HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
ESERLER
KitaplarMakalelerVideolarGörsellerSeslerAlıntılarDiğer
KONULAR
VatikanSosyalizmAydınlanma çağıFransız DevrimiDönmeSabetayistJakobenizmMasonik MedyaSiyasi SiyonizmJön Türkİttihat ve TerakkiAbdülhamitAnti-NaziDünya Siyonist ÖrgütüNuremberg KanunlarıMussolini1. Dünya savaşıAdolf EichmannGoyimRothschild HanedanıThink-TankCFRRockefellerSoğuk SavaşStalinEkim DevrimiSovyetler BirliğiBilderbergVietnamAIPACLobiFuarGüneydoğuYunanistanYeni Dünya DüzeniKızıldenizJeopolitikGaziVergiGümrük2023AntilopBoğaAvrasya İslam ŞuarasıNobel Barış ödülüHastaneSosyal Güvenlik KurumuAli BabacanTurgut ÖzalSuikastGaffar OkkanMuhsin YazıcıoğluRosette NebulaAstronomiGül
Harun Yahya © 2025
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Dört Halife

Dört Halife

Harun Yahya
2208
26 Ekim, 2017
HD Belgeseller
Kitap Ehli ve Peygamberler
Kuran Ahlakı ve Derin Düşünmek

DÖRT HALİFE

 

HZ. EBU BEKİR SIDDIK (R.A.) (571-634)

 

Ömrü boyunca İslam ahlakının güzel bir temsilcisi ve Peygamberimiz (sav)’in yakın dostu olan Hz. Ebu Bekir, 571 yılında Mekke'de doğmuştur. İslam tarihinde dört halife dönemi olarak adlandırılan dönemin ilk halifesidir. Her koşulda sergilediği Kuran ahlakıyla kendisine üstün başarılar nasip olmuş, örnek bir Müslümandır.

Hz. Ebu Bekir, İslamiyet'in açıkça anlatılmaya başlanmadığı dönemde İslamiyet'i kabul etmiştir. İslamiyet'i kabul ettiği andan itibaren İslam ahlakını en titiz şekilde yaşamıştır. Peygamberimiz (sav)’in tebliğ mücadelesine gerek maddi olarak gerekse manevi olarak büyük destek vermiştir. Allah'a olan bağlılığı ve derin sevgisiyle birçok kişinin İslam ahlakını tanımasına vesile olmuştur.

 

HZ. EBU BEKİR'İN KİŞİLİĞİ

 

Hz. Ebu Bekir (ra), İslamiyet'i kabul etmeden önce de dürüstlüğüyle bilinen bir kişiydi. Kureyş'in ileri gelenlerinden ve mühim işlerde görüşmelere katılan istişare ehlinlendi. İslamiyet'ten önce sadece kabileler tarafından seçilen ve tayin ettiği miktarlar kabul gören, üstün meziyetli kişilerin baktığı diyet ve borç işlerine Hz. Ebu Bekir (ra) bakardı. Kureyşliler, diyetlerle ilgili onun verdiği kararlara uyar, onun takdir ettiği miktarları seve seve kabul ederlerdi.

Gençlik yıllarını üstün bir ahlak sergileyerek geçiren Hz. Ebu Bekir (ra), Hz. Muhammed (sav)’in nübüvvetinden önce de onun yakın bir dostuydu. Peygamberlik ile şereflenen Hz. Muhammed (sav)'in çağrısını ilk kabul edenlerden olduğu için Hz. Peygamber (sav) şöyle demişti:

 

“Ebu Bekir hiç tereddüt etmeden çağrımı kabul etti.” (Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi, Cilt: 2 S: 31)

 

 Hz. Ebu Bekir (ra), İslamiyet'in kabulünden sonra Peygamberimiz (sav)’in söylediği her söze uymuş ve daima Allah'ın sınırlarını korumuştur. Dürüst, sadık, emin ve iffetli olduğundan dolayı da Resulullah (sav) tarafından Sıddık olarak isimlendirilmiştir.

Hz. Ebu Bekir (ra), geniş ilmi, dini konulardaki derin bilgisi, isabetli kararları, keskin görüşü ve asaletli tutumuyla örnek bir sahabeydi.

Bedir Savaşı'nda oğlu Abdurrahman müşrikler safında yer aldığında oğluyla çarpışmış ve Allah'ın rızasını her şeyden üstün tuttuğunu göstermiştir.

 

HZ. EBU BEKİR'İN MÜMİNLERE ÖRNEK İNFAKI

 

Hz. Ebu Bekir (ra), servetinin tümünü Allah yolunda harcamıştır. Kureyşlilerin işkenceyle tekrar putperestliğe çevirmek istediği, esir konumunda olan birçok Müslümanın kurtulmasıyla, köle olanların sahiplerine önemli miktarda ödemeler yaparak özgürlüklerine kavuşmalarına vesile olmuştur. Ticaretle uğraşan ve Allah'ın kendisine büyük zenginlik ve mülk nasip ettiği Hz. Ebu Bekir (ra), tüm malını İslam ahlakının yayılması için infak ettiği için Resulullah (sav) onun hakkında şöyle buyurmuştur:

 

“Malını feda etmede en önde giden kişi Ebu Bekir'dir. Ebu Bekir ne güzel dosttur. Aramızda İslam kardeşliği ve sevgisi vardır.” (Buhârî, 8/Salât, 80/el-Huheve'l-Mamer)

 

 Hz. Ebu Bekir (ra)’ın tüm malını Allah yolunda infak ettiği bir başka rivayette ise şöyle anlatılmaktadır:

 

Urve der ki: “Aişe (ra) bana şöyle haber veri: o, öldüğünde geriye ne dirhem bıraktı ne de dinar.” (Nevevî, Tehzibu'l-esma ve'l-lugat, II,189 İbn Hacer, el-İsabe fi temyizi's- sahabe IV, 279)

 

PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN VE HZ. EBU BEKİR'İN HİCRET YOLCULUĞU

 

Resulullah (sav) peygamberliğinin 14. yılının 27. Safer gecesi evinden ayrıldı ve Hz. Ebu Bekir (ra)’ın evine geldi. Daha sonra Hz. Ebu Bekir (ra)'la birlikte Mekke'yi terk ettiler. Güneye doğru ilerleyerek Sevr Dağı diye bilinen dağa geldiler. Burada bir mağaraya gizlendiler. Bu mağara Sevr Dağı'ndaki Athal adıyla bilinen mağaradır. Bu arada müşrikler mağaranın ağzına kadar geldiler. Ancak Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) bu anda da Allah'a tam bir tevekkül içindeydi.

