"Hazreti Musa" belgeselinden


VADEDİLMİŞ TOPRAKLAR

Hz. Musa (as) kavmiyle beraber güvenlik içinde yaşayacakları yere doğru yola çıkmış, ancak bu yolculuk sırasında İsrailoğullarının çoğu imani ve ahlaki zaaflar gösterdiler.

İsrailoğulları Mısırlıların kültüründen etkilenmiş ve onların bazı sapkın adetlerini benimsemişlerdi. Onların gösterdikleri bu eğilim putperest bir kavme rastladıklarında ortaya çıktı. Bazı Yahudiler bu kavme cahilce özenerek Hz. Musa (as)'dan kendilerine tapınacakları bir put yapmasını istediler.

“İsrail oğullarını denizden geçirdik. Putları önünde bel büküp eğilmekte olan bir topluluğa rastladılar. Musa'ya dediler ki: 'Ey Musa, onların ilahları var. Onlarınki gibi sen de bize bir ilah yap.' O: 'Siz gerçekten cahillik etmekte olan bir kavimsiniz' dedi. Onların içinde bulundukları şey, mahvolucudur ve yapmakta oldukları şeyler, ibadetler de geçersizdir. O sizi alemlere üstün kılmışken ben size Allah'tan başka bir ilah mı arayacağım?” (A’raf Suresi, 138-140)

Hz. Musa (as) ve kavmi Tur Dağı'na doğru yöneldiler. Kuran'da bildirildiğine göre, Allah onlarla orada vaatleşmişti. Hz. Musa (as) bu dağda kırk gün kalacaktı.

Hz. Musa (as) acele ederek kavmini geride bıraktı. Tek başına önden gitmeye karar verdi ve yerine kardeşi Hz. Harun (as)’ı bıraktı. Dağda Allah bir kez daha Hz. Musa (as)'a seslendi. Ona emirlerinin yazılı olduğu levhaları verdi ve kavmin bu emirlere sıkıca sarılmasını emretti.

Bu sırada İsrailoğulları içindeki münafıklar Hz. Musa (as)'ın onlardan ayrılmasını bir fırsat bildiler. Kendilerine sunulan bunca mucizeye rağmen elleriyle bir put yaptılar ve ona tapmaya başladılar. Taptıkları put altından bir buzağı heykeliydi. Hz. Musa (as) kavminin içine düştüğü durumu bilmiyordu. Allah ona Samiri isimli münafığın kavmini saptırdığını haber verdi. Bunun üzerine Hz. Musa (as) kavmine geri döndü. Kavmi bir puta tapıyor ve Allah'ın varlığını reddediyordu.

Hz. Musa (as) Samiri'nin fitnesini iki önemli tedbirle ortadan kaldırdı. Önce Samiri'yi kovduğu ardından da yaptığı sahte ilahı yok etti.

“Dedi ki: ‘Haydi çekip git. Artık senin hayatta hak ettiğin ceza bana dokunulmasın deyip yerinmendir. Ve şüphesiz senin için kendisinden asla kaçınamayacağın azap dolu bir buluşma zamanı vardır. Üstüne kapanıp bel bükerek önünde eğildiğin ilahına bir bak. Biz onu mutlaka yakacağız. Sonra darmadağın edip denizde savuracağız. Sizin ilahınız yalnızca Allah'tır ki onun dışında ilah yoktur. O, ilim bakımından her şeyi kuşatmıştır.’" (Taha Suresi, 97-98)

Musa Peygamber (as) kavmine bir an önce tevbe etmelerini ve yaptıkları hatanın affı için Allah'a yalvarmalarını söyledi. Kuran ayetlerinde belirtildiği gibi, Yüce Allah, İsrail oğullarının tevbesini kabul etti. İsrail oğulları Mısır'dan çıktıktan sonra Allah, onlara yurt olarak bir toprak vaat etmişti. Yolculukları bu topraklaraydı. Ancak kavmi, yol boyunca Hz. Musa (as)'a zorluk çıkarmaya devam etti. Allah çölde yapılan bu yolculukta İsrailoğullarını açlıktan kurtarmak için mucizevi bir yiyecek sunmuştur. Kuran'da kudret helvası ve bıldırcın olarak bildirilen bu yemek Allah'ın ikramıydı. Ancak İsrailoğulları bir süre sonra bundan bile yakınmaya başladılar.

“Siz ise şöyle demiştiniz: ‘Ey Musa, biz bir çeşit yemeğe katlanmayacağız. Rabbine yalvar da bize yerin bitirdiklerinden bakla, acur, sarımsak, mercimek ve soğan çıkarsın.’ O zaman Musa: ‘Hayırlı olanı şu değersiz şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz? Öyleyse Mısır'a inin. Çünkü orada kendiniz için istediğiniz vardır,’ demişti.” (Bakara Suresi, 61)

İsrail oğullarının cahilliği, vaat edilen topraklara ulaşıldığında da devam etti. Hz. Musa (as) arkalarına bakmadan kutsal topraklara girmelerini söylediğinde kavmi, o topraklarda yabancılar olduğunu söyledi. Ardından daha da ileri gidip şöyle dediler:

“Dediler ki: ‘Ey Musa, biz onlar durduğu sürece hiçbir zaman oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin git, ikiniz savaşın. Biz burada duracağız.’” (Maide Suresi, 21)

Bunun üzerine Musa Peygamber (as), Allah'a yalvarıp kendisi ve kardeşi Hz. Harun (as)’ı bu isyankar kavimden ayırmasını istedi.

“Musa: ‘Rabbim, gerçekten kendimden ve kardeşimden başkasına malik olamıyorum. Öyleyse bizimle fasıklar topluluğunun arasını sen ayır,’ dedi. Allah dedi ki: ‘Artık orası kendilerine kırk yıl haram kılınmıştır. Onlar yeryüzünde şaşkınca dönüp duracaklar. Sen de o fasıklar topluluğuna üzülme.” (Maide Suresi, 25-26)

Allah'a ve elçisine yaptıkları bu isyankarlıktan sonra, tam kırk yıl o bölge İsrailoğullarına haram oldu ve oraya giremediler.

Hz. Musa (as) hayatı boyunca kavmine ve Mısır halkına gerçek dini anlatmak ve onları sapkın inanışlarından kurtarmak için mücadele etti. Tüm bunları gerçekleştirebilmek için karşısına çıkan engellerin hepsini aştı. Canı pahasına Allah'ın emirlerini tebliğ etmeye çalıştı. Bu süre içinde Allah'a sonsuz bir güven ve inançla bağlandı. Her koşulda bir tek ondan yardım diledi ve ona sığındı.