"Evrimcilerin sahte delilleri 2" belgeselinden
ICHTHYOSAURUS
Evrimcileri, Darwin'in teorisini ayakta tutma çabalarında en çok zorlayan noktalardan biri de, ara geçiş formu olarak sunabilecekleri hiçbir fosilin bulunmamasıdır. Çaresiz kalan evrimciler, teorinin ortaya atıldığı zamandan bu yana sahte fosiller üretme yöntemine defalarca başvurmuşlardır. Ancak bu girişimleri her seferinde hezimetle sonuçlanmıştır.
Bu girişimlerden biri de tam 116 sene Galler Müzesi'nde sözde ara geçiş formu olarak sergilenen bir fosildir. 1884 Senesinde bir evrimci olan Samuel Allen adındaki koleksiyoncu, Galler Müzesi'ne evrimi kanıtladığı iddia edilen bir ara geçiş formu bağışladı. Müze yetkilileri, ıchthyosaurus adı verilen bu fosilin deniz sürüngenlerinin mükemmel bir örneği oluştuğunu düşünüyordu. 2000 Yılında fosilin bakıma alınması gerekti ve bu sırada fosilin sahte olduğu anlaşıldı. Ancak bu zaman aralığında müzeyi ziyaret eden yüz binlerce kişi fosilin evrim teorisini kanıtladığına inandırıldı.
BBC News Online'ın 8 Aralık 2000 günü yayınladığı haberde evrim teorisine delil olarak tam 116 senedir Galler Müzesi'nde sergilenen bu fosilin sahte olduğu belirliyordu. Bu Yunus benzeri hayali canlı iki ayrı deniz canlısının birleştirilmesiyle meydana getirilmişti. Uzmanlar, kafatası ve bedeninin farklı kaya türlerine gömülü olduğunu ortaya çıkardılar. Kafatası ıchthyosaurus communis adlı türe, bedense Leptonectes tenuirostris adlı benzer bir deniz canlısına aitti. Diğer kemikler plasterden yapılmış ve gerçekmiş gibi görünmeleri için kayaya saplanmışlardı. Ayrıca yüzgeçlerden biri de sahteydi. Ancak nedense evrimi desteklediği iddia edilen her sahte fosil gibi bu fosilde yıllarca müzelerde sergilenmişti.
Bu fosillerin ortak bir diğer yönü ise hiç kimse tarafından gerçekliklerinin kontrol edilmemesiydi. Müzenin bakım sorumlusu Dr. Carolyn Butler da, yıllardır bu meslekte olduğunu ancak bugüne kadar böyle bir olayla karşılaşmadığını ve çok büyük bir şok yaşadığını bildirmektedir:
“Bunca yıldan sonra bu yaratığın bir yapıştırma olduğunu öğrenmek bizi gerçekten şoke etti.”
Evrimcilerin ürettiği sahte bir fosille, yüz yılı aşkın sürede yüz binlerce kişi aldatılmış oluyordu. Ancak bu evrimcilerin ne ilk ne de son sahtekarlıklarıydı. Teorinin ortaya atıldığı dönemden itibaren ellerinde kanıt oluşturabilecek hiçbir bulgunun olmaması evrimcileri daima sahtekarlık yapmaya iten bir faktör olmuştu.
Canlı cansız her şeyin, insanların, hayvanların, bitkilerin, dünyanın, güneşin, galaksilerin, kısacası tüm evrenin tesadüfler sonucunda oluştuğunu iddia eden bilimsellikten bu denli uzak bir teorinin ısrarla ayakta tutulmaya çalışılmasının tek bir amacı vardır. Bu amaç, yüce Allah'ı ve yaratılışı reddeden materyalist ve ateist felsefe sistemine sözde bilimsel bir dayanak sağlamaktır.
Oysa bugün modern bilim göstermiştir ki, değil evrenin ya da bir canlının, o canlıdaki tek bir protein molekülünün bile tesadüfler sonucunda meydana gelmesi imkansızdır. Etrafımızda gördüğümüz ya da göremediğimiz büyük-küçük, canlı-cansız her şey, sonsuz kuvvet ve ilim sahibi yoktan var eden Yüce Rabbimizin benzersiz yaratmasıyla ortaya çıkmıştır. Yalnızca akıl ve vicdan sahibi müminlerin hakkıyla kavrayabilecekleri bu gerçeği Allah ayetlerinde şöyle bildirmektedir:
“Taneyi ve çekirdeği yaran şüphesiz Allah'tır. O diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarır. İşte Allah budur. Öyleyse nasıl oluyor da çevriliyorsunuz? O, sabahı yarıp çıkarandır. Geceyi bir sükûn, güneş ve ayı bir hesap kıldı. Bu, üstün ve güçlü olan, bilen Allah'ın takdiridir. O, karanın ve denizin karanlıklarından yolunuzu bulmanız için, size yıldızları var edendir. Bilebilen bir topluluk için, biz âyetleri birer birer açıkladık. O, sizi tek bir nefisten yaratandır. Bir karar ve emanet yeri vardır. Kavrayabilen bir topluluk için, ayetleri birer birer açıkladık. O, gökten su indirendir. Bununla her şeyin bitkisini bitirdik, ondan bir yeşillik çıkardık, ondan birbiri üstüne bindirilmiş taneler üretiyoruz. Ve hurma ağacının tomurcuğundan da yere sarkmış salkımlar, birbirine benzeyen ve benzemeyen üzümlerden, zeytinden ve nardan bahçeler. Meyvesine, ürün verdiğinde ve olgunluğa eriştiğinde bir bakıverin. Şüphesiz, inanacak bir topluluk için bunda gerçekten âyetler vardır.” (En’am Suresi, 95-99)