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:

 

“Siz ona, peygambere yardım etmezseniz Allah ona yardım etmiştir. Hani kafirler ikiden biri olarak onu Mekke'den çıkarmışlardı. İkisi mağarada olduklarında arkadaşına şöyle diyordu: ‘Hüzne kapılma. Elbette Allah bizimle beraberdir.’”  (Tevbe Suresi, 40)

 

 Müşrikler mağaranın girişinde örümceğin ağ ördüğünü ve güvercinlerin de yuva yapıp yumurta bıraktıklarını gördüklerinde içeride kimsenin bulunmadığını düşünerek geri döndüler. Resulullah (sav) ile birlikte o sırada mağarada bulunan sadık arkadaşı Hz. Ebu Bekir (ra)'dı. O da bu mucizevi olaya şahit olma şerefine erişmiş oldu. Hz.

 

EBU BEKİR’İN HALİFELİK DÖNEMİ

 

Hicretten sonra da Hz. Muhammed (sav)’in yanından hiç ayrılmayan Hz. Ebu Bekir (ra), Tebük Savaşı'nda bayrağı taşıdı. Hicretin 9. yılında haç kafilesine başkanlık yapması için Hz. Muhammed (sav) tarafından görevlendirildi. Peygamberimiz (sav) hastalandığı zaman sahabeye namaz kıldırması için onu vekil tayin etti. Peygamber Efendimiz (sav)’in vefatından sonra ise Hz. Ebu Bekir (ra) halife seçildi. Hz. Ebu Bekir (ra)’ın hilafet görevini üstlendikten sonra halka hitaben yaptığı şu konuşma oldukça önemlidir:

 

“Ey halkım! Ben size yönetici oldum. Halbuki sizin en hayırlınız değilim. Eğer iyi işler yaparsam bana yardım ediniz. Eğer yanlış işler yaparsam bana doğru yolu gösteriniz. Doğruluk emanettir, yalancılık hıyanettir. Sizin en zayıfınız benim yanımda güçlüdür ki onun hakkını müdafaa ederim. En güçlünüz benim yanımda zayıftır ki başkasının hakkını ondan alırım.” (Hz. Muhammed ve Hayatı, DIB Yayınları, Ankara, 1996, s. 435)

 

Hz. Ebu Bekir (ra) bu sözleriyle İslam ahlakına sahip bir yöneticide olması gereken vasıfları en güzel şekilde özetlemektedir. İki yıl gibi kısa bir zaman süren halifelik görevi boyunca pek çok başarı elde etmiştir. Peygamberimiz (sav)’in vefatından sonra aralarında itilaflar baş gösteren Müslümanları bir araya toplayıp devlet otoritesini yeniden sağladı. Kuran-ı Kerim'in toplanması ve korunması konusunda çalışmalar başlandı. İslam ahlakının ilk kez Arap yarımadası dışında Suriye, Filistin ve Irak'ta yayılmasına vesile oldu. Din ahlakının özünde olmayan hareketlere ve sahte peygamberlere karşı mücadele yürüttü. Bu sayede Kuran ahlakının Peygamberimiz (sav) döneminde olduğu gibi yaşanmasını sağladı.

 

HZ. EBU BEKİR, KİTAP EHLİNE ŞEFKAT VE MERHAMET İLE YAKLAŞMIŞTIR

 

 Savaş esnasında dahi kitap ehline karşı güzel ahlak gösterilmesi gerektiğini savunan Hz. Ebu Bekir (ra)’ın ordusuna yaptığı bir konuşmada bu ahlak açık bir şekilde görülmektedir:

 

“Davanıza ihanet etmeyin. Savaşta bile insaftan ayrılmayın. Çocukları, yaşlıları, kadınları öldürmeyin, zulmetmeyin. Hurma ve diğer meyve ağaçlarını, koyun, keçi ve diğer hayvanları yemenin dışında bir amaçla kesmeyin, telef etmeyin. Kiliselerde ibadete çekilenlere rastlarsanız, onları ibadetleriyle baş başa bırakın. Size yiyecek, içecek ikram edilirse, Bismillah demeden yemeyin, içmeyin.” (İbnü'l-Esİr. el-Kâmil fi't-Tarih. II, 139)

 

PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV)’İN DİLİNDEN HZ. EBU BEKİR'İN ÜSTÜN AHLAKI

 

Buhari'nin Ebû Derdâ'dan rivayet ettiği uzun bir hadiste Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:

 

 ''Şüphesiz ki Allah beni size peygamber olarak gönderdi. Fakat bazıları inanmadı. Ebû Bekir ise ‘doğru söyledin’ dedi ve bana canıyla ve malıyla yardımcı oldu. Şimdi siz bu aziz arkadaşımı bu hususiyetiyle bana bırakırsınız değil mi?'' (Siyasi, Dini, Kültürel, Sosyal İslam Dini Cilt: 1 S: 269-270)

 

Resûlullah (sav) bu sözü iki kez söylemiştir.

