"Hazreti Musa" belgeselinden
HZ. MUSA ZAMANINDA FELAKETLER DÖNEMİ
Allah, inkarda ayak direten Firavun ve kavmine peş peşe belalar musallat etmiştir. İlk olarak suyun çok önemli olduğu Mısır'da, büyük bir kuraklık dönemi başladı. Tüm tarım ürünlerinde büyük bir azalma ve ardından kıtlık baş gösterdi. Felaketler tüm ülkeyi sarmıştı. Buna rağmen Firavun ve yakın çevresi, kendi sapkın, çok tanrılı sistemlerine, putperest inanışlarına, öylesine koyu bir taassupla bağlanmışlardı ki, hiçbir şekilde bundan dönmeyi düşünmüyorlardı. Ancak başlarına gelecekler bunlarla da sınırlı değildi.
Allah bu kavmin üzerine birçok felaket gönderdi. Kuraklığın ardından Mısır'a tarihinde görülmemiş şiddette yağmurlar ve fırtınalar yaşandı. Çekirge ve buğday güvesi sürüleri bütün tarlaları ve ekinleri yok etti. Böcekler şehri kapkara bulutlar gibi kaplamıştı. Tüm Mısır kentlerini kurbağalar bastı. Kurbağalar evlerde, yollarda ve her yerdeydiler. Nil Nehri ve kuyulardan gelen sular kana dönüştü. Bu kez Mısır halkı susuzluktan kırılıyordu. Ancak tüm yaşadıklarına rağmen inkara devam etti. Firavun ve yakın çevresi, korkunç azaplar üst üste gelince yenik düşmeye mahkum bir kurnazlıkla Hz. Musa (as)’ı kandırmayı denediler.
“Başlarına iğrenç bir azap çökünce dediler ki: ‘Ey Musa, Rabbine sana verdiği ahid adına bizim için dua et. Eğer bu iğrenç azabı üzerimizden çekip giderirsen andolsun sana iman edeceğiz. Ve İsrailoğullarını seninle göndereceğiz.’ Ne zaman ki onların erişebilecekleri bir süreye kadar o iğrenç azabı çekip giderdik, onlar yine antlarını bozdular.” (A’raf Suresi, 134-135)
Kuran'da anlatılan tüm bu felaketler arkeolojik kazılardan elde edilen bilgilerle de desteklenmektedir. 19. Yüzyılın başında Mısır'da bulunan İpuwer isimli papirusta Mısır'da yaşanan dehşet şöyle tarif edilir:
“Felaketler tüm memleketi sarmıştı. Nehir kan oldu. Her toprak biçilmiş gibi çırılçıplaktı. Yerleşim alanları bir dakika içinde yerle bir oldu. Dokuz gün boyunca saraydan çıkan yoktu. Kimse Firavun'un yüzünü göremedi.”
Sonunda Allah Hz. Musa (as)’a İsrail oğullarını Mısır'dan çıkartmasını emretti. Hz. Musa (as) ve kavmi Allah'ın buyurduğu gibi gece yarısı Mısır'ı gizlice terk ettiler. Firavun büyük bir öfkeye kapıldı. O kendini İsrail oğullarının sözde tanrısı ve sahibi kabul ediyor. Dahası kölelerinin gitmesiyle tüm iş gücünü de kaybedecekti. Askerlerini toplayarak İsrailoğullarını yakalamak üzere peşlerine düştüler. İsrailoğulları Firavun ve adamlarından kaçarken bir deniz kıyısına geldiler. İşte bu sırada Firavun ve askerleri İsrailoğullarının görebilecekleri kadar yaklaştılar. Hz. Musa (as)’ın kavminde panik ve ümitsizlik başladı. Kaçacak hiçbir yerleri yoktu. Ama Hz. Musa (as), Allah'a büyük bir teslimiyet ve güvenle bağlıydı.
