HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
ESERLER
KitaplarMakalelerVideolarGörsellerSeslerAlıntılarDiğer
KONULAR
VatikanSosyalizmAydınlanma çağıFransız DevrimiDönmeSabetayistJakobenizmMasonik MedyaSiyasi SiyonizmJön Türkİttihat ve TerakkiAbdülhamitAnti-NaziDünya Siyonist ÖrgütüNuremberg KanunlarıMussolini1. Dünya savaşıAdolf EichmannGoyimRothschild HanedanıThink-TankCFRRockefellerSoğuk SavaşStalinEkim DevrimiSovyetler BirliğiBilderbergVietnamAIPACLobiFuarGüneydoğuYunanistanYeni Dünya DüzeniKızıldenizJeopolitikGaziVergiGümrük2023AntilopBoğaAvrasya İslam ŞuarasıNobel Barış ödülüHastaneSosyal Güvenlik KurumuAli BabacanTurgut ÖzalSuikastGaffar OkkanMuhsin YazıcıoğluRosette NebulaAstronomiGül
Harun Yahya © 2025
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Her an her saniye

Her an her saniye

Harun Yahya
27838
26 Ekim, 2017
HD Belgeseller
İman Hakikatleri ve Yaratılış Mucizesi

Her an her saniye

 

Siz bu filmi izlerken geçen her saniyede gözünüzde yaklaşık 100 milyar işlem yapıldı. Vücudunuzda 8 milyon hücre ördü. Ölen hücrelerin yerine 8 milyon yeni hücre yaratıldı. Her hücre ortalama 2000 protein oluşturdu. Vücudunuzda 2,5 milyondan fazla alyuvar hücresi üretildi. Kalbiniz 83 santimetre küp kan pompaladı. Anne karnındaki bir ceninde 5000 tane sinir hücresi üretildi. Aydan yola çıkan ışık gözünüze ulaştı. Güneşten gelen her bir foton 300 bin kilometre yol kat etti. Yağmurlarla yeryüzüne 16 milyon ton su indi. Yeryüzünde 100 şimşek çattı. 4 bebek dünyaya geldi.

Kendi içinizde ve etrafınızda her an, her saniye gerçekleşen bu olayların ne kadar farkındasınız? Dahası bu olayların her birinin gerçekte çok büyük birer mucize olduğunu biliyor musunuz?

 Günlük hayatın yoğun temposuna dalan insanların büyük çoğunluğu, gerçekten ne kadar mükemmel bir sistemin içerisinde yaşadığından habersizdir. Kendi yaşamının binlerce farklı olayın belirli bir düzen içerisinde işlemesine bağlı olduğunu dahi fark etmez.

Oysa hem kendisinin hem de evrendeki canlı cansız tüm varlıkların ayakta kalmaları, muhteşem bir sistemin hassas ve kusursuz bir biçimde işlemesiyle mümkün olmaktadır. Bu muhteşem sistemin sayısız halkalarından her biri diğerleriyle mükemmel bir uyum ve bağlantı halinde işler.

 Bu halkalardan yalnızca bir tanesi olmasa veya işleyişinde bir problem olsa, insanın hayal bile edemeyeceği aksaklıklar meydana gelebilir. Belki de bu durum, dünyadaki canlılığın tamamen yok olmasına neden olabilir.

Dünyamız, bildiğimiz ve bilmediğimiz birçok hassas dengelin hiç bozulmadan korunması sayesinde varlığını sürdürür. Evrenin genişleme hızı ve kütlesi, galaksilerin ve bu galaksilerde bulunan yıldız ve gezegenlerin dönüş hızları, yoğunlukları, sıcaklıkları bu dengelerden bazılarıdır.

Her sabah güneş doğar, her akşam batar. Her yıl büyük bir düzen içinde dört mevsim oluşur. Tonlarca su gökyüzüne yükselir, sonra yağmur olarak yağar. Allah, insanın haberi dahi olmadan yeryüzündeki sayısız dengeyi her an, her saniye korur. Allah her gün toprağın içinden milyarlarca tohumu filizlendirir. Onlardan meyveler ve sebzeler var eder, aynı anda dünyanın her yerinde milyarlarca canlıya rızık verir, hayatımızı devam ettirmemize olanak sağlayan tüm sistemleri bir düzen içinde ayakta tutar. O, gökleri ve yeri kontrol altında tutmakta, yeryüzündeki tüm canlıları bildikleri veya bilmedikleri büyük tehlikelere karşı her an korumaktadır.