Ebu Hureyre'den rivayet edilen başka bir hadiste de Resulullah (sav) şöyle buyurdu:

 

“Ebu Bekir hariç iyiliğinin mükafatını vermediğimiz hiçbir kimse kalmamıştır. Onun bize öyle iyilikleri vardır ki onların mükafatını kıyamet gününde Allah-u Teala verecektir.” (Siyasi, Dini, Kültürel, Sosyal İslam Tarihi, Kayıhan Yayınları, Hasan İbrahim Hasan, Ziya Kazıcı, İsmail Yiğit, Abdülkerim Özaydın, İdris Bostan, Fehamettin Başar Cilt: 1, S: 270)

 

HZ. ÖMER (RA)

 

Resulullah Efendimiz (sav)'in ikinci halifesi olan Hz. Ömer (ra), Müslüman olduğu 33 yaşından itibaren Peygamber Efendimiz (sav)’in yanında yer alan ve ona en yakın olan sahabelerden biriydi. Müşriklerin baskılarına karşı gösterdiği güçlü kişiliği ve tüm dünyaya nam salan adaletiyle İslam ahlâkının önde gelen savunucularından oldu. Abdullah ibn Mesud, Hz. Ömer (ra)’ın Müslüman oluşunun önemini şöyle ifade etmiştir:

 

“Ömer’in Müslüman oluşu bir fetihti.” (Üsdül-gâbe, IV /151; İbn Sa'd, Tabakatu'l Kübra, III / 270)

 

Hz. Ömer (ra) da Ebu Bekir (ra) gibi, Peygamberimiz (sav)’in tüm savaşlarına eksiksiz katıldı. Hz. Ömer (ra), Peygamber Efendimiz (sav)’in aklı ve ferasetine güvendiği ve istişare ettiği sahabelerden biriydi. Resulullah (sav)’in vefatının ardından ortaya çıkan karışıklığın, Hz. Ebu Bekir (ra)’ın halife seçilmesiyle yok edilmesinde büyük rol oynadı ve Hz. Ebu Bekir (ra)’a ilk biat eden kişi oldu. Ayrıca Hz. Ebu Bekir (ra)’ın halifelik döneminde en büyük yardımcısı da yine Hz. Ömer (ra) oldu. Hz. Ömer (ra), sahip olduğu imkanları İslamiyet'in yayılması için harcadı ve adaletli yönetimiyle kendisinden sonra gelen yöneticilere güzel bir örnek oldu.

Resulullah (sav) kendisine iyiyi, kötüyü, hakkı batıldan en iyi ayıran anlamına gelen Faruk ismini vermiş, böylece Ömer-Faruk olarak anılmıştır. Bütün yaşantısında Kuran ve sünnetin hükümlerini gözettiği için hakkında ‘el vakkafu indel hak,’ hak mevzu bahis olunca hemen durup ona uyan denirdi.

Hendek Savaşı'ndan sonra Peygamberimiz (sav), Hz. Ömer (ra)’ın kızı Hz. Hafsa ile evlendi. Böylece Hz. Ömer (ra), Resulullah (sav)’in akrabası olmakla şereflendi. Hz. Ömer (ra), Neseb ilmini yani Arap soylarını çok iyi bilirdi. Bu ilmi babasından öğrenmişti. İyi bir güreşçiydi, Hicaz bölgesinin o zaman en büyük panayırı olan Ukas panayırında defalarca güreşte birinci oldu. Atabinmekteki yeteneğiyle ünlüydü. Çok heybetli, cesur ve kuvvetliydi.

Cahiliye döneminde okuma yazmayı bilen az kimselerden biriydi. Hz. Ömer (ra) güçlü bir hitabete sahipti ve her zaman güzel bir üslupla konuşurdu. Sesi gür ve etkileyiciydi. Onun üstün kabiliyeti yazı için de geçerliydi. Valilerine yazmış olduğu talimatları ve mektupları Arap dili için bir örnek niteliğindeydi. Savaşlarda çok planlı hareket eden bir liderdi. İslam ordusunun fetih yerine hareketinden itibaren takip edilecek yollar ve kat edecek aşamaların hepsi Hz. Ömer (ra) tarafından gösterilirdi. Savaş alanına gelindiği zaman o bölgeyi gösteren bir harita ister ve ona göre askerlerin mevzilerini belirlerdi.

 

HZ. ÖMER (RA) CESARETİ VE KARARLILIĞI İLE TÜM MÜSLÜMANLARA ÖRNEK OLMUŞTUR

 

Hz. Ali (kv) onun hicretini ve müşriklere karşı onurlu tavrını şu şekilde anlatmaktadır:

 

“Ömer'den başka gizlenmeden hicret eden hiçbir kimseyi bilmiyorum. O hicrete hazırlandığında kılıcı kuşandı, yayını omuzuna taktı, eline oklarını aldı ve Kabe'ye gitti. Kureyş'in ileri gelenleri Kabe'nin avlusunda oturmaktaydılar. O, Kabe'yi yedi defa tavaf ettikten sonra makamı İbrahim'de iki rekat namaz kıldı. Halka halka oturan müşrikleri tek tek dolaştı ve onlara, ‘yüzler pisleşti, kim anasını evlatsız, çocuklarını yetim, karısını dul bırakmak istiyorsa şu vadide beni takip etsin’ dedi. Onlardan hiçbiri onu engellemeye cesaret edemedi.” (Suyûtî, Tarihu'l-Hulefa, Beyrut 1986, 130)

 

HZ. ÖMER'İN HALİFELİK DÖNEMİ

 

Hz. Ebu Bekir (ra), vefatına yakın Ashab-I Kiramın ileri gelenlerini çağırıp görüştükten sonra Hz. Ömer (ra)’ı halife tayin etti. İslam tarihinin en adaletli ve huzurlu dönemlerinden biri, 634-644 yılları arasında 10 yıl boyunca halifelik görevinde bulunan Hz. Ömer (ra)’ın halifeliği sırasında yaşanmıştır.

Hz. Ömer (ra), adaleti uygularken Kuran ahlakının gereği olarak herkese eşit davranmıştır. Soyluluk, zenginlik, akrabalık, makam gibi unsurların adaleti engellemesine kesinlikle izin vermemiştir. Her zaman Müslümanlara karşı büyük bir sorumluluk duygusuyla hareket etmiştir. Hatta “Fırat kıyısında bir deve helak olsa bundan kendimi sorumlu bilirim” demiştir. (Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi, Cilt: 2 s: 109)

 

Hz. Ömer (ra)'ın dönemin kadılarına gönderdiği bildirilen mektup, kendinden sonra gelen tüm yöneticiler için de bir rehber olmuştur.

