözleri şöyle olmuştur:
“Bu hayatımda hiç görmediğim, başıma gelmeyen bir şeydi. Kim düşünürdü ki yüz binlerce insan beş kategorisindeki bir kasırga içinde kalacaktı.”
Tarih boyunca Avrupa ve Amerika kıtalarında çok büyük afetler gerçekleşmiştir. Ancak bu felaketlerin hiçbiri Katrina felaketinin meydana getirdiği gibi bir yıkım meydana getirmemiştir. Diğer felaketlerden farklı olarak Katrina felaketi milyonlarca insanın göç etmesine, on binlerce kişinin hayatını kaybetmesine, üç büyük eyaletin tahrip olmasına, şehirlerin sular altında kalıp yok olmasına neden olmuştur.
Dolayısıyla Amerika Birleşik Devletleri tarihinin en büyük yıkımlarının başlarında yer alan Katrina felaketi, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’in haber verdiği üç batıştan biri olabilir.
Hızı saatte 260 km'ye kadar çıkan Katrina kasırgası ilk önce Florida eyaletini etkisi altına aldı. Bu eyalette 13 kişi hayatını yitirdi ve kasırga çok büyük maddi kayba neden oldu. Kasırga daha sonra Louisiana eyaletine yöneldi. Louisiana, Alabama ve Mississippi kıyılarına çok büyük hasar verdi. Neredeyse yaşanamaz hale gelen bu üç eyalette on binden fazla kişinin hayatını yitirdiği tahmin edilmekte. Maddi hasarın ise 100 milyar doların üzerinde olduğu tahmin edilmekte. Felaketin ardından on binlerce kişi yiyecek ve su ihtiyacını karşılayamadı. Kentte temiz su ve gıda bulunamıyordu. Katrina kasırgasının ardından yaklaşık 5 milyon kişi elektriksiz kaldı. Oluşan büyük tahribat nedeniyle elektriğin şehir geneline verilmesinin daha aylar sürebileceği açıklandı. Yüz binlerce bina yaşanamayacak duruma geldi, yüz binlercesinde ise çok büyük maddi zarar söz konusu.
Etkilenen ve milli felaket ilan edilen bölge Türkiye'nin yaklaşık üçte biri büyüklüğünde. Elektrik kesintisi, telefon hatlarının, cep telefonlarının ve internetin çalışmaması iş hayatını tamamen durdurdu. Tüm sektörlerde bir milyona yakın işin kaybolduğu hesap ediliyor. Bölgede eğitim kurumları kapatıldı. Çok fazla sayıda okul kullanılmayacak duruma geldi, diğerlerinde ise çok büyük maddi hasar söz konusu.
New Orleans Şehrinin Batışı
Katrina kasırgası birçok şehirde çok büyük tahribat oluştururken Louisiana eyaletinin en büyük şehri olan New Orleans'ı yaşanamayacak hale getirdi. Amerika Birleşik Devletleri'nin turizm ve kültür merkezlerinden biri olarak kabul edilen New Orleans'ın %80'i sular altında kaldı. Bazı yerlerde suyun yüksekliği 6 metreyi aştı. Dolayısıyla New Orleans, suların altına gömülerek adeta ortadan kalktı.
Peygamberimiz (sav)’in haber verdiği, doğudaki yere batma alameti Endonezya'da yaşanan Tsunami felaketine bir işaret olabileceği gibi, batıda yere batma hadisesi de New Orleans şehrinin ortadan kalkışına bir işaret olabilir. Hiç şüphesiz en doğrusunu Allah bilir.
New Orleans'da bugüne kadar birçok fırtına ve kasırga felaketi yaşanmıştır. Ancak yaklaşık olarak her 14 yılda bir doğrudan kasırgayla karşılaşan şehir, bu boyutlarda yıkım ve yok oluşla tarihi boyunca karşılaşmamıştır. New Orleans şehri ilk defa suların altına gömülerek adeta ortadan kalkmıştır. Bu büyük şehrin neredeyse tamamen ortadan kaybolması, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’in haber verdiği bir diğer ahir zaman alametiyle de çok büyük benzerlikler taşımaktadır. Hadiste şu şekilde bildirilmektedir:
“Büyük şehirler dün sanki yokmuş gibi helak olacaktır.” (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf.38)
Çöle Batan Ordu Üçüncü Batma Olabilir Mi?
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’in hadisi şeriflerinde batıdaki ve doğudaki yere batışların dışında Arap Yarımadasındaki üçüncü bir batışa daha dikkat çekilmektedir. Arap Yarımadasında gerçekleşecek olan bu yere batma, Peygamber Efendimiz (sav)’in bir diğer hadisiyle büyük benzerlik göstermektedir. Hadis şu şekildedir:
“Bir ordu savaş için gelir. Çöle girdiğinde baş ve sonundakiler batar. Ortadakiler de kurtulmaz.” (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 21)
2003 yılında gerçekleşen Irak Savaşı sırasında Irak ordusunun büyük bir kısmı neredeyse birdenbire ortadan yok olmuştu. Birçok gazete ve televizyonda Cumhuriyet muhafızları olarak bilinen yaklaşık 60 bin kişilik ordunun ve fedailer olarak bilinen yaklaşık 15 bin Iraklı askerin kaybolması haber olarak yer aldı.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’in hadislerinde bu konuya dikkat çekilmesi, ahir zaman alametlerinden biri olan bir ordunun batması olayının gerçekleştiğini göstermektedir. Nitekim ilerleyen günlerde de savaş uçaklarının bir kısmının çöl kumları altında gömülmüş olarak bulunması, hadiste bahsedilen çölde bir ordunun batması olayını gözler önüne sermektedir. Arap Yarımadası'ndaki yere batma hadisiyle birlikte düşündüğümüzde yaşanan olay, Irak Savaşı sırasında gerçekleşen bu olağanüstü duruma işaret etmektedir.
Peygamber Efendimiz (Sav)’İn Habercisi Olduğu Ahir Zaman
Şu ana kadar izlediğimiz tüm bu gelişmeler göstermektedir ki içinde yaşadığımız dönem kıyametten önce yaşanacak olan ahir zamandır. Hiç şüphesiz bunlar Peygamberimiz (sav)’in döneminden sonra yaşanan en önemli gelişmelerdir. Ahir zamanın habercisi olan bu gelişmeler aynı zamanda aydınlık günlerin de müjdecisidir. Asırlardır beklenen bu tarihi müjde, Allah'ın izniyle gerçekleşmek üzeredir. Bu müjde, Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde bildirdiği, Altın Çağ olarak haber verdiği dönemin müjdesidir. Yeryüzünde din ahlakının yaygın bir biçimde yaşanacağı, Hz. İsa (as)’ın ve Hz. Mehdi (as)’ın yeryüzünde zuhur edeceği, yeryüzünün adaletle dolacağı, bolluk, huzur ve refah dolu günler Allah'ın izniyle çok yakındır. Yüce Allah, Kuran'da iman eden kullarına şöyle vaad etmiştir:
“Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım. Allah içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara vaad etmiştir. Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl güç ve iktidar sahibi kıldıysa onları da yeryüzünde güç ve iktidar sahibi kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar yalnızca bana ibadet ederler ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır.”
(Nur Suresi, 55)
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500