Tüm bunlarda düşünen insanlar için ibretler bulunduğunu Allah bir ayetinde şöyle haber vermektedir.

Şeytandan Allah'a sığınırım:

“Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılmasında, geceyle gündüzün ard arda gelişinde, insanlara yararlı şeylerle denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip yaymasında, rüzgârları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde, düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır.” (Bakara Suresi, 164)

 Evrende Her An, Her Saniye Yaşanan Mucizeler

 

Şimdi güneş sisteminde bir yolculuğa çıkalım. Ancak gezegenler arasında dolaşırken karşılaşacağımız manzaraların biraz ürkütücü olabileceğini hatırlatmakta fayda var. Çünkü kimisinde artı 475 dereceye varan sıcaklıklar, kimisinde zifiri bir karanlık, kimisinde ise havasız ve susuz bir ortam bizi bekliyor olacak. Başka bir tanesinde yaşama asla imkan vermeyecek kadar dondurucu soğuklar, kimisinde ise fırtınalar ve volkanlar karşımıza çıkacak. Kısacası Güneş sistemindeki bilinen 9 gezegenin 8'i ve bunların 53 uydusu içinde yaşama uygun tek bir tane bile gök cismi yoktur. Her biri ölü ve sessiz birer madde yığınıdır. Bir tanesi hariç. Dünya.

Kapkara bir boşluğun içinde apaydınlık, masmavi bulutlarla örtülü, ışıklı, ılık, yeşillikli, uzayın hiçbir yerine benzemeyen ve sahip olduğu tüm özelliklerin canlılığın var olması için kusursuz bir ölçüyle bir araya gelmiş olduğu bir gezegen. Diğer gezegenlerdeki ortam ise, dünyada var olan şartlardan yalnızca birinin dahi olmaması durumunda her şeyin nasıl farklı olduğunu görmek için yeterlidir. Dünyamız, atmosferinden yeryüzü şekillerine, elementlerinden güneşe olan mesafesine kadar her türlü dengesiyle tamamen yaşam için özel olarak yaratılmıştır. Bu sistemin devamı için her an, evrenin her noktasında ayrı bir mucize gerçekleşmektedir. Dünyanın bu kusursuz yaratılışı, Allah'ın insanlara çok büyük bir lütfudur. Allah, yeryüzünü canlıların varlığı ve faydası için özel olarak yaratıp hazırladığını pek çok ayette bildirmektedir.

Şeytandan Allah'a sığınırım:

“Ki Rabbim yeryüzünü sizin için bir beşik kıldı. Onda sizin için yollar döşedi ve gökten su indirdi. Böylelikle bununla her tür bitkiden çiftler çıkardı. Yiyin ve hayvanlarınızı otlatın. Şüphesiz bunda sağduyu sahipleri için elbette ayetler vardır.” (Taha Suresi, 53-54)

“Yeryüzünde onları sarsmasın diye sabit dağlar yarattık ve doğru gidebilsinler diye geniş yollar açtık.” (Enbiya Suresi, 31)

“Ya da yeryüzünü bir karar yeri kılan, onun arasında ırmaklar var eden ve ona yeryüzü için sarsılmaz dağlar yaratan ve iki deniz arasında bir ara engel, (haciz) koyan mı? Allah'la beraber başka bir ilah mı? Hayır, onların çoğu bilmiyorlar.” (Neml Suresi, 61)

Her Saniye Korunan Dünya

 

Siz bu filmi izlerken, atmosferin üst tabakalarında bir meteor bombardımanı yaşandığını biliyor muydunuz? Her ne kadar farkında olunmasa da, dünyamızı çevreleyen atmosfer sayesinde her an büyük felaketlerden korunmaktayız. Saniyede ortalama 40 km hızla dünyamıza yönelen meteorlar, atmosfere girdikten sonra sürtünme etkisiyle yanmaya başlar. Bu kozmik bombalar, doğal bir kalkan görevi yapan atmosfer sayesinde bize ulaşmadan eritilir. İstatistiklere göre yılda ortalama 50 bin meteor atmosfer tarafından bu şekilde zararsız hale getirilir.