“Davalara bakarken telaşa, çığırtkanlığa ve tarafların haysiyetini kırıcı davranışlara asla müsaade etme. Çünkü adaletin yerini bulması için sükunet ve ciddiyet şarttır. Hakkın tecelli etmesi ise ilahi adaletin itibar kazanmasına sebep olur. Hakimin görevi, Allah'ın rızık ve rahmet hazinelerinin kulları arasında adaletle dağıtılmasını sağlamaktır.” (Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi, Cilt: 2 s: 109)

 

 Hz. Ömer (ra) dönemi birçok yeniliğe sahne oldu. Suriye, Irak, İran, Filistin, Cezayir ve Mısır İslam ülkelerine katıldı. Devletin geniş bir coğrafi bölgeye yayılmasıyla Hz. Ömer (ra), İslam Devleti'nin temellerini attı. Zamanında 1036 büyük şehir zapt edildi. 4000 cami yapıldı. Yeni fethedilen bölgelerde yerleşim merkezleri kurulup buralar imar edildi. Hz. Ömer (ra)’ın halife olarak İslam Devleti'ne getirdiği diğer yenilikler şunlardır:

 

Zamanında ilk defa nüfus sayımı yapıldı.

Çocuklara maaş verildi.

Esnafın müşterileri aldatmalarına mâni olmak için hisbe denilen belediye teşkilatı kuruldu.

Gece bekçileriyle asayişin teminini ilk defa Hz. Ömer (ra) uyguladı.

Hicri takvim oluşturuldu.

Yargı işlerini bir düzene koymak için valilerden ayrı ve bağımsız çalışan kadılar tayin edildi.

Mahkemeler ve hapishaneler kuruldu.

Anneleri tarafından terk edilen çocuklar himaye edildi.

Kimsesiz Yahudi ve Hristiyanlara maaş bağlandı.

Sabah ezanında ''Esselatu hayrun minennevm'' yani ''Namaz uykudan hayırlıdır'' cümlesi eklendi.

Camilerde irşad için vaaz başlatıldı.

 

HZ. ÖMER'İN FİLİSTİN'E GETİRDİĞİ BARIŞ VE ADALET

 

Filistin tarihindeki en büyük dönüm noktası 637 yılında bölgenin Hz. Ömer (ra) yönetimindeki İslam orduları tarafından fethedilmesidir. Hz. Ömer (ra)’ın Kudüs'e girişi ardından buradaki farklı inançlara karşı gösterdiği olağanüstü olgunluk ve nezaket başlayan güzel dönemin habercisiydi.

Hz. Ömer (ra)’ın fethinden sonra Kudüs'te Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudiler asırlar boyu barış ve huzur içinde yaşadılar. Müslümanlar hiç kimseyi Müslüman olmaya zorlamadılar ancak İslam'ın hak din olduğunu gören bazı gayrimüslimler kendi rızasıyla İslam'ı seçtiler.

Hz. Ömer (ra) zamanında fethedilen ülkelerdeki ibadet yerleri titizlikle korunmuştur. Ebu Yusuf bu gerçeği şöyle aktarmıştır:

 

“Bütün ibadet yerleri olduğu gibi bırakıldı. Ne onlar yerle bir edildi, ne de mağluplar, eşya ve mallarından yoksun bırakıldı.” (Ebu Yusuf, Kitab-ül Haraç; İslamda Devlet Nizamı, Ebu-l A'la-El Mevdudi, Hilal Yayınları, 1967, s. 74)

 

Hz. Ömer (ra), 645 yılının son ayında namaz kılarken şehit edildi.

Peygamber Efendimiz (sav)’in Hz. Ömer (ra) hakkındaki sözleri:

 

“Ey Müslümanlar! Bu Ömer İbni Hattab'tır. Muhacir ve ensarın büyüğüdür. Onu kendime yardımcı ve müşavir olarak aldım. O öyle kıymetli biridir ki acı da olsa hakkı kabul eder ve söyler. Allah'ın emir ve yasakları olan bir işte ayıplanmaktan çekinmez. Şeytan ondan kaçar. Onun heybetinden taş ve demir erir. O, cennet ehlinin kendisiyle övündüğü kimsedir.”

“Ebu Bekir dinin direğidir. Ömer fitnenin kilididir. Ömer hayatta oldukça fitne olmaz.”

“Şeytan Ömer İbni Hattab'ı gördüğü zaman heybetinden yüzüstü yere düşer.” (Peygamber Efendimiz, Ehli Beyti ve Eshabı - Arı Sanat Yayınevi, 0212 5204151)

 

HZ. ÖMER'DEN HİKMETLİ ÖĞÜTLER

 

“Hesaba çekilmezden önce nefislerinizi hesaba çekiniz. O günde tartılmazdan önce nefislerinizi tartınız. Kendisinden hiçbir şey gizlemeksizin Allah'a varacağınız o en büyük gün için hazırlanınız.

En sevdiğim insan bana ayıp ve kusurlarımı söyleyendir.

Adalet mülkün temelidir.

Zaferin akvası, (en kuvvetlisi) takvadır.

Hz. Ömer'in en çok tekrar ettiği dualardan birisi: “Allah'ım bütün amellerimi salih ve sırf senin rızan için halis kıl. Senin rızan dışında hiçbir şey koyma.”

 

HZ. OSMAN (RA)

 

 İslamiyet'i ilk kabul eden sayılı kişilerden biri olan Hz. Osman (ra), hayatı boyunca Peygamberimiz (sav)’e en yakın kişilerden olmuştur. Peygamber Efendimiz (sav)'in damadı ve üçüncü halifesidir. Peygamber Efendimiz (sav)'e iki defa damat olmakla şereflendiği için iki nur sahibi manasına gelen Zinn Nureyn rakabıyla anılmıştır.

Bedir Savaşı dışında Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in tüm savaşlarına katılmıştır. Hz. Osman (ra), Müslüman olunca müşrikler tarafından yapılan işkencelere maruz kaldı. Habeşistan'a hicret etmeye izin verilince, eşi olan Resulullah Efendimiz (sav)’in kızı Rukiye Hanım ile Habeşistan'a hicret etti. Böylece Habeşistan'a ilk hicret eden Müslümanlardan biri oldu.

