"Kuran Darwinizm'i yalanlıyor 3" belgeselinden
Hz. Adem'in ilk insan olmadığı yönündeki yanılgı
Evrimle yaratılış olduğu yanılgısına kapılmış olanların iddialarından biri, Hz. Adem (as)’ın ilk insan olmayabileceği, hatta kendisinin insan olmayabileceği şeklindedir. -Hazret-i Âdem (as)’ı tenzih ederiz- Bu yanılgıya kendilerince delil olarak şu âyeti gösterirler:
“Hani Rabbin meleklere: Muhakkak ben yeryüzünde bir halife var edeceğim demişti. Onlar da: Biz seni şükrünle yüceltir ve sürekli takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar akıtacak birini mi var edeceksin? dediler. Allah: Şüphesiz sizin bilmediğinizi ben bilirim dedi.” (Bakara Suresi, 30)
Bu kimseler ayetteki “halife var edeceğim” ifadesinde geçen “ceâle” fiilini “tayin etmek” olarak Türkçe'ye çevirirler. Buradan da Hz. Âdem (as)’ın ilk insan olmadığı, birçok insan arasından halife tayin edildiği gibi yanlış bir sonuç çıkarırlar. Oysa “ceâle” kelimesinin yalnızca “tayin etmek” anlamı yoktur. Bu fiil Kuran'ın pek çok yerinde “yaratmak, bar etmek, icat etmek, çevirmek, yapmak, koymak, kılmak” gibi farklı anlamlarda kullanılmaktadır. “Cehale” fiilinin geçtiği ayetlerden bazıları şöyledir:
“Sizi tek bir nefisten yarattı. Sonra ondan kendi eşini var etti (ceale). Ve sizin için davarlardan sekiz çift indirdi.” (Zümer Suresi, 6)
“De ki: Sizi inşâ eden, size kulak, gözler ve gönüller veren (ceale) O'dur. Ne az şükrediyorsunuz!” (Mülk Suresi 23)
“Ve ayı, bunlar içinde bir nur kılmış, güneşi de aydınlatıcı ve yakıcı bir kandil yapmıştır (ceale).” (Nuh Suresi, 16)
“Allah, yeri sizin için bir yaygı kıldı (ceale).” (Nuh Suresi, 19)
Sözü geçen ayetlerde de görüldüğü gibi, “ceale” kelimesi “tayin etmek” anlamının dışında, Kuran'da çok çeşitli anlamlar da kullanılmıştır. Kaldı ki, “ceale” kelimesine “tayin etmek” anlamı verilse dahi, buradan evrimle yaratılış olduğu gibi sapkın bir sonuca varmak, Kuran ahlakına uygun olmayan bir yorumdur.
Bilindiği gibi, Hz. Adem (as) yaratılmadan önce, meleklerin, cinlerin ve şeytanın yaratılmış olduğu Kuran'da haber verilmektedir. Hz. Âdem (as)’ın yaratıldığında meleklerden kendisine secde etmeleri istenmiş, cinlerden olan iblis dışında hepsi secde etmiştir. Dolayısıyla söz konusu ayetteki “celâle” kelimesine “tayin etmek” anlamı verilse dahi, bununla Hz. Âdem (as)’ın meleklere ve cinlere halife tayin edilmiş olduğunun ifade edildiği açıkça görülmektedir. En doğrusunu Allah bilir.
Bunun dışında Hz. Âdem (as)’ın yeryüzüne indirildikten sonra kendi zürriyetinden oluşan bir insan topluluğuna imam tayin edilmiş olması da yine tayin etme ifadesinin anlamı içindedir.