Esas büyük tehlike ise dev göktaşları oluşturur. Bunlardan herhangi birinin dünyaya düşmesi durumunda büyük bir felaket yaşanabilir. Örneğin, 20. yüzyılın başında Sibirya'da Tunska'ya düşen ve 60 km çapında olduğu tahmin edilen göktaşı, 2000 km'lik ormanı yok etmiş ve Hiroshima'ya atılan bombanın bin katı büyüklüğünde bir patlamaya neden olmuştur. Benzer şekilde, 15 Kasım 2013'te Rusya'nın Chelyabinsk bölgesine düşen göktaşları da yaklaşık 1000 kişinin yaralanmasına sebep olmuştur.

Bunlardan çok daha büyük bir göktaşının verebileceği zararı ise tahmin etmek güç olmayacaktır. Ancak Allah, rahmetiyle bizleri bu gibi tehlikelerden korumaktadır. Her yıl dünyamıza yönelen 10.000 tondan fazla göktaşı, atmosfere girdiğinde sürtünmenin etkisiyle erimekte ve bu sayede dünyadaki canlılar için hayati tehlike oluşmamaktadır. Kuşkusuz bu, Allah'ın Rahman ve Rahim sıfatının bir tecellisidir.

Şeytandan Allah'a sığınırım:

“Gökyüzünü korunmuş bir tavan kıldık. Onlarsa bunun ayetlerinden yüz çeviriyorlar.” (Enbiya Suresi, 32)

Dünyanın merkezine doğru inildikçe ısı, her kilometrede 30 santigrat derece artar ve çekirdekte bu ısı 4500 santigrat derece gibi muazzam bir sıcaklığa erişir. Yerin sadece bir kilometre aşağısındaki sıcaklığın bile 60 santigrat dereceye yakın olduğu düşünüldüğünde bunun ne kadar büyük bir tehlike olduğu açıkça görülmektedir. Halbuki tüm canlılar büyük bir güvenlik içinde altlarında kaynayan magmadan habersizce yaşamlarını sürdürmektedirler. Açıkça görüldüğü gibi Allah, içinde bir ateş topu barındıran dünyanın yüzeyinde canlılık için elverişli, mükemmel bir düzen yaratmıştır.

Allah'a ve ahiret gününe iman eden herkes, dünya üzerinde ancak Allah'ın dilemesi ve rahmetiyle hayat sürdüğünü, O'nun dilemesiyle göklerin ve yerin varlığını sürdürdüğünü bilmelidir. Kuran-ı Kerim'de her şeyin ancak Allah'ın dilemesiyle varlığını sürdürdüğü şöyle bildirilmiştir.

Şeytandan Allah'a sığınırım:

“Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri zeval bulurlar, yok olurlar diye her an kudreti altında tutuyor. Andolsun eğer zeval bulacak olurlarsa, kendisinden sonra artık kimse onları tutamaz. Doğrusu o, halimdir, bağışlayandır.” (Fatır Suresi, 41)

Sürekli Korunan Gizli Denge

 

Güneş sisteminin yapısını incelediğimizde her detayda çok hassas bir denge ve ince bir ayarla karşılaşırız. Örneğin, gezegenleri dondurucu soğukluktaki dış uzaya savrulmaktan koruyan etken, güneşin çekim gücüyle gezegenlerin merkez kaç kuvveti arasındaki dengedir. Güneş, sahip olduğu büyük çekim gücü nedeniyle tüm gezegenleri kendine çeker. Onlar da dönmelerinin verdiği merkezkaç kuvveti sayesinde bu çekimden kurtulurlar. Ama eğer gezegenlerin dönüş hızları biraz daha yavaş olsaydı, o zaman bu gezegenler hızla güneşe doğru çekilirler ve sonunda güneş tarafından büyük bir patlamayla yutulurlardı.

Bunun tersi de mümkün olabilirdi. Eğer gezegenler daha hızlı dönseler, bu defada Güneş'in gücü onları tutmaya yetmeyecek ve gezegenler dış uzaya savrulacaklardı. Oysa çok hassas olan bu denge, her an her saniye kusursuz bir biçimde işlemektedir.