Hz. Ebu Bekir (ra)'ın tebliği vesilesiyle Müslüman olan Hz. Osman (ra), üstün ahlakı ve güzel konuşmasıyla tüm müminlere örnek olan değerli sahabelerden biriydi. Çok güzel ve etkili bir hitabete sahip olmasının yanı sıra ezberi çok kuvvetliydi ve Yüce Kuran-ı Kerim'i ezberlemişti. Ayrıca yüksek bir hadis ilmine sahip olan Hz. Osman (ra), vahiy katipliği yaparak da İslam'a büyük hizmet vermişti.

 

HZ. OSMAN (RA)'IN ALLAH YOLUNDA İNFAKI

 

Müslüman olmadan önce ticaret ile uğraşan Hz. Osman (ra) zengin bir tüccardı. Kabilesi arasında geniş bir çevresi ve büyük bir itibarı vardı. İslamiyet ile şereflendiğinde Allah'ın kendisine nasip ettiği bu maddi gücü tümüyle İslam ahlakının yayılması ve Müslümanların refahı için infak etmiştir. Bulunduğu dönem için büyük bir para olan 20.000 dirhem ödeyerek Rume kuyusunu satın almış, Medine-i Münevvere'de tatlı su sıkıntısı yaşandığından bu kuyudan parayla su satın alan Müslümanların hizmetine vermiştir.

Tebük seferinde 10.000 kişilik İslam ordusunun bütün ihtiyaçlarını karşılayıp donatmıştır. Ayrıca Medine'de kıtlık olduğu bir dönemde ise Hz. Osman (ra)'ın Şam'dan gelen 100 deve yüklü buğdayı olan bir kervanı satın almış, daha sonra da bunları Medine'de bulunan fakirlere ve Sahabe-İ Kirama dağıtmıştır.

 

HZ. OSMAN (RA)'IN HALİFELİĞİ SÜRESİNCE YAPTIĞI ÜSTÜN HİZMETLERİ

 

 Hz. Osman (ra), Hz. Ömer (ra)’ın şehit edilmesi üzerine şura heyeti tarafından halife seçilmiştir. Onun İslam toplumunda bu göreve layık olduğu düşünüldüğü için kimse itiraz etmemiş, herkes ona biat etmiştir. Hz. Osman (ra)'ın İslam ahlakının yayılmasında yaptığı en büyük hizmetlerden biri, kuşkusuz hilafeti döneminde Kuran-ı Kerim'in çoğaltılıp İslam merkezlerine gönderilmesi olmuştur. Hz. Osman (ra) döneminde Kuran-ı Kerim çoğaltılmış, bir örneği Medine'de bırakılarak Mekke, Şam, Küfe, Basra, Mısır ve diğer eyaletlere gönderilmiştir. Hz. Osman (ra)'a bu büyük ve şerefli hizmet sebebiyle de Kuran-ı Kerim'i yayan anlamında ‘Nâşir-ül Kuran’ unvanı verilmiştir.

Hz. Osman (ra), halifeliği süresince büyük başarılar elde etmiştir. Onun halifeliği zamanında Suriye sahillerinde ilk İslam donanması meydana getirilmiştir. Oluşturulan ilk donanma sayesinde Kıbrıs adası alınmıştır. Bu ilk deniz zaferinin ardından daha sonraki yıllarda diğer Akdeniz adalarına karşı seferler düzenlenmiştir.

Ancak gerek bu deniz seferlerinde gerekse kara savaşlarında Hz. Osman (ra), İslam ahlakının bir gereği olarak daima adaletli ve merhametli bir tutum sergilemiştir. Ehli Kitabın haklarını gözetmiş, onlara şefkatli ve adaletli davranmıştır.

Hz. Osman (ra) döneminde bir Ermeni kenti olan Debil'in fethi sırasında şehirde yaşayan Hıristiyanlar, Yahudiler ve Mecusilere emanname verilerek mabetlerin korunacağı garantisi sunulmuştur. Hz. Osman (ra)'ın halife olduğunda mali ve mülki erkana yazdığı şu mektup, Kuran ahlakına uygun yönetim anlayışını göstermektedir:

 

“Cenab-ı Allah hiçbir şeyi boş yere yaratmamıştır. Her şeyi hak olarak yaratmıştır. Dolayısıyla O, haktan başkasını kabul etmez. Aldığınız şeyleri haklı olarak alın. Verdiğiniz şeyleri de hak edene verin. Bilhassa dürüstlüğe ihtimam gösterin. Dürüst davranın ve dürüstlüğü bozan siz olmayın. Çünkü onu bozan kimse sonradan gelenlerin vebalini de yüklenir. Vefakarlığa dikkat edin. Yetimin hakkını tecavüz etmeyin. Antlaşmalara da sadık kalın. İyi bilin ki Allah yetime zulmedenin düşmanıdır.”

 

 Ayrıca yıkılan kiliselerin onarılmasına, yeni havraların ve manastırların inşa edilmesine de her zaman müsaade edilmiştir. Hz. Osman (ra) döneminde Bizans İmparatorluğuna karşı büyük zaferler kazanılmış, Ermenistan, Kafkas, Horasan, Merakeş, Kerman, Afrika ve daha pek çok bölge İslam Devleti'nin haritası içerisine alınmıştır.

 

HZ. OSMAN (RA)'IN İLK HUTBESİ

 

Hz. Osman (ra), halifeliğinin ilk hutbesini okumak için minbere çıktığında Allah'a hamdü sena ettikten sonra şunları söyledi:

“Ey Müslümanlar! Sizler İslamiyet’le gerçekleşen huzur ve güven nimeti içinde yaşıyorsunuz. Bu nimetle ömrünüzün sonuna yaklaştınız. Eceliniz hayırla sonuçlansın. Elinizden geldiği kadar gece gündüz çalışıp çabaladınız. Fakat şunu iyi bilin ki dünyanın mayası aldatıcılıktır. Dünya hayatı sizi aldatmasın. Allah'a karşı mağrur olmayın, gelip geçenlerden ibret alın. Başıboş, vurdumduymaz olmayın, uyanık olun. Allah gafil değildir. O, dünyayı seven, ona bağlanıp da her yerde hanlar, saraylar yaptıran bizden önceki insanlar şimdi nerede? Uzun süre saltanat süren dünya hanedanları neredeler şimdi? Dünya onlara vefasızlık etmedi mi? Bari bunlardan ders alın da Allah'ın hakir gördüğü dünyayı siz de olduğundan çok büyütmeyin. Ahirete, ezeli yurdunuz olan ahirete hazırlık yapın."