“Musa: ‘Hayır’ dedi. ‘Şüphesiz Rabbim benimle beraberdir. Bana yol gösterecektir.’” (Şuara Suresi, 62)
Hz. Musa (as), Şuara Suresi’nin 63. Ayetinde bildirilen, “Asanla denize vur” vahyi üzerine asasını denize vurdu. Allah denizi bir mucize olarak iki parçaya ayırdı ve aradan kuru bir yol kıldı. İsrailoğulları bu yola girdiler. Akılları tümüyle kapanmış olan Firavun ve askerleri de İsrailoğullarının ardından denizine açılan kuru yola girdi. Ancak İsrailoğullarının karaya ulaşmalarıyla birlikte sular aniden kapanmaya başladı. Firavun ve onu kendilerine ilah edinmiş olan ordusu bu mucizeyle birlikte boğulup yok oldu. Firavun son anda tevbe etmek istedi ama bu tevbesi kabul görmedi. Bu olayları Allah Kuran'da şöyle haber vermektedir:
“Biz İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun ve askerleri azgınlıkla ve düşmanlıkla peşlerine düştü. Sular, onu boğacak düzeye erişince Firavun: ‘İsrailoğullarının kendisine inandığı ilahtan başka ilah olmadığına inandım ve ben de Müslümanlardanım’ dedi. Şimdi öyle mi? Oysa sen önceleri isyan etmiştin ve bozgunculuk çıkaranlardandın. Bugün ise senden sonrakilere bir ayet, ibret olman için seni yalnızca bedeninle kurtaracağız. Herkese cesedini göstereceğiz. Gerçekten insanlardan çoğu bizim ayetlerimizden habersizdirler.” (Yunus Suresi, 90-92)
Kuran'da ve Tevrat'ta haber verilen Kızıldeniz'in yarılması mucizesinin nasıl gerçekleşmiş olabileceği konusunda bilim adamları uzun zamandır araştırmalar yürütmektedir. Bu araştırmalar sırasında elde edilen çarpıcı bir bulgu Kızıldeniz zemininde rastlanan bir sırttır. Bu denizaltı yükseltisi Kızıldeniz'in uzantısı olan Akabe Körfezi'nde yer alır. Bir yoruma göre Hz. Musa (as)'ın izlediği yol buradan geçmiştir. Bilim adamlarına göre doğudan esen şiddetli bir rüzgar bu tepeyi açığa çıkarmış olabilirdi.
Florida Üniversitesi okyanus bilimi profesörlerinden Doron Nof bu tezi test etmek için Kızıldeniz'deki sırtın tam bir modelini hazırladı. Yapılan deneyde Profesör Nof, bu modele rüzgar uyguladığında gerçekten de kuru bir yol açıldığını gördü. Hz. Musa (as)’'ın Kızıldeniz'den geçişi bu şekilde gerçekleşmiş olabilir. Şüphesiz en doğrusunu Allah bilir.
Arkeolojik bulgular sadece Kızıldeniz'in yarılması mucizesine değil aynı zamanda Firavun ve ordusunun boğulmasına da ışık tutmaktadır. Bilim adamları yıllardır Kızıldeniz'in derinliklerinde Firavun ordusunun kalıntılarını arıyorlardı. Ve araştırmalar onları çarpıcı sonuçlara ulaştırdı.
Bu görüntüler Sina yarımadasıyla Suudi Arabistan'ı birbirine bağlayan Akabe Körfezi'nde çekildi. Bu kum yüzey adeta deniz içinde bir tepeyi andırıyordu. Asıl önemlisi ise yer yer oluşan yosunlardır. Bu yosunların yaşayabilmesi için sert bir zemine tutunuyor olmaları gerekir. Hepsinden önemlisi tutundukları madde yok olsa da yosunlar onun şeklini alırlar.
Bilim adamlarının rastladığı bu yosunlarda farklı bir özellik vardı. Çevrede ne bir kaya ne de taş bulunuyordu. Ama bu yosunlar tıpkı Firavun'un arabalı askerlerinin tekerleklerine benziyordu. Araştırmalar sürdükçe bulgular daha da şaşırtıcı oluyordu. Kumun üzerinde bulunan bronz bir savaş arabası tekerleğiydi. Bu savaş arabası tekerleği muhtemelen suların altında boğulan Firavun'un ordusundan geriye kalmıştı.