Hz. Musa'ya ilk vahyin gelişi

921

"Hazreti Musa" belgeselinden


HZ. MUSA'YA İLK VAHYİN GELİŞİ

 

Hazreti Musa (as) kızların babasıyla yaptığı anlaşmaya uydu. Yıllarca Medyen'de kaldı. Anlaşma süresi dolduğundaysa ailesiyle birlikte bu yerden ayrıldı. Hz. Musa (as) ailesiyle yolda giderken, yakınından geçtiği Tur Dağı tarafında bir ateş gördü. Ateşin yanına vardığında, Allah Hz. Musa (as)’a seslenerek vahide buyurdu:

“Ey Musa! Gerçekten ben, ben senin Rabbinim. Ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen kutsal vadi olan Tuva'dasın. Ben seni seçmiş bulunuyorum. Bundan sonra vahyolunanı dinle. Gerçekten ben, ben Allah'ım. Benden başka ilah yoktur. Şu halde bana ibadet et. Ve beni zikretmek için dosdoğru namaz kıl.” (Taha Suresi, 11-14)

Bu Hz. Musa (as)’ın aldığı ilk vahiydi. O artık Allah'ın elçisiydi. Allah Hz. Musa (as)’a asasını yere bırakmasını emretti. Asa aniden yılana dönüştü. Bunun üzerine Hz. Musa (as) koşmaya başladı. Ancak Allah korkuya kapılmamasını ve güvende olduğunu vahyetti. Musa Peygamber (as) asasını geri aldı. Bu asa ileride Firavun'a karşı kullanacağı ilk mucize olacaktı. Allah Hz. Musa (as)’a ikinci bir mucize daha verdi. Elini koynuna sokup çıkardığında eli kusursuz ve bembeyazdı. Allah Hz. Musa (as)’a bu mucizelerle ve kendi emirleriyle Firavun'a gitmesini emretti. Kardeşi Hz. Harun (as)’ı da peygamber kıldı ve onu Hz. Musa'nın yardımcısı yaptı.

“Haydi, ona gidin de deyin ki: Biz senin Rabbinin elçileriyiz. İsrail oğullarını bizimle birlikte gönder ve onlara artık azap verme. Sana Rabbinden bir ayetle geldik. Selam hidayete tabi olanların üzerine olsun.” (Taha Suresi, 47)

Hz. Musa (as) Allah'ın sözleriyle Firavun'un karşısına çıktı. Ancak Firavun bu sözleri dinlemek yerine yalanlamak için uğraştı. Firavun ve yakın çevresi Hz. Musa (as)’ın amacının Mısır'ın geleneksel dinini değiştirerek gücü eline geçirmek olduğunu düşündüler. Çünkü Firavun ve yakın çevresinin bu dinden kaynaklanan büyük menfaatleri vardı. Eğer bu din değişirse Firavun bütün gücünü kaybedecekti. Oysa Hz. Musa (as)’ın isteği Mısır'a hakim olmak değildi. Onun isteği sürekli zulüm altında bulunan İsrail oğullarının serbest bırakılması ve onların Mısır'dan gitmelerine izin verilmesiydi. Firavun bu istek karşısında Hz. Musa (as)’ın sarayda yetiştiğini söyleyip öldürdüğü adam konusunu gündeme getirdi. Hz. Musa (as)’ın tüm bunlara verdiği cevap ise, kadere tam teslim olmuş örnek bir müminin cevabıydı:

“Musa dedi ki: ‘Ben onu yaptığım zaman şaşkınlardandım. Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım; Sonra Rabbim bana hüküm ve hikmet verdi ve beni gönderilen elçilerden kıldı.’” (Taha Suresi, 21)

Firavun, Musa (as)’ın güçlü delil ve sözlerine karşı zor durumda kalınca, onun deli olduğu iftirasında bulundu. Üstelik kendisini ilah olarak kabul etmezse, Hz. Musa (as)’ı hapse atmakla tehdit etti. Bu sözler üzerine Hz. Musa (as), elçiliğinin alameti olan delilleri ortaya çıkardı.

“Bunun üzerine Musa, asasını bırakıverdi; Apaçık bir ejderha alıverdi.” (Şuara Suresi, 32)

Firavun ve çevresi gördüklerinin ancak bir büyüyle yapılabileceğini iddia ettiler. Çünkü atalarından kalan putperest dine körü körüne bağlıydılar. Büyücü olmakla suçladıkları Hz. Musa (as)’a rakipler bulmaya kalktılar. Ülkenin en iyi büyücülerine haber salındı. Hz. Musa (as) buluşma zamanı olarak bayram gününü seçti. Çünkü gerçeklere bütün Mısır halkının tanık olmasını istiyordu. Firavun'un sihirbazları hünerlerini ortaya koymaya hazırdı. İpleri ve asaları fırlattılar. Onların attıkları ip ve asalar Hz. Musa (as)’a gerçekten koşuyormuş gibi gözüktü. Bu olaylar Kuran'da şöyle haber verilir:

“Musa bu yüzden kendi içinde bir tür korku duymaya başladı. ‘Korkma’ dedik. Muhakkak sen üstün geleceksin. Sağ elindekini atıver. Onların yaptıklarını yutacaktır; Çünkü onların yaptıkları yalnızca bir büyücü hilesidir. Büyücü ise nereye varsa kurtulamaz.” (Taha Suresi, 67-69)

Ardından Hz. Musa (as) da asasını attı. Sonuç büyücüler için dehşet vericiydi. Onlar bir şeyleri koşuyormuş gibi göstermeye çalışıp insanları kandırırken Hz. Musa (as)’ın asası onların tüm büyülerini yutmuştu.

“Bunun üzerine büyücüler, secdeye kapandılar: ‘Harun'un ve Musa'nın Rabbine iman ettik’ dediler.” (Taha Suresi, 70)

Hz. Musa (as)’ın mucizesi büyücülerin Allah'a iman etmelerine vesile olmuştu. Ama Firavun o kadar kibirliydi ki, imanı seçen bu samimi insanları öldürmekle tehdit etti.

“Firavun dedi ki: ‘Ben size izin vermeden önce ona inandınız öyle mi? Şüphesiz o size büyüyü öğreten büyüğünüzdür. O halde ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim ve sizi hurma dallarında sallandıracağım. Siz de elbette hangimizin azabı daha şiddetliymiş ve daha sürekliymiş öğrenmiş olacaksınız.” (Taha Suresi, 71)

Büyücülerin Firavun'a verdiği cevap ise, inançlarındaki samimiyeti ve cesaretlerini gösteriyordu.

“Dediler ki, bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla tercih edip-seçmeyiz. Ne de hükmünü yürütebileceksen, durmaksızın hükmünü yürüt. Sen yalnızca bu dünya hayatında hükmünü yürütebilirsin.” (Taha Suresi, 72)

“Gerçekten biz Rabbimize iman ettik; günahlarımızı ve sihir dolayısıyla bizi kendisine karşı zorlayarak-sürüklediğin suçumuzu bağışlasın. Allah daha hayırlıdır ve daha süreklidir.” (Taha Suresi, 73)

 Büyücülerin Hz. Musa (as) tarafından yenilmeleri ve sonra da ona iman etmeleri Firavun düzeninin çarpıklığını açıkça göstermiştir. Bundan sonra Firavun'un Hz. Musa (as)’a karşı söyleyebilecek hiçbir akılcı sözü kalmamış, sadece kibir ve inatla Allah'ın varlığını ve Hz. Musa (as)’ın Peygamberliğini inkar etmiştir.

 


 

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
mp3mp4