 

Hz. Osman (ra): “şu ayeti kerimede buna güzel bir örnek var” dedi ve ayeti okuyarak hutbesini bitirdi.

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:

 

“Onlara dünya hayatının örneğini ver. Gökten indirdiğimiz suya benzer. Onunla yeryüzünün bitkileri birbirine karıştı. Böylece rüzgârların savurduğu çalı çırpı oluverdi. Allah her şeyin üzerinde güç yetirendir.” (Kehf Suresi, 46)

 

HZ. OSMAN'IN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖĞÜTLER

 

“Geçmişten ibret alında hayra çalışan.

 Allah size dünyayı, onunla ahireti arayasınız diye vermiştir. Ona meyledesiniz diye değil.

Ecel erişmeden yapabileceğiniz hayırlı işler için acele ediniz.

Ey insanlar! Allah'ın emirlerine muhalefet etmekten sakının. Zira Allah'ın emirlerine muhalefet etmekten sakınmak bir ganimettir.

Kul, gözleri gördüğü halde Allah'ın kendisini kör olarak haşretmesinden korksun. Hikmetten anlayan için tek söz kafidir.

Manen sağır olanlar zaten hakkı duymazlar. Biliniz ki Allah kiminle beraber ise o hiçbir şeyden korkmaz."

 

PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV) HZ. OSMAN (RA)'IN ŞEHADETİNİ KENDİSİNE HABER VERMİŞTİR

 

Allah Resûlü (sav) Osman (ra)'a haber gönderip çağırttı ve şöyle buyurdu:

 

''Öldürülüp şehit olacaksın. Sabret. Allah sana sabır versin. Allah'ın sana on sene altı ay giydireceği hilafet gömleğine sakın çıkartma.'' (İmam Suyuti, Olağanüstü Yönleriyle Peygamberimiz (sav) el-Hasaisü'l-Kübra, Çeviri: Naim Erdoğan İz Yayıncılık, İstanbul, 2003, s. 729)

 

Dönüp giderken Allah Resûlü (sav) arkasından şöyle buyurdu:

 

''Allah sana sabır versin. Oruçluyken şehit edilip öleceksin. Orucunu benimle açacaksın.” (İmam Suyuti, Olağanüstü Yönleriyle Peygamberimiz (sav) el-Hasaisü'l-Kübra, Çeviri: Naim Erdoğan İz Yayıncılık, İstanbul, 2003, s. 729)

 

 Hz. Osman (ra) hicretin 35. yılında Miladi 657'de bazı isyancılar tarafından evinde şehit edilmiştir.

Peygamber Efendimiz (sav)’in Hz. Osman (ra) hakkındaki sözleri:

 

“Osman ümmetimin en hayalısı ve en fazla kerem sahibidir. Her peygamberin cennette bir refiki vardır. Orada benim yoldaşım Osman'dır. Osman benden, ben de Osman'danım.” [Taberani]

 

HZ. ALİ (RA) (599-661)

 

 Peygamber Efendimiz (sav)’in amcası Ebu Talip'in oğlu olan Hz. Ali (kv) küçük yaşta İslamiyet'i kabul eden ilk Müslümanlardandır. Ayrıca Resulullah Efendimiz (sav) damadı ve Ehli Beytindendir. Hz. Muhammed (sav)’in yanında büyümüş, onun eğitiminden geçerek yetişmiştir. Hiçbir zaman putlara secde ve ibadet etmemiş, yalnızca Allah'a secde etmiştir. Bu nedenle “(kv), Allah yüzünü şereflendirsin” sıfatıyla anılmıştır.

Hz. Ali (kv), İslamiyet'i kabul ettiği küçük yaşlardan itibaren Peygamberimiz (sav)’in en yakın yardımcılarından olmuş, vefatına kadar onun yanından ayrılmamıştır. Hicretten yaklaşık olarak 23 yıl önce Mekke'de doğan Hz. Ali (kv) Kuran ahlakını yaşamada Peygamberimiz (sav)’in örnek gösterdiği mübarek bir İslam halifesidir. İslam tarihinin en görkemli dönemlerinden olan dört halife döneminin son halifesi olmuştur. Hz. Muhammed (sav) sevgili tek kızı Hz. Fatıma'yı Hz. Ali (kv) ile evlendirerek onu kendisine damat etmiştir.

Hz. Ali (kv)’nin Hz. Fatıma'dan Hasan, Hüseyin ve Muhsin adında üç erkek, Zeynep ve Ümmü Gülsüm adında iki kızı olmuştur. Hz. Peygamber (sav)’in nesli Hz. Ali (kv) ve Hz. Fatıma'nın oğulları Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin'den devam etmiştir.

 

HZ. ALİ’NİN RESULULLAH (SAV)’E OLAN SEVGİSİ VE ÖRNEK İTAATİ

 

Muhammed bin Cerir-i Taberi Hz. Ali (as)’ın şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

 

Resulullah (sav) beni çağırdı ve şöyle buyurdu: “Ya Ali, Allah-u Teala kendi yakınlarımı uyarıp korkutmamı emretmiştir. Sen bizim için bir yemek yap. Sonra Abdülmuttalip oğullarını onlarla konuşmam için bir araya topla da iletmekle görevli olduğum şeyi onlara ileteyim. Ben de Resulullah'ın emri üzere onları bir araya topladım. Resulullah (sav) onlara hitaben şöyle buyurdular: “Allah-u Teala sizi ona davet etmekle beni görevlendirmiştir. Sizlerden hanginiz aranızda benim kardeşim, vasim ve halifem olmak istiyor? Orada bulunanların hepsi sustular. Onların hepsinden yaşça küçük olmama rağmen, ‘Ya Resulullah, ben senin yardımcın olmak istiyorum’ dedim. Resulullah (sav) elini benim boynuma koyarak şöyle buyurdu: ‘Bu şahıs benim sizin aranızdaki kardeşim, vasim ve halifemdir. Sözünü dinleyin ve emirlerine uyun.’” (Tarih-i Taberi, c.2, s.62. )

