Yazar Arif Aslan
Sunucu: Hocam Doğu Türkistan'da son günlerde bildiğiniz gibi kamu çalışanlarına ve öğrencilere oruç tutması yasaklandı. Suriye'de Esed rejiminin kendi Müslüman halkına da yapmış olduğu bir zulüm var. Yine Arakan'da devam eden bir zulüm var. Bunlar hakkında Hocam ne düşünüyorsunuz? Artık İttihad-ı İslam'ın zamanı geldi mi?
Arif Aslan: Ben işte zaten bunlar neden kaynaklanıyor? Zamanı geldi mi değil, zamanı geçti. Çoktan geçti. Müslümanların birlik beraberlik olmasının 1400 sene önce Allah-u Teala ayeti kerimesiyle en başta “Allah'ın ipine sımsıkı sarılın,” birlik beraberlik içerisinde olun, “sakın ayrılıp dağılmayın.” Ayrıca başka bir ayette ayeti kerimesiyle “birbirinizle tartışmayın, nizaya düşmeyin,” efendim kavga etmeyin, darılmayın, gücenmeyin, gönül koymayın. Yunus misal, “dövene elsiz sövene dilsiz olun.” Ayet-i Kerime'de buyuruluyor. “Sonra rüzgarınız gider,” havanız gider. Yani sizi kimse dinlemez, takmaz diyor, tabiri yerindeyse. Takmıyorlar, ondan kaynaklanıyor bu.
İttihad-ı İslam Bediüzzaman'ın da ısrarla üzerinde durduğu ve sizin de, Allah razı olsun hemen her programda üzerinde durduğunuz, bu konuda kitaplar yazdığınız ve özel gayretlerle çalışmalarla insanlığın sosyal medyada da paylaşarak uyanmasını sağlamaya çalıştığınız ya da uyardığınız diyeyim.
Ben size bir konu olarak zamanı çoktan gelmiş de geçmiş bile, yani biz birlik beraberlik olsaydık ne Arakan'da, ne Bangladeş yakınlarındaki yer neydi, ben ismini bile bilmiyorum. Bu Hinduların parçaladıkları çocuklar, kadınlar. Ondan sonra Esed, onun yaptığı zulümler, daha önce Saddam'ın yaptığı zulümler, Firavun'un, haddi hesabı yok ki bunlar. Ahir zamanın belaları, musibetleri, bakterileri diyeyim, tabiri yerindeyse, Firavunları. Dolayısıyla bunların zulümlerine fırsat verilmemiş olurdu ama belki de. Yaşayacağımız varmış.
Bu Serdengeçti'nin şiirinde Yunanlılara işte “vur eski kölesi” diye başlıyor ya, “vur ki ülke uyansın” diyor. Yani düşmanlar bizim ifademiz ve hızımız. Bize lazım olan uyarıcılarımız. Bunu böyle kabul etmek lazım. “Ey düşmanım sen benim ifadem ve hızımsın. Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın” diyen merhum Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in dediği gibi. Bunlar bizi uyarıp da birlik ve beraberliğimizi sağlamaya vesile olmalı.
İttihad-ı İslam için ne lazım geliyorsa maddi-manevi yapılmalıdır. Tabii bunları siyasiler ayrı kanaldan çalışarak yapmalı. Dindarlar, kanaat önderleri ayrı kanaldan, bizim gibi insanları uyarma görevi olan insanlar da böyle teşvik ederek, uyararak yapmalı ama inanın hakikaten çok iyi, çok yerinde bir soru sordunuz. Hemen yapılmalı bunlar. Çok acil olarak yapılmalı. Yoksa öbür türlü Müslümanların inleyen zulümleri iftarımızı da kana boyuyor, sahurumuzu da kana boyuyor ve bizim de içimizi yakıyor. Onlar orada aç-susuz savaşırken şu anda orada Suriye'de savaşıyor insanlar. Belki de birkaç kişi öldü, birkaç kişi yaralandı. Onlar aç-bilaç şey yaparken yani biz rahat iftar edemiyoruz. Vicdanen rahat olamıyoruz hiçbir zaman. Onun için bir an evvel bunun çözümü neredeyse olmalı.
Ama ben bunu şuna da bağlıyorum biraz. Belki ikinci soruyu soracaktın, üçüncü soruyu da soracaktın. Ben hepsini özetlemiş olayım. Neden birleşilmiyor Hocam gibi bir soru gelecekse, o halde, neden sağlanamıyor? Bu biraz ahestelelik ediyoruz. Biraz da birbirimizi yeteri kadar sevmiyoruz. Bizi bize sevdirecek olan ahir zamanın önemli zatlarını, haberci olarak gelenlerle tehlike olarak gelenlerin teliflerini yapabilmek ve bunların arasındaki farkı görebilmekle alakalı bir şey bir de bu. Deccalı tanıyabilmekle alakalı. Mehdi'yi ve Mehdiyet'i tanıyıp bilebilmekle alakalı. Birlik ve beraberlik böyle bunlara bağlıdır. Mesihiyetin ne demek olduğunu bilmeyle alakalı bir şeydir.
Yani durup dururken şimdi esnaf adam, Müslüman bir adam ne diyeceksin sen ona İttihad-ı İslam ile ilgili? Ha yapalım yapalım kardeşim diyecek. Böyle değil ki bu. Adamlar 100 yıl önce kurmuşlar birliklerini, Avrupalılar, Avrupa Birliği kurmuşlar. Hristiyan Kulübü diyorlar, gizleseler bile. Bizim için sakıncası var mı? Adam bir şeye inanıyorsa birlik beraberlik olacaktır. Sen kendi canına yan, sen kendi derdine yan. Sen olamadıysan başkaları olmasın mı? Madem onlar oldu, biz de olalım yani. Kendi birliğimizi sağlayalım. Onlara yamanmaya, kapılarında dilenmeye gerek yok bence. Yani İttihad-ı İslam'ı kurarsak onlar bizim kapımıza geleceklerdir. İnanın Avrupa bütün sermayesini tüketti. Batı maddi-manevi, ahlaki, dini her şeyini tüketti. Yani petrolü tükettikleri gibi maneviyatı da tükettiler. Enerjileri de bitti. Bu yüzden bence buna acil olarak dünyanın ihtiyacı var. Dünyanın ihtiyacı var. Hem bizim elimize bakanların, bir zamanlar himayemizde olan işte Filistin olsun, Suriye olsun, daha başka yerler olsun, Suudlar olsun, Batı Balkanlardakiler olsun, efendim Kuzey cephemizdeki Türkler olsun, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetleri olsun elimize bakanlarla bizim birlik ve beraberliğimizle harekete geçecek olan daha birçok milletler var, insanlar var, devletler de var. Bize bağlı bunlar. Bizim birlik ve beraberliğimize bağlı. Bu işin başını çekip de bir an evvel gerçekleştirmek lazım. Bunun vebali de bizi götürür. Onu da söyleyeyim. Siz bir soru sordunuz ama ben bu konuda derin olarak düşünülmesi gerektiği kanaatindeyim. Bir tahşidat mahiyetinde söylüyorum. Bu birliği sağlayamazsak bu asrın insanların tamamı sorumludur. Tamamımız sorumlu oluruz. O çünkü dökülen her kan da o zaman bizim payımız var demektir. Allah muhafaza buyursun.
Sunucu: Allah korusun Hocam. Allah razı olsun Hocam. Çok teşekkürler.
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500