Embriyonun farklılaşması
"İnsanın yaratılışı" belgeselinden
Embriyonun farklılaşması
Yaşam dolu bir gezegen olan dünyamızda sayılamayacak kadar çok türde tek hücreli canlı yaşamaktadır. Bu tek hücrelerin hepsi bölünerek çoğalırlar ve çoğalırken de kendilerinin kopyasını oluştururlar. Anne rahminde gelişen embriyo da tek hücreli bir canlı olarak hayata başlar ve bu hücre kendini kopyalayarak çoğalır. Bu durumda eğer özel bir düzenleme olmasaydı, doğacak bebeğin hücrelerinin de tıp atıp aynı olması ve sonuçta ortaya bir insan değil, şekilsiz bir et yığını çıkması gerekirdi. Ancak böyle bir şey olmaz. Çünkü hücreler başıboş değildir.
Doğumdan birkaç hafta sonra kendilerine verilen gizli bir emirle birbirlerinden farklılaşmaya başlarlar. Şu anda bütün bilim adamları tarafından mucize olarak nitelendirilen bu değişime şahit oluyorsunuz. Şuursuz hücreler iç organları, iskeleti ve beyni inşa etmeye koyulmuşlardır. Bu iki küçük boşluğun içinde beyin hücreleri oluşmaya başlamıştır. Elektron mikroskobuyla çekilen izlediğiniz görüntü beynin ilk oluşumunu gösterir. Beyin hücreleri burada hızla çoğalacak ve bu inşaat sonucunda bebek toplam 10 milyar beyin hücresine sahip olacaktır.
Şu anda beyin hücrelerinin oluşumunu görüyorsunuz. Bu hücre topluluğuna her dakika 100 bin yeni hücre eklenir. Oluşan her yeni hücre nereye ait olduğunu ve hangi hücrelerle bağlantı yapması gerektiğini önceden bilirmişçesine hareket eder. Her hücre sonsuz ihtimal içinden kendisine ait yeri bulur. Bağlanması gereken hücre ile bağlanır.
İnsan beyninde yüz trilyon bağlantı vardır. Hücrelerin bu trilyonlarca bağlantıyı doğru olarak yapabilmeleri için insan aklının çok üzerinde bir akıl göstermeleri gerekir. Oysa hücrelerin herhangi bir aklı yoktur. Sadece beyin hücreleri değil, embriyonun içinde bölünerek çoğalan hücrelerin her biri ilk oluştukları yerden bulunmaları gereken noktaya doğru göç eder ve her biri kendisi için planlanmış yeri bulur. Burada hangi hücrelerle bağlantı kurması gerekiyorsa o hücrelerle bağlantı kurar.
Peki, hiçbir bilinci olmayan bu hücrelere bu akılcı planı izlettiren kimdir? Prof. Dr. Cevat Babun'a bu soruya şöyle cevap vermektedir:
“Aynı olan bütün bu hücreler nasıl oluyor da birdenbire bir yerden bir emir almış gibi hepsi ayrı ayrı yerlere göç ederek ayrı ayrı organların oluşmasını sağlamaya çalışırlar. Bu açıkça gösteriyor ki bu aynı olan hücreler, ne yapacaklarını bilmeyen hücreler, bütün genetiği, DNA’ları aynı olan hücreler bir yerden bir emir alarak bazıları beyni, bazıları kalbi, bazıları ise diğer organları teşkil ederler.”
Anne rahmindeki inşaat aralıksız devam etmektedir. Değişim geçiren hücrelerden bazıları da birden kasılmaya ve gevşemeye başlar. Ardından bu hücrelerin yüz binlercesi bir araya gelir ve kalbi oluştururlar. Bu kalp bir ömür boyu atmaya devam edecektir.
Birazdan çok büyük bir mucizeye şahit olacağız. Birbirlerinden bağımsız bir şekilde duran bu hücreler aslında damar hücreleridir. Sonra birden bu hücreler birbirlerine tutunmaya ve kendi aralarında bağlantılar kurmaya başlarlar ve hücreler damarları oluştururlar. Bu muhteşem görüntüyü bir kez daha izleyelim.