Tüm bunlardan anlaşılacağı gibi ayette geçen “ceale” kelimesi bazı kimselerin iddia ettiği gibi Hz. Âdem (as)’ın kendisiyle birlikte önceden beri var olan birçok insan içinden seçilen biri olduğu anlamına gelmemektedir. Kuran'ın hiçbir ayetinde bu iddiayı destekleyen bir ifade bulunmamaktadır. Tek bir kelimeden yola çıkarak böyle olmadık yorumlar yapmak ciddi bir akıl ve muhakeme eksikliğinin belirtisidir. Ayrıca pek çok ayette Hz. Adem (as)’ın topraktan yaratıldığı belirtilmektedir. Hz. Adem (as)’ın diğer insanları içinden bir insan olmadığı, ilk insan olduğu, özel ve farklı bir yaratılışa sahip olduğu bu ayetlerden de açıkça anlaşılmaktadır. Bu ayetlerden biri şu şekildedir:
“Şüphesiz, Allah katında İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ona 'ol' demesiyle o da hemen oluverdi.” (Al-i İmran Suresi, 59)
Kuran'da Hz. Âdem (as)’ın ilk insan olduğu hakkında verilen bir diğer önemli bilgi de, işledikleri hata nedeniyle kendisinin ve eşinin cennetten çıkarılmasıdır. Ayetler de şu şekilde buyrulmaktadır:
“Ey Ademoğulları! Şeytan, anne ve babanızın çirkin yerlerini, kendilerine göstermek için, elbiselerini sıyırtarak, onları cennetten çıkardığı gibi, sakın sizi de bir belâya uğratmasın. Ve dedik ki: Ey Âdem! Sen ve eşin cennette yerleş. İkiniz de ondan, neresinden dilerseniz, bol bol yiyin. Ama şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz. Fakat şeytan, oradan ikisinin ayağını kaydırdı ve böylece onları, içinde bulundukları durumdan çıkardı. Biz de, kiminiz kiminize düşman olarak inin, sizin için yeryüzünde belli bir vakte kadar bir yerleşim ve meta vardır dedik.” (Bakara Suresi, 35-36)
Ayetlerdeki ifadeler çok açıktır. Allah, Hz. Âdem (as)’ı topraktan yaratmıştır. Hz. Âdem (as) özel bir yaratılışa sahiptir ve bu özel yaratılış onun önce cennette bulunmasından daha sonra da buradan çıkarılmasından anlaşılmaktadır.
Ancak evrimsel yaratılış yanılgısını savunanlar apaçık olan bu gerçekleri görmezden gelirler. Ayetlerde geçen cennet kelimesinden “ahiretteki cennet değil, dünyadaki güzel mekanlar kastedildiği” şeklinde akıl dışı yorumlar getirirler. Kuran'da Hz. Adem (as) ve eşinin önce cennete yerleştirildikleri, sonra oradan yeryüzüne indirildikleri çok açık biçimde bildirilmektedir. Ayette geçen “cennet” ifadesinden dünyanın güzel mekanlarının kastedildiğine dair iddianınsa hiçbir Kurani delil ve dayanağı bulunmamaktadır. Bu iddia bütünüyle zan ve tahmine dayalı hayali bir yorumdan ibarettir. Ayetlerdeki ifadeler son derece açıkken bu tür akıl ve mantık dışı yorumlarla Kuran'da evrim teorisine delil arama çabasına girmek çok hatalı bir davranıştır. Tüm insanların Hz. Âdem (as)’dan geldiğini yani Hz. Âdem (as)’ın ilk insan olduğunu haber veren pek çok ayet vardır. Bu ayetlerden biri şöyledir:
“Hani Rabbin, Âdemoğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefislerine karşı şâhitler kılmıştı. Ben, sizin Rabbiniz değil miyim demişti de, onlar, evet şâhid olduk demişlerdi. Bu kıyâmet günü, biz bundan habersizdik dememeniz içindir. Ya da, bizden önce ancak atalarımız şirk koşmuştu, biz ise onlardan sonra gelme bir kuşağız. İşleri, batıl olanların yaptıklarından dolayı bizi helak mı edeceksin, dememeniz için.” (A’raf Suresi, 172-173)
Kısacası Hz. Âdem (as) ilk insandır. Allah'ın ilk elçisidir ve tüm insanların atasıdır. Bu konudaki ayetler herhangi bir yoruma yer bırakmayacak derecede açıktır. Kuran'ı samimi bir kalple, vicdanının sesini dinleyerek, ihlasla okuyan bir kimse Allah'ın izniyle ayetleri gereği gibi anlayıp gerçeği görecektir.