HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
ESERLER
KitaplarMakalelerVideolarGörsellerSeslerAlıntılarDiğer
KONULAR
VatikanSosyalizmAydınlanma çağıFransız DevrimiDönmeSabetayistJakobenizmMasonik MedyaSiyasi SiyonizmJön Türkİttihat ve TerakkiAbdülhamitAnti-NaziDünya Siyonist ÖrgütüNuremberg KanunlarıMussolini1. Dünya savaşıAdolf EichmannGoyimRothschild HanedanıThink-TankCFRRockefellerSoğuk SavaşStalinEkim DevrimiSovyetler BirliğiBilderbergVietnamAIPACLobiFuarGüneydoğuYunanistanYeni Dünya DüzeniKızıldenizJeopolitikGaziVergiGümrük2023AntilopBoğaAvrasya İslam ŞuarasıNobel Barış ödülüHastaneSosyal Güvenlik KurumuAli BabacanTurgut ÖzalSuikastGaffar OkkanMuhsin YazıcıoğluRosette NebulaAstronomiGül
Harun Yahya © 2025
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Doğal afetler

Doğal afetler

Harun Yahya
57934
12 Aralık, 2015
Belgesellerden Seçme Bölümler
Kuran Ahlakı ve Derin Düşünmek

"Dünya hayatının gerçeği" belgeselinden.


Doğal Afetler

 

Hastalıklar, fiziksel acizlikler ve yaşlılığın yanı sıra dünya hayatının geçiciliğinin bir başka kanıtı daha vardır. Doğal Afetler.

 Dünya uzaydan gelebilecek büyük bir tehlikeyle karşı karşıyadır. Göktaşları. Böyle bir felaket daha önce yaşanmıştır. Bilim adamlarına göre bu çarpma, dinozor neslinin tükenmesine sebep olmuştur.

Dünyaya her an yeni bir göktaşı çarpabilir. Geriye tek bir soru kalmıştır. Ne zaman? Dünyamızın her an yüz yüze olduğu bu tehlike Hollywood filmlerine de ilham kaynağı olmuştur. Armageddon isimli filmde küçük gök taşlarının neden olacakları büyük yıkım gösterilmiştir. Deep Impact yani Derin Darbe isimli filmde de benzer bir konu işlenmiştir. Okyanusa düşen dev bir meteorun oluşturduğu dev dalgalar büyük şehirleri yutmaktadır.

Eski Amerika Birleşik Devletleri Başkan adaylarından Al Gore’un, 2006 yılında Oscar alan belgeseli uygunsuz gerçekte bu konulara eğilir. Belgesel, aslında küresel felaketleri çok güzel özetleyen bir alıntıyla başlar.

 

“Başımızı derde sokan kötü gelişmelerin kaynağında bilmediğimiz şeyler değil, başımıza asla gelmeyeceğinden emin olduklarımız vardır.” Mark Twain

 

Uygunsuz Gerçek

 

Eriyen buzulların, dünyayı biyolojik felakete ve sona götüren olayların panoramasını sunar. Mesela 2005 yılında yaşanan Katrina kazırgası bunlardan birisidir. Yaşanan depremler, fırtınalar, seller de öyle. Bu senaryolar birer fantezi değildir. Çünkü dünyamız bu tehlikeyle her an karşı karşıyadır. Eğer dünyanın büyüklüğünü bir elmayla kıyaslarsak, üzerinde yaşadığımız yer katmanı bu elmanın kabuğu kadar olur. İşte üzerinde yaşadığımız katman bu kadar ince, zayıf ve güçsüzdür. Ve dışarıdan gelebilecek küçük bir darbe onu yırtabilir.

Tehlikeler sadece gökyüzünde değil aynı zamanda ayağımızın hemen altındadır. Üzerinde yaşadığımız ince yer kabuğunun hemen altında binlerce derece sıcaklıktaki mağma tabakası vardır. Volkanik hareketler sonucunda mağma zaman zaman yeryüzüne çıkar. Dünyamız gerçekte pamuk ipliğine bağlıdır. Nitekim kimi zaman ihtişamlı dağlar, yerin altından gelen bu volkanik basıncın etkisiyle patlar. İnsanoğlunun böyle bir felaket karşısında kaçmaktan başka seçeneği yoktur.

Depremler, insanların yerleşim yerlerini bir anda yok edebilir. İnsanların gururla inşa ettikleri dev yapılar, görkemli şehirler bir anda yerle bir olur. Dünya üzerinde yaklaşık iki dakikada bir deprem olmaktadır. Ancak bunların çoğu hafif şiddetlidir ve insanlar tarafından hissedilmez. Oysa Allah'ın direnmesiyle bütün dünyayı etkileyecek şiddette yaşamın son bulmasına neden olacak, yeryüzünü yerle bir edecek sarsıntıların olması da oldukça kolaydır. Nitekim, fay kırıkları ve tabakalar arasındaki boşluklarla dolu olan yeryüzünün yapısı depremlerin oluşması için son derece uygundur.