Acaba bu hücreler bir damar oluşturmaları gerektiğini ve bunu nasıl yapacaklarını nereden öğrenmişlerdir?
Bu, bilim dünyasının cevabını bulamadığı sorulardandır. Sonuçta damar hücreleri mükemmel bir boru sistemi yaparlar, üzerinde hiçbir çatlak ya da delik olmaz. Damarların iç yüzeyi adeta usta ellerle yapılmış gibi pürüzsüzdür. Bu mükemmel damar sistemi bir süre sonra bebeğin vücudunun her noktasına kan taşımaya başlayacaktır.
Damar ağının toplam uzunluğu 40 bin kilometreden fazladır. Bu mesafe dünyanın çevresinin toplam uzunluğu kadardır.
Anne karnındaki gelişme durmaksızın devam eder. Beşinci haftada embriyonun kolları ve bacakları görülebilir hale gelmiştir. Bu çıkıntı bir süre sonra kol olacaktır. Bazı hücreler de elleri yapmaya başlarlar. Ancak bu hücrelerin bir kısmı bir süre sonra çok şaşırtıcı bir şey yapar. Binlerce hücre topluca intihar eder. Acaba hücreler ne için kendilerini öldürmektedir? Bu ölümler çok önemli bir amaca hizmet etmektedir. Belirli bir hat üzerinde ölen hücrelerin ölü bedenleri parmakların oluşumu için gereklidir. Diğer hücreler ölü hücreleri yerler ve bu bölgelerde boşluklar oluşur. Bu boşluklar parmak arası boşluklardır.
Peki, binlerce hücre niçin böyle bir fedakarlıkta bulunur? Nasıl olur da bir hücre doğacak bebek ileride parmaklara sahip olsun diye kendini öldürür? Ölümünün böyle bir amaca hizmet ettiğini hücre nereden bilir?
Tüm bunlar insanı oluşturan bütün hücrelerin Allah tarafından yönetildiğini bir kez daha göstermektedir.
Bu arada bazı hücrelerde bacakları yapmaya başlamışlardır. Hücreler, embriyonun dış dünyada yürümeye ihtiyacı olacağını bilemezler. Ancak yine de embriyo için bacaklar ve ayaklar yaparlar.
Şu anda dört haftalık bir insanın yüzüne bakıyorsunuz. Bu aşamada embriyonun başının her iki tarafında birer oyuk oluşur. İnanması güçtür ama bu oyukların içine gözler inşa edilecektir. Altıncı haftada gözler oluşmaya başlar. Hücreler aylar boyunca akıl almaz bir plan içinde hareket eder ve gözün farklı bölümlerini teker teker oluştururlar. Bazı hücreler korneayı, bazı hücreler göz ve beyni, bazı hücreler de merceği yaparlar. Her hücre yapması gereken bölümün bitiş sınırına geldiğinde durur ve 40 ayrı tabakadan oluşan göz kusursuzca inşa edilir. Böylece dünyanın en mükemmel kamerası olarak kabul edilen göz anne karnında yoktan var edilir.
Doğacak insanın gözünü açtığında renkli bir dünyayla karşılaşacağı hesap edilmiş ve bu dünyaya uygun bir göz yaratılmıştır.
Doğacak insanın duyacağı sesler ve dinleyeceği müzikler de hesap edilmiştir. Bu sesleri dinleyecek kulaklar da anne karnında inşa edilir.
Hücreler, yeryüzünün en kaliteli ses algılama cihazını oluştururlar. Bu görüntüler, işitmenin ve görmenin Allah'ın insana bahşettiği büyük nimetler olduğunu bize bir başlar daha hatırlatmaktadır. Nitekim Allah Kuran'da şöyle buyurur:
“Allah, sizi annelerinizin karnından hiçbir şey bilmezken çıkardı ve umulur ki şükredersiniz diye işitme, görme ve gönüller verdi.” (Nahl Suresi, 78)
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500