Ayrıca söz konusu dengenin her gezegen için ayrı ayrı kurulmuş olduğuna da dikkat etmek gerekir. Çünkü gezegenlerin güneşe olan uzaklıkları çok farklıdır. Dahası kütleleri çok farklıdır. Bu nedenle hepsinin ayrı dönüş hızları vardır. Ancak tüm bu ayrıntılar yaşanan kusursuz düzende herhangi bir aksaklığa yol açmaz. Güneş sisteminin yapısı hakkında önemli keşiflerde bulunan ve yaşamış en büyük bilim adamı sayılan Isaac Newton şöyle yazmıştır:

 

“Güneşten, gezegenlerden ve kuyruklu yıldızlardan oluşan bu çok hassas sistem, sadece akıl ve güç sahibi bir varlığın amacından ve hakimiyetinden kaynaklanabilir. O, bunların hepsini yönetmektedir ve bu egemenliği dolayısıyladır ki ona üstün kuvvet sahibi Rab denir.”

 

Dünyanın güneş sistemi içindeki yeri de yine kusursuz bir yaratılışın varlığını göstermektedir. Her bir gezegen, her bir sistem birbirini tamamlayıcı bir görev üstlenmiştir. Örneğin, son astronomik bulgular, sistemdeki diğer gezegenlerin varlığının, dünyanın güvenliği ve yörüngesi için büyük önem taşıdığını göstermiştir. Jüpiter'in konumu buna bir örnektir. Güneş sisteminin en büyük gezegeni olan Jüpiter, varlığıyla dünyanın dengesini sağlamaktadır. Astrofizik hesaplamalar, Jüpiter'in bulunduğu yörüngedeki varlığının, dünya gibi diğer gezegenlerin yörüngelerinin istikrarlı olmasını sağladığını ortaya koymuştur.

Jüpiter'in dünyayı koruyucu ikinci bir işlevini ise gezegen bilimci George Wetherill, Jüpiter Ne Kadar Özel adlı bir makalede şöyle açıklar:

 

“Jüpiter'in bulunduğu yerde, eğer bu büyüklükte bir gezegen var olmasaydı, Dünya gezegenler arası boşlukta gezinen meteorlara ve kuyruklu yıldızlara yaklaşık bin kat daha fazla hedef olurdu. Eğer Jüpiter olduğu yerde olmasaydı, şu anda biz de Güneş sisteminin kökenini araştırmak için var olamazdık.”

 

Dünya, canlıların özellikle de insan gibi son derece kompleks canlı varlıkların yaşayabilecekleri bir ısı değerine ve soluyabilecekleri bir atmosfere sahiptir. Evrendeki dev ısı yelpazesi içinde canlı yaşamına izin veren ısı aralığı çok dar bir aralıktır. İşte dünyamız tam bu ısı aralığı içinde yer alır. Bu ideal ısı değerinin sağlanmasında pek çok etken rol alır. Bunlardan birisi, Dünya ile Güneş arasındaki mesafedir.

Elbette ki, Dünya Güneş'e Venüs kadar yakın ya da Jüpiter kadar uzak olsaydı, yaşama imkan verecek bir ısı değerine sahip olamazdı. Bu ısı aralığının korunması, Güneş'in yaydığı ısı enerjisiyle de yakından ilişkilidir. Hesaplara göre, dünyaya ulaşan güneş enerjisindeki %10'luk bir azalma, yeryüzünün metrelerce kalınlıkta bir buzul tabakasıyla örtülmesiyle sonuçlanacaktır. Enerjinin biraz artması halinde ise tüm canlılar kavrularak öleceklerdir. Oysa bunlardan hiçbiri gerçekleşmez. Dünyanın ısısı canlıların yaşamasına el verecek şekilde sabit kalır.

Dünyanın kendi etrafındaki yüksek dönüş hızı da bu ısının dengeli dağılımına yardımcı olur. Dünya sadece 24 saatlik bir süre içinde kendi etrafını dolaşır ve bu sayede geceler ve gündüzler kısa sürer. Kısa sürdükleri için de gece ile gündüz arasındaki ısı farkı çok azdır. Bu dengenin önemi, bir günü bir yılından daha uzun süren ve bu yüzden gece-gündüz arasındaki ısı farkı 1000 santigrat dereceyi bulan merkürle karşılaştırıldığında görülebilir.