İnsanlar genellikle gelişen teknolojinin, yaşanan tecrübelerin bu gibi felaketleri engelleyebileceğini düşünürler. Oysa doğal olaylardan etkilenmemek için harcanan çabalar kimi zaman hiç fayda vermez. Buna yakın iki örnek izleyeceksiniz şimdi. İkisi de Japonya'dan.

1995 yılında Japonya'nın Kobe kentinde gerçekleşen şiddetli depremde, depreme dayanıklı bir teknolojiyle inşa ettikleri Kobe, adeta kağıttan yapılmışçasına yıkılmıştır. Depremleri önceden haber veren bir sistem kurmak için yaptıkları araştırmalara milyarlarca dolar harcayan Japonlar, ummadıkları bir yönden gelen felaketi önceden tahmin edememişlerdir. En güçlü depremde bile dayanır dedikleri binalar tek bir sarsıntıda kibrit kutusu gibi yıkılıp gitmiştir.

Depremler kimi zaman beklenmedik başka felaketlere de yol açar. 2011 yılında bu sefer Tohoku şehrinde meydana gelen depremin ardından şehirdeki Fukushima nükleer santralinden çok yüksek seviyede radyoaktif madde sızıntısı yaşanmıştır. Bunun nedeni deprem sonrasında oluşan Tsunami'dir. Tsunami elektrik şebekesine zarar verdi ve santralin jeneratörlerini su bastı. Bu da santralde bir elektrik kesintisine neden oldu. Bunu takiben soğutma eksikliği santralde kısmı yerime ve patlamalara yol açtı. Altı reaktörün tamamında ve merkezi kullanılmış yakıt tankında sorunlar meydana geldi. Ve bu olay, etkileri onlarca yıl sürecek bir nükleer felaketin kapılarını araladı. Fukushima nükleer santrali bugün bile radyoaktif madde sızdırmaya devam ediyor.

Okyanus zemininde meydana gelen depremler, tıpkı 2011 Japonya depreminde olduğu gibi Tsunami isimli dev deniz dalgalarının oluşmasına sebep olur. Bu dalgalar bir kıyı şeridini tümüyle yıkar ve dalgaların yıkıcı etkileri kimi zaman dehşet verici boyutlara ulaşır. Dalgaların yüksekliği yaklaşık 30 metreyi bulur ve hiç kimse ne olduğunu anlamadan bir anda belirir. Tarih boyunca yüz binlerce insan bu dalgalar yüzünden yaşamanı yitirmiştir. Böyle bir dalga bir sahil kasabasını tümüyle yok edebilir.

Birazdan izleyeceğiniz görüntüler deniz kenarında inşa edilmiş bu otelin garajında bulunan kameralar tarafından çekilmiştir. Kısa bir süre sonra ikinci dalga çarpar.

Tayfun, kasırga gibi atmosfer olayları da dünya üzerinde sıkça yaşanan afetlerdendir. Bu korkunç rüzgârlar kimi zaman evleri, binaları, ağaçları, elektrik direklerini, arabaları ve insanları fırlatıp savuracak kadar güçlü olur. Hortumların meydana getirdiği yıkıcı etkinin karşısında insanoğlu çaresizdir. Modern bir şehir, şiddetli bir fırtına sonrası yerle bir olur. İnsanların sahibi olmakla övündükleri yatlar ya da villalar birer çöp yığını haline gelebilir.

Şiddetli yağmurlar nehirlerin taşmalarına ve sellere yol açıp önlerine gelen ne varsa bir anda yok edebilir. Tarih boyunca milyonlarca insan doğal afetler sonucunda yaşamlarını yitirmiştir. Bundan sonra da birçok insan aynı şekilde yaşamlarını yitirecekler. Ve bu insanların çoğu hayatlarının böyle bir şekilde sona ereceğini muhtemelen hiç düşünmemiş kimseler olacaklar. Önemli olan insanlara ölümü hatırlatan ve dünya hayatının geçiciliğini gösteren hikmetli birer uyarı olan bu felaketlerden ders alabilmektir. İnsan bu felaketleri düşünüp dünyanın hırsla bağlanmaya değmeyecek, sonsuza kadar yaşanamayacak bir yer olduğunu anlamalıdır.

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
mp3
mp4
mp4
mp4
youtube
Deprem
Doğal Afetler
Dünya Hayatı
Dünyanın geçiciliği
Tsunami felaketi