 

İLİM ÖNCÜSÜ BİR İSLAM HALİFESİ

 

Hz. Ali (kv)’nin öne çıkan özelliklerinden biri, Allah'ın izniyle sahip olduğu ilimdir. Sahip olduğu ilim, fıkıh metinleri ve hükümleriyle sınırlı kalmamış, matematik ve benzeri bilim dallarında da çağının öncülerinden olmuştu. Peygamber Efendimiz (sav), Hz. Ali (kv)’nin bu önemli özelliğini bir hadis-i şerifinde şöyle övmüştür:

 

“Ben ilmin şehriyim, Ali ise kapısıdır.” (Deylemi) 

 

 Hz. Ali (kv) daha çocukluğundan itibaren Peygamber Efendimiz (sav)'in yanında bulunmuş, Kuran ahlakını ve Kuran'ın hikmetlerini ondan öğretmiş, onun vahiy katipliğini yapmıştır. Hz. Ali (kv) eshab-ı kiramın en büyük fıkıh alimlerindendir.

 

Hz. Ali (kv)(as) şöyle derdi: ''Ben Allah'ın Resulünden duyduğum her şeyi mutlaka ezberler ve asla unutmazdım.'' (Bihârü'l-Envâr, c.35, s.329)

 

ADNAN OKTAR: (26 Aralık 2009) Peygamberimiz vahiy ile bildiriyor, o yüzden son derece bilgiliydi Hz. Ali (kv). Yani özel bilgileri de vardı.

 

HZ. ALİ (RA)’IN ÖRNEK CESARETİ

 

Hz. Ali (kv) ön plana çıkan diğer bir özelliği de örnek cesareti olmuştur. Hz. Ali (kv) Allah'tan başka kimseden korkmadan ve çekinmeden kararlılık göstermiş, hiçbir şart ve ortamda Kuran halkından taviz vermemiştir. Katıldığı tüm savaşlarda sancaktar olarak bulunmuş, sadece Tebük Seferine Peygamber Efendimiz (sav)’in emriyle Medine'de kaldığı için katılmamıştır.

Bedir Savaşı'nda henüz 25'li yaşlarındaydı ve İslamiyet'i koruyanların başındaydı. Yetmiş yara almasına rağmen son ana kadar Resulullah (sav)’in yanında savaşmaya devam etti. Uhud Savaşı'nda Hz. Ali (kv) müşriklerle savaşırken ve Hz. Peygamber (sav)’i korurken elindeki kılıcı kırılmış, bunun üzerine Hz. Muhammed (sav) kendi kılıcı olan elindeki meşhur Zülfikar adlı kılıcı vermiştir.

 

ADNAN OKTAR: (30 Ekim 2009) Tabii Hz. Ali (kv)’nin kılıcı da Mehdi'nin yanında olacaktır. Bir rivayette de vardır, Zülfikar o da buradadır. Hz. Ali (kv)’nin kılıcı. Topkapı’dadır biliyorsunuz. Peygamber Efendimiz (sav)'in kılıçları da yanında olacaktır. Onlar teberrüken kullanılacaktır Hz. Mehdi (as). Yani yanında bir süs ve güzellik olarak bir süre bulunduracaktır.

Hendek Savaşı'nda Arapların ünlü savaşçısı Amr bin Abdülvedd’i ağır bir darbe ile yere serdi. Hendek Savaşı'nın sonucunda Hz. Ali (kv)’nin bu başarısının önemli bir yeri vardır. Hz. Ali (kv) Hayber Savaşı sırasında Hayber Kalesi'nin kapısını eliyle kırmış ve bu kapıyı kendisi için kalkan olarak kullanmıştır.

 

ADNAN OKTAR: (19 Ekim 2010) Tam mücahit. Hz. Ali (kv)’yi 17 yerinden yaralanmışlardı. Aslanım benim. Ayakta aslan gibi de hala devam ediyor, 17 yerinden. Kılıç yarası aldı. İnşaAllah. Bir tane kılıç yarası alsa insan takla atar düşer yani. 17 yerinden yaraladılar benim aslanımı, maşallah. Aslan gibi yine ayaktaydı, Hayber Kalesinin kapısını söktü o adrenalinle, maşaAllah.

Mekke Fethedildiğinde Hz. Muhammed (sav) ile birlikte Kabe-i Muazzama'nın çevresindeki putları kırdılar. İçerisine girip oradaki putları da yerlerinden sökerek dışarıya attılar. Yüksekteki putların kırılması için Hz. Muhammed (sav) Hz. Ali'ye, ''Ya Ali, omuzlarıma bas çık, şunları indir, kır’' diye buyurdular. Hz. Ali (kv) Resulullah (sav)’in omuzlarına basıp putları indirdi. O anda yaşadığı coşkulu Allah aşkını anlatırken, ''Bana öyle geldi ki, dileseydim göğe ulaşabilirdim'' buyurmuşlardır.

 

HZ. ALİ’NİN DIŞ GÖRÜNÜMÜ VE GÜZELLİĞİ

 

Hz. Ali (kv) buğday tenli, yeşil gözlü, sık sakalları olan, güler yüzlü, geniş göğüslü, heybetli bir görünüşe sahipti.

 

ADNAN OKTAR: (23 Ekim 2009) Hz. Ali (kv) benim dedem. Aslan gibidir o. Böyle geniş omuzlu, yeşil gözlüdür Hz. Ali (kv). Pehlivandı onu biliyorsunuz. Yani müthiş güçlüydü. Hayber Kalesi'nin kapısını söktü. Kuvvetini, şiddetini oradan anlayın. Çok şakacıdır Hz. Ali (kv) sevecen, neşeli, dışa dönük bir insandır, hayat doluydu. Ben dedem Hz. Ali (kv), yani görenin nefesi kesilecek derecede yakışıklıydı.