Şu anda ekranda tüm dünya sinemalarında ilgiyle izlenen ve büyük yankı uyandıran bir filmin sahnelerini izliyorsunuz. Yarından Sonra ya da orijinal ismiyle The Day After Tomorrow. Bu filmde doğadaki muhteşem dengenin bozuluşunu ve bunun insan yaşamı üzerindeki etkilerini çarpıcı görüntüler eşliğinde izlemek mümkün. Yarından sonra sıkça konuşulan ve üzerinde senaryolar üretilen küresel felaketi gerçek verilerden hareket ederek beyaz perdeye taşıyan bir film.

Küresel ısınma üzerine araştırma yapan bir iklim bilimcinin öngörülerinin bir anda gerçeğe dönüşmesini konu alan film, bir sinema hikayesinden daha çok evrendeki hassas dengelerdeki ufak bir bozulmada yaşanabilecek felaketi gözler önüne seriyor. Filmde küresel ısınma nedeniyle eriyen buzullar sıcak su akıntılarını değiştirip havanın inanılmaz derecede soğumasına sebep oluyor. 24 saat boyunca hiç durmadan kar yağıyor, insanlar sokaklarda donuyor, gökten buz kütleleri düşüyor, kasırgalar her yanı yıkıyor. Dünya yaşanması mümkün olmayan bir gezegene dönüşüyor. İşte bu görüntüler, yeryüzünde son derece hassas değerlerle korunan dengenin bozulması halinde, insanlığın ve tüm canlılığın tıpkı filmde anlatıldığı gibi bir felakete sürükleneceğini oldukça güzel tasvir etmektedir.

Küresel ısınma üzerine çarpıcı bir film daha. Amerika Birleşik Devletleri Eski Başkan Yardımcılarından Al Gore'un küresel ısınma üzerine çalışmalarını konu alan Uygunsuz Gerçek. Al Gore'a göre küresel ısınmanın yıllardır siyasi bir sorun olarak görülmesi tamamen yanlış bir anlaşılma. Çünkü dünyanın ekolojik dengesinin bozulmasıyla adeta bir saatli bombanın üzerinde oturuyor olduğumuz çarpıcı bir gerçek.

2009 yılında gösterime giren ve Maya takviminin sona ermesiyle kıyametin kopacağına inanıldığı 2012 yılını anlatan 2012 filmi de genel konusunun yanında dünyanın sistematik dengesinin bozulmasının ardından ne gibi felaketlerin tetiklenebileceğini sarsıcı görüntülerle anlatmaktadır.

Allah, üzerinde yaşadığımız dünyayı ve bütün evreni tam anlamıyla canlı yaşamına imkan verecek şekilde yaratmıştır. Bu, Allah'ın kulları üzerindeki lütuf ve rahmetinin bir eseridir.

Şeytandan Allah'a sığınırım:

“Görmedin mi? Allah, yerdekileri ve denizde O'nun emriyle akıp giden gemileri sizin yararınıza verdi. Ve izni olmadıkça göğü yerin üstüne düşmekten alıkoyar. Şüphesiz Allah, insanlara karşı şefkatlidir, çok merhametlidir." (Hac Suresi, 65)

 Buraya kadar değindiklerimiz, dünyadaki yaşam için gerekli olan dengelerin sadece bir kısmıdır. İncelemeyi sürdürdüğümüzde ise neredeyse bitmeyecekmiş gibi duran çok daha büyük bir liste karşımıza çıkar.

 

YAŞAM İÇİN GEREKLİ DENGELER LİSTESİ

 

Ay İle Dünya Arasındaki Çekim Etkisi

 

Ay ile dünya arasındaki çekim etkisi, eğer daha fazla olsaydı, ayın şiddetli çekiminin atmosfer şartları, dünyanın kendi eksenindeki dönüş hızı ve okyanuslardaki gelgitler üzerinde çok sert etkileri olurdu. Eğer daha az olsaydı, şiddetli iklim değişikliklerine neden olurdu.

