Filin ön dişleri - Yaşayan Fosiller
ONUR YILDIZ: Evet merhabalar, bugün 40 milyon yıl önce yaşıyor olan bir filin dişlerinin fosiliyle şu an karşınızdayız. Dişler biliyorsunuz canlılarda en sağlam maddedir. Mine denen tabaka elmastan da sağlamdır. Dünyanın en sert, en sağlam malzemesidir mine tabakası. Ondan dolayı da en çok kolay bir şekilde fosili kalan yapıdır dişler. Her canlının dişini bulmak o yüzden çok kolay oluyor. Hemen fosilleşebiliyor. Çünkü çok sağlam olduğu için kırılması veya yıpranması çok zor hale geliyor.
Şimdi fillerle ilgili birkaç kısa bilgi vereyim. 8 tonla 5 ton arasında ağırlıklara sahip, çok ağır, yeryüzünün karada yürüyen, şu an için en ağır canlıları şu an günümüzde yaşayan. Şimdi 40 milyon yıl önce de bunların var olduğunu biz bugün nereden öğreniyoruz? Fosillerden. Karşımızda bir fil dişi fosil var. Tam 40 milyon yaşında. Fakat halka açık çocukların dahi çok kolay ulaşabileceği bir bilgi kaynağı var. Wikipedia biliyorsunuz internette. Onda şöyle yazıyor: “Filler, önceki atalarından evrimleşerek günümüze kadar gelmiş olan canlılardır. 37 milyon yıl önce su aygırına benzer bir ataları vardı. Onlar o zaman yaşıyordu” diyor.
Fakat bizim şu an gösterdiğimiz fosil 40 milyon yaşında. Daha ilk cümlesinde hemen bir yalanla başlamış oluyor. Bakın 40 milyon yaşında bu fosil günümüzde yaşayan fil ile tıpatıp aynıdır. Öyle su aygırına benzer bir atası falan bu tip masallar söylemeye hiç gerek yok. Çünkü doğru şu an karşınızda. Biz bunu toprağın altında hazır olarak buluyoruz. Paleontoloji bize bütün bu milyarlarca fosili hazır olarak karşımıza çıkartıyor.
Bilim insanına düşen somut bir şekilde, objektif bir şekilde inceleyip tarafsız yorum yapmaktır. Biz bunu incelediğimizde bunun tamamen günümüzdeki bir file ait olduğunu görüyoruz ve hiçbir fark, hiçbir evrim tarzı bir şeyin yaşanmamış olduğunu net gözler önüne seriyoruz, inşaAllah. Yani paleontoloji seriyor, biz de onu bilim eşliğinde söylemiş oluyoruz.
Fillerin kendi aralarında haberleşmek için kullandıkları bir ses frekansı var. Buna infrared yani 50 ile 60 Herz aralığında bir ses dalgasıyla yayılım yaparak kilometrelerce, yaklaşık 10 kilometrenin üzerinde yayılım gösteren bir ses dalgasıyla haberleştiklerini bugün bilim insanları ortaya koyuyorlar. Çünkü çok geniş arazilere yayılıyorlar. Mesela Afrika'da ve büyük cüsselerinden dolayı sıcak altında çok fazla hızlı bir şekilde hareket edemediklerinden dolayı kendi kolonisinin kendi popülasyonuna ait diğer fillerle bu tarz uzaktan haberleşme yöntemini Allah onlara bahşetmiş durumda.
Şimdi önümüzde bir diş fosili var ve filin 50-60 Herz aralığında bir ses dalgasıyla haberleştiğini şu an bilim ortaya koyuyor. Ve filin ön dişleri ömür boyunca sürekli uzayan, ticari kaygıların dolayı da fillerin katledilmesine yol açan bir yaratılışa sahip. Yani sürekli uzayan iki tane ön dişe sahip. Fakat hangi akıl ve hangi bilgi sahibi ön dişlerin sürekli uzamasını vesile ederken, onu o şekilde tayin ederken, elinde tutmuş olduğumuz arka dişlerin hiçbir şekilde ön dişler gibi sürekli uzamamasını sağlamaktadır. Yani DNA'ya ön dişleri uzatan, arka dişleri ise uzatmayan, sabit bırakan bilgiyi koyan akıl kime aittir? Şüphesiz ki yüce Allah'a aittir. Eğer dişler istenilen boyutta olmasaydı o zaman o frekansta sesin de muhakkak ki çıkarılması mümkün olmayacaktı ve fillerin haberleşme sesi sekteye uğrayacaktı. 40 milyon yıl önce Wikipedia'nın söylediği evrim safsatasının aksine bugün paleontoloji 40 milyon yıl önce de fillerin günümüzdeki filler ile aynı olduğunu ortaya koymaktadır.