"Gelin Birlik Olalım" belgeselinden.

GELİN BİRLİK OLALIM - GİRİŞ

20. YÜZYIL

Huzurdan uzak, çatışmalarla, savaşlarla geçmiş olan 100 sene. Geride bırakılan yüz milyonlarca evsiz, sakat ve ölü kimse.

İçinde yaşadığımız yeni yüzyılda da dünya genelinde şiddet ve zulüm hüküm sürüyor. Birçok masum insan, farklı milletlerin arasındaki gerilimler yüzünden acı çekiyor. Dünyanın dört bir tarafında insanların çoğu evlerinden dışarı çıkmaya cesaret dahi edemiyor. Her gün yüzlerce kişi akrabalarının, dostlarının, anne veya babalarının bir çatışmada yaralandığını ya da öldüğünü haber alıyor.

Tüm bunlara rağmen kimi insanlar dayanışmanın ve yardımlaşmanın sağlanması yerine medeniyetler arasında bir çatışma ortamı oluşturmak için çaba harcıyor. Ancak bu çabanın makul karşılanması ve buna karşı kayıtsız kalınması mümkün değildir. Çünkü medeniyetler arasında doğacak bir çatışmanın insanlık için büyük bir felakete neden olacağı çok açıktır. İşte böyle bir felaketin engellenmesinin en önemli yollarından biri medeniyetler arasında iş birliğinin güçlendirilmesinden geçmektedir. Üstelik bu çok kolaydır. Çünkü İslam ve Batı dünyası arasında, bazılarının iddia ettiği gibi derin farklılıklar yoktur. Tam tersine bu belgeselde delilleriyle ortaya koyacağımız üzere, İslam medeniyeti ve Batı medeniyetinin temelini oluşturan Musevi Hristiyan kültürü arasında pek çok ortak yön bulunmaktadır. Bu ortak yönler temel alınarak dünyadaki sorunları el birliğiyle çözüm bulmak çok kolay olacaktır.