 

Dünyanın Manyetik Alanı

 

Dünyanın manyetik alanı, eğer daha güçlü olsaydı, çok sert elektromanyetik fırtınalar olurdu. Eğer daha zayıf olsaydı, güneş rüzgarı denilen ve güneşten fırlatılan zararlı partiküllere karşı dünyanın koruması kalkardı. Her iki durumda da yaşam imkânsız olurdu.

 

Dünyanın Büyüklüğü

 

Dünyanın büyüklüğü, daha küçük olsa yerçekimi çok zayıflayacak ve atmosferi dünyanın etrafında tutamayacaktı. Daha büyük olsaydı, bu kez de yerçekimi çok artacak ve bazı zehirli gazları da tutarak atmosferi öldürücü hale getirecekti.

 

Ozon Tabakasının Kalınlığı

 

Ozon tabakasının kalınlığı, eğer daha fazla olsaydı, yeryüzünün ısısı çok düşerdi. Eğer daha az olsaydı, yeryüzü aşırı ısınır, güneşten gelen zararlı ultraviyole ışınlarına karşı bir koruma kalmazdı.

 

Sismik, Yani Deprem Hareketleri, eğer daha fazla olsaydı, canlılar için sürekli yıkım olurdu. Eğer daha az olsaydı, okyanus seminindeki besinler suya karışmaz, okyanus ve deniz yaşamı, dolayısıyla bütün dünya canlıları olumsuz etkilenirdi.

Bu liste böylece uzar gider. Ne var ki, bu listedeki gibi milyonlarca ve milyarlarca ölçü ve denge Allah'ın her an, her saniye yaratmasıyla insanoğlunun faydası için çalışmaktadır.

Şeytandan Allah'a sığınırım:

“Allah, gökleri ve yeri yaratan ve gökten su indirip onunla size rızık olarak türlü ürünler çıkarandır. Ve O'nun emriyle gemileri, denizde yüzmeleri için size emre âmâde kılandır. Irmakları da sizin için emre âmâde kılandır. Güneşi ve ayı, hareketlerinde sürekli emrinize âmâde kılan, geceyi ve gündüzü de emrinize âmâde kılandır.” (İbrahim Suresi, 32)

Bedenimizde Her An, Her Saniye Yaşanan Mucizeler

 

Henüz dünyaya gözlerinizi açmadan sizin için hazırlanmış bir düzenin içinde yaşamaya başladınız. Doğduğunuzda sahip olduğunuz beden kusursuz bir şekilde sizin için hazırlanmıştı. Örneğin çevrenizi net olarak görebilmeniz için mükemmel bir çift göz yaratıldı. Dışarıdaki havayla henüz karşılaşmamış olmanıza rağmen, periyodik olarak soluk almanızı sağlayacak solunum sisteminiz daha siz anne karnındayken oluştu. Besinlerin her türlüsünü sindirebilecek bir sindirim sistemine, sizi özel parmak izleriyle birlikte parmaklara ve ellere, gözlerinizi yabancı maddelerden koruyacak göz kapakları ve kirpiklere ve bunun gibi çok sayıda organ ve özelliğe sahip olarak dünyaya geldiniz. Bugüne kadar da her an bu kusursuz sistemin görevini eksiksizce sürdürmesiyle yaşadınız. Ve bu filmi izlemeye başladığınızdan beri de vücudunuzda bu mucizevi sistemler işlemeye devam ediyor. Kısacası bir yaşam süresince, 24 saat boyunca insan vücudunda yaşanan tüm gelişmeler, an an Allah'ın dilemesiyle meydana gelir, O'nun koruması ve sonsuz merhametiyle kuşatılmıştır.

Örneğin henüz anne karnındayken atmaya başlayan, dakikada ortalama 70 atışlık bir tempo ile yaşam boyunca hiç ara vermeden çalışan kalbimiz, her saniye vücudumuzda işleyen bir mucizedir. Bir yandan da hayatımızın her anında nefes alırız. Ki bu rakam günde yaklaşık 21.600 defayı bulur. Bu bir insanın ömrü boyunca ortalama 591.300.000 kere nefes alıp vermesi demektir.