 

HZ. ALİ’NİN BAZI LAKAPLARI

 

Şir-i Yezdan, (Allah'ın Aslanı)

Kuran-ı Natık, Konuşan Kuran)

 Haydar, (Arslan)

Haydar-ı Kerrar (Kahramanca, Döne Döne Düşmana Saldıran)

Murtaza, (Allah'ın Razı Olduğu Kişi)

Şah-ı Velayet, (Velilerin Şahı)

Emir-il Müminin, (Müminlerin Emiri)

Esedullah, (Allah'ın Arslanı)

Şah-ı Merdan, (Yiğitlerin Şahı)  

Seyfullah, (Allah'ın Kılıcı)

Sultan-ül Eshiya, (Cömertlerin Sultanı)

Ebu Turab, (Toprağın Babası)

 

 Hz. Ali (kv) 661 yılında Ramazan ayının 19. gününün sabahı Kufe Camii'nde sabah namazını kılarken İbni Mülcem'in zehirli kılıcıyla aldığı darbe sonucu şehit olmuştur.

Hz. Ali (kv) vefat etmek üzereyken buyurdu ki, ''Yeminle söylüyorum ki umduğuma kavuştum.''

 

RESULULLAH (SAV) HZ. ALİ (KV)’NİN ŞEHADETİNİ ÖNCEDEN HABER VERMİŞTİR

 

Resûlullah (sav) Hz. Ali'ye Ebu Turab yani toprağın babası künyesini vermiş ve şehadetini haber vermiştir. Allah Resûlü (sav) Hz. Ali (kv) ve Ammar Yasir'i yumuşak topraklar üzerine uzanıp uyurlarken gördü ve onları uyandırdı. Sonra elleriyle Hz. Ali (kv)'ye dokunarak şöyle buyurdu. ''Uyan ey Ebu Turap, toprağın babası, sana insanların en bedbahtını haber vermemi ister misin?'' buyurdu ve sonra ''Onlar iki kişidir.'' buyurdu. Biri Salih'in devesini öldüren Uhmir Semud, öteki ise Hz. Ali (kv)’nin kafasını işaret ederek buraya kılıcıyla darbe vurup sakalını kana bulayacak kişidir.” (MüsnediAhmed, c.4, s.263-264, 5/326, h.17857; s.327, h.17862; el-Müstedreku’s-Sahiheyn, 3:140, 3/151, h.4679; TarihulUmemivel Memluk 2:261, 408/2, Hicretin 2. Yıl olayları, es-Siretu’n-Nebeviyye, 2:236, 2/249; el-Bidayetuven-Nihaye 3:247, 303/2 hicretin 2. Yıl olayları.)

 

PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV)’İN HZ. ALİ (KV) HAKKINDAKİ SÖZLERİ

 

 “Ali'yi seven beni sevmiştir. Ona düşmanlık bana düşmanlıktır. Onu inciten beni incitmiştir. Beni inciten de elbette Allah'ı incitmiş olur. Her şeyin bir kanadı vardır. Bu ümmetin kolu kanadı da Ebu Bekir ve Ömer'dir. Her şeyin bir kalkanı vardır. Bu ümmetin kalkanı da Ali'dir.” (Hatib)

 

HZ. ALİ (RA)’IN DİLİNDEN HZ. MEHDİ (AS)

 

Hz. Ali (kv) kendi soyundan gelecek olan Hz. Mehdi (as)’a karşı coşkun bir sevgi duyuyordu. Bir sözünde Hz. Mehdi (as)’a ulaşmak için her türlü engelin aşılması gerektiğini belirtmiştir:

“Kapalı bir sandık içinde olsam dahi Mehdi (as)a katılmak için kilidini kırar çıkarım. Çünkü orada Allah'ın halifesi Mehdi (as) vardır.”

 Bir diğer sözünde ise Hz. Mehdi (as) için dua etmiş ve “onu ne de çok görmek isterdim” diyerek Hz. Mehdi (as)'a olan sevgisini ve özlemini belirtmiştir:

 

Sonra Hz. Mehdi (as)'ın sıfatlarını sayarak buyurdu ki: “İçinizdeki en geniş sığınaktır. İçinizde ilmi en çok olandır. Ve dostlarını, sevdiklerini en fazla arayıp sorandır. Allah'ım, onun zuhurunu, hüzünlerin giderilmesine vesile kıl ve ümmetin dağınıklığını onunla topla. Eğer Allah seni muvaffak kılarsa, onun biatına koş, ona tabi ol ve ondan asla vazgeçme. Eğer muvaffak olur da ona ulaşır ve hidayet olursan, ondan asla vazgeçme. Ah!” ve eliyle gözünü göstererek “onu ne de çok görmek isterdim.” (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 252)

 

 Peygamberimiz Hz. Mehdi (as)’ın adını biliyordu ancak açıklanmaması için Hz. Ali (kv)'den söz almıştı.

Cabir, Ebu Cafer'den naklediyor: “Ömer, iman edenlerin prensine, Hz. Ali'ye, Mehdi hakkında sorunca şöyle dedi: Ya İbn Ebu Talib, bana Mehdi'yi anlat. Adı nedir? İman edenlerin prensi Hz. Ali (kv) dedi ki: Benim sevgili ve yakın dostum Peygamberimiz (sav) dedi ki: Yüce Allah, onu ortaya çıkarana kadar onun, Hz. Mehdi (as)'ın adını kimseye söylememem için benden söz aldı. Onun, Hz. Mehdi (as)'ın adı Yüce Allah'ın elçisine emanet ettiği bilgilerden biridir.

 

ADNAN OKTAR: (8 Nisan 2010) EvelAllah. EvelAllah. Nasıl? Dünya hakimiyetinin intikamını alıyor. Yani değil mi? Hani soyu kesikti Peygamberin? Değil mi? İşte o tahakkuk edecek, Peygamberin neslinin dünya hakimiyeti tahakkuk edecek. İnşaAllah. Milyonlarca Seyyid ayaklanacak inşaAllah. Mânen. “Kanımızı talep edecektir” diyor. Mehdi'nin alnına sürülmüştür. Hasan (ra)'ın, Hüseyin (ra)’ın ve Ali (kv)'nin kanı. Onların intikamını alacak. İntikam nedir? Dünya hakimiyetidir. Küfrün yeryüzünden sinilmesidir. Tabii, üç çizgi olarak alnına sürüldü. İnşaAllah.

 

A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500

Dört halife
Halife
İslam halifesi
PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
flv
mp3
mp4
mp4
youtube