Vücut sistemimiz öyle bir biçimde ayarlanmıştır ki nefes alırken bu işi düşünmemize gerek kalmaz. Yürürken, koşarken, kitap okurken, hatta uyurken vücudumuz sürekli olarak ne kadar nefes almamız gerektiğini hesaplar ve ciğerlerimizi ona göre çalıştırır. Bu işlemi o kadar sık yaparız ki bunun sıradan bir işlem olduğunu düşünürüz. Oysa gerçekten nefes almakta, kalbin atması da, vücuttaki diğer organlarımızın çalışması da çok kompleks bir sistemin işlemesi sonucu gerçekleşir.

İnsan vücudundaki 100 trilyon hücre sanki birbirlerini tanıyormuşçasına hareket eder. Kendilerine verilmiş özel görevleri sonuna kadar hiçbir ihmal ve gevşeklik göstermeden yerine getirir. Bu işlemler her an biz farkında bile olmadan gerçekleşir. Hatta vücudumuzdaki bu hareket uyku esnasında dahi devam eder.

Sürekli hareket halinde olan ve bir an dahi yaptığı görevi bırakmayan bu hayati sistemlerden biri de savunma sistemidir. Hemen derinin altında bulunan ve vücudu her türlü işgalciden gece gündüz durmaksızın koruyan bu sistem, tam teçhizatlı bir ordu gibi olanca gücüyle insan için çalışmaktadır. İnsanların birçoğu, savunma sisteminin sağlıklı kalabilmek için ne derece büyük önem taşıdığının farkında bile değildir. Ancak Allah, yarattığı bu mükemmel sistemle insanı, dört bir yanını çevirmiş olan düşman ordusuna karşı her an korumaktadır. Bu sistemde meydana gelen ufak bir bozulma ise tedavisi oldukça zor olan ciddi hastalıklara neden olur. Bugün birçok insan savunma sisteminde meydana gelen aksaklıklar nedeniyle oldukça zahmetli şartlarda yaşamlarını devam ettirmektedir. Allah bu tür aksaklıkları insanların kendilerine verilen nimetlerin şuuruna varıp şükretmeleri için ibret vesilesi olarak yaratmaktadır. İnsan bedeninde her an gerçekleşen tüm bu detaylar, Allah'ın üstün yaratışının delillerindendir. Allah kullarını sevendir, onlara acıyan, merhamet eden, şefkatini tecelli ettirendir.

Şeytandan Allah'a sığınırım:

“De ki, şüphesiz lütuf ve ihsan, fazl Allah'ın elindedir. Onu dilediğine verir. Allah, rahmeti geniş olandır, bilendir. O, kime dilerse rahmetini tahsis eder, Allah büyük lütuf ve ihsan, fazl sahibidir." (Ali İmran suresi, 73-74)

Çevremizde Her Saniye Yaşanan Mucizeler

 

Yeryüzündeki yaşamın ana enerji kaynağı Güneş'tir. Ancak insanlar ve hayvanlar Güneş enerjisini doğrudan kullanamazlar. Çünkü bünyelerinde bu enerjiyi olduğu gibi kullanabilecekleri sistemler yoktur. Ancak bu aşamada mucizeli bir sistemle birlikte bitkiler devreye girer. Bitkiler, kendi içinde inanılmaz bir enerji dönüşüm merkezi kurarak güneş enerjisini kimyasal enerjiye çevirirler. Hücrelerimiz tarafından kullanılan enerji ham maddelerinin tümü, gerçekte bitkiler aracılığıyla bize taşınan güneş enerjisidir.

Örneğin bir şey içerken aslında güneş enerjisi yudumlarız. Ya da kaslarımızdaki kuvvet gerçekte güneş enerjisinin farklı formundan başka bir şey değildir. Bitkiler, güneş enerjisini bizim için karmaşık işlemler yaparak bünyelerindeki moleküllere depolamışlardır. Zehirli bir gaz olan karbondioksit gazını da kullanarak insanın ihtiyacı olan enerjiyi sağlayan besin üretirler. Bu çok özel işlemlerin formülü yapılarında saklıdır. Bu işlemlerin tümüne birden fotosentez denir. Fotosentez olayının devamı için bu olayın her basamağında ayrı bir enzimin görev alması gerekir.

Gerçekten de ayrı ayrı uzmanlık alanları olan birçok enzim, hücre içinde bir araya gelir. Güneş enerjisinin besinlere depo edilme olayının tam ve eksiksiz bir şekilde gerçekleşmesini sağlarlar. Bitki hücresinin böyle bir çalışma içine girmesinin tek sebebi, güneş enerjisini canlı hücrelerinin kullanabileceği hale getirmektir. Hâlâ tam olarak bilinmeyen binlerce kimyasal işlem neticesinde güneş enerjisi bitkide başlayıp canlı hücrelerinde son bulan bu yolculuğunu tamamlamış olur. Bu yolculuk esnasında güneş enerjisi pek çok farklı şekle girmiş ve sonunda insanın kaslarına, kalbine, böbreklerine hatta gözlerine kadar işleyen bir canlılık kaynağı haline dönüşmüştür.

Üzerine bastığımız çimlerin, yanlarından geçtiğimiz ağaçların derinliklerinde gerçekleşen bu kimyasal reaksiyon, yaşamın temel şartlarından biridir ve henüz hiçbir laboratuvarda tam olarak taklit edilememiştir. Allah, insanların akıllarının ve güçlerinin yetmeyeceği komplekslikteki bu kusursuz düzen ile insanlara olan sonsuz merhametini göstermektedir.

İnsanın rahatı, iyiliği, sağlığı, en önemlisi de yaşamı için her şey kusursuzca yaratılmaktadır. Rabbimizin nimeti sayesinde bu sistem hiç kesintiye uğramaksızın her an devam etmektedir.

Şeytandan Allah'a sığınırım:

“Ölü toprak, kendileri için bir ayettir. Biz onu dirilttik, ondan taneler çıkarttık, böylelikle ondan yemekle derler. Biz, orada hurmalıklardan ve üzüm bağlarından bahçeler kıldık ve içlerinde pınarlar fışkırttık. Onun ürünlerinden ve kendi ellerinin yaptıklarından yemeleri için. Yine de şükretmiyorlar mı?” (Yasin Suresi, 33-35)

Her An, Her Saniye Nimetlere Şükretmek

 

Film boyunca tüm evrende, kendi bedenimizde ve çevremizde her an, her saniye gerçekleşen mucizelere şahit olduk. İnsanın sadece burada sayılan olaylar üzerinde düşünmesi bile, Allah'ın insanlar üzerindeki sonsuz ihsanını, şefkatini ve merhametini anlaması için yeterlidir. Göklerde, yerde ve bu ikisi arasında bulunan tüm kompleks sistemler, insanlara hizmet için durmaksızın kusursuzca işlemektedir. Ve her an, her saniye, evrenin her köşesinde ve insan bedeninde mucizevi bir uyum ve düzen yaşanmaktadır. Allah, insanlara rahmet kapılarını sonuna kadar açmış ve onu olabilecek en güzel şekilde nimetlerle donatmıştır. Her an, çevremizde yaşanan bu mucizeleri fark eden insanın yapması gereken ise, her bir nimet ve güzellik karşısında Allah'a sürekli şükretmektir. Çünkü Kuran'da bildirildiğine göre, hesap günü geldiğinde her insan, kendisine sunulan nimetlerden sorguya çekilecektir. Vicdanını kullanarak evrendeki düzeni idrak edebilen insanlar için tüm evren, Allah'a olan sevgilerini ve korkularını arttıracak sebeplerle doludur. Bu nedenle insan her an Allah'a yönelmeli, sahip olduğu her şey için Rabbimize şükretmeli, O'na güçlü bir sevgiyle bağlanmalıdır.

Şeytandan Allah'a sığınırım:

“Size her istediğiniz şeyi verdi. Eğer Allah'ın nimetini saymaya kalkışırsanız, onu sayıp bitirmeye güç yetiremezsiniz. Gerçek şu ki insan pek zalimdir, pek nankördür.” (İbrahim Suresi, 34)
 

A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
mp3
mp4
mp4
zip
zip
youtube
Alyuvar
Bebek
Bitki
Doğa
Dünya
Evren
Gezegen
Gökyüzü
Hücre
Kalp-Damar Sistemi
Ozon
Yaratılış Delilleri
çiçek
İman
İnsan Vücudu